30 Mayıs tarihinde Hamburg’da bulunan, Alman anti-fasitlerin kurumu ola “Luudje Lud”‘da Morg X film gösterimini yapıldı.
Özellikle 2000 yılında F Tipleri açıldığında Almanya’daki Sol’un Türkiye’deki direnişe büyük destek verdiğini belirtti.
Ama şu anda da direnişin devam ettiğini vurguladı.
Bunun üzerine sözü AEC’nin temsilcisi söz aldı.
Gösterilen kurgunun Türkiye’deki Kuyu Tipleriyle ilgili olduğunu belirtildi.
S,R,Y Tip’lerinin ABD’den ithal edildiğini ve buna benzeri hapishaneler Avrupa’nın, hatta dünyanın her yerinde bulunduğunu anlattı.
Ancak diğer yerlerde buna karşı direnilmiyor.
Türkiye’deki tutsaklar canları pahasına direniyor.
Ve direndikleri için onları desteklememizi hak ediyorlar.
Türkiye’deki iktidarın derdinin asıl olarak devrimcilerin beyinlerini ele geçirmek, iradelerini kırmak ve teslim almak olduğunu vurguladı.
Onlar devrimci oldukları için hapishanede, düşman olarak algılanıyorlar.
Bunun da kabul edilebilir bir yanı olmadığını ve müebbet hapis cezasının da başlı başına ele alınması gerektiği vurgulandı.
Ancak şu anda Kuyu Tiplerine bırakın müebbet cezası almayı, daha hüküm bile almayanlar, tutuklu statüsünde bulunan tutsakların dahi oralara koyulduğu vurgulandı.
Birçok insanın, “niye açlık grevi yapıyorsunuz, böylelikle kendinize zarar veriyorsunuz. Sanki devletin umurunda mı” gibi sorular yönelttiğini belirti.
Evet umurumda. Çünkü açlık grevi Türkiye faşizmi için değil, SİZİN için, duyarlı halk için yapılıyor. Kamuoyunu harekete geçirmek için yapılıyor.
Kaldı ki, Kuyu Tipinde bulundukları koşular altında, açlık grevi yapmaktan başka ne seçenekleri var? Evet, canları pahasına direniyorlar. Ama Kuyu Tipinde yaşamak da hayat mı?
Orada kalmak ta ölüm. Sadece zamana yayılmış ölümdür.
Şu andaki taleplerin “F Tipine geri getirilmek olduğunu. Çünkü F Tiplerinde mimari olarak tecrit olsa da, Büyük Direniş ‘in kazanımları ile tecrit işlevsiz kılındığını. Ve mimari olarak da mesela havalandırmanın hücre ile bitişik olduğu için, tutsakların en azından güneş ve hava alabildikleri belirtildi.
“Tutsakların başına bir şey geleceğinden korkan idarenin her gün doktor gönderdiğini, ama açlık grevi yapan tutsakların hiç bir tedaviyi kabul etmedikleri vurgulandı.
Ancak mesela Ufuk Keskin gibi doktor gözetimi altında kalması gereken ağır hasta tutsaklara tedavi uygulanmıyor. Mesela bazen, onun için hayati önem taşıyan insülin iğnesini bile vermedikleri belirtildi.
AEC’nin temsilcisi, Süresiz Açlık Grevleri size umutsuzluk değil, umut vermeli.
Çünkü her şart altında direnile bilindiğini gösteriyor.
Açlık grevleri güçsüzlük içinde bir güçlülüktür.
Ve unutulmamalıdır ki, “savaşan kazanabilir. Savaşmayan zaten kaybetmiştir”.
Bunu soran kişi, etkinlik bittikten sonra, bu gösterimin ona umut verdiğini, motivasyonunu arttırdığını söyledi.

