5
BİLGİ VE AKIL FUKARASI CAN ATAKLI’NIN HEZEYANLARI
Üst perdeden konuşmayı, herkesi azarlamayı pek sever
”Cahille konuşma her sözü insan incitir” denir ya iste tamda ona yakışan bir sözdür
Sözüm ona AKP ye karşıdır. Demokrattır. Halktan ve haktan yanadır.
Gerçekte ise tepeden tırnağa düzen savunucusudur.
Hatta bu sömürücü ve zalim düzenin en alçak, en işkenceci ve katil örgütü olan kontra-gerillasının hamisidir.
Faşist devleti aklamak için diğer düzen yanlılarıyla yarışan katıksız bir zihniyete sahiptir.
AKP ile de halk düşmanlığında hiçbir farkları yoktur.
6 Kasım 2019 da SÖZCÜ Gazetesi’ndeki köşesinde : ”KAFAMI BOZAN ŞEYLER (Tetikci Medya Acemi Tezgah)” adlı yazısında bilgi sefilliğini ve cehaletini bir kez daha ortaya seriyor. Bu yazısında değindiği olay şöyledir: İsviçre’de CHP, Cumhuriyetin 96. yıl dönemi kutlamalarını yapmak ister.
Kutlamaların yapılacağı salonda Kürt milliyetçileri CHP’nin savaş politikasını ve Kürdıstan’daki işgalini desteklemesini protesto eder. Dışarıda ise Halk Cepheliler Kürt milliyetçilerinden bağımsız olarak ,Mahir Kılıç’ın işe alınmamasını içeren bir protesto gerçekleştirir .
”CANAN KAFTANCIOĞLU SÖZÜNÜ TUT MAHİR KILICI İŞİNE GERİ İADE ET” pankartı açarlar.
Bu pankartı açanların kim olduğu açık ve net bellidir. Haberide yapılmış ve yayınlanmıştır. OLAY BU DUR!
Bakınız can ataklı bu olayı ne hale sokuyor:
Birinci olarak, her iki olay da sözde PKK’nın olayı olarak gösteriyor.(Tam da konntr-gerillanın psikolojik savaş taktiği)
İkinci olarak, bunlar, PKK’nın da olayı değil AKP’nin yandaş medyasının hazırladığı bir tezgahtır diyor.
Bakınız nasıl çakmış meseleyi Can Ataklı! Ne CİN zekâ değil mi?
İki gün sonra ise şunları yazıyor ”ACEMİ TEŞKİLATÇILARIN TEZGAHINDAKİ İSİM 55 BİN LİRA ALMİŞ.” Burada sözünü ettiği kişi yine MAHİR KILIÇ’dır.
Belliki iki gün düşünmüş Can Ataklı. Araştırmış Kafa yormuş. Muhtemelen CHP ye falan da sormuş olmalı. Ama bu akıl fukarası halen gerçeğin ne olduğunu göremiyor. Hala bu işin AKP tezgâhı olduğundan emin.
Üstelik Mahir’in işinden atıldığını kabul ediyor.(Nihayet!)
Ama Mahir’i işten atan İzmir’in CHP’Lİ BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYESİ…
Mahir bu işten atılmaya karşı uzun süreli bir direniş yapıyor.
Direnişi 2018 yılında ZAFERLE sonuçlanıyor.
Mahirin zararı tazmin ediliyor ve başta Canan Kaftancıoğlu olmak üzere başlıca CHP yetkilileri işe geri alınacağı sözü veriyor. Bu konuda da CHP yetkilileri ile bir protokol yapılıyor. Bu protokol gereği, Mahir işe geri alınacağını beklerken CHP yetkilileri sözünde durmuyorlar. Ve Mahir yeniden direnişe başlıyor. Bu direnişte Mahir, CHP’li yetkililerin teşviki ile kendine yönelik her türlü saldırıyı göğüslüyor. Bu saldırılar arasında direnişi karalama çabası da var. Bu karalamaların başında Mahirin direnişinin AKP’nin işine yaradığı yaygarası var.
