6
* Öfke Büyüyor! Bu Öfkeyi Siz Büyütüyorsunuz!
* Talancının, Yağmacının, Gaspçının Önünü Kesecek Olan Halkın Şiddetidir
* “Mahallenin Şahanları” Olup, Zulme Karşı Halkın Şiddetini Büyütelim!
* Şakran Hapishanesinde Kadın Tutsaklara Saldırı Devam Ediyor
Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız:
Tüm Yürüyüş Dergisi Arşivi için tıklayın… https://drive.google.com/drive/folders/0B0ITCoBIuVSuZk9aeS1TOVFkWms?usp=sharing
Umudu büyütmek için Yürüyüş okuyalım, okutalım!
Her Yürüyüş okuru, aynı zamanda kendisini, Yürüyüş dergisinin dağıtımcısı gibi hissetmelidir. Bir dergi alıyorsa iki dergi almalı, bir başkasına da ulaştırmalıdır dergimizi.
Herkes ve her alan kendisine hedefler koymalı, dergi dağıtımını ikiye katlamalıdır.
Dergimiz bir okuldur. Hayatın gerçeklerini, kavganın haklılığını, güzelliklerini, umudu pek çok insan dergimizden öğreniyor, dergimizle kavgaya atılıyor, örgütleniyor.
Dergimiz ayaklı bir kadrodur. Girdiği yere devrimci politikayı taşır ve orayı örgütler.
O zaman dağıtacağız, daha çok insana dergimizi ulaştıracağız. Ulaştığımız her insan, düzenden kopardığımız bir insandır; bizim zaferimizdir.
Yürüyüşe sahip çıkıyorum, Yürüyüş okuyorum diyelim, Yürüyüş okutalım.
Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44-45
Haftalık Dergi / Sayı: 540
25 Eylül 2016
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
İÇİNDEKİLER:
* Parti-Cephe geleneğimiz Kızıldere’de doğdu, 46 yıl süren dişe diş bir savaşla büyüttük!-6
Savaşın yasalarını bilmek; kendini tanımaktır, düşmanı tanımaktır, savaşımızın niteliğini tanımaktır, savaşı kazanacağını bilmektir.
Kendini tanımak nedir? Kendi gücünü, savaş kabiliyetini bilmektir.
Nedir gücümüz? İdeolojik haklılığımızdır. Bunun anlamı, kazanacağımıza kesin olarak emin olduğumuz bir savaş yürütüyoruz demektir. Kazanacağımızı biliyoruz, çünkü bilimin yasaları bu savaşta bizim haklılığımızı ve ama sadece haklılığımızı değil, kazanacağımızı da anlatıyor. Neden? Çünkü bilim dünyanın gelişiminin sürekli ileriye doğru olduğunu kanıtlıyor. Yani, kapitalist sistemin yıkılacağını ve sosyalist bir sistemin kurulacağını söylüyor. Biz de bu bilimsel gerçekler ışığında, kapitalizmi yıkmak, sosyalizmi kurmak için savaşıyoruz. O halde, daha savaşın başında, savaşın nesnel galibi olarak savaşıyoruz. Bilim, emperyalist sistemin de tıpkı kendinden önceki zulüm düzenleri, köleci ve feodal imparatorluklar gibi yıkılacağını söylüyor. O halde, düşmanlarımız daha baştan nesnel olarak kaybettikleri bir savaşı yürütüyorlar.
* Amerikan bayrağının dalgalandığı topraklar; bağımsız, özgür topraklar değildir! Amerika’yı defetmeden halklar kurtulamaz!
Tasfiye ve uzlaşmanın ardından Amerika’nın kara gücü olmayı kabul etmek ve bugün de Amerika’nın istediği Amerika’nın üssü olacak bir bölge yaratmaya varan çizgi. Uzlaşma ve teslimiyette gelinen nokta budur.
Kürt milliyetçi hareketi ideolojik bağımsızlık, emperyalizm ve devrim gibi temel kavramları yerle bir etmekte, içini boşaltmakta adeta her şey yer değiştirmektedir. Tasfiyeciliğin kendisidir bu. Tasfiyeciliğe izin vermeyeceğiz. Tasfiyeciliğin önünde barikat olacağız.
* Devrimci eylem çizgisi ve PKK’nin yanlış eylem çizgisi; biri halkın iktidarına, diğeri düzene götürür! – 5
Milliyetçi ideolojinin bir sonucu olarak kendi gücüne güvensiz olan PKK, ’90 başlarında sosyalist sistemin yıkılmasıyla birlikte emperyalizm ve oligarşi ile uzlaşma adımlarını da atmaya başladı. Bir an evvel masaya oturabilmek için ilkesiz, halka zarar veren eylemlere yönelerek oligarşiyi zorlamayı hedefledi. Ne kadar çok kargaşa, dehşet yaratırsam, savaşı ne kadar batıya yayarsam, Türk halkını hedef alırsam oligarşi üzerinde daha fazla baskı kurar ve uzlaşma-müzakere amacıma varırım diye düşündü. Gerilla artık uzlaşmak için kurşun sıkıyordu.
Devrimci eylem düşmana verdiği zararla veya vurduğu darbeyle, askeri, politik sonuçlar elde etmeyi ve bu sonuçlar üzerinden kitleleri eğitmeyi, sınıflar mücadelesini, devrimci hareketi geliştirmeyi hedefleyen eylemdir. Vurulan darbe eylemin fiziksel gücünün fazlalığında değildir. Şafak ve Bahtiyar 7.65’lik silahla dönemin en siyasi, en etkili devrimci eylemini yapmışlardır. Silahların büyüklüğü değil, eylemin siyasi gücüdür önemli olan. Bazen bir tek iple sorulan hesaptır. Bazen düşman güçlerine dönük sözlü propagandadır.
* Halk Meclisi: AKP’nin katiller sürüsü; bilin ki o katliam yuvalarını başınıza geçireceğiz
Kalekollar bir binadan ve içlerindeki katiller sürüsünden ibaret algılanmamalıdır. Kalekollar, devletin halka karşı savaşında yeni bir politika, yeni bir aşamadır. Oligarşik devlet ve emperyalizm, dünya halklarını her zaman için düşman güç olarak görmüşlerdir; fakat bir bütün olarak halka karşı savaşmayı tehlikeli görürler ve halka karşı savaştıklarında kazanamayacaklarını bilirler. Fakat bugün artık savaşımız, devleti, halkı kendi saflarında tutma, olmuyorsa, devrimcilerden kopararak tarafsızlaştırma, en azından savaşın dışında tutma politikalarını uygulayamaz hale getirmiştir. Artık Kürt halkını bir bütün olarak düşman güç olarak görmektedir. Şehirlerde yoksul halkın yaşadığı ve devrimci hareketimizin, Cephe’nin örgütlü olduğu mahalleleri bir bütün olarak düşman güç olarak görmekte ve buna göre politika geliştirmektedir.
* Gazi’de Faşizme Karşı Mücadele Ekipleri’nden aynı akşamda 4 eylem
Kalekollarınız Eylemlerimizi Durduramayacak!
Gazi Mahallesi’nde devrimcilere, kurumlara, halkın ekmek teknesi olan yerlere ve Gazi halkına yönelik saldırılar, baskılar, taciz ve tahrikler devam ediyor. Gazi Cephe Milisleri: “Saldırı varsa direniş de vardır! Gazi’de de direnenler var, var olacak!” sözleri ile aynı akşam yaptıkları 4 eylemi açıkladılar.
* Solun Köşe Taşları: HDP’li belediyelere kayyum atanması ve meşruluğunu reformizmin gerçeği
HDP’li belediyelere kayyum atanmasından sonra reformistlerin açıklamalarına bakınca, düzeniçileşme kulvarında ne kadar yol aldıklarını net olarak görüyoruz. Ki faşizmin saldırılarına karşı direnme gücünü ideolojik olarak da yitirmiş durumdadırlar. AKP faşizmine karşı ya bu yaptıklarının anayasal olmadığını söylüyorlar ya da “seçime gidelim” diyorlar. Meşruluklarını yitirmiş durumdadırlar. Meşruluk zeminini parlamento, burjuvazinin seçim oyununda arar hale gelmişlerdir.
Faşizm, seçim oyununun bir anlam ifade etmediğini anlatıyor, ama onlar anlamamak için direniyorlar. Hala “seçime gidelim” diyebiliyorlar. Gitseniz ne olacak?.. Açık olan şu ki, faşizmin gerçeği seçimle değişmez. Faşizmin gerçeğini değiştirmenin tek bir yolu vardır; onu yıkıp yok etmek…
SİZİN DÜŞMANINIZ MIYIZ?
Kayyum atanan belediyelerden Suruç Belediyesi’ni ziyaret etmek isteyen HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, polisler tarafından içeri alınmaz. Orada bir açıklama yapan Yüksekdağ şöyle diyor: “…Belediye binalarının görüntülerine bakın. Sanırsınız ki; düşman kalesi kuşatılmıştır. Kim var, bu belediyelerde soruyorum bu iktidara, bu belediyelerdeki sizin düşmanınız mı?” Faşizm gayet net olarak “Evet, biz düşmanız” diyor. Bunu diyemeyen Figen Yüksekdağlardır. Bunu diyemedikleri için soruyor: “Sizin düşmanınız mıyız?”
* 12 Eylül zindanlarından F tiplerine… Buca Direnişi’nden Ümraniye’ye barikatın ardı vatandır!
Partili Süreç Hapishaneler ve Özgür Tutsaklık
Partili süreçle beraber hapishaneler cephesinde yeni bir süreç başladı. Dışarıdaki mücadelenin kopmaz bir parçası olan özgür tutsaklık kitlesel kahramanlıklar, düşmanın saldırılarına karşı sadece direnen değil hesap soran çizgide büyüdü. Halka yönelik saldırıların giderek yoğunlaştığı bu süreçte yeni gelenekler, yeni kahramanlıklar yazıldı. Kanla, canla…
* Biz Diyoruz ki: Biz hep ileri olanı tercih ettik
* Savaş ve Biz: Savaşçı diline ve üslubuna dikkat eder
Savaşçı gerçeği savunur, dili de gerçekçidir bu yüzden. Hiçbir soru işareti, bulanıklık, muğlaklık ve abartıya olanak vermeden konuşur.
Devrimci, kitleleri yani halkı savaşa katacak olandır. Konuşması, üslubu, dili ve diğer tüm hareketleri buna hizmet eder. Devrimcinin, savaşçının diline yön veren Marksizm-Leninizm’dir yani ideolojimizdir. Bu yüzden devrimci her yerde, her koşulda konuşmalıdır. Sloganlarıyla, marşlarıyla, ajitasyon ve propagandalarıyla konuşmalı ve halka ulaşmalıdır.
* Halkların Katili Amerika: Emperyalizm adaletsizliğini “hayır”larla gizleyemez… Emperyalistlerin çıkarları ile halkların çıkarı uzlaşmaz
Emperyalizm “hayrı”na gelmiyor topraklarımıza, yoksulları doyurma adına gelmiyor. Emperyalistlerin her hareketi çıkar içindir. Attığı her adım sömürü içindir, kar içindir… Emperyalizm halkları yoksullaştırıyor, sömürüyor. Yeni-sömürge politikalarını her gün yeni taktiklerle geliştiriyor. Filistin’de bugün işgal ve yıkım var, hala süren bir savaş var. Bu yıkım ve talanı başlatan da yıkımlardan kar elde eden de emperyalistlerdir. Yıktıkları yerde inşaat yapan emperyalizm, sadece bu alanda yok elbette. Fabrikalarıyla geliyorlar, cikletleri ve müzikleriyle geliyorlar, hamburgerleri ve filmleriyle de kolaları ve 3 günlük aşklarıyla da. Bir fabrika kurup gitmiyorlar, çoğalıyorlar ve kirletiyorlar.
* Gençlik Federasyonu’ndan: Gençlikte kitle çalışması
Gençlikte kitle çalışması yaparken, her şeyden önce tüm gençliğin örgütlenebileceği, gençlik kitlesinin genel olarak devrimin potansiyeli olduğu bilinciyle hareket edilmelidir. Bunun için en başta gerekli olan şey, kendimizi tüm gençliğin temsilcisi olarak görmek, tavır ve davranışımızı, politikalarımızı buna göre ayarlamaktır. İnsanlarımız, bulundukları her okulda, her yurtta kendilerini o okulun veya yurdun tamamının temsilcisi olarak görürler ve o misyonla hareket ederlerse, orada yer alan insanların hepsini örgütlenebilir insanlar olarak görürlerse, er geç onları örgütlemeyi başaracaklardır. Yeter ki kitlelerin gerçek temsilcileri gibi onların sorunlarıyla yanıp tutuşsunlar, onlara yaklaşımda hiçbir sınır tanımadan yaratıcı olsunlar.
* Dev-Genç olarak manifestomuzdur: Halk için parasız, bilimsel eğitim için; akademik-demokratik üniversite, bağımsız Türkiye istiyoruz! Haklıyız, alacağız!
Öğrenci gençliğin örgütlü gücü Dev-Genç’te senin de yerin hazır. Gasp edilen haklarımızı birlikte alacağız!
Gücümüz birbirimize olan güvenimiz olacak, gücümüz tek ses olmamız olacak, gücümüz kararlılığımızda olacak, gücümüz kitleselliğimizde olacak. Kendi sorunlarına karşı çözümler üreten gençliğin önünde hiçbir engel ve sınırın olamayacağı bilinci ve coşkusu ile gençliğin kendi örgütlü gücü Dev-Genç’te birleşelim!
* Liseliyiz Biz: Liseli Dev-Genç kavgayı büyütüyor!
Bu mücadele sadece ülkemizle sınırlı olan bir mücadele değildir. Liseli gençlik, dünyanın çeşitli yerlerinden, ülkelerinin bağımsızlığı ve özgürlüğü için, emperyalist sömürgecilere karşı mücadelede, bu uğurda her türlü baskıyı, işkenceyi, ölümleri göze almış, nice örnekler yaratmıştır.
* Liseli Dev-Genç manifestomuzdur: Halk için parasız, bilimsel eğitim için; demokratik lise, bağımsız Türkiye istiyoruz!
Liseliler!
Heyecanlıyız, coşkuluyuz, umutluyuz. Değişimin öncüsü fikirlerin yaratıcısıyız. Buna karşın düşüncelerimiz küçümseniyor. Yok sayılıyoruz. Bizimle ilgili kararları hep başkaları alıyor.
Sorunlar bizimse çözümü de biziz. Güçlüyüz çünkü gücümüz dinamizmimizde, haklılığımızda ve dünyayı değiştirebilecek cüretimizdedir. Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Sorumluluğumuz çok büyük. Bizim, ailemizin, arkadaşlarımızın, tüm sevdiklerimizin acılarına son verebiliriz.
* Ülkemizde Gençlik: Gençlik yeni eğitim yılında daha çok örgütlenecek
* Devrimci Okul: Savaşı büyütmek, savaş kültürünü içselleştirmekten geçiyor
Savaş sadece elde silah çatışmak demek değildir. Asıl savaş, gerçek savaş ideolojilerin çatışmasıdır. Ve bu dişe diş, göze göz çatışmada galip gelmek istiyorsak eğer ideolojik üstünlüğümüzün bilincinde olmalıyız.
İdeolojik üstünlük; tarihsel ve siyasal haklılık bizim hiç tükenmeyecek cephaneliğimizdir. Bu cephaneden beslenirsek eğer zafer bizim olacaktır.
* Asıl yenilgi savaş meydanlarında değil, savaşılmayan alanlarda masa başlarında yaşanır!
Düzene yedeklenerek icazetci politikalar öne sürerek, seçimler yoluyla bir şeylerin değişeceği sahtekarlığını yaparak, masa başında oturarak, alanlara, meydanlara , sokaklara çıkmayı birilerinin meşru görmesine terk ederek, bekleyerek değil, savaş alanlarını, meydanlarını titreterek bunu başaracağız.
Başarmak için bir araya gelmekten, doğru bir politika etrafında kenetlenmekten, savaşmaktan, tarihi bir kez daha ellerimizle yazmaktan başka alternatif yok.
Bu görev ve sorumluluk ertelenemeyecek kadar yakıcıdır.
* Halkın Hukuk Bürosu: AKP, önümüzdeki 5 yıl içinde 174 yeni hapishane yapma kararı aldı
AKP hapishaneleri halkın hak ve özgürlük mücadelesini engellemek, iktidarını korumak, halkı yönetebilmek için kullanıyor. Hapishaneler benliğin yerle bir edildiği, tahrip edildiği, düşünceler üzerinde baskının en ağır ve sistemli yürütüldüğü yerdir.
OHAL kararı ile yürürlüğe giren ilk KHK’lardaki düzenlemelerin başında hapishaneler vardı. Çünkü faşizm başka türlü yönetemez. Faşizm sürekli kendine yeni çıkmazları yaratır. Her çıkmazda şiddet artar, hapishaneler çoğalır, karakollar büyür, tomalar gibi zırhlı araçlar çeşitlenir.
* Gökhan Yıldırım’a gözaltında yapılan saldırılar ve işkenceler OHAL uygulamalarının devamıdır, işkenceye son!
* Kamu emekçilerinin fiili-meşru mücadelesinin öncüsü olan Devrimci Kamu Emekçilerimize selam olsun!
Reformistlerin, Kürt milliyetçilerinin hakim olduğu KESK ve bağlı sendikalar, oturdukları sendikalarının odalarından çıkacak halde değiller… Bu nedenle kamu emekçilerinin ellerinden alınmaya çalışılan haklarına, iş güvencelerine sahip çıkacak olan tek hareket, Kamu Emekçileri Cephesi’dir. İşte AKP’nin korkusu da bundandır… Kamu Emekçileri Cephesi’nin Ankara yürüyüşü, mücadele tarihimizde onurlu bir sayfa olarak yerini almıştır. Kamu Emekçileri Cepheli memurlara selam olsun!..
* Kadın tutsaklarımıza yapılan işkencenin hesabını soracağız!
* Ne OHAL ne de baskılar, geleneksel halk sofrasındaki buluşmamızı engelleyemedi
* Avrupa’da Yürüyüş: Avusturya’da Hasan Ferit anısına futbol turnuvası
* Avrupa’daki Biz: Yaz tatili süreci bitti, şimdi yeni görevlerimizin zamanıdır
Avrupa aynı zamanda, eski solcuların bitik yaşamlarını sürdürdüğü bir son duraktır. Umutları tükenmiş, iddiaları bitmiştir. Çünkü yaşamın kendisine bakmazlar, mücadeleyi görmez ve okumazlar. Bildikleriyle dünyayı çözümlemeye çalışırlar ama çözümleyemezler. Çünkü mücadeleden ve mücadelenin yarattığı değerlerin kitaplaşmış halinden çözüm ummazlar. Ama, tüm karamsarlıkları, devrimcileşmiş bir genci görmeyle, umudu taşıyan bir kitabımızı okumayla dağılabilir. Emperyalizmin beyinlere empoze ettiği güçsüzlük tortuları, devrimci direniş destanlarımızı anlatan kitaplarımızın yarattığı rüzgarla tarihe karışır.
* Yitirdiklerimiz
“Ben de bir insanım diyorsanız şu anda ülkemizde yaşanan baskı, zulüm ve işkencelere karışı halkınızın kurtuluş mücadelesine duyarsız kalamazsınız”
Yalçın Çakmak
*Öğretmenimiz
Halkı silahlandırıp, silahlı eyleme katacak olan da yine silahlı eylemdir. Düşmanın devasa silahlı gücüne karşı, kendi silahımızla savaşıp sonuç alabildiğimizi gördükçe, silahın savaş içindeki rolünü halk daha çabuk kavrayacaktır. Bugün elindeki taşla barikatta olan yarın silahını kuşanmış milistir; bir adım sonra silahlı propaganda birlikleri savaşçısıdır.




