12
Saat – 09.45
Direniş yerimize gelirken Kemal Amca’mızın kan tahlillerini alacak olan sağlıkçı arkadaşımıza geç kalmamak için acele ediyoruz. Kemal Amca’mızın sağlığının sürekli kontrol edilmesi gerek ve ediliyor. Kas ağrılarının başlaması ile birlikte şeker sayımı da yapılmaya başladı. Kemal Amca’nın sol tarafında başlayan kas ağrıları, uykusunu ciddi şekilde etkiliyor. Hiç bir yakınma duymadığımız halde hareketlerinden ve halsizliğinden anladığımız, Kemal Amca’mızın güç kaybı yaşıyor olması.
Biz direniş yerimiz olan Seyit Rıza Meydanı’na vardığımızdan kısa bir süre sonra gelen sağlıkçı arkadaşımız kan alma işlemine başlıyor, biz de yardımcı oluyoruz. Kemal Amca akşamdan beri ne su içti, ne şeker yedi, tahlillerin yapılabilmesi için gerekli olan bu kısıtlama kan alınmasından sonra bitecek. Kan alınırken farkettiğimiz kanın biraz kalın olduğu ve çok yavaş aktığı. Yine de gerektiği kadar tüpü doldurabiliyor sağlıkçı arkadaşımız ve sonuçların akşama kadar çıkacağını sandığını söylüyor. Kendisine teşekkür ediyor ve ayak üstü muhabbet ediyoruz biraz. Sonrasında da kan verdiğinden dolayı yorgun düşmüş Kemal Amca’mıza büyük bir bardak çay alıyoruz, sabah içemediği limon tuz karışımını hazırlıyoruz ve tansiyonunu ölçüyoruz. Tansiyonu iyi çıkıyor yine. Şeker de yiyor akşamdan beri ilk defa, suyunu da içiyor ve sonra görüyoruz ki, gözleri kapanmış, uyumaya bırakıyoruz Kemal Amca’mızı. Çadır kurmamıza izin vermeyen mercilerin duyarsızlığını anlamak zor değil bu faşist düzende ama yine de bu kadarı olmamalıydı diye konuşuyoruz aramızda.
Saat – 13.00
Grup Yorum üyesi Dilan arkadaşımız geldi İstanbul’dan. Kemal Amca ile sarılarak merhabalaşıyorlar, biz de güler yüzlü Dilan arkadaşımızın yeniden gelmesine seviniyoruz.
Gelen her arkadaşımıza seviniyor, giden her arkadaşımızı özlüyoruz. Eda buradaydı, yeniden gelişini beklerken tutuklandığını öğrendiğimizde çok üzüldük. Eda, Munzur suyunda ayaklarını on beş dakika tutmuş, yenişemeyeceğini anlayan yarıştığı arkadaşımız da yarışı berabere sonlandırmaya karar vermek zorunda kalmıştı. Bu mevsimdeki Munzur’un soğuk suyunu bilen bilir. Yarışa katılmayı düşünen bir diğer arkadaş daha ayaklarını değdirir değdirmez vazgeçmişti. Eda iradesiyle faşizmin korkusu olmaya devam edecek. Kendisini buradan selamlıyoruz, sevgilerimizi gönderiyoruz.
Bugün Halkın Hukuk Bürosu avukat arkadaşımız Engin gidecek, iki üç güne kadar da geri dönecek. Geri döndüğü zaman yine resmi ve sivil kurum ve kuruluşların kapılarına gidilecek, görüşmeler devam edecek. Bu arada Engin’den bağlama çalacağı sözü almıştık, bu sözü ertelemek zorunda kaldığına üzülüyoruz. Ziyaretçilerimiz var yine ve Kemal Amca yorgunluğuna rağmen oturduğu koltuğundan sorulan bütün sorulara yanıt vererek sohbeti sürdürüyor.
Saat – 15.00
Çok genç yaşta şeker hastalığı olan bir genç arkadaşımız geliyor yanımıza. Daha çocuk yaşlarda şeker hastalığı ile tanışmış bu genç arkadaşımızla muhabbet ediyoruz. Her zamanki gibi Bünyamin ve Kerim Hocalarımız yanımızda, Onlar yanımızda iken gelen genç arkadaşlarımız da oluyor. Kimisi öğrenci, kimisi emekçi olan gençlerimiz sadece Kemal Amca ile değil, hocalarımızla da sohbet ediyorlar. Bugün biraz sakin sanki ama, avukat arkadaşımız Engin’in gitme hazırlıkları ile direniş alanımız oldukça hareketli.Ve, tekrar görüşmek üzere uğurluyoruz avukatımızı.
İki şehidi olan, Kemal Amca’yı asla yalnız bırakmayan, doksan yaşında dimdik duruşuyla ve yüzünün çizgilerine yazılmış onuruyla Fidan Ana’mız geldi ziyaretimize. Kemal Amca’mızın daima ayakta, sevgi ve saygısıyla karşıladığı Fidan Ana’yı dinlemek, O’nun o yaşadıklarını yansıtan gözlerine bakmak bir başkadır, güzelliktir. Kemal Amca ile ikisi bir arada iken Seyit Rıza Meydanı’ndaki direniş güçlenir kendiliğinden.
Saat – 17.00
Bugün minik bir misafirimiz vardı. Hepimizin sevgilisi oluveren minik, sıcak kanlı şirin misafirimiz Seyit Rıza Meydanı’ndaki direniş alanımızı da, içimizi de aydınlattı. Birlikte resimler çektik, kucaktan kucağa altın top yaptık minik ziyaretçimizi. Hiç itirazsız sevgimizi kabul eden bu ziyaretçimiz Kemal Amca’yı çok mutlu etti. Kemal Amca’mızın gözlerindeki sevgiyi görüntüledik elbette.
Saat – 19.00
Saat sekiz minibüsüne bineceğiz. Dilan arkadaşımız da bizimle gelecek. Önümüzdeki bir saatimizi önümüzdeki günlerde neler yapacağımızı konuşmaya ayıracağız. Elbette kafede oturup bir sıcak çay da içeceğiz gitmeden önce. Kemal Amca’mızın dediğine göre eski takvime göre henüz nisan ayının ortalarındayız ve o yüzden soğuk, yeni takvime göre değil, iklimi eski takvime göre düşünmek gerekirmiş. Sanırız haklı… Hala çok soğuk akşamları…



