7
DEVLETİN KATLİAM GELENEĞİ DÜNDEN BUGÜNE DEVAM EDİYOR!
ANADOLU HALKINI KATLİAMLARLA, ZULÜMLERLE BİTİREMEYECEKSİNİZ!
Yumrukluyorum duvarları
Yumrukluyorum kara gecenin
Bedenini
Ellerim kan içinde
Nehirler taşmış yanaklarımdan
Otuz yedi can
Otuz yedi gül çatlamış susuzluktan
Her yıl olduğu gibi 1993 yılında da Pir Sultan Abdal’ı anma, anlama etkinlikleri düzenlenecektir. Aleviler başta olmak üzere, ilerici, aydın, yazar, sanatçılar, devrimci, demokratlar Pir Sultan’ın memleketinde toplanmaya hazırlanır. Her yılki etkinliklerden farklı bir gündem, söylem olmamasına rağmen iktidarın planıyla, faşist, gerici güruhların kışkırtması ile günler öncesinden Sivas’a gidilmemesi yönünde tehdit içerikli çağrılar yapılır.
Maraş’ta, Çorum’da yaşananların bir benzeri Sivas’ta da yaşanmaya başlar. Dışarıdan getirilen Sivas ve çevresinde örgütlü olan, tarikat-cemaat içinde hareket eden gerici-faşist güruhlar dini inançları, hassasiyetleri de kullanarak yerel halkı da provoke eder, kışkırtırlar. “Din düşmanlığı, Alevi sapkınlığı, Ateizm, dinsizlik” gibi söylemlerle, yalan-yanlış kışkırtıcı haberlerle camilerden, medreselerden, tarikat evlerinden sokaklara taşan ve Pir Sultan etkinliklerinin yapıldığı alana kadar ulaşan kitle linç hazırlığı yapar. Ellerinde sopa, kalas, demir çubuk, benzin bidonları bulunan, tekbir getirerek ölüm fetvası çağrısıyla hareket eden güruhlar, aydın, yazar halk ozanı, sanatçı, Alevi inancına sahip halktan insanların bulunduğu Madımak Oteli’ni sarar ve sonra oteli yakarak tekbirler eşliğinde yaşananları seyretmeye başlar yardımları engeller.
Katliamdan kurtulmak için dışarı çıkmaya çalışanlara izin verilmez, yakalananlar linç edilip geriye yollanmak istenir. 37 aydın, yazar, sanatçı, halktan insan, iki otel çalışanı, diri diri yakılarak, dumandan boğularak can verir, onlarca kişinin de yaralandığı bir katliam gerçekleşir.
Sivas’ın içinde
Nasıl uyku tutar gözlerimi?
Döne döne semaha duranlar
Tutuştu önce
Sonra türküler
Sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanı başına.
Sivas, Sivas… yiğitlik midir
Emanet cana kıymak?
Devlet yaşananları uzaktan seyretmiş, Başbakan yardımcısı Erdal İnönü ile kurulan iletişime rağmen saatlerce beklenilmiş, polisler faşist güruhların hazırlıklarına ve Madımak Oteli etrafında kitleselleşmesine yardımcı olmuş, saatler sonra devreye giren asker, jandarma ise gücü olduğu halde, olanağı varken kitleyi dağıtmak yerine katliama ortak olmuştur.
Devlet halkı biat edenler, aydınları saray hokkabazı olarak görmek istiyor. Bu yüzden halkın aydınlarını, halk çocuklarını katlederek, diri diri yakarak halka gözdağı vermeye çalışıyor.
Sivas Katliamı ne ilk katliamıdır devletin, ne de son olmuştur. Evinde ailesinin gözleri önünde katledilen Dilek’ten, Berkin’e, Günay Özarslan’a, Günay’dan Sıla Abalay’a, İnanç Özkeskin ‘e, kimyasallarla katledilen halk çocuklarına kadar her katliamda bu geleneğin kanlı pençesi var. O gün Sivas’taki katillerin avukatlığını yapanlar bugün AKP’yi kuranlar. Katiller halkı katlederek kanlı koltuklarında rahat rahat oturabileceklerini sanıyorlar.
Yiğitlik midir bir tutam ışığı
Kör bıçakla güneşten koparıp
Karanlığa kurban etmek?
Söyle hangi kitapta vardır elleri
Kolları bağlıyı yakmak?
Var mıdır kardelen akında bir
Avuç inciyi
Ateşe tutmak lo?
Sivas Katliamı’nın hesabını soracağız! Bugün Sivas Katliamı’nın hesabını sormak; faşist düzene karşı savaşmak, savaşı büyütmek ve asla uzlaşmamaktır.
Pir Sultanlar’ın yolunda, zalimin zulmüne karşı mücadeleyi büyüterek Sivas şehitlerini anmaya, yaşatmaya devam edeceğiz.
Böyle garip düştüğüme bakma?
Böyle mahzun durduğuma…
Varsın ateşin suskunlukla beslensin
Benim de yüreğim gençliğini almış
Yanına yürür başı dik
Senin de dağların var Sivas,
Senin de dağların…
Dağlarında Şahanların…
KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ
