İstanbul Halkın Hukuk Bürosu, 6 Şubat 2024 günü hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeksizin basıldı ve içeride bulunan ÇHD Genel Merkez Yöneticisi Av. Betül Vangölü Kozağaçlı ile birlikte Av. Didem Baydar Ünsal, Av. Seda Şaraldı ve Av. Berrak Çağlar gözaltına alındı.
Yapılan baskınları teşhir etmek ve gözaltına alınan avukatların serbest bırakılması için ÇHD İstanbul Şube ile ÖHD ortak basın açıklaması yaptı.
Basın açıklaması şu şekildedir:
“Basına ve Kamuoyuna;
6 Şubat 2024 günü İstanbul’da, derneğimiz üyesi meslektaşlarımızın büroları, işyerleri kapıları tamamen yerinden sökülmek suretiyle basılmıştır.
Uygulanan yöntem avukatları ve avukatlık mesleğini kriminalize etmek ve kamuoyunda korkutma ile yanlış algı oluşturma dışında bir işe yaramazken, herhangi bir suç fiili ya da hukuki irtibat kurma gereği bile durmadan avukatlar hukuksuz bir biçimde gözaltına alınmıştır.
Şu an biz bu açıklamayı yaparken halen Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi Betül Vangölü Kozağaçlı, yine dernek üyelerimiz Av. Seda Şaraldı, Av. Berrak Çağlar ve Av. Didem Baydar Ünsal Halkın Hukuk Bürosu’na yönelik hukuksuz baskın neticesinde gözaltındadırlar.
Soruşturma konusu olayla avukatların ilişkilendirilmeye çalışılması hiçbir hukuki altyapıya sahip değildir. Özellikle son on yıldır toplumsal muhalefetin savunmanlığını yapan avukatlar sürekli ve yoğun bir biçimde kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Bugün, derneğimiz üyesi meslektaşlarımızın uzak-yakın asla irtibatlandırılamayacakları bir olay kapsamında gözaltına alınmaları süregelen kriminalize etme çalışmalarının bir devamıdır.
Çağlayan Adliyesi’nde meydana gelen olayın hemen akabinde, dakikalar içerisinde hangi deliller elde edilmiştir ki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı meslektaşlarımıza yönelmiştir?
Sadece iki saat içinde meslektaşlarımızın bürolarına kolluk tarafından gelinmiştir.
Çağlayan Adliyesi’ndeki olayı bahane ederek avukat arkadaşlarımızı gözaltına almak açıkça son yıllarda çok daha fazla gördüğümüz delilsiz, dayanaksız, sadece şahsi tercih ve yorumlarıyla ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı biçimde avukat-müvekkil ilişkisiyle örtüştürülemez ilkesinin yok sayılmasından başka bir şey değildir. Savcılık da kolluk da yaşanan olay ilgili meslektaşlarımızın hiçbir ilgisi olmadığını çok iyi bilmektedir. Amaç her zaman olduğu gibi yaşanan bir olayı fırsat bilerek her daim kriminalize etmeye çalıştıkları ÇHD’li avukatları tutuklatmaya, kapatmaya çalışmaktır.
Biz ÇHD’li avukatlar, avukatlık pratiğimiz ve hukukun gereği uygulamak zorunda kaldıkları birçok durum bu rahatsızlıklarının kaynağıdır. Biz ÇHD’li avukatlar hiçbir zaman uygulamak istemedikleri hukuku onlara çoğu zaman uygulatmak zorundaydık. Uygulamak zorunda bırakıyoruz, bu da onları rahatsız etmektedir.
Derneğimiz üyesi avukatlara aynı senaryolarla daha önce 2013’te ve 2017’de de bu işlemler yapılmıştır. Ki 2013’te meslektaşlarımızın ‘11 çelik kapı ardından örgütsel toplantı yaptıkları’ yalanları söylenmişti; 2017’de ‘silahlı örgüt yönettikleri’ yalanı söylenmişti. Tüm bunların yalan olduğu o dönemde soruşturmalar kapsamında hemen ortaya çıktı, hatta arkadaşlarımız yargılandıkları dosyanın ilk celsesinde hepsi tahliye edilmişti.
Bugün yaşanan bu olaylar da o yalanların devamı mahiyetindedir. Elbette, buradaki yalan da er-geç ortaya çıkacaktır. Soruşturma başlarken olabildiğince kendi politik hedeflerini uygun en ağır cezaların öngörüldüğü ve tutuklamaya yönelik işlevsel kanun maddelerini, yan yana yazarak herhangi hukuki bir delil ve gerekçe bulma zahmetine katlanmadan ve bunların sorgulanmasının önüne geçmek için de ‘gizlilik kararı’ alınarak hareket eden soruşturma makamları ciddiyetini kaybetmektedir.
Avukatlık meslek örgütleri, barolar, meslek birliğimiz Türkiye Barolar Birliği evrensel hukuk kuralları ve avukatlık mesleğinin kuralları gereği oluşan bu baskıya karşı hep birlikte karşı koymadıkça avukatlık mesleği daha birçok bedel ödeyerek kazandığı haklarını ve itibarını terk etmek zorunda kalacaktır. Avukatlık, hak savunuculuğu misyonundan sadece dava vekilliğine indirgenecektir.
Bugün gözaltına alınan bizzat avukatlık mesleğinin kendisidir. Yalnızca meslektaşlarımız değildir.
Ülkede bu mesleği yüz akıyla yapan arkadaşlarımızı savunmakta asla tereddüt etmeyeceğiz, sonuna kadar yanlarında olacağız.
Çağdaş Hukukçular Derneği olarak 50 yıllık mücadele geleneğimizden edindiğimiz güçle arkadaşlarımızı-meslektaşlarımızı asla yalnız bırakmayacağız; duyarlı tüm meslektaşlarımızı, baroları, meslek birliğimiz Türkiye Barolar Birliği’ni ve kamuoyunu dayanışmaya davet ediyoruz.
Çağdaş Hukukçular Derneği”
