1978’de her gün öğrenciler polis gözetiminde okul kapısından çıkıyorlardı. Öğrenci gençliği teslim almayı hedefleyerek üniversitelere yönlenmişlerdi. Sivil faşistler, “Merasim Birliği” adlı polis birliğinin desteğiyle devrimci öğrencilere her an saldırılarda bulunmak istiyorlardı ama örgütlülüklerini kıramamışlardı. Bunun için bombalamalardan öğretim üyelerini vurmaya kadar her yolu denemişlerdi; ancak başarılı olamamışlardı. O yüzden, ikinci taktikleri de devreye girmişlerdi. Fırsat kollamaya başlamışlardır. Çünkü okula kalabalık şekilde gelip giden devrimci öğrencilere yönelik kitle katliamı gerçekleştirmek istiyorlardı. Böylece yeniden üniversitelerde var olabileceklerini, yetkinlik kazanacaklarını düşünen sivil faşistler, 16 Mart 1978’de Devrimci Kitle Süleymaniye’ye gitmek üzere çıkışa yönelmişken İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde üzerlerine bomba ve kurşun yağdırarak 7 öğrenciyi katletmiş; onlarcasını yaralamıştır. Bu işgallerde 2000’den fazla öğrenci İşletme Fakültesinde toplanmış, daha sonrasındaysa liselilerden, ortaokullardan, ailelerden yüzlerce insan işgale desteğe gelmişlerdir. Halkımız bizi yine sahiplenmeye gelmiştir. Bu işgallerde yapılan konuşmalarda katliamlar ve failleri teşhir edilmiş, oligarşinin tüm planları bir kez daha boşa çıkarılmıştır. Bunların üzerinden 42 yıl geçse de hala katliamın failleri cezalandırılmadı ve devlet hala devrimcilere saldırıyor, katledebildiğini katlediyor; katledemediğini uzun yıllar tutsak ediyor. Ama hep dedik, yine diyoruz: Ne baskılarınız, ne gözaltılarınız, ne tutuklamalarınız, nede ölümler bizi durdurabilir. Halkın devrimci mücadelesi katliamlarla bitirilemez. Dünden bugüne Gençlik olarak iktidar hedefimizden ve devrim mücadelemizden vaz geçmedik ve vaz geçmeyeceğiz.