Ankara’nın ortasında, Yüksel Caddesin de 9 Kasım 2016’da OHAL’in hukuksuz KHK’larına karşı başlayan direniş 1400’lü günlerde…
Bu direnişe tek başına başlayan Nuriye Gülmen’e daha sonra diğer direnişçilerin de eklenmesi ile Yüksel Direnişi tek bir kar tanesiyken koca bir çığa dönüştü ve bu çığ ile KHK hukuksuzluğunu yerle bir ettik. Öyle ki Nu-Se’nin 324 günlük açlık grevi direnişi boyunca KHK ile işten atılmalar durdurulmuştur.
Faşizmin KHK ile halkı teslim alma saldırısını boşa çıkaran Yüksel Direnişine düşmandır. Bu düşmanlıklarını direnişçilerin kemiklerini kırarak, taciz ederek, işkence yaparak gösterdi ve en sonunda direnişçilerin hepsini tutuklayıp 5 ayrı hapishaneye sürgün etti!
Ancak nafiledir Yüksel Direnişi hala bitirilemedi ve sürüyor. Çünkü OHAL kalkmış olsa bile, OHAL ile getirilen hukuksuzluklar devam ediyor. Sürekli faşizmin olduğu ülkemizde buna karşı direnişte sürekli oluyor. Artan bir süreklilik ile büyümeye devam ediyor.
Dünyada ve ülkemizde halkların mücadeleleriyle sembolleşmiş meydanlar vardır. Küba’da Devrim Meydanı, Sovyetler’de Kızıl Meydan, Mısır’da Tahrir Meydanı, ülkemizde Taksim Meydanı… Yüksel Caddesi de artık mücadeleyle sembolleşen bir yer olmuştur. İşte faşizmin Yüksel Direnişçilerini tutuklamasının bir nedeni de direniş geleneği yaratmış olmalarıdır.
Yüksel Direnişçileri bugün tutsak ama direniş tutsak edilemez. Yenilmeyen tek komutan direniş kendisine takılmak istenen tüm zincirleri parçalamaya devam ediyor. Yüksel Direnişçilerinin kapatıldığı hücreleri parçalayacağız.
Yüksel Direnişçileri Serbest Bırakılsın!
Dev-Genç
