Home BlogAmed Halkın Hukuk Bürosu Açıklaması

Amed Halkın Hukuk Bürosu Açıklaması

by halkinkutuphanesi
0 comments

 Figen Yüksekdağ’ın Hangi Sözüne Cevap Verelim? Hangi Söyledikleri Hakkında Bir Değerlendirme Yapalım?

Şu an HDP Eş Genel Başkanlığını yapan Figen Yüksekdağ “  Avrupa Alevi Dernekleri Federasoyunun 14 ağustos 2015 günü yaptığı ziyaretten sonra açıklama yaptı. Açıklamada söylediklerinin nerede ise her satırına cevap vermek, bir şeyler söylemek gerekiyor. Çünkü söyledikleri açıkça bir düzen politikacısının söylediklerinden farssızdır.
Açıklamayı yapanın kim olduğunu bilmeseniz sıradan bir düzen politikacısının yaptığı açıklamalar sanırsınız. Yapılan çözümlemeler, değerlendirmeler tamamı düzen içidir. Söylediklerinde halkların mücadelesini, hele Kürt Halkının mücadelesini geliştirecek tek bir şey yoktur. İşte söylediklerinden bazıları;

“Yüksekdağ, hükümet kuramama krizi yaşandığını öne sürerek, koalisyonun kurulamamasını ülke siyasetine çözüm bekleyen çok ciddi sorunların çözümsüzlük duvarına çarpmasını ve bunun toplumda çok ciddi bir gerilime yol açtığını iddia etti.” “Bir tarafta siyasi krizi itekleyen, siyasi kriz ortamı yaratan diğer taraftan tüm Türkiye toplumunu ekonomik bir krizle karşı karşıya bırakan siyasi bir duruşla yüz yüzeyiz.” Yukarıdaki bölümler Figen Yüksekdağ’ın açıklamasından alıntılardır.
CEVAPLARIMIZ
1-
Ekonomik kriz ve Hükümetin kurulmaması arasında bağ kuran bi değerlendirme tamamen apolitiktir. Düzen politikacılığıdır. Devrimciler tarihe, olaylara, gelişmelere bilimsel olarak bakarlar. Bilimsel yöntemi kullanırlar. Bilim tarihin akışını çözmüştür. Tarih sınıflar mücadelesinin tarihidir demiştir. Her şeyi belirleyer üretim araçlarının mülkiyetinin kime ait olduğudur demiştir. Biz tarihe, ekonomiye böyle bakarız. Bakınca şunu görürüz ki tarih esas olarak ezenlerin ve ezilenlerin savaşıdır. Sınıfların gelişiminde ezen ve ezilen sınıflar değişmiş ama ezen ve ezilen sınıflar hep olmuştur. Ezenler bir avuç sömürücü sınıf olmuş, ezilenler ise halk olmuştur. Tarihin bütün aşamalarında bu değişmemiştir. Bugün de öyledir. Ezenlerin – emperyalistlerin, tekellerin, yerli işbirlikçilerinin – ve ezilenlerin – her milliyetten, her inançtan işçilerin, köylülerin, küçük burjuvazinin, esnafın, memurun – mücadelesi devam etmektedir. Ezenler devasa askeri, teknik güçlerini kullanarak ezilenleri teslim almaya çalışmaktadır. Ama ezenlerin çözemedikleri bir de krizleri vardır. Üretim maliyetlerini düşürmek için üretimlerin devasa boyutlarda arttırırken aynı zamanda ürettiklerini satmak zorunda olacakları işçileri, memurları, köylüleri daha da yoksullaştırmaktadırlar. Tekeller üretimlerinin maliyetlerini düşürmek için işçi ücretlerini azaltırken, aynı zamanda ürettiklerini de o ücretlerini azalttıkları insanlara satmak zorundadırlar. İşte bu çözemedikleri krizleridir. Ustalar buyüzden tekellerin sürekli kriz halinde olduklarını söyler. Bu krizlerini asla çözemeyeceklerini ve devrimin zemininin de bu kriz olduğunu söylerler. Yani ezilenler açısından, Halk açısından “ Hükümet kurulmadı, ekonomik kriz geliyor” durumu söz konusu değildir. Halk zaten sürekli baskı altındadır, yoksulluğu her geçen gün arttırıyordur. Sizin deyiminizle halk zaten sürekli kriz içindedir. Hükümetin kurulmayıp ekonomik krizin çıkacağı safsatası ise düzenin şişirdiği bir balondan başka bir şey değildir. Öncelikle Sayın Yüksekdağ’a şunu sormak isteriz; Hükümetin kurulmadığını, Hükümetsiz kalındığını nereden çıkarttınız. Bizce hükümet eksikliği diye bir şey yok. AKP Kürdistan’ı bombalamıyor mu? Kürt Halkını kadın – erkek – çocuk – hamile ayırmadan katletmiyor mu? Memurlara toplu sözleşme diye sadaka bile denmeyecek bir artış teklif etmiyor mu? 1500’e yakın devrimci – demokratı IŞİD operasyonu diyerek gözaltına almıyor mu? Ailesinin yanındaki bir devrimciyi ailenin gözleri önünde katletmiyor mu? 15 ve 16 yaşındaki iki Kürt gencini katletmiyor mu? “Terörle mücadele ediyoruz” diyerek onlarca gerillayı katletmiyor mu? Bütün bunlar yapılırken hükümetsizlikten bahsedebilir misiniz?
2- Ekonomik kriz derken neyi kastettiğinizi anlamadık. Halk zaten gittekçe yoksullaşmaktadır. Kriz derken kastettiğiniz egemenlerin, tekellerin karlarının artması için istedikleri istikrar ise bu sizi ilgilendirmemelidir. Tekellerin istikrar ihtiyaçları neden sizin sorununuz olsun? Siz egemen blokta mısınız? Siz ezenlerin içinde misiniz? Bilmez misiniz ki halk sizin deyiminizle “kriz” içindedir. Her geçen gün daha da fazla yoksullaşmaktadır. Türkiye’de milyarderlerin servetleri her geçen yıl daha da artarken yosullukta aynı oranda artmaktadır. Yani, bu tekellerin zenginlikleri bizim yoksulluğumuzdur. Onlar bizden çaldıklarıyla zenginleşmektedirler. Şimdi de sömürülerinin sorunsuz sürmesi için bir an önce hükümet kurulmasını istemektedirler. Tekellerin bir hükümet istemelerinin nedeni anlaşılırdır. Çünkü hükümet onların sömürülerini daha da arttırmaları için ihtiyaçları neyse onu yapacaktır. Bir koalisyon hükümetinin kurulup kurulmaması sizin sorununuz olmamalıdır. Eğer yapmak istediğiniz şey tekellerin ihtiyacı olan hükümetin kurulmaması durumu üzerinden pazarlık yapmaksa bunu kesinlikle unutun. Karşınızda binlerce yıllık yönetim deneyimine sahip emperyalizm vardır, tekeller vardır. Tekellerin iktidarında ise kesin ve nettir; tekellerle pazarlık yapılmaz. “Büyük politika yapıyoruz, taktikler uyguluyoruz” derken farkında olmadan elinizi, kolunuzu, vücudunuzu en önemlisi de beyninizi emperyalizme kaptırırsınız. Ve o zaman herşey bitmiş olur. Ki aslında bunu da en iyi bilmesi gereken HDP’dir. Son bir ay içinde IŞİD’e operasyon denilerek PKK kampları bombalanmadı mı? Amerika “Türkiye’nin kendini savunma hakkı var” diyerek AKP’ye destek olmadı mı? Amerika aynı şeyleri Filistin Halkını katleden İsrail için de söylemiyor mu? Türkiye’nin Kandil’i bombalamasının, PKK hedeflerini bombalamasının Amerikanın izni dışında olabileceğine inanıyor musunuz? Gerçekten buna inanıyor musunuz? Türkiye’deki işbirlikçiler için “Amerikadan izin almadan tuvalete bile gidemezler” denir. Bu abartılı bir söylem değil aynen gerçektir. Bizim topraklarımızdaki emperyalist üslere bir Amerikalı çavuştan izin almadan hiçbir yetkili, Başbakan, Genelkurmay Başkanı giremez. Siz, AKP yetkililerinin halka karşı aslan kesilmesine bakmayın. Onlar