Ülkemiz tarihi katliam ve bunun karşısında halkların direnişleriyle doludur. Her bir ayına, hatta haftasına, gününe bir katliam sığdırılmış, direniş destanları yaratılmıştır. Sınıflar mücadelesi böylesine çelişkili karşıtlıkları yaratır işte. Faşizm katlederek korkusunu bastırmak ister, yine aynı vesileyle daha büyük bir korkunun doğmasını sağlar.
12 Mart 1995 de devlet yükselen halkın muhalefetini her sıkıştığında yaptığı gibi katliam yaparak bastırmaya çalıştı. Gazi mahallesinde dört kahvehane ve bir postane taranarak bir Alevi dedesi hayatını kaybetti onlarca kişi ağır yaralandı. Bunu duyan Gazi halkı ayağa kalkarak karakola yürüdü, polis halkın üzerine ateş açtı. Bunun üzerine Gazide başlayan direniş başka mahallelelere de sıçradı ve halk ayaklanmaları oldu. Devletin öldürmekle bitiremediği, halkın ise kahramanlık destanı yazdığı GAZİ AYAKLANMASI böyle doğdu. Bu ayaklanmada içlerinde devrimcilerinde olduğu Gazi de 17, Ümraniye de 5 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı.
16 Mart 1978 yılında ise, devrimci gençliğin üzerine sivil faşist çetelerinin salındığı yıllardı. Devrimci mücadelenin gelişmesinden korkan faşizm Beyazıt ta olan İstanbul Üniversitesi kampüsünün girişinde toplu olarak okula giren devrimci öğrenciler üzerine bombalar atarak saldırdı. Onlarca devrimci öğrenci bombanın patlamasıyla etrafa savruldu, ağır yaralandı. Bu saldırıda ise 7 öğrenci katledildi.
O günden bu güne devletin kitle katliamları bitmedi. Artarak, daha da vahşileşerek devam ediyor. Bu iki katliamın gösterdikleri ise aynıdır. Devlet açıktan yapamadığı katliamları kendi yüzlerini gizleyerek yada kuklaları olan sivil faşistlere yaptırmış, bombalar, silahlar bizzat devletin polisleri, askerleri tarafından temin edilmiştir. Yine katliamları yapanlar devlet tarafından korunmuştur. Buna tepki gösteren halk ise bu defa devletin resmi güçleri tarafından açıktan katledilmiştir. Gerçek suçlular senelerce gizlenmeye çalışılmış ancak eninde sonunda bu katliamın sorumlusunun devlet olduğu ortaya çıkmıştır.
Devlet aynı devlet, faşizm aynı faşizmdir.
Emperyalizm ve faşizm kendi çıkarlarını korumak için katliamlar planlamaktan, yapmaktan ve bütün gerçekleri çarpıtarak, gerçek sorumluluğun kendilerinde olduğunu gizleme çabalarından asla vazgeçmemiştir. Bu güne gelindiğinde her iki katliamın da neredeyse her bir figüranı bilinmekte artık gizlenemektedir. Ancak faşizm hala bu katliamlarını sürdürüyor, aynı yalanları söylemeye devam ediyor. Oysa o gün söylediğimiz gibi bu gün de diyoruz ki,
KATLEDEN DEVLET DİRENEN HALKTIR!
Yapılan bütün katliamların hesabını bir bir halka vermekten kaçamayacaktır. Nasıl ki o gün “at izinin it izine karıştırıldığı” günde gerçek sorumluyu görüp “Hedef karakol” dediysek, bu günde gerçek sorumluları görüyor ve onlara karşı mücadele ediyoruz.
Katleden emperyalizm ve faşizmdir.
Tenekeleri, silahları ve bombalarıyla halktan korktukları için katliamlara başvuruyorlar. Anadolu halkları faşizmin Korkularını büyüterek Gazi ve Beyazıt katliamlarının hesabını soracaktır. Gazide olduğu gibi halkımızla birlikte hiçbir silahın engelleyemeyeceği yeni Halk Ayaklanmalarına yaratacak bu defa “Hedef İktidar” diyeceğiz.
GAZİ, BEYAZIT ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!
12 MART GAZİ 16 MART BEYAZITTA DEVLET KATLETTİ!
BEYAZIT’IN GAZİ’NİN HESABINI SORACAĞIZ!
GAZİDE DÜŞENE DÖVÜŞENE BİN SELAM!
KATİLLER HALKA HESAP VERECEK!
ALMANYA HALK CEPHESİ