7
7 Ağustos Cuma günü saat 16.30-18.00 arasında adalet için sürdürülen ölüm oruçlarının sesini yükseltmek için Viyana’nın merkezinde bulunan Avrupa Birliği Temsilciliği önünde dayanışma eylemi gerçekleştirildi.
7 Ağustos Cuma günü saat 16.30-18.00 arasında adalet için sürdürülen ölüm oruçlarının sesini yükseltmek için Viyana’nın merkezinde bulunan Avrupa Birliği Temsilciliği önünde dayanışma eylemi gerçekleştirildi. Eyleme çeşitli milletlerden ve yaşlardan yaklaşık 30 kişi katıldı. Ölüm orucu direnişçilerinin- halkın avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal ile siyasi tutuklular Didem Akman ve Özgür Karakaya’nın- resimlerinin bulunduğu pankartlar açıldı ve ayrıca özgürlük ve adalet için ölüm orucunda şehit düşen Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek ile adalet savaşçısı Mustafa Koçak’ın resimleri olan dövizler de taşındı.
Eylemin başında Türkiye-AB ilişkilerine değinilen bir konuşma yapıldı. AB’nin insan hakları ve yargı reformları defalarca gündeme getirdiği ancak şimdiye kadar bu konuda hiçbir şey değişmediği hatırlatıldı.
Ve iki taraf arasındaki görüşmelerin gündemi artık mülteciler, terörizmle mücadele ve ticari ilişkilerinden pek öte geçmediğine, hak ihlallerin ve yargı müdahalenin gündemde olmadığına dikkat çekildi.
Eylemde, davanın aciliyetine ve farkındalığa rağmen suskunluğun sürdürülmesinin, sadece adil yargılanma ve yargıya müdahalelerin sona ermesini talep eden bu ölüm orucu direnişçilerinin öldürülmesine onay olacağı mesajını verdi.
Zorla besleme ile ilgili olarak ne direnenlerin ne de ailelerinin zorla müdahale ya da herhangi bir “tedaviye” izin vermeyeceklerine vurgu yapıldı ve ayrıca “hasta değil adil yargılanma için direnişteler, dolaysıyla tedavi veya müdahale değil talepleri kabul edilmeli ve tahliye edilmeleri gerekiyor” dendi.
Zorla müdahalenin insanda nasıl bir tahribat bıraktığını anlatmak için örnek olarak, 7 yıl boyunca insanlık dışı F tipi hücrelere karşı ölüm orucu yapan ve uygulanan zorla besleme işkencesi nedeniyle sakat bırakılan ya da katledilen yüzlerce direnişçiden bahsedildi.
Bütün bunları, bu hapishanelerin AB standardına uygun olduğunu düşünen Avrupa Birliği de takip etmiştir.
‘Avrupa yasaları veya mahkemeleri açlık grevlerine müdahale hakkında ne söylerse söylesin, insan haklarıyla veya hayat kurtarmayla hiçbir ilgisi olmadığı’ belirtildi.
“En temel hakları kullanmak için açlığıyla cevap veren birine zorla müdahale etmek açıkça cinayet ve işkencedir” denildi.
Konuşmanın devamında Mustafa Koçak’ın resmi kaldırarak, Şakran cezaevinde maruz bırakıldığı zorla müdahale suçunu ayrıntılı olarak anlatıldı ve bu günlerde aynı şeyin farklı hastanelere götürülen ölüm orucunda olan avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için yapılmak istendiğinin uyarısı yapıldı.
Hayat riski nedeniyle serbest bırakılmalarını emretmek yerine kendi iradeleri dışında hastaneye götürüldüğü anlatıldı.
Dayanışma eylemi düzenleyen inisiyatifin bir temsilcisi, Avrupa Birliği binasının içine girerek ve orada olan görevliye eylemin nedenini açıkladı. Direnişçilerin her an ölebileceğini ve buna açıkça onay vermek istenmiyorsa derhal sessizliğe sona erdirmek gerektiği belirtildi.
Mesajın kurumun muhataplarına iletileceği sözü verildi.
Eylemin sonunda bir kez daha “Ebru-Aytaç Onurumuzdur”, “Didem-Özgür Onurumuzdur”, “Yaşasın Enternasyonal Dayanışma”, “Tüm siyasi tutsaklara Özgürlük” sloganları atıldı.
Tutuklu Avukatlar ve Siyasi Tutsaklara Özgürlük İnisiyatifi sözcüsü “Ölümleri Durdurmak için her türlü çaba göstermeye devam edeceğiz” dedi.