Amerika karşısında, emperyalizm karşısında sadece süt dökmüş kediden, döktüğünü yalayandan başkası olamazlar. Daha 10 yıl önce Irak’ta Türkiye Ordusu askerlerinin başına Amerikan askerleri çuval geçirdiğinde AKP Hükümeti ne yaptı? Hiç. Kapattı, örtbas etti. Başka da yapacak bir şeyi yoktu. Onlar sadece bizlere karşı aslan kesilirler. Çünkü bize saldırırken emperyalizmin tam desteğini alırlar. AKP IŞİD’e operasyon maskesiyle devrimcilere, PKK’ye, HDP’ye saldırırken Amerikanın izniyle ve tam desteğini alarak saldırmaktadır.  Yani emperyalizmle barış olmaz. Emperyalizmle barış yapmaya çalışanlar, hele bunu büyük politika, taktik diyerek üst perdeden savunanlar kurtlar sofrasındaki kuzudur. Çaresiz yenilecektir. Tam da bu nedenle söylediklerinizi “büyük politika” olarakta anlatmaya çalışmayın. Eğer anlatmak istediğiniz şey “hükümet kurulmazsa ekonomik kriz çıkar, halk yoksullaşır” ise o zaman da şunu soralım; 2 ay önce hükümet vardı, halk ekonomik olarak iyi durumda mıydı? 1 yıl önce hükümet vardı, halk ekonomik olarak iyi durumda mıydı? Tabi ki hayır. O zaman neden böyle dediniz? Neden ? Bunu bize ve halka açıklamalısınız.
3- Yine açıklamanızın bir yerinde hükümet kurulmamasının yarattığı siyasi krizin toplumdaki gerilimi arttırdığını ve çatışma unsurlarını harekete geçirdiğini söylemişsiniz. Bunu anlamadık. “Gerilim ve çatışma unsurları” ne demek? Türkiye’deki egemenlerin, emperyalizmin Kürt Hlakına yönelik inkar, asimilasyon ve imha politikaları biliniyor. Egemenler emperyalizmden aldıkları tam destekle yıllardır Kürt halkını katletmektedir. Elbette bir halkın kendini koruma hakkı vardır. Halkın bu hakkını kullanması suç mudur? Halkın bu hakkını kullanması gerilim midir? Peki, Kürt Halkını yıllardır katledenlerin hiç mi suçu yoktur? “Kürt yoktur, Dağ Türk’ü vardır” diyenlerin, “Kürtler dağda yürüyen Türklerdir, karda yürürken kart – kurt diye ses çıktığı için karda yürüyen Türklere Kürt denilmiştir” diyenler egemenler ve emperyalistler değil midir? Bu konuda net olmalısınız. Kürt halkını katleden emperyalizm ve yerli işbirlikçileridir. AKP Hükümeti ya da başka bir hükümet emperyalizmden izin almadan tuvalete bile gidemeyecektir. Bu konuda en yakın örnek sizin de örnek (!) almaya çalıştığınız SYRİZA Hükümetidir. Avrupa Birliğinden çıkacağını söyleyerek, AB anlaşmalarını iptal edeceklerini söyleyerek, Yunanistan Halkının yoksulluğunun nedeninin AB olduğunu söylerek Halktan oy alan SYRİZA Hükümeti daha bir kaç ay geçmeden Yunanistan tarihinin en ağır şartlarını taşıyan AB anlaşmasını imzaladı. Yunanistan halkını asla ödeyemeyecekleri borçların altına soktu. İşte emperyalizm insanı böyle maymuna çevirir. Kaldı ki emperyalizm Kürt Halkına karşı da açık ve nettir. Amerika açıkça “Türkiye’nin kendini koruma hakkı var” diyerek AKP’ye sonsuz destek sunmaktadır. Sizin deyiminizle asıl “gerilim” budur. Halkın hakları için mücadele etmesi gerilim değildir.
4- açıklamanızın devamında “Türk olduğunuzu ve Türk olmaktan utandığınızı” söylemişsiniz. Bunu da Özel Harekat Polislerinin Kürt Halkına yaptıkları işkencelere dayanarak söylemişsiniz. Polisler bir inşattaki işçileri yere yatırıp işkence yapıyorlar ve “Türk’ün gücünü göreceksiniz” diyorlar. Siz de bundan hareket ederek Türk olduğunuzu ve Türk olmaktan utandığınızı söylemişsiniz. Utanmayın. Utanmamalısınız. Orada Kürt inşaat işçilerine o işkenceyi yapan faşizmdir. Belki bilmezseniz diye söylüyoruz faşizmin dini, milliyeti yoktur. Faşizm tekellerin en kan dökücü, açık terörcü yönetim biçimidir. Faşizmi uygulayanlar elbette kitle tabanı yaratmak zorundadır. Bunun için de halkın bazı özelliklerini kullanabilirler. Örneğin din ya da milliyet gibi. Ama bu faşizmi uygulayanın o din ya da milliyet olduğu sonucunu doğurmaz. Faşizm sadece bunları kullanır. Kürt inşaat işçilerini yere yatırıp işkence yapan özel harekat polislerinin söylediği “Türk’ün gücünü göreceksiniz” sözü faşizmin kullandığı bir demagojiden başka bir şey değildir. Faşizm bu yolla bölmeye, parçalamaya çalışır. Halk arasında ayrılık ve düşmanlıklar yaratıp bunu körükleyerek kullanmaya çalışır. Bilim halk özelliklerini bilimsel incelemelerle bulmuş ve saymıştır. Halk özellikleri arasında “Türk’ün gücü” gibi demagojik şeyler yoktur. Dolayısıyla da biz devrimciler din, milliyet ayırımı yapmadan tüm halkı birleştirmek için mücadele ederiz. Dini inancın ve milliyetlerin tarihsel bir gerçeklik olduğunu kabul ederiz ve bunları ne utanma vesilesi ne de üstünlük göstergesi olarak kabul etmeyiz. Biz insanları dini inançları ve milliyetlerine göre değil emperyalizme karşı nerede durduklarına göre ayırırız. Ezenlerin safında mısınız? Ezilenlerin safında mısınız? Bizim için önemli olan budur. Bu nedenle biz Türk ya da Kürt milliyetinden olduğumuzu saklamayız. Ama abartmayız da. Bizin için önemli olan ezilenlerin safında olmaktır. Bizim gurur duyduğumuz şey budur. Sizse Kürt halkına zulüm uygulayanların, işkence yapanların Türk olduğu yalanını yayıyorsunuz. Böylece egemenlerin halkları bölüp birbirine kırdırma politikasına yağ sürüyorsunuz. Ayrıca Kürt Halkı uğradığı zulümlerden, katliamlardan iyi bilir ki kendisine sadece Türkler zulüm uygulamaz. Sayısız Kürt katil, işkenceci vardır. Bunun da ötesinde Türkiye’deki egemen işbirlikçi oligarşi için de Kürt zenginler de vardır. Ayrıca bugün Kürt Hlakına işkence yapan sizin deyiminizle “Bu Türkler” yarın başka bir yere tayin edilir ve bu sefer de Türklere işkence yapar, ya da Kürtlere. Emin olun ki onlar açısından hangi dinden ya da milliyetten olduğunuzun hiç bir önemi yoktur. Önemli olan ezenlerin safında mısınız? Ezilenlerin mi? Emperyalizm ve egemenlerin dost ve düşman ölçüsü budur. Bizim de böyle olmalıdır. Biz de bu konuda net olmalıyız. Bizim için düşman Türk ya da Kürt egemenler, emperyalistlerin işbirlikçileridir. Ezenlerdir. Sömürmek için, ezmek için işkence yapan, katleden, kaybedenlerdir.

Biraz uzatmış olmakla birlikte sözümüzü; yüzünüzü halka dönün diyerek bitirelim. Çözümü Emperyalizmde, Avrupa emperyalizminde aramayın. Emperyalizmin halkları bölme ve birbirine kırdırma politikalarının aleti olmayın.
16,8,2015

AMED HALKIN HUKUK BÜROSU
AMED HALKIN HUKUK BÜROSU
Muradiye Mah. Gürsel Cad.
Kaynarca Apt. No:51/5
BAĞLAR / DİYARBAKIR
Tel: 0.412.235 99 49
 avukatbehic@gmail.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode