8
GİRİŞ;
Soma’da 13 Mayıs 2014’te yaşanan 301 madencinin öldürüldüğü katliam sonrası, görülen davada Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi 11/07/2018 tarihinde kararını açıkladı. Aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu toplam 14 sanığa ceza verildi. Şirketin patronu Alp Gürkan’ın da aralarında yer aldığı 37 sanık ise beraat etti.
Mahkeme heyetinin açıkladığı karara göre, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’a 15 yıl, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru’ya 22 yıl 6 ay, Akın Çelik’e 18 yıl 9 ay, İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay ve Ertan Ersoy’a ise 18 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Kararda toplam 14 kişi ceza aldı. Ceza alan sanıklardan beşi tutukluydu. Mahkeme mahkûmiyet kararını taksir üzerinden kurduğundan tutuklu kaldıkları süre de göz önünde alınacak olan tutuklu sanıklar verilen mahkumiyet kararı sonrası tahliye edilecekler. Yani aslında mahkûmiyet değil tahliye kararı veren mahkeme demiş oldu ki ”sizi fazla bile yatırmışız …”
OLAYLARIN ANLATIMI;
Mahkeme daha önce kararını 9 Temmuz Pazartesi günü açıklanacağını duyurmuştu. Fakat mahkeme heyetindeki üye hakim Tuğşat Buğra Kıyak’ın rahatsızlandığını iddia etmesi üzerine karar duruşması 2 gün ertelendi. Bunun üzerine öldürülen madencilerin aileleri, yakınları, desteğe gelenler ve avukatlar mahkeme binası önünde 2 gün boyunca nöbet tuttular.
11 Temmuz 2018 tarihli kararın açıklanacağı duruşma öncesinde Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi önünde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Duruşmaya gelenler iki ayrı güvenlik noktasından birer birer aranarak duruşmanın görüleceği salona alındı.
Ailelerin avukatları karar açıklanırken “taksir dediniz değil mi sayın hâkim” diye sordular. Mahkeme başkanı bu soruya “evet” cevabını verdi. Bunun üzerine “Bu karar heyetinize aittir biz artık ailelerin yanındayız diyen” mağdur avukatları alkışlayarak avukat kürsüsünden ayrılıp ailelerin yanına geçtiler.
Mahkemenin okuduğu karar üzerine madenci aileleri de alkışlı protestoya başladı. Polis kalkanlarla ailelerin önünü set kurdu. Madenci ailelerinden fenalık geçirenler oldu. Protestonun büyümesi üzerine mahkeme başkanı sanıkları duruşma salonundan çıkardı. Protestolar sırasında madenci yakınları avukatları Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklu olmasına da tepki gösterdi. Madenci yakınları Mahkeme Heyeti’ne “Kendi çocuklarınız ölseydi böyle mi yapardınız?” diye tepki gösterdi. Mahkeme heyetindekiler cübbelerini çıkarıp zorunlu araya giderken ‘yuh’ sesleri ve alkışlarla protesto edildi. Tepkinin büyümesi üzerine heyet duruşmaya 10 dakika ara verdi.
Kararın okunmasından sonra ölen madencilerin aileleri ve yakınları yine tepki gösterdi. Bazı madenci yakınları bağırarak karara tepkilerini dile getirirken, adliye önünde madenci ailelerinden bazıları gözyaşlarına boğuldu, bazı kişiler de sinir krizi geçirdi. Aileler, kararın içlerine sinmediğini, 301 canın cezasının bu olmaması gerektiğini ifade etti. Mahkemenin bu kararı üzerine madenci aileleri kararı protesto etmek ve adalet talep etmek için Ankara’ya yürüyüş kararı aldı.
KARARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ;
”Yeterli kar olunca, sermayeye bir cesaret gelir Güvende bir yüzde on kar ile her yerde çalışmaya razıdır Kesin yüzde yirmi, iştahını kabartır Yüzde elli, küstahlaştırır Yüzde yüz kar, bütün yasaları ayaklar altına aldırır Yüzde üçyüz kar ile ucunda kendi ölümü bile olsa İşlemeyeceği cinayet, atılmayacağı tehlike yoktur .”
Kader, fıtrat deyip 301 işçinin öldürüldüğü katliamın üstünü örtmeye çalışanlar güruhuna katılan mahkeme kasti değil taksir var diyerek bir nevi cinayet ya da katliam değil bal gibi kaza, olur böyle şeyler demiş oldu.
Mahkemenin kararına göre, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’a 15 yıl, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru’ya 22 yıl 6 ay, Akın Çelik’e 18 yıl 9 ay, İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay ve Ertan Ersoy’a ise 18 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Kararda toplam 14 kişi ceza aldı. Madenci ailelerinin tepkileri üzerine duruşmaya verilen aradan sonra Mahkeme Başkanı Pehlivanoğlu, tutuksuz yargılanan sanıklardan emniyet teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik’e 11 yıl 8 ay, maden mühendisleri Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık’a 10 yıl 10’ar ay, Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Sevinç, çalışanlardan Hilmi Karakoç, Mehmet Eres, Hüseyin Alkan, Fuat Ünal Aydın’a 8 yıl 4’er ay ve Murat Bodur’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verildiğini açıkladı. Bu mahkûmiyet kararı da kast değil taksir üzerinden kuruldu.
Ceza alan sanıklardan beşi tutukluydu. Mahkeme mahkûmiyet kararını taksir üzerinden kurduğundan tutuklu kaldıkları süre de göz önünde alınacak olan tutuklu sanıklar verilen mahkumiyet kararı sonrası tahliye edilecekler. Yani aslında mahkûmiyet değil tahliye kararı veren mahkeme demiş oldu ki ”sizi fazla bile yatırmışız …”
Öldürülen madencilerin avukatlığını yaptığı için tutuklanan Av. Selçuk Kozağaçlı açıklanan karar üzerine Cumhuriyet Gazetesine yazdığı yazıda ”ihmalin, unutkanlığın taksirin dünyası değil o maden; para hırsı için her gün bilerek bir adım daha risk almanın, ahlaksızlığın dünyasıydı. “O zaman Niye?!” “Ne Niye?” “Niye bu insanlar öldü; niye her şey bu kadar açıkken failleri doğru düzgün cezalandıramıyoruz? Niye bunca acı bizi hiç ilerletmedi, niye bu kadar karamsarız, niye hiçbir şey değişmiyor, düzelmiyor?” Niye? Evet hiçbir şey düzelmiyor çünkü “empati” yapıyoruz. Oysa biz ölüyüz! Ölü empati yapmaz.
Ahlaksız, çıkarcı, çapsız sendikacıyla empati yapıyoruz. “O da işçi sınıfından, bu kadar başarabiliyor, önceliği ekonomik mücadeleye vermiş, patronlar yeni sendikaya izin vermiyor, burada çalışmak çok zor…” Hayır! Yirmi bin işçinin on sekizinci yüzyıl şartlarında çalıştığı koca maden havzasında bir tane bile düzgün sendika çalıştıramayacak kadar çapsız olduğunuz için öldüm! Ölü empati yapmaz.
Hiçbir “adli/akademik” iddiası, adalet hevesi bulunmayan korkak bir yargıçla, yeteneksiz savcıya empati yapıyoruz. “HSK kulağını bükmüş, bakan aramış, çoluk çocuk sahibi, meslekten çıkarılmaktan korkmuş, bunun gibi kaç taneyi atmışlar, bağımsızlıkları güvenceleri yok…” Hayır! Önünüzdeki yasayı uygulamaktan acizsiniz, o yüzden katillerim cezalandırılmıyor. Ölü empati yapmaz.
Beceriksiz meslek odasına, birliğe, konfederasyona empati yapıyoruz: “Tabii hem ölen mühendis var hem tutuklanan, oda ne yapsın? Bu işlerde dengeli davranmak lazım, zaten imkânlar sınırlı, önümüzdeki yıl kongre var, sol grubu riske atmak olmaz…” Hayır! Siz mesleğinizi doğru düzgün inşa edip, mücadele etmediğiniz için öldüm. Ölü empati yapmaz.
Çocuğunun ölüsüne de dirisine de sahip çıkmayacak kadar düşkün yüzlerce aileye empati yapıyoruz: “Onlar çok yoksul, cahiller, kandırılmışlar, öteki çocuklar var, torunların, geleceği için…” Hayır! Dört yıldır her şeylerini ortaya koyarak burada bekleyenlerden daha yoksul daha cahil değildiler. Anlayışa değil ayıplamaya ihtiyaç var. Bir avuç dışında davanıza sahip çıkmadınız. Çürümüşsünüz.
Ve elbette artık şu her birisi “Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimi” olan ve artık neredeyse yılda bir yapılan şenliklerle oyalanmayı bırakıp kendine boydan bir bakması gereken solcular! Neden işçi sınıfının, katledilen yoksulların, milyonların sesi, sözü, aklı, örgütü olamadılar? Empatiye gerek yok. Hepimiz külahımızı önümüze koyup hesap vereceğiz. Yoksa daha çok ölürüz. Ölürler. Ölürsün. Ve sanıyorum anlatabildim: Ölüler empati yapamaz.” şeklinde değerlendirmede bulundu.