Bu karalamaların nedeni, Mahir’in direnişinin tıpkı AKP gibi CHP’nin de düzen partisi oldugu; işçilerin ve emekçi halkların düşmanı oldugu gerçeğini açığa çıkarmasıdır. CHP’nin ve düzenin hazmedemediği budur.
CAN ATAKLI bu imzalanan Protokolü de sayfasına koymuş. Belgenin eski haklara ait olduğunu, Mahir’ in aldığı paranın eski zararlarının tazmini olduğunu bildiğini de açıklıyor.
Şimdi ne beklersiniz: Bunları bilen birinin emeğe ve emekçiye zerre kadar saygısı varsa, O işçinin haklarını savunmasını, yapılan büyük haksızlık dan dolayı CUMHURİYET HALK PARTİSİNİ eleştirmesini beklersiniz değil mi?
Ama Can Ataklı bu tutumun tam aksine davranıyor ve cinliğe devam ediyor.
Ona göre Mahirin direnişi de AKP teşkilatçılarının tezgahı!..
Ama bu teşkilatçılar ona göre acemi ve aptal.
Mahirin parayı alıp bitirdiğini bile bilmiyorlar.
Mahir onları da aldatıyor.
Ve şimdi bu üstün zekalı zehir hafiyenin en dramatik gösterisi geliyor: Bu aldatılmışlığa çok gülmek. Evet aynen böyle yazıyor! Bu aldatılmışlığa çok gülmüş!
Ne kadar dramatik, ve traji komik bir tutum değil mi? Bir işçi işinden atılıyor. Bu işçi iki çocuklu bir aileye sahip. Ve Çoluğu çocuğuyla aç bırakılıyor.
Bunun sorumluluğuyla hareket edeceğine bu işçinin direnişi karalamakla meşgul aşağılık bir tutumla karşı karşıyayız.
Ama Buna karşın, Mahir direnmemeliydi. Hukuk mücadelesi vermemeliydi. Bir de üstelik zararları karşılığında tazminat almış ki; hiç haddine değildi!
Nasılsa o bir köle idi.
İş veren efendisinin her türlü kararına sessizce boyun eğmeliydi.
Aksine davranırsa aç kalmayı aşağılanmayı baskı ve terörü ve hatta ölümü hak ediyordu. Öyle değil mi, aynen böyle düşünüyorsun değil mi pek sayın vicdansız Can Ataklı
İnsan cahil ve bilgisiz olabilir. Bu bir yerde anlaşılabilir bir durumdur. AMA en kötüsü ve anlaşılmaz olanı kapkaranlık bir vicdana sahip olmasıdır.
Can Ataklı’nın vicdanında, halk ve halkın çıkarları söz konusu olduğunda, bir toplu iğne başı kadar beyaz yok.
Ayrıca bu Kara vicdanlı zavallı, bizzat kendisinin CHP’nin tezgahına geldiğini de görmüyor.
Aslında acemice tezgâha düşen kendisi, haberi yok!
CHP emekçinin hakkını teslim edeceğine, komplolarla, yalanlarla, çarpıtmalarla, provokasyonlarla direnişi bitirmek istiyor.
Can Ataklı gibi, oltaya gelmeye pek hevesli sazan balıkları ortalıkta dolanırken, bu işe gönüllü bulmak da pek zor olmuyor
Derdimiz Can Ataklı’yla uğraşmak değil.
Esasında bu gibileri muhatap almak bile doğru değildir.
Ama halkımız bunları tanımalıdır.
Sömürü düzeninin en Muhalif, en demokrat geçinen savunucularının,en keskin AKP karşıtı gibi geçinenlerin bile nasıl bir halk düşmanı olduğu anlaşılmalıdır.
Bizim sorunumuz budur.
AVRUPA HALK MECLİSLERİ
