9
Devrimci 1 Mayıs Platformu (D1MP), her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacağını yaptığı bir basın açıklaması ile halka duyurdu.
Bileşenleri arasında Halk Cephesi, Kaldıraç, Proleter Devrimci Duruş ve Emek ve Özgürlük Cephesi’nin olduğu D1MP bileşenleri, bugün (10 Nisan 2015) saat 13.00’te Galatasaray Lisesi önünde toplandı.
D1MP sözcüsü, halka duyurulan ortak deklarasyonda:
“Gezi’de açığa çıkan halk hareketi, kendini yayarak devam etmektedir. Soma’daki İşçi katliamının arkasından ülke çapında yaygın eylemlerde kendini göstermiştir. Kobané direnişi sırasında, sokağa taşan yaygın eylemlerde kendini göstermiştir. İşçi eylemleri ve direnişlerinin daha güçlü sahiplenilmesinde açığa çıkmaktadır. Yırca’da, Validebağ’da olduğu gibi doğanın katledilmesi, kentlerin yağmalanmasına karşı eylemlerde kendini ortaya koymaktadır. Son olarak, Özgecan’ın katledilmesi sonrası dalga dalga sokaklara taşmıştır. Tüm bunlar, siyasi iktidarın, egemenlerin korkulu rüyasıdır. Yükselen toplumsal mücadelenin önünü kesmek, korku duvarında gedik açmış kitlelerin evine kapanmasını sağlamak için, devlet şiddetini arttırmak ve yeni ‘güvenlik’ yasaları çıkartmak dışında ellerinden bir şey gelmemektedir.” Diyerek AKP iktidarının faşist yüzünü teşhir etti.
Böylesi bir dönemde, tıpkı, 2010, 2011 ve 2012 1 Mayıs’larında olduğu gibi, tüm toplumsal mücadele güçlerinin kendi gündemleriyle 1 Mayıs alanına, Taksim’e akması, AKP’nin saldırılarına karşı verilecek güçlü bir yanıt olacağını vurgulayan D1MP sözcüsü, deklarasyonu şu sözlerle bitirdi:
“ Sendikalar, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, devrimci güçler, platformlar, forumlar, kısacası tüm emek güçleri olarak, birleşik, kitlesel ve devrimci özüne uygun bir 1 Mayıs’ı örgütlemek hepimizin görevidir. Bizler 2015 Taksim 1 Mayıs’ının yukarıda çizdiğimiz çerçevede geçmesi için her türlü çabayı göstereceğimizi deklare ediyoruz. Tarihimize, mücadelemize, düşenlerimize yakışır 1 Mayıs’ı birlikte örgütlemeye çağırıyoruz. Bu sorumluluk hepimizindir.
Yaşasın 1 Mayıs! Biji Yek Gulan!”
Basına ve Halklarımıza!
2015 1 Mayıs’ı yaklaşıyor.
2007, 2008, 2009’da sokak, sokak direnilerek kazanılan Taksim Meydanı’nda, 2010, 2011, 2012’de, üç yıl boyunca, her yıl kitlesi ve görkemi artan, milyonların katıldığı 1 Mayısları birlikte örgütledik.
Ardından devlet, bu ülkenin egemenlerinin, yükselen toplumsal mücadeleyi frenlemek için 2013 1 Mayıs’ı ile birlikte Taksim Meydanı’nı tekrar yasakladı. Yüzbinlerin Taksim Meydanı’na akarak kendi gündemlerini ortaya koymasını engellemek istedi.
2013 1 Mayıs’ında, Taksim’in yasaklama kararına rağmen, 1 Mayıs’ı örgütleyen sendikalar, meslek örgütleri, siyasi parti ve örgütler, demokratik kitle örgütleri ve toplumsal mücadelenin değişik alanlarından çevreler ortak bir irade geliştirerek, 1 Mayıs’ın 1 Mayıs alanında, Taksim’de kutlanması için omuz omuza mücadele etti.
Tüm yasaklamalara rağmen on binler yönünü Taksim’e çevirerek dişe diş bir mücadele yürüttü. 1 Mayıs 2013’te başlayan saldırı dalgası ve buna karşı sokaktaki direniş Mayıs ayı boyunca devam etti.
Gezi Parkı’na dönük yağma planlarının hayata geçirilmesi adımlarının atılması ile birlikte direnişin odağı haline gelen Gezi Parkı direnişine, 1 Mayıs’tan beri süregelen saldırgan politikalarla yaklaşılması, o güne kadar süren direnişin, bir patlamayla isyan dalgasına dönüşmesini tetikledi. Taksim’de patlayan isyan dalgası, İstanbul başta olmak üzere ülkenin her yanında milyonların sokağa, eyleme çıktığı bir halk hareketine dönüştü.
Bu ülkenin egemenleri Gezi’den bu yana rahat uyku uyuyamaz hale gelmişlerdir. O tarihten bu yana buldukları her mikrofondan Gezi’de sokağa çıkan milyonlara saldırmışlar, sokaklarda terör estirmeye devam etmişlerdir.
2014 1 Mayıs’ında da aynı saldırgan politikalarını devam ettirerek, 1 Mayıs alanını yasaklamışlar ve bu yasak, 1 Mayıs günü on binlerce insanın sokağa çıkması ile tanınmamıştır.
Gezi’de açığa çıkan halk hareketi, kendini yayarak devam etmektedir. Soma’daki İşçi katliamının arkasından ülke çapında yaygın eylemlerde kendini göstermiştir. Kobané direnişi sırasında, sokağa taşan yaygın eylemlerde kendini göstermiştir. İşçi eylemleri ve direnişlerinin daha güçlü sahiplenilmesinde açığa çıkmaktadır. Yırca’da, Validebağ’da olduğu gibi doğanın katledilmesi, kentlerin yağmalanmasına karşı eylemlerde kendini ortaya koymaktadır. Son olarak, Özgecan’ın katledilmesi sonrası dalga dalga sokaklara taşmıştır.
Tüm bunlar, siyasi iktidarın, egemenlerin korkulu rüyasıdır. Yükselen toplumsal mücadelenin önünü kesmek, korku duvarında gedik açmış kitlelerin evine kapanmasını sağlamak için, devlet şiddetini arttırmak ve yeni “güvenlik” yasaları çıkartmak dışında ellerinden bir şey gelmemektedir.
2015 1 Mayıs’ı yaklaşırken;
· Her ay 140 işçinin işçi cinayetlerinde katledildiği;
· Her gün kadın cinayetlerinin devam ettiği;
· Doğanın ve kentlerin yağma ve talanının olanca hızıyla sürdüğü;
· Sokak ortasında çocukların katledildiği;
· Resmi rakamlara göre, 30 milyon insanın, yani neredeyse ülke nüfusunun yarısının muhtaç duruma getirildiği;
· İşçi-emekçilerin elde kalan haklarının gasp edilmeye çalışıldığı, grevlerin yasaklandığı ve alın teri ile yaşayan insanların yoksulluğa ve sefalete mahkûm edildiği;
· Gezi Şehitlerinin davalarında katillerin korunduğu, ailelerin tehdit edildiği, dövüldüğü;
· Ortadoğu’da, halkların kanına giren, köle pazarları kuran, çocuk, kadın, yaşlı ayırmadan katliamlar gerçekleştiren vahşetin emperyalistlerle birlikte bizzat örgütlendiği;
· Tüm bunları sürdürmek için ise, devlet aygıtının tek elde toplanması planlarının yapıldığı;
Bunun karşısında ise;
· İşçilerin “artık yeter” diyerek lokal patlamalarla varlığını hissettirdiği;
· İşçi cinayetlerine, kadın cinayetlerine karşı sokakların dolduğu;
· Doğanın, kentlerin yağmasına karşı direnişlerin eksilmediği;
· Halkların imha ve inkâr politikalarına karşı dayanışmanın güçlendiği;
· Tüm baskı ve yasaklamalara karşı, direnişin sürdüğü
bir dönemden geçiyoruz.
Böylesi bir dönemde, tıpkı, 2010, 2011 ve 2012 1 Mayıs’larında olduğu gibi, tüm toplumsal mücadele güçlerinin kendi gündemleriyle 1 Mayıs alanına, Taksim’e akması, tüm bu saldırılara karşı verilecek güçlü bir yanıt olacaktır.
Sendikalar, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, devrimci güçler, platformlar, forumlar, kısacası tüm emek güçleri olarak, birleşik, kitlesel ve devrimci özüne uygun bir 1 Mayıs’ı örgütlemek hepimizin görevidir.
Bizler 2015 Taksim 1 Mayıs’ının yukarıda çizdiğimiz çerçevede geçmesi için her türlü çabayı göstereceğimizi deklare ediyoruz.
Tarihimize, mücadelemize, düşenlerimize yakışır 1 Mayıs’ı birlikte örgütlemeye çağırıyoruz.
Bu sorumluluk hepimizindir.
Yaşasın 1 Mayıs!
Biji Yek Gulan!
10 Nisan 2015
Devrimci 1 Mayıs Platformu
