10
ESKİŞEHİR’DE İŞTEN ATILAN EĞİTİM-SEN ÜYESİ NURİYE GÜLMEN VE AÇIĞA ALINAN EĞİTİM-SEN ÜYESİ HATİCE YÜKSEL İÇİN AÇIKLAMALAR
Geçtiğimiz günlerde Çağlayan Adliyesinde gerçeklen rehine eylemi sonrasında birkaç ilde operasyon başlatılmıştı. Bu operasyon kapsamında Eskişehir’de ki gözaltlıları 6 kişilik bir grup protesto etmişti. Eğitim-Sen üyesi olan Hatice Yüksel bu protesto sırasında gözaltına alındı. Gözaltına alınan Yüksel açığa alındı.
BASIN AÇIKLAMASINA KATILMAK SUÇ DEĞİLDİR
Ben işinden, öğrencilerinden uzaklaştırılmaya çalışılan bir öğretmenim. Eskişehir’in Beylikova ilçesinin küçük bir ortaokulunda İngilizce öğretmeni olarak görev yapmakta iken, 8 Nisan günü, bana “Bu yeni İngilizce öğretmenimiz” diye tanıştırılan bir meslektaşım ve arkasından görevimden uzaklaştırıldığımı açıklayan bir tebliğ almam ile görevimden alıkonuldum.
Elime tutuşturulan yazıyla birlikte okuldan ayrıldım ve yazıda geçen maddeleri araştırmaya başladım. Bu maddelerden bir tanesi hakkımda yürütülen disiplin soruşturması süresince, sözde soruşturmanın ve benim güvenliğim açısından işimden uzaklaştırılabileceğimi, diğeri de beni uzaklaştırma yetkisinin vali ve kaymakamda olduğunu açıklıyordu. Evet, hakkımda bir soruşturma vardı. 31 Mart günü Çağlayan Adliyesinde yaşanan olayın ardından, olayla ilgisi olmayan birçok insan gözaltına alınmıştı. Eskişehir’de de, aynı sendikanın üyesi olduğum, çok yakın bir arkadaşım gözaltına alınmıştı. Arkadaşım iki yıl önce katıldığı gezi eylemleri ve basın açıklamalarıyla suçlanıyordu. Onu sahiplenmemek düşünülemezdi ve ben de arkadaşlarımın serbest bırakılması talepli bir basın açıklamasına katıldım. Anayasada hak olarak belirtilen basın açıklaması yapma özgürlüğüm (MADDE 26.– Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.) gasp edilerek hukuksuz bir şekilde gözaltına alındım. Ertesi gün ise savcıya ifade vermemin ardından serbest bırakılarak görevime devam ettim. Bir sonraki günde basın açıklamamıza konu olan arkadaşım da serbest bırakıldı.
Bu konuyla ilgili ilçe milli eğitim müdürlüğü ve idaresi tarafından baskı göreceğimi tahmin edebiliyordum. 7 aydır çalıştığım Beylikova ilçesinde, haklarımı kullanmam konusunda epey sıkıntı yaşamıştım zaten. Sendikamın aldığı grev kararlarından sonra ilçe kaymakamının “Bu ilçede böyle şeyler olmaz, dışlanırsın” tehditleri, görevim olmayan konularda fikrim alınmaksızın görevlendirilmeme itiraz ettiğimde ilçe kaymakamının argo konuşması, şube müdürünün “Nöbet eylemi yaparsan okulda çay içmenizi yasaklarım” gibi baskılarına oldukça alışık olduğumdan bu meseleyi de ilçedeki diğer çalışanların hak aramamaları, kendilerine söylenenleri koşulsuz kabul etmeleri adına terörize edeceklerini tahmin ediyordum. Ancak görevimden açığa alınacak kadar ileri gidilebileceği o anda öngörebildiğim bir durum değildi. Gerek basından gerek çalışma yaşantımızdan tanık olduğumuz üzere, öğrencilerine zarar veren, dayak atan, tacizde bulunan öğretmenlere hiçbir yaptırım uygulanmaz, hatta ödüllendirircesine daha merkezi okullara gönderilirken, ben demokratik hakkımı kullandığım, bir basın açıklamasına katılarak arkadaşımı sahiplendiğim için 7 yıldır özveriyle çalıştığım işimden uzaklaştırılıyor, cezalandırılıyordum.
Elbette bu yaşadığım durumu yalnızca kendi öznelime mal etmek gerçekçi bir değerlendirme olmayacaktır. Hepimizin bildiği üzere iktidarın özlemini duyduğu “Yeni Türkiye” bu ve buna benzer pek çok hak gaspına gebe. Her gün yaşadığımız örneklerde görüyoruz ki düşünen, sorgulayan, muhalefet eden, fikir beyanında bulunan herkes bir şekilde bastırılmaya, tecrit edilmeye çalışılıyor. Pek çok kesimin itirazına rağmen çıkartılan İç Güvenlik Yasası da iktidara ve onların kraldan çok kralcı hizmetkarlarına, baskılarını pervasızlaştıracak yetkiler sunuyor. Demokratik hakkını kullanmak, iktidardan yana olmamak hırsızlıktan, yolsuzluktan daha büyük suç olarak karşımıza çıkarılıyor. Eğitim alanında yaşanılan pek çok sorun çözümsüz beklerken, eğitimciler hizaya sokulmaya çalışılarak sorunların üstü kapatılıyor. Halil Serkan Öz öğretmenin Yalova valisiyle yaşadığı sorun üzerine hayatını kaybetmesinin acısını ve öfkesini yaşarken başka valilerin de Yalova valisini kendine örnek aldığını görüyoruz.
Bizler de tüm bunlara sessiz kaldığımız her an sıranın kendimize geleceği güne daha da yaklaşıyoruz. Benim yaşadığım durum bunun bir örneği olmakla birlikte geleceğe dair de önemli bir örnek teşkil etmekte. Ben bir basın açıklamasına katıldım ve görevimden uzaklaştırıldım. Oysa basın açıklamasına katılmak ceza gerektiren bir suç değil, demokratik bir haktır. Ne yazık ki bu örnek, önümüzdeki süreçte demokratik haklarımızın bir bir elimizden alınmaya çalışılacağının, bizlerin her türlü baskıya, hukuksuzluğa karşı sessiz kalmaya zorlanacağının açık bir kanıtıdır. İşte bu nedenlerden ötürü, bu duruma karşı direnmeyi bir zorunluluk olarak görüyorum. Hem bir an evvel görevime dönmek hem de başka insanların da buna benzer haksızlıklara maruz kalmaması için mücadele etmekten başka bir yol bulunmamakta. Bunun için hafta içi her gün saat:17.00 ile 19.00 Arasında Adalar Migros önünde işime geri dönme talebiyle imza masası açacağım. Ayrıca 8 Mayıs Cuma günü saat:17.00’de valilik önünde basın açıklaması düzenleyeceğim. Sizleri de imza masasına ve basın açıklamasına gelerek mücadeleme destek vermeye davet ediyorum.
EĞİTİM-SEN ŞUBE SEKRETERİ NAZIM YILMAZ KONU İLE İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI.
“Herkesin bildiği gibi geçtiğimiz haftalarda İstanbul Çağlayan Adliyesinde gerçekleşen rehine eylemi sonrasında polisin gerçekleştirdiği operasyon nedeniyle rehin alınan Cumhuriyet Savcısı ve iki eylemci hayatını kaybetmişti. Yaşanan bu üzücü olay sonrasında siyasi iktidarın fırsattan istifade etme anlayışıyla, emniyet güçleri aracılığıyla Eskişehir başta olmak üzere birçok ilde ve üniversitede gerçekleştirdiği operasyonlarla bir “cadı avı” başlatmıştı” diyerek sözlerine başlayan Yılmaz; Eskişehir de aynı gün öğlen saatlerinde bu operasyonları basın açıklamasıyla protesto eden 6 kişi de emniyet güçleri tarafından gözaltına alınmış ve ifadeleri alındıktan sonra salıverilmişlerdi.
Yapılan bu basın açıklamasına katılan sendikamız üyesi Beylikova Atatürk Ortokulu İngilizce öğretmeni Hatice Yüksel arkadaşımız da gözaltına alınmış ve ifadesinin alınmasından sonra serbest bırakılmıştı. Konuyla ilgili Emniyet müdürlüğü tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğüne haber verilmesinin ardından Hatice arkadaşımız açığa alınmıştır.
Buradan Soruyoruz;
• Hırsızlar – Katiller – Tacizci ve Tecavüzcüler dışarıda elini kolunu sallayarak gezerken öğretmen arkadaşımızın ifade özgürlüğü çerçevesinde basın açıklamasına katılarak düşüncelerini ifade etmesi suç mudur?
• Savcı ve Hakim konuyla ilgili arkadaşımızın ifadesini aldıktan sonra arkadaşımızı salıvermesine rağmen İl Milli Eğitim Müdürlüğünün arkadaşımız daha savcılıktayken jet hızıyla soruşturma başlatıp açığa alma tutumu neyin nesidir?
• İl Milli Eğitim Müdürlüğünün elinde konuyla ilgili bizlerin, Savcının ve Hakimlerin bilmediği bilgi – belge mi vardır yoksa işgüzarlık mı yapmaktadırlar?
• İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu hızlı karar alma ve uygulama becerisini, basında çıkan eğitim ile ilgili birçok iddiada neden kullanmamaktadır?
Eğitim Sen olarak; arkadaşımıza yönelik alınan bu kararın haksız ve hukuksuz olduğunu biliyoruz. Yapılan bu yanlıştan derhal dönülmesi gerektiğini yetkililere hatırlatıyoruz. Eğer ceza gerektiren bir durum varsa zaten adli süreç işler ve gereken yasalar çerçevesinde yapılır. Ancak görevden vazife çıkarıp jet hızıyla kararlar alanlar şunu bilmelidir ki “basın açıklaması yapmak ve yapılan basın açıklamasına katılmak” izne tabi bir olay değildir ve ifade özgürlüğünün en doğal biçimidir. Bu noktadan hareketle Eğitim Sen olarak arkadaşımızla dayanışma duygularımızı bir kez daha bildiriyor, kamuoyunu bu hukuksuzluğa tavır almaya çağırıyoruz.”dedi.
Buradan Soruyoruz;
• Hırsızlar – Katiller – Tacizci ve Tecavüzcüler dışarıda elini kolunu sallayarak gezerken öğretmen arkadaşımızın ifade özgürlüğü çerçevesinde basın açıklamasına katılarak düşüncelerini ifade etmesi suç mudur?
• Savcı ve Hakim konuyla ilgili arkadaşımızın ifadesini aldıktan sonra arkadaşımızı salıvermesine rağmen İl Milli Eğitim Müdürlüğünün arkadaşımız daha savcılıktayken jet hızıyla soruşturma başlatıp açığa alma tutumu neyin nesidir?
• İl Milli Eğitim Müdürlüğünün elinde konuyla ilgili bizlerin, Savcının ve Hakimlerin bilmediği bilgi – belge mi vardır yoksa işgüzarlık mı yapmaktadırlar?
• İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu hızlı karar alma ve uygulama becerisini, basında çıkan eğitim ile ilgili birçok iddiada neden kullanmamaktadır?
Eğitim Sen olarak; arkadaşımıza yönelik alınan bu kararın haksız ve hukuksuz olduğunu biliyoruz. Yapılan bu yanlıştan derhal dönülmesi gerektiğini yetkililere hatırlatıyoruz. Eğer ceza gerektiren bir durum varsa zaten adli süreç işler ve gereken yasalar çerçevesinde yapılır. Ancak görevden vazife çıkarıp jet hızıyla kararlar alanlar şunu bilmelidir ki “basın açıklaması yapmak ve yapılan basın açıklamasına katılmak” izne tabi bir olay değildir ve ifade özgürlüğünün en doğal biçimidir. Bu noktadan hareketle Eğitim Sen olarak arkadaşımızla dayanışma duygularımızı bir kez daha bildiriyor, kamuoyunu bu hukuksuzluğa tavır almaya çağırıyoruz.”dedi.
