2
Hapishanelerde artan hak ihlalleri ve yasaklara, uzun zamandır devrimci-özgür tutsaklara yapılan işkenceler de eşlik ediyordu. Özellikle 15 Temmuz sonrasında daha da artan bu işkencelerden birisi de çıplak (onursuz) arama. Edirne F Tipi Hapishanesinde kalan Hüseyin Karaoğlan’a da, bacağındaki platin bahane edilerek onursuz arama dayatılıyor.
1 Mart 2016’da, İstanbul’da DHKC’ye yönelik yapılan operasyonla tutuklanan Hüseyin Karaoğlan’ın dizinin üst kısmında 45 cm’lik bir platin olduğu bilinmesine rağmen, giriş çıkışlarda X-Ray cihazında uyarı verdiği gerekçesiyle çıplak arama dayatılıyor.
Bu şekilde üç farklı hapishaneye gönderilen ve 6 aydır da Edirne F Tipi hapishanesinde bulunan Karaoğlan’ın, aylardır bu platinle yaşadığı biliniyor.
Daha önce defalarca giriş-çıkış yapmış olmasına rağmen, 16 Şubat tarihindeki mahkemesinden dönerken, X-Ray cihazının uyarı vermesi sonucu idare “soyarak arayacağız” diyor. Karaoğlan’ın sağlık raporlarına ve mahkeme ve hastaneye de jandarma nezaretinde gidiyor olmasına rağmen idarenin bu keyfi tutumu tutsakların kimliklerine yönelik bir saldırı olduğunu açıkça gösteriyor.
DEVRİMCİ TUTSAKLARA YÖNELİK SALDIRALARI ANLATTILAR!
25 Şubat 2017 tarihinde TAYAD’lı Aileler ve Halkın Hukuk Bürosu saat 16:00-17:10 arasında İstanbul’un Çayan mahallesinde Dilan kafede basın toplantısı yaparak devrimci tutsaklara yönelik saldırılar anlattılar.
TAYAD’lı Aileler adına Fahrettin Keskin, Naime Emlik ve Halkın Hukuk Bürosu adına yapılan konuşmalarda şunlara değinildi.”
Naime Emlik
Hapishanedeki hak ihlalleri OHAL’den önce de vardı. Hapishaneler bir ülkenin aynasıdır.
Çocuklarımız F tiplerine gireli 17 yıl oldu ama hala tecritte ısrar ediliyor ve hak gaspları devam ediyor. Sohbet, iletişim, ziyaret vb birçok hapishanede hak gaspları yaşanıyor. OHAL’den sonra bu hak gaspları katmerleşti. Tutsaklar bu durumda 10 Temmuzda 2016 da, direniş kararı aldılar. Tedavi, iletişim, görüş ve sohbet hakkı için direniyorlar bundan başka çare yok. Her hapishanede direniş var.
Sohbet hakkı önemli 122 şehit pahasına kazanıldı. Bu direniş sonunda geri adım atıp kabul ettiler. Ama yine de hiçbir hapishanede 10 saat olarak uygulanmıyor. Bu hafta Edirne F Tipi Hapishanesinde “bu hafta sohbet yok çünkü sizlere yeni dijital kimlik hazırlanıyor, çok işimiz var sohbete çıkamazsınız” demişler.
Dijital kimlik te önemli çünkü parmak izi alacaklar. Sonra tek tip elbise ve suçlu kimliği dayatacaklar. Adlilerde başlamışlar. Bizim çocuklarımız kabul etmeyecek. Tek tip elbiseyi 80’lerde devrimci tutsaklar kabul etmemiş direnmişlerdi.
9 No.lu Silivri Hapishanesinde hücreden çıkarken ve hücreye götürürken tutsakların kollarını ters büküyorlar, boğazlarını sıkıyorlar. Tutsaklara davalar açılıyor, hücre cezaları, infaz yakmalar ve sürgün sevkler yapılıyor.
Van’a her hafta gidilmez ama Silivri’ye gidilebilir. Zulüm varsa direniş de var. Biz aileleri evlatlarını sahiplenmeye çağırıyoruz. Basına gitmeli, fax çekmeli telefon etmeli. Biz Adalet bakanlığı önünde eylem yaptık. CTE’ ne gittik. Dava açıyorlar. Açsınlar.
Van Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde her şey yasak, Kapişonlu yelek yasak, örgü yelek yasak, yün çorap vb. yasak.
Edirne’de ben oğlumun yanındaki arkadaşına para yatıramıyorum. Eda kardeşi için direniyor. Haftada üç gün direniyor. Adalet istiyorum diyor. Herkesin yapabileceği bir şey vardır. Ohal var diye her şeyi kabul edecek değiliz. Ayda bir böyle toplantılar yapacağız.
Fahrettin Keskin
Tutsakları durmadan dağıtıyorlar, ailelerinden uzak yerlere götürüyorlar. Aileleri gitmesin diye yapıyorlar. Şakran Hapishanesine sürgün sevkle giden tutsaklar, elektrikli coplarla dövülmüşler. Biz neler yapabiliriz? Tutsak Aileleriyle birlikte suç duyurularında bulunabiliriz. Basın açıklamaları yapabiliriz. Adalet Bakanlığına, Ceza İnfaz Kurumuna vb. gidebiliriz.
Naime Emlik
Bacağında platin olan Hüseyin Karaoğlan’a çıplak, onursuz arama dayatılıyor. Onlar direniyorlar. Biz de dışarda sesimizi yükseltelim. Faşizm teslim almak istiyor. Ama alamıyor.
Haftaya 14.00 te ailelerle birlikte toplantı yapacağız.
Av. Aytaç Ünsal
Kitap hakları de gasp ediliyor. İdare kütüphaneden kendi istediği kitabı vermek istiyor. Tutsaklar dilekçe yazıyor. Dilekçeler kayboluyor. Onlara işlem numaraları verilmiyor. İşkence 70 – 80 – 90 larda da vardı ve şimdi yine var.
Süleyman Soylu Doğu’da işkence yapılan adam için “O ne yaptı biliyor musunuz?” diye soruyor. İşkence yok diyemiyor.
Silivri 9 No.lu da Fetöcüler her şeyi kabul ediyor. Devrimci tutsaklarında her şeye biat etmesini istiyorlar. Kadın tutsaklar aileler kendilerini sahiplensin istiyorlar. Bizler bir şey olunca Hapishane idaresini arayabiliriz. Fax çekebiliriz, suç duyurusu, basın açıklaması yapabiliriz.
Kanunlar, gereksiz slogan atmaya yasak koyuyor ama kolunu kır demiyor. Yani slogan değil gereksiz slogan yasak. Örneğin aileler ulaşamasın diye Van’a gönderiyorlar.
Sezai Demirtaş
Ben Silivri hapishanesinde işkence yaşadım. 45/1 No.lu Genelge ile sohbet hakkı tüm hapishanelerde uygulanmalı ama uygulanmıyor. Havalandırmaların üzerine tel örgü koyuyorlar. Fetöcülere koydular. Biz slogan attık bize koyamadılar. Kimlik dayatmasını kabul etmedik. Bizim kimliklerimiz var dedik. Her gidiş gelişlerde işkence yapıyorlar Remzi Uçucu’nun kolları tutmuyor. Ben Mehmet’le selamlaştım diye ikimizi de dövdüler. İki arkadaşın birbirlerini görmesine tahammül edemiyorlar. Fiziki işkenceyi kaldırın diye slogan attık. Gazetecilere, yetkililere, milletvekillerine hak ihlalleri ve işkenceleri vb. yazdık. Devrimcileri teslim alırlarsa halkı da teslim alırlar.
Biz 03.00 te işlemlerimiz tamamlandıktan sonra tahliye olmamız gerekirken 07.00 de hapishaneden çıktık.
Kapı dövme, sloganla bir şey olmuyor. Aileler bir ucundan tutmalı. Aileler direnmezse görüşe çıkmayacaklar. Yalnız aileler değil, insanım diyen herkes bir şey yapabilir. Tutsakların kollarını kaldıracak hali kalmadı. Aileler bir şeyler yapmalı.
TAYAD’LI AİLELER, her ay gerçekleştirecekleri basın toplantısında hapishanelerdeki hak gasplarını açıklamaya devam edecekler…
ADALET BAKANLIĞI’NA TECRİT DAVASI
Bakanlık, iki eli de olmayan hükümlü Ergin Aktaş’ın diğer mahkûmlara bomba eğitimi verebileceği gerekçesiyle tek kişilik hücrede tutulduğunu belirtti.
İki eli olmayan, Koah hastası hükümlü Ergin Aktaş, Menemen R Tipi Cezaevi’nde “insanlık dışı koşullarda tutulduğu” iddiasıyla Adalet Bakanlığı’na 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Adalet Bakanlığı ise Aktaş’ın tek kişilik hücrede tutulmasını, “Tutuklu ve hükümlülere bomba eğitimi vermesinin önlenmesi kapsamında tek kişilik odada kalması zorunludur” şeklinde açıkladı. Ergin Aktaş’a, Adli Tıp Kurumu tarafından üç kez “cezaevinde kalamaz” raporu verilmesine rağmen tahliye talepleri kabul edilmedi. Aktaş’ın avukatı, tek başına temel ihtiyaçlarını karşılamayacak durumda olan müvekkilinin, tek kişilik hücrede tutulduğunu, ayakkabı bağcığını çözemediği gerekçesiyle doktora götürülmediğini, hasta bakıcıları tarafından kaderine terk edildiğini belirterek, tazminat davası açtı. Avukatın dilekçesinde, Aktaş’ın sık sık sözlü işkenceye maruz kaldığı öne sürüldü. Adalet Bakanlığı Hukuk Birimi’nin mahkemeye verdiği yanıtta, Aktaş’ın, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edildiği anımsatılarak, infaz yasasına göre bu cezayı alanların tek kişilik odada barındırılacağı bildirildi. Aktaş’ın AİHM’e yaptığı başvuru sonuçlanmadı.
Avukatlar: Nefes bile alamıyor. Hükümet görüşüne itiraz eden avukatları ise “Tamamı ağır, bakıma muhtaç hastalardan oluşan 150 kişilik cezaevinde hasta bakıcı sayısı sadece 3’tür. Görevliler yemekleri masaya bırakıp gitmektedir” dediler. Aktaş’ın patlamada ellerini kaybetmiş olması nedeniyle önyargıya maruz kaldığını anlatan avukatlar, “Son görüşmemizde iki aydır diş ağrısı çektiğini, hastaneye sevk edilmediğini söyledi. Havasızlık yüzünden KOAH hastası olmuştur. Açık olan mazgal kapatılmıştır. Nefes almakta dahi zorlanıyor. Soğuk su ile duş alıyor. Tuvaletten bozma bir yerde bulunan duş yerinin haftada iki gün, mahpuslar tarafından ortak kullanılması istenmektedir” dediler.
SON DÖNEMLERDE AKP’NİN HALKA YÖNELİK SALDIRILARININ ARTMASIYLA BİRLİKTE HAPİSHANELERDE DE HAK İHLALLERİ – KEYFİ VE TECRİT UYGULAMALARI ARTMIŞTIR.
1-SÜRGÜN SEVK POLİTİKASI
Son zamanlarda AKP sürgün sevk politikasıyla tutsakların bulundukları hapishanelerde yerleşmesini, bir düzen oturtmasını ve hapishanede örgütlülüğü güçlendirmesini engellemek istiyor. Bazı tutsaklar sadece birkaç ay içinde 5 hapishane değiştirdiler. Sürgün sevkler tecriti derinleştiren bilinçli bir işkence politikasıdır. Sürgün edilecek tutsağa daha öncesinden haber verilmeden, ya da onayı alınmadan sabah erken saatlerde kalabalık bir şekilde hücresine giren 10’a yakın gardiyan bir anda tutsağa sadece “gidiyorsun” diyerek, nereye gittiğini söylemeden alıp zorla sürükleye, sürükleye ring aracına götürürler. Tutsak ring aracının içindeki 1 metrekarelik hücrede bekletilirken eşyaları bir çöp poşetine tıkılarak ring aracına atılır veya alınmaz. Saatlerce süren işkence dolu yolculuk boyunca havalandırma açılmadan, su dahi verilmeden tutsak uzun bir yolculuğa götürülür. Saatler süren yoldan sonra (ki bazen 24’saati geçen yolcuklar da olmaktadır) sürgün edilen hapishaneye varılır. Tutsak hapishaneye varana kadar nereye götürüldüğünü bilmiyordur. Yeni hapishanenin girişinde üst araması adı altındaki işkence başlar(onursuz ve çıplak arama gb.), sonra hücreye götürülür. Tutsakların F Tipi Hapishanelerde sağladığı örgütlü ve kolektif yaşamı yıllardır engelleyemeyen AKP’nin bürokratları ne yaptıysa da tutsakların örgütlülüğünü engelleyememiş, tecrit politikasında başarısızlığa uğramıştır. Sürgün sevkler sadece tutsaklara değil aynı zamanda ailelerine de işkence anlamına gelmektedir. F tipi hapishaneleri özellikle şehrin en uzak yerlerine inşa eden devlet, ailelerin ve tutsakların görüşçülerinin ısrarla görüşe gitmesine engel olamamıştır. Sürgün sevklerle adeta tutsaklar ailelerinden görüşçülerinden kaçırılmaktadır. Başka bir şehre sürgün edilen tutsağın ailesi ve arkadaş görüşçüleri için görüş neredeyse iki gününü alan bir eziyete dönüştürülmektedir. Yine de Özgür Tutsakları teslim alamayacaktır. Ne yaparsa yapsın nereye gönderirse göndersin, özgür tutsaklarımız orada adeta iğneyle kuyu kazarcasına devrimi örgütlemeye devam edeceklerdir.
2- TUTSAKLARLA DAYANIŞMAYI ENGELLEME POLİTİKASI
Sürgün sevklerin dışında tutsaklara para, kitap ve eşya yatırmayı zorlaştıran AKP önce tutsakların birbiri arasında kitap, para ve eşya alışverişi yapılmasını engellemiştir. Sonra da arkadaş görüşçüleri veya ailesi dışında dışarıdan kitap, eşya, para yatırılmasını yasaklamıştır. Şuan birçok hapishanede tutsaklara kendi görüşçüleri ve ailesi dışında para yatırılmasına izin verilmemektedir.
Bu durum tecriti derinleştirme anlamındaki en vahşi saldırılardan birisidir. Sadece siyasi tutsaklar için değil adli tutsaklar için de büyük bir saldırıdır. Birçok sebepten hapse girmiş insanlara aileleri, uzak akrabaları, dostları dayanışma amaçlı para, kıyafet, kitap göndermektedir. Bu halkın yüzyıllardır süren geleneğidir. Zor durumda olana yardımcı olunur. “Gavur düşmanı” AKP, halkın dini inançlarını, değerlerini kirli siyasetine malzeme ederken bir taraftan da ne dinde, ne halkın kültüründe yer almayan “gavur icadı” politikalara dört elle sarılmaktadır. Bu uygulamaların hepsi Avrupa hapishanelerinden öğrendikleri politikalardır. Bazı tutsaklarımızın ailesi hayatta değildir, bazıları ailesiyle görüşmemektedir, birçoğunun ailesi uzak şehirlerde yaşamaktadır. Bazı aileler ancak ayda bir yapılan açık görüşlere gelebilmektedirler. Açık görüşlerde birçok hapishane eşya kabul etmemektedir. Ailesi para yatıramayacak durumda olan tutsaklar ne yapacaktır? Hapishanede para yoksa ne mektup atabilirsiniz ne çamaşır yıkayabilirsiniz ne çay içebilirsiniz.
Tutsaklarımız hiç bir koşula teslim olmazlar buna şüphemiz yok. Defalarca ölüme yatmış, kendilerini feda etmişlerdir. Biliyoruz ki tutsaklık koşullarında harcamalarını olabilecek en asgari düzeyde tutmaktadırlar. İsterlerse tüm paralarını ellerinden alsınlar fark etmez. Özgür tutsaklara, Metris’te, Bayrampaşa’da, 19 Aralık’ta, F Tiplerinde yaptıkları türlü işkencelerde bir kere bile “aman” diletememişlerdir. Beş kuruş parasız da yaşarlar, bir kere bile avuç açmazlar kimseye.
Fakat bu uygulamayı hayata geçiren alçakların, yolsuzluk, hırsızlık, lüks yaşam içerisinde halkın parasını har vurup harman savururken bizim evlatlarımıza yatırdığımız üç kuruşa karışmalarını ne evlatlarımız ne de biz hazmedemiyoruz. Yüzüne tükürsen şükür çekecek üç kuruşluk insanlar bizim dişimizden tırnağımızdan artırdığımız paramıza göz dikiyor.
3- HÜCRE YAŞANTISINA MÜDAHALE POLİTİKASI
Özgür Tutsaklar, F tipi hücrelerde olağanüstü yaratıcılık ve dayanışma sayesinde koşullarını kendi ihtiyaçları için şekillendirmişlerdir. Yaratıcı çözümlerle iletişim, okuma, temizlik, üretim, beslenme koşullarını geliştirmişler tecrit hücrelerini olabilecek en yaşanabilir duruma getirmişlerdir. Bu durum AKP’nin F Tipi politikasını yerle bir etmiştir. F Tipleri açılırken feyz aldıkları Avrupa Hapishanelerinde siyasi tutsakları, düşüncelerinden ve mücadelesinden kopartma anlamında yüksek verim alınmışken, Türkiye hapishanelerinde durum hiç de böyle olmamıştır. 16 yıldır uygulamada olan F Tipi hapishanelerden çıkanlar mücadeleye aynı şekilde ya da girdiklerinden daha ileri seviyelerde devam etmektedirler. Avrupa ve Türkiye’deki iki farklı sonucun en önemli sebebi Türkiye’deki başta DHKP-C tutsakları olmak üzere devrimci tutsakların tecrite karşı yürüttüğü direniştir. 2000-2007 yılları arasında süren büyük ölüm orucu direnişiyle başlayan ve “TECRİT” politikasına karşı tüm Türkiye demokrasi güçlerine yüksek bir bilinç taşıyan direniş sayesinde AKP, F tipi hapishanelerden istediği verimi alamamıştır. Bu sebeple tecrit saldırılarını artırmaya odaklanmıştır.
Tutsakların hücrelerinde oluşturduğu yaşam alanlarına müdahale ve hücreleri tutsakların “evi” olmaktan çıkarma politikasını devreye sokmuş, adeta hücredeki tutsağa “burası senin değil benim” mantığını kabul ettirmeye çalışmaktadır. Hapishanede tutsakların çamaşır yıkamak için kullandığı ve kantinden satın aldıkları leğenleri “çok büyük” olduğu gerekçesiyle ellerinden almışlardır. Veya bazı tutsaklara “çok fazla kalemin var, bunları başka amaçlarla kullanabilirsin” diyerek kalemlerine el koyup, çöpe atmışlardır. Elbette söylenen gerekçelerin esas amacıyla hiçbir alakası yoktur. Amaç tutsağı rahatsız etmek, tutsak üzerinde otorite kurmak ve kimliksizleştirmektir.
Sonuç olarak, AKP ve Adalet Bakanlığı ne yaparsa yapsın özgür tutsakların yaratıcılıkları ve TAYAD’lı Ailelerin dayanışması karşısında yenilecektir. Bu saatten sonra ne bizi ne de evlatlarımızı tecritle teslim alamaz hiçbir güç. Özellikle yukarıda ifade ettiğimiz üç başlıkta sürdürülen saldırıya karşı TAYAD’lı Aileler olarak başlatacağımız “AKP TECRİTİ DERİNLEŞTİRİYOR, İZİN VERMEYECEĞİZ” kampanyasına tüm dostlarımızın ve ailelerimizin desteğini bekliyoruz.
HAK İHLALLERİ
Merhabalar
KANDIRA 2 NO’LU F TİPİ HAPİSHANESİ’nden selam ve sevgilerimizi yolluyoruz. Size Ocak ayı hak gasplarını getirdik.
Disiplin Cezaları
– Yusuf Yılmaz ve Bülent Erkal’a Bolu F Tipi hapishanesinden sürgün sevk ile getirdikleri Kocaeli 2 No’lu F Tipi hapishanesine gelişleri sırasında dayatılan onursuz çıplak aramayı kabul etmedikleri için verilen 2 ay ziyaret yasağı Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce onaylandı. (Karar No:207/28,Karar tarihi:10/01/2017)
– Bülent Erkal’a hücreye getirilirken maltada oturma eylemi yapıp “sohbet hakkı engellenemez” sloganını attığı gerekçesiyle verilen 1 ay ziyaret yasağı Kocaeli 2. ACM tarafından onaylandı.
– Yusuf Yılmaz’a hücreye geri getirilirken sohbet hakkı uygulanmadığı için maltada oturup “sohbet hakkımız engellenemez” sloganını attığı gerekçesiyle verilen 1 ay ziyaret yasağı 04/01/2017 tarihinden itibaren uygulamaya başlandı. Erkan Karataş ve Fırat Özçelik’e aynı gerekçeyle verilen toplam 3’er ziyaret cezaları İnfaz Hakimliğinin 2016/4293,4294,4295 nolu kararıyla onaylandı.
– Ali Teke ve Şeyhmus Poyraz hapishanelerde yaşanılan hak gasplarını sohbet hakkı, kitap yayın yasakları, ziyaret telefon hakkı, gasplarını protesto etmek için bulundukları hücreleri yaktıkları gerekçesiyle verilen 11 günlük hücre cezası İnfaz Hakimliğince onaylandı.(Karar No:2017/232, Dosya No: 2016/4501)
– Gürkan Türkoğlu’na hücreye geri getirilirken maltada oturma eylemi yapıp “sohbet hakkımız engellenemez” sloganı atığı gerekçesiyle Kocaeli 2 No’lu F Tipi Hapishanesi Disiplin Kurulu kararıyla 1 ay iletişim araçlarından men cezası verildi.(Karar No/2017/42 Karar Tarihi 26.01.17)
– Ulaş İnci’ye hücreye geri getirilirken maltada oturma eylemi yapıp “sohbet hakkımız engellenemez” sloganını attığı gerekçesiyle Kocaeli 2 nolu F tipi Hapishanesi Disiplin Kurulu Kararıyla 20.01.2017ve 26.01.2017(Dosya no:2017/19) tarihlerinde soruşturma açılmıştır.
– SİLİVRİ 9 NO’LU KAPALI HAPİSHANESİ’ nde DHKP-C davası tutsakları, hapishanede sürdürülen ağır tecrit koşullarına karşı; kitap yayın yasaklarına son verilmesi, sohbet hakkının uygulanması, hücreden çıktıklarında ve götürüldükleri yerden (ziyaret, revir, avukat vb.) gerigelmeyi reddedip oturma eylemi yaparak slogan attıklarında; kolu ters bükme, boğaz sıkma vb. şeklinde işkence yapılmasına son verilmesi talebiyle 25Aralık ile 6 Ocak tarihleri arasında halihazırda sürdürdükleri direnişi büyütmüşler ve akşam havalandırmalar kapatıldığında hücreye girmeme ve akşam sayımlarında hücreden dışarı çıkmaya başlamışlardı. Bu nedenle tutsaklara onlarca soruşturma açılmıştı. Bu soruşturmalar kapsamında Ulaş İnci, Çağatay Mazlum, Gürkan Türkoğlu, Deniz Eriş ve Ozan Oğuz’a toplam 28’er ay ziyaret ve 8’er ay iletişim yasağı cezası verildi.
(Karar Nolar: 2017/17,18,25,29,30,32,41,42,45,46,48,50,51,54,59)
Söz konusu kararlarda Çağatay Mazlum adına verilen bir ceza yoktur.
-Ulaş İnci, T,G,M,D,E,O,G SİLİVRİ 4 NO’LU KAPALI HAPİSHANESİ’ nde sürgün sevkleri protesto etmek ve kitap yayın yasaklarına son verilmesi talebiyle 7 günlük açlık grevi yaptıkları (sohbet hakkının uygulanması, işkenceye son verilmesi)gerekçesiyle Disiplin Kurulu kararıyla 2 ay iletişim araçlarından men cezası verildi. (Karar no:2017/57, Karar Tarihi 21/01/2017)
DİĞER HAK GASPLARI
– Mehmet Akdemir’in CHP milletvekili Barış Yarkadaş’a hapishanedeki sürgün sevklere ilişkin göndermek istediği posta Disiplin Kurulunun 17/01/2017 tarihli 2017/25 Nolu kararıyla engellendi.
– Fırat Özçelik’in avukatı Özgür Yılmaz’a hapishanedeki sürgün sevkleri protesto etmek için yaptığı açlık grevi ve bu kapsamda sağlığı ile ilgili bilgi vermek istemesi amacıyla gönderdiği faks Disiplin Kurulunun 17/01/2017 tarihli 2017/24 no’lu kararıyla engellendi.
– SİLİVRİ 9 NO’LU KAPALI HAPİSHANESİ’nden 18/01/2017 tarihinde zorla işkencelerle kaçırılarak Kocaeli 2 No’lu F Tipi Kandıra Hapishanesi’ne sürgün edilen Ulaş İnci, Çağatay Mazlum, Ozan Oğuz, Deniz Eriş ve Gürkan Türkoğlu’na Silivri Hapishane idaresi eşyalarını hala göndermemiştir. Hapishane idaresini arayan ailelere “oraya gidecek araç yok” diyen Silivri Hapishanesi tutsakları sürgün etmeye gelince araç bulmakta zorlanmamaktadır.
– Rıza Şahin‘e gönderilen puşi ve şalvar güvenlik gerekçesiyle verilmiyor.
– Ulaş İnci’ye getirilen kahverengi pantolon “ askeri üniforma renginde” olduğu gerekçesiyle verilmiyor.
– Ali Teke ve Şeyhmus Poyraz hücrelerini yaktıkları gerekçesiyle Kandıra Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu malına zarar vermek suçundan soruşturma açılmıştı. Fakat Ali Teke ve Şeyhmus Poyraz soruşturma aşamasında savcılıktan süre talep etmelerine rağmen bu talepleri kabul edilmemiş, ifadeleri dahi alınmadan dava açılmıştır. Savcı açıkça kendini hakim yerine koymuş, sanıkları dinleme gereği bile duymamıştır. Tek kelime Kürtçe bilmeyen Ali Teke’ye “ Türkçe bildiği halde Kürtçe savunma yapmak istedi.” Gibi asılsız iddialarla ifade almamayı meşrulaştırmaya çalışmışlardır.
– 27/01/2017 Cuma günü Şeyhmus Poyraz “koli geldi” denilerek hücreden çıkarılmış fakat keyfi ayakkabı aramasını kabul etmediği gerekçesiyle koli alımına götürülmemiştir.
– Erkan Karataş, Bülent Erkol, Yusuf Yılmaz’ın kaldıkları A- 20 hücresinin havalandırmasına kamera takılmıştır. Tutsakların yaşam alanlarının 24 saat izlenmesi açık bir psikolojik işkencedir.
– Yusuf Yılmaz’ın şartlı tahliyesinin “ Kötü Hal” gerekçesiyle engellenmesine yaptığı itiraz İnfaz Hakimliği’nin 17/01/2017 tarihli 2017/247 no’lu kararıyla reddedildi.
SİLİVRİ 9 NO’LU KAPALI HAPİSHANESİ
Ocak sonunda erkek tutsakların sürgün sevklerinden sonra kadın tutsakların eşyaları kullanılamaz duruma getirilmiş.
Tutsaklar gece yarısı “MAHKEMEN VAR, REVİRE ÇIKARILACAKSIN” gibi yalan bilgilerle gardiyanların hücrelere girmesiyle işkenceyle ringlere bindirilmişlerdir.
Bu şekildeki sürgün sevklere karşı hücrelerini ateşe veren tutsakların eşyaları üzerine deterjan, çamaşır suyu atılarak kullanılmaz duruma getirilmiştir. Tutsaklar, haftalardır yanık hücrelerde bekletilmektedir. Hiçbir kişisel ihtiyaçları karşılanmamaktadır.
Tutsaklara gönderilen kargolar (Kitap, Giysi) ve mektuplar “teslim edilmiştir” bilgisine rağmen aylardır hapishane idaresince keyfi bir şekilde tutulmaktadır.
Hasta tutsakların ihtiyaç duydukları kişisel ihtiyaçları zamanında ve yeterli karşılanmamaktadır.
10 saatlik Sohbet Hakkı 3 saat uygulanıyor. Sürgün Sevkler sıklıkla yaşanıyor. Tutsaklar fiili saldırılara maruz kalıyor ve soruşturma üstüne soruşturma açıldığı gibi cezalar yağıyor.
EDİRNE F TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ
Fikret Kara tutsaklara mektup engellemeleri yapılmakta, Sohbet Hakkı uygulamasında blok tecriti dayatılıyor. Hapishanede yapılan tutsakların el emekleri “Sakıncalı, gizli not, şifre, talimat olabilir.” gibi gerekçelerle dışarıya çıkarılması engelleniyor. Hapishane İdaresi dışarıdan dergi almadığı gibi içeride üretilip, yazılan dergiyi de gasp etmekte yazılara el koymaktadır. Bunlardan cezalar yağdırılmaktadır. ( 19 Aralık Yıldönümünde anma yapıldığı gerekçesiyle Kubilay Uçucu’nun infazı yakılmıştır.)
VAN YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ
İletişim Hakkı Gaspı
Taner Korkmaz Avukatı Oya Aslan’a gönderilmek üzere 26/12/2016 teslim ettiği APS mektup ( yasalara göre avukatlara gönderilen evrak posta hiçbir incelemeye tabii tutulmadan gönderilir.) 04/02/2017 tarihine kadar tutulduktan sonra gönderilmiştir.
APS, Faks, Taahhütlü vb. mektuplar 10 güne kadar uzayan sürelerle bekletildikten sonra gönderilmektedir. Gelen mektuplar geciktirilerek verilmektedir. Kayıtlı mektupların gönderildi belgeleri ise daha geç verilmektedir. Bu yüzden mektupların gidip gitmediği kontrol edilememektedir.
Mecit Şahinkaya’nın gazeteci Ayçe Söylemez(Bianet) 26/12/2016 da yazmış olduğu mektup kaybedildi. Sorulması üzerine “önce gönderilmeme kararını tebliğ edeceğiz” denilmiş. Mecit Şahinkaya’nın suç duyurusunda bulunmasının ardından 20/01/2017 engelleme kararı getirilmiştir.
Gazeteci İsmail Saymaz’a gönderilen 26/12/2016 da teslim ettiği mektup, Disiplin kurulunun 29/12/2016 tarih 2017/10 tebliğ edilmiştir. Karar gerekçesi, yaşadığı hak gasplarını paylaşmasının “kurumu hedef gösteriyor” diye değerlendirilmiştir.
Taner Korkmaz’ın gazeteci Canan Coşkun’a göndermek istediği mektup aynı şekilde engellenmiş. Karar gerekçesi: “cezaevini esir kampına benzettiği” şeklindedir.
Mecit Şahinkaya ya Kocaeli 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’ndeyken Fırat Özçelik’ten gelen mektubun “karalanması” kararı iki hafta sonra Van Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne tebliğ edildi. Sakıncalı olmayan kısmı ise verilmedi.
Hapishane kantininde radyo satılmıyor. Merkezi radyo sisteminden yayın yapılmıyor. Satılan LCD TV. fiyatı 725 TL.
Taner Korkmaz’ın sürgün edildiği Kocaeli 1 No’lu Hapishanesi’nden getirdiği radyosu “alıcısı güçlü” denilerek verilmemiştir. Radyo Yüksek Güvenlikli Kocaeli Hapishanesi’nden alınmıştır.
Rabbena Hanedar, Taner Korkmaz, Mecit Şahinkaya sürgün sevkleri sırasında yaşadıkları işkenceyi, tecriti protesto etmek için açlık grevi yaptıklarından 1 ay telefon yasağı verilmiştir.
KİTAP YAYIN HAKKI GASPI
Taner Korkmaz’a Ferhat Gerçek tarafından gönderilen “Yürüyüş Dergisi” idare ve gözlem kurulunca sakıncalı bulunarak verilmemiştir.
Hapishane idaresinin Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün 16/11/2016 tarihli yazısını gerekçe göstererek ailelerin göndermiş oldukları koli kitapların alınmayacağı söylenmiş. Buna göre dış postadan parası olanlara idarenin uygun gördüğü kitaplar satın alınabilecek.
Murat Kaymaz’ın ağabeyinin yatırmış olduğu kitaplar “ içeriye kitap alınmıyor yasak” gerekçesiyle alınmadı.
ZİYARET HAKKI GASPI
Aylık olarak yaptırılması gereken açık görüş OHAL bahane edilerek Adalet Bakanlığı genelgesi izin veriyor denilerek 2 ayda 1 e düşürülmüştür. Ayrıca 1 saat yaptırılması gereken ziyaretler 45 dk. İle sınırlandırılmış durumda Binlerce km. uzaktan gelen ailelerimiz ancak 45 dk. Ziyaret yapabiliyor.
Taner Korkmaz, Mecit Şahinkaya, Murat Kaymaz, Rabbena Hanedar, Yusuf Kenan Dinçer, Akil Nergüz ve Talat Şanlı’ya “ FAŞİST BASKILARA SON “,” SÜRGÜN SEVKLER BİZİ YILDIRAMAZ” sloganlarını attıkları gerekçesiyle 1 ay ziyaret yasağı verildi.
Taner Korkmaz’a slogan attığı için ayrıca 1 ay ziyaret yasağı daha verildi.
SAĞLIK HAKKININ GASPI
Tutsaklar hastalıkları dolasıyla revire ancak haftalar sonra çıkabiliyorlar. Murat Kaymaz, 2 hafta boyunca revire çıkarılmaması üzerine suç duyurusunda bulundu. Ancak ondan sonra çıkarıldı.
Taner Korkmaz 9 Ocak 2017 de revire çıkmak için dilekçe verdi. 17 Ocakta revire çıkarılmadığı için suç duyurusunda bulundu. Ancak 18 ocakta çıkarıldı.
Sürgün sevk ile Kocaeli – Sincan ve Kırıkkale F Tipi Hapishanelerinden getirilen devrimci tutsaklara içme suyu, temizlik malzemeleri vb. verilmedi. Israrlarımız üzerine günler sonra sadece hücre temizliği için çek-pas, fırça ve yer temizleyicisi verildi. El sabunu bulaşık deterjanı vb. hiç verilmedi. Ancak paramız gelince alabildik.
Yusuf Kenan Dinçer’in 05.01. 2017 avukat görüşü sonrası slogan attığı gerekçesiyle bükülen kolu şişti. Hastaneye götürüldü.
DİSİPLİN CEZALARI
Yaşadığımız tecrit işkencesi sürgün sevkler hasta tutsakların ölüme terkedilmesi, kitap yayın hakkının gaspı ve sohbet hakkının uygulanmamasını protesto etmek için yapılan kapı dövme eylemleri ile Taner Korkmaz, Rabbena Hanedar, Mecit Şahinkaya’ya 1’er ay bazı etkinliklerden men cezası verildi.
Kocaeli 1 No’lu F Tipi Hapishanesinde oturma eylemi yapıp slogan attıkları gerekçesiyle Murat Kaymaz, Mecit Şahinkaya, Murat Çeçen, Remzi Uçucu, Taner Korkmaz,Akil Nergüz, Yasin Ciyhan’a toplamda 24 ay mektup ve telefon yasağı getirildi.Karar Van Hapishanesine tebliğ edildi. Tarih. 29.02. 2016, Karar No. 2016/982
Kandıra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi Taner Korkmaz’a 30 gün, Murat Kaymaz’a 40 gün hücre cezası verdi. Gerekçe işkence ve sürgün sevklere direnmek, hakaret-lere karşılık vermek. Kararlar Van ‘a tebliğ edildi.
Sürgün – sevklere ve işkenceyi protesto etmek için kaldıkları hücreyi yaktıkları için Akil Nergüz, Yılmaz Viraner, Kandıra 1 No’lu Hapishanesinde 20’er gün hücre cezası verildi.
Kocaeli 1 No’lu Hapishanede kaldıkları hücreyi yakıp, “Faşist baskılara son!” sloganı attıkları için Remzi Uçucu 20 gün hücre cezası Mecit Şahinkaya verilen 3 ay telefon ve mektup cezaları infaz hakimliğine 22/12/2016 tarihli, 2016/5916 sayılı kararı ile onaylandı.
SOHBET HAKKININ GASPI
Adalet Bakanlığı 22 Ocak 2007 tarih 45/1 sayılı genelgesiyle tanınan haftalık 10 kişi 10 saat sohbet hakkı buraya getirildiğimizden beri uygulanmadı. 16/ocak/2017 tarihinden itibaren ise haftada sadece 2 saat uygulanmaya başlandı.
DİĞER HAK GASPLARI
Sürgün sonrası günlerce üzerimizde ince elbiselerle tutulduk. Sürgün sırasında yanımızda hiçbir eşya almamıza izin verilmedi. Üzerimizdeki hırka, yelekler kapşonlu olduğu gerekçesiyle Van Yüksek Güvenlikli Hapishanesi girişinde el konuldu. Israrla talep etmemize , ailelerimiz ve avukatlarımızın girişimleri sonucunda Taner Korkmasz, Mecit Şahinkaya, Murat Kaymaz eşyalarının bir kısmı gönderilirken Akil Nergüz, Yılmaz Viraner, Yusuf Kenan Dinçer, Talat Şanlı eşyaları ise hala gönderilmedi.
Taner Korkmaz’a Elif Ersoy’un yazmış olduğu mektup içinde 19-22 aralık 2000 Hapishane katliamında katledilen devrimcilere (Haziran) gezi ayaklanmasına ve Fidel Castro ait fotoğraflar sakıncalı bulunarak verilmedi. Sakıncalı bulunanlardan bir fotoğraf ağabeyinin fotoğrafı Aşur Korkmaz
Van Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde yasaklı eşyalar
Kapşonlu giysi
Kitap
Kulplu bardak
Eldiven
Metal çatal- tabak-
Yün çorap
Kot pantolon kemeri
Puşi
Şalvar
Keçeli kalem
Atkı
El örme bileklik
Boncuk işlemeli süs eşyası
Büyük taşlı tespih
Kuru boya kalemi
Sıcak su torbası
Fidel Castro fotoğrafları
Bayram açık görüşlerinde ailelerimizin getirdikleri eşyalar alınmıyor.
Yemekler yetersiz genelde makarna ayran
Kantinde sınırlı sayıda ürn satılıyor. Kırtasiye ürünü bulunmuyor.
Van Yüksek Güvenlikli Hapishanesine sürgün sevk edilmesini protesto etmek için açlık grevine başlayan Mecit Şahinkaya 3 gün içme suyu, şeker, tuz, limon verilmedi. . Hapishane idaresi bunun doktor reçetesiyle yapıldığını iddia etti. İaşe bedelleri gasp edildi
Hapishanede merkezi olarak yayınlanan tv. kanallarının dışında tek bir mualif kanal bulunmamaktadır.
DEVRİMCİ TUTSAKLAR ÜZERİNDEKİ TECRİTİ KIRACAĞIZ!
Bizler TAYAD’lı Aileler olarak adaletsiliklere, hırsızlığa, yoksulluğa, sömürüye, faşizme, emperyalizme karşı mücadele ettiği için hapse atılan evlatlarımızın yaşadığı haksızlıklara karşı mücadele ediyoruz. F Tipi Hapishaneler açıldığından beri tecrite karşı mücadele eden evlatlarımızın yanındayız.
Hapishanelerde;
Evlatlarımız, tedavi olamamakta, hastalıkları ilerlemekte ve tedavi olamadığı için hayatını kaybetmektedir. Bunun için diyoruz ki, TEDAVİ HAKKI UYGULANSIN !
Evlatlarımızın, F Tipi Hapishanelere Ölüm Orucu direnişiyle haftada 10 saat 10 kişiyle sohbet hakkı kazanmışlardı. Fakat AKP hükümeti kendi yayınladığı yasayı tanımıyor ve sohbet hakkını yalnızca 5 saat kullandırıyor. Evlatlarımıza bir sohbeti çok görüyor. Bunun için diyoruz ki, SOHBET HAKKI UYGULANSIN!
Evlatlarımızın bir kısmı hapishanedeki kötü yemekler ve sağlıksız koşullardan kaynaklı kanser vb. tehlikeli hastalıklara yakalanıyor. Zaten ülkemizde ve dünyada giderek yaygınlaşan kanser illeti hapishanelerdeki sağlıksız koşullardan kaynaklı hızla ilerliyor. Hala hapishanelerde yatan yüzlerce evladımız kanser ve benzeri ölümcül hastalıklarla boğuşuyor. Bunun için aynı zamanda yasal bir hak olarak diyoruz ki, HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN!
Evlatlarımız siyasi düşüncelerinden kaynaklı hapisteler ve ne olursa olsun bu düşüncelerini yaşatmaya devam ediyorlar. Kendi düşünceleri doğrultusunda slogan atıyor, anma yapıyorlar; bu sebeple evlatlarımızın hapishanede yatacakları süreyi “infaz yakma” adı altında uzatıyorlar. Bunun için diyoruz ki, İNFAZ YAKMALARA SON!
Evlatlarımız F Tipi hapishanelerde ve bir insan yüzüne hasret şekilde tecrit altında yaşamak zorunda bırakılmakta, bu da yetmezmiş gibi bir de kendilerine yıllara varan görüş ve mektup cezaları verilmektedir. Bunun için diyoruz ki evlatlarımız üzerindeki tecriti daha da ağırlaştıran; MEKTUP VE GÖRÜŞ YASAKLARINA SON!
Evlatlarımızın zorla işkenceyle götürüldüğü F Tipi Hapishanelerin tamamı şehirlerin dışında adeta dağın başınadır. Aileler aynı şehirden gidip evladını görmek için bile saatlerce yol gitmek zorunda kalmaktadır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi sebepsiz yere ve hiç kimseye haber vermeden evlatlarımız bir anda başka bir şehirdeki hapishaneye sürgün edilmektedir. Bunun için diyoruz ki, SÜRGÜN SEVKLERE SON!
Avrupa’dan ithal edilen F Tipi hapishaneler ve tecrit uygulaması yıllardır en büyük sorun olarak karşımızda durmaktadır. Tecrit öylesine bir işkencedir ki sinsi ve kurnaz bir şekilde insanı içten içe yiyip bitirmeyi hedeflemektedir. Bunun için evlatlarımız tecrite karşı üreterek direnmektedirler. Hapishanede birbirleriyle haberleşmenin yöntemlerini bulmuşlardır. Hücrelerdeki yaşantılarını yaratıcı çözümlerle nispeten iyileştirmişlerdir. Bunu hazmedemeyen AKP bu kez de evlatlarımızın hücrelerine saldırmış ellerinde ne varsa toplamıştır. Bunlardan en önemlisi ise kitaplardır. Evlatlarımız düşünceleri uğruna ölümü bile göze almışlardır ve kitapları en değerli eşyalarıdır. Kitaplarına el koymak isteyen Adalet Bakanlığı, düşünen insana düşman olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bütün bunların sonucu olarak biz TAYAD’lı Aileler olarak diyoruz ki
TECRİT İŞKENCEDİR, TECRİTE SON!

