Home BlogBakırköy Hapishanesi Önünde Basın Açıklamasına Çağrı

Bakırköy Hapishanesi Önünde Basın Açıklamasına Çağrı

by halkinkutuphanesi
0 comments
Bakırköy Kadın Hapishanesinde Yeni Bir “Hayata Dönüş” Katliamına ve Tecrit Dayatmasına İzin Vermeyelim
F Tipi Hapishaneler, 19-22 Aralık 2000’de gerçekleştirilen, 28 siyasi tutsağın diri diri yakılarak, kurşunlanarak, menşei tespit edilemeyen kimyasal gazlarla vücutları eritilerek katledildiği ‘Hayata Dönüş’ Operasyonu ile Türkiye halklarının gündemine girdi. O tarihte 28 tutsağı katletme pahasına, hatta “biz daha fazla kayıp bekliyorduk, beklediğimizden az oldu” diyerek daha fazlasını öldürmeyi göze alıp tecrit politikasını uygulamaya geçiren siyasi iradenin F Tipi tecrit modelindeki ısrarı sürüyor.

Bu kez, F Tipi tecrit modelinin uygulamaya konulduğu ilk dönemde kapsam dışı tutulan kadın siyasi tutsaklar öncelikli olmak üzere, Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’ndeki tutuklu ve hükümlülerin Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesine sevki söz konusu. Yani bu kez kadın tutsaklar hedefte.
Sevk planının kadın tutuklu ve hükümlülerce öğrenilmesini müteakip yapılan görüşmelerde de bir kısım kadın tutsaklar; gerçekleştirilecek bu sevklere karşı direneceklerini ve zaten 19-22 Aralık 2000 tarihindeki katliamlardan önce de bu durumu ilan ettiklerini vurgulamışlardır. Hapishane idaresiyle yapılan görüşmelerde, bu sevkin kararının uzun zaman önce alındığı ve inisiyatifin Adalet Bakanlığı’nda olduğu ileri sürülerek sorunun çözümü için herhangi bir adım atılmaktan sakınılmış, sürekli çelişkili bilgiler verilerek zaman kazanılmaya çalışılmıştır.
Başta kadın siyasi tutsaklar ve onlara destek veren biz aşağıda imzası bulunan çağırıcı kurumlar olmak üzere bu sevk saldırısına karşı çıkışımızın üç temel dayanağı bulunmaktadır.
Birincisi; diğer F Tipi hapishaneler gibi 1 ve 3 kişilik hücrelerden oluşan ancak daha küçük havalandırma alanı bulunan ve bazı mimari özellikleri farklı olan Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesi de diğerleri gibi tutsakların hem kendi aralarında hem dış dünyadan siyasal/sosyal/kültürel anlamda tecrit edilmesi esasına dayalı olup bir işkence biçimidir.
Bu durum yalnızca hapishanenin fiziki/mimari yapısından ve tecrit politikasının özünü oluşturan keyfi uygulamalardan kaynaklanmamakta, bu hapishanelerin şehir merkezlerinin çok uzağına, ulaşım imkânlarının çok sınırlı olduğu yerlere inşa edilmiş olmasından da kaynaklanmaktadır. Yine tutsakların bulundukları, ailelerinin yaşadığı veya yargılandıkları yerlerin çok uzağında yerlere sürgün edilmesi de bunun bir paçası olmaktadır.
Bu nedenle, İstanbul gibi bir şehirde, ulaşım kolaylığına sahip, şehir merkezinde ve koğuş sisteminde olan bir hapishaneden şehrin uzağında, dağ başında ve tecrit modelinde bir hapishaneye sevk durumu hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz, masumlaştırılamaz.
İkincisi; Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesi kreş, gündüz bakım evi, hapishanelerde anneleri ile birlikte kalmakta olan çocukların eğitimi için özel olarak tasarlanmış eğitim-öğretim ve yine rehabilitasyon merkezlerinden yoksundur. Ayrıca Silivri 9 No’lu kapalı hapishanesi 1500 kişi kapasiteye sahip olup 1500 kişilik tutuklu ve hükümlüye hizmet verebilecek hastane imkanlarından da yoksundur.
Zira Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesinde çok sayıda hasta tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu, hapishanenin merkezi konumu ve sağladığı çeşitli imkanlar sebebiyle ülkenin pek çok yerinden tedavisinin yapılabilmesi için özellikle bu hapishaneye sevkle gönderilen pek çok şizofreniye yakalanmış, beyin kanaması geçirip hayati tehlikesi devam etmekte olan hasta tutuklu ve hükümlü olduğu bilinmektedir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, yazılı ve görsel medyayı da uzun süre meşgul ettiği üzere; annesiyle birlikte kalmak zorunda olan 3,5 yaşındaki otizmli Poyraz Ali Bakır da tedavisinin yapılması amacıyla ve otizmli olduğu için özel eğitime tabi tutulmak üzere annesiyle birlikte Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesine sevk edilmiştir.
Dolayısıyla Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesindeki tutuklu ve hükümlülerin her türlü fiziki ve teknik altyapıdan yoksun Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesine sevk edilmelerinin tecritin ağırlaştırılmasına ve yine kadın tutuklu ve hükümlüler ile kalan çocuklarının eğitim, öğretim ve dış dünya ile ilişki kurma fırsatlarının tamamen ellerinden alınmasına yol açacağı aşikârdır.
Son olarak; bir kısım kadın siyasi tutsakların, ne gerekçeyle olursa olsun tecrit hücrelerine kendi istekleriyle girmeyeceklerini, olası bir sevk saldırısı halinde direneceklerini ifade etmeleri karşısında 19-22 Aralık 2000 tarihlerinde gerçekleşen ve onlarca tutsağın katledildiği, yüzlercesinin yaralandığı “Hayata Dönüş” katliamı benzeri bir sonuç doğması muhtemeldir.
Bu nedenlerle, bizler, aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak, Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesindeki tutuklulara/hükümlülere ve yine onlarla birlikte kalan çocuklara yönelik tecrit uygulamasının ağırlaştırılmasına seyirci kalmayacağımızı ve olası bir katliama izin vermeyeceğimizi, sürecin takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.
Bu çerçevede, konuya duyarlı tüm demokratik kitle örgütlerini, meslek örgütlerini, sendika ve odaları, kadın ve çocuk hakları konusunda duyarlılığı olan tüm kadın ve çocuk hakları örgütlerini Bakırköy hapishanesindeki kadın tutsaklarla dayanışmaya, bu amaçla 30.06.2015 Salı günü yapacağımız basın açıklamasına katılmaya çağırıyoruz.
TARİH: 8 Temmuz Çarşamba
SAAT: 12.00
YER: BAKIRKÖY KADIN HAPİSHANESİ ÖNÜ
ADAM-DER, ANADAVA, ÇHD İSTANBUL ŞUBESİ, DEVRİMCİ 78’LİLER, EMEKLİLER MECLİSİ, HDP, HUKUKTA SOL TAVIR DERNEĞİ, İHD İSTANBUL ŞUBESİ, KJA İSTANBUL, KOMÜNİST KADINLAR, ÖDAV, ÖHD İSTANBUL ŞUBESİ, TUTUKLU AİLELERİ İLE DAYANIŞMA DERNEĞİ, TOHAV.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode