Home açıklamalarTAYAD Açıklama

TAYAD Açıklama

by halkinkutuphanesi
0 comments
HAPİSHANELERDE İŞKENCE VAR MI YOK MU? TUTSAKLAR NEDEN DİRENİYORLAR ADALET BAKANLIĞI NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?
Bir süredir hapshanelerde yaşanan işkenceler ve bunlarla ilgil yaptığımız açıklamalara Adalet Bakanlığı tarafından “ böyle bir şey yoktur, hapishanelerde işkence yok” minvalinde açıklamalar yapılıyor.
Şakran Hapishanesinde Nurhan Yılmaz’ın kırılan kolu, Sevcan Adıgüzel’in morartılan gözü, Hasta tutsak Aysu Baykal’ın yerde bizzat baş gardiyan tarafından tekmelenmesi işkenceden sayılmıyor. Daha önce işkencenin devletin yasalarında yer alan tanımını paylaşmıştık.
Türk Hukuk Lügatına göre ise işkence: herhangi bir maksatla birisine cismen eza verici harekette bulunmak veya sanıklara suçlarını itiraf ettirmek için canlarını yakıcı muameleler yapmak, onlara eza ve cefa çektirmektir.“
Yani bir kişinin gözüne yumruk atmak, kolunu kırmak, kolunu kırarcasına bükmek, tekme atmak vb.. davranışlar işkencedir. Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamalarda “kolu kırılmamıştır, incinmiştir… Gözü morarmamıştır, kızarmıştır vb. açıklamalar yaparak aslında işkence yapıldığın kabul etmektedir.
Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamalarda bir yandan “işkence yoktur” derken “Onlar da direniyorlar” demekten kendini alamamakta işkence yapılmasının gerekçesini beyan etmektedir.
Sevgili evlatlarımız, halkımız,
Biz 12 Eylül yıllarında, 90’larda işkencenin her çeşidini gördük, bugün bu “kaba” işkence biçimlerinin uygulanmamasının(ya da sınırlı şekilde uygulanmasının) sebebi AKP’nin daha demokrat olmasından kaynaklı değildir. 12 Eylül’den 2000’lere kadar İşkence yöntemleri uygulandıkça bizler de işkenceye karşı kampanyalarımızı artırdık, bir bilinç yarattık. Devletin işkenceci yüzünü teşhir ettik. Öyle ki artık işkenceciler dahi işkence yaptıklarını kabul etmek zorunda kaldılar. O dönemlerdeki işkence yöntemlerinin yerini bugün başka bir işkence yöntemi aldı; TECRİT!
F Tipi hapishaneler açıldığından beri evlatlarımız ve Anadolu halklarının aydın, demokrat, anti- faşist, yurtsever kesimleri TECRİT denilen menşei bazılarının taparcasına öykündüğü Avrupa Birliği olan sessiz işkenceye maruz kalmaktadırlar. İşkence denilen şey temel olarak kişiyi savunduğu şeyden vazgeçirmek, kişiyi teslim almak için yapılır ve buna karşı önünüzde iki seçenek vardır; ya teslim olmak ve işkenceden kurtulmak (ki bunun tersi örnekleri de çok görmüşüzdür) ya da her türlü acıya rağmen direnmek ve teslim olmamak.
Bizim evlatlarımız TESLİM OLMAMAYI seçtiler. Bu sebeple tecrit işkencesine karşı 2000-2007 yılları arasında sürdürdükleri Büyük Ölüm Orucu direnişinden başları dik bir şekilde zaferle çıktılar. 10 Temmuz 2016 tarihinden beri sürdürdükleri Genel Direniş’le de tecrit işkencesine karşı yeni zaferler örgütlüyorlar.
Son dönemde AKP’li Adalet Bakanlığının kendi açıklamalarında da ısrarla altı çizilen mesele budur; tecrit kapsamındaki yaptırımlara karşı fiili direniş! Adalet Bakanlığı diyor ki “direndikleri için işkence yapıyoruz” fakat gerçekte yaşanan bunun tam tersi; evlatlarımız 2000 yılından beri F Tipi Hapishanelerle birlikte sürgit devam eden TECRİT İŞKENCESİNE KARŞI direniyorlar. Yani işkence yapıldığı için direniyorlar.
“Nedir bu direnişin talepleri, ne istiyor bu insanlar?” Sorusunun cevabı 5 madde:
1- Yasal hakları olan haftada 10 saat 10 kişiyle sohbet hakkının uygulanmasını istiyorlar. ( 122 evladımızın şehit düştüğü Büyük Ölüm Orucu direnişinin bir kazanımı olarak Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan 45/1 genelgesine göre tutuklu ve hükümlülerin haftada 10 saat 10 kişiyle sohbet etme görüşme hakları vardır, şuan neredeyse hiçbir hapishanede bu uygulanmıyor)
2- Hasta Tutsakların serbest bırakılmasını istiyorlar.( Hapishanelerde yüzlerce hasta tutsak var ve bunların tedavileri hapishane ortamında yapılamıyor, bu evlatlarımızın tam olarak iyileşene kadar serbest bırakılmasını istiyorlar. Tedavi olma hakkı ister müebbet hapis cezası alanların, ister tutuklu bulunanların olsun, gasp edilemez. Çünkü bu anayasal bir haktır)
3-Kitap sınırlamasının kaldırılmasını istiyorlar. ( Kişi başına 10 kitaptan fazla kitap bulundurmayı yasaklıyorlar. Bu durum düşünce özgürlüğüne bir saldırıdır. Esas olarak en ciddi saldırı budur. Ve evlatlarımızın olmazsa olmaz talebidir. Çünkü evlatlarımız düşüncelerinden kaynaklı içerideler ve onları düşüncelerinden vazgeçirmek için düşünsel olarak beslendikleri kitapları hem sayıca sınırlandırıyorlar hem de kendilerince sakıncalı buldukları kitapları vermiyorlar. Bunu yapmalarının sebebi kişilerin direngenliklerini kırmak, onları uyuşturmak, yozlaştırmak. Böylelikle umutsuz, uyuşuk, amaçsız bireyler yaratmak istiyorlar.)
4-Görüş, iletişim, mektup cezalarının kaldırılmasını istiyorlar.( Hapishanede devrimci düşünceler doğrultusunda slogan atan, anma yapan, marş söyleyen devrimci tutsaklara bu faaliyetlerinden dolayı onlarca yıla varan cezalar veriliyor. Bu şekilde de tecrit daha da derinleştirilerek, dışarıyla tek bağları olan mektup ve haftalık görüş hakları gasp ediliyor.)
5-İnfaz yakmalar durdurulsun istiyorlar. (Evlatlarımız hapishanede kaldıkları süre boyunca çeşitli bahanelerle 3 tane hücre “cezası” alırlarsa aldıkları “cezaya” göre 1-10 yıl arasında fazladan hapis yatıyorlar. Bu uygulama tamamen hapishane idarelerinin keyfine kalmış şekilde uygulanıyor ve aslında “yargısız infaz” anlamına geliyor. )
Mesele bu taleplerdir. Mesele tecrit işkencesine karşı sürdürülen bir direniştir. Adalet Bakanlığı sürekli meseleyi buradan uzaklaştırmaya, tekil olaylarmış gibi göstermeye çalışmaktadır. Tutsakların havalandırmadan içeri girmediklerini, direndiklerini, bunun için işkence yapıldığını belirtmektedir fakat tutsakların neden bunu yaptıklarından ısrarla bahsetmemektedir. Çünkü direnişi boşa çıkarmak ve altını boşaltmak istemektedir.
Buradan Adalet Bakanlığını uyarıyoruz, yok saymaya çalıştığınız direniş kendini dayatmaya başlamıştır, açıklamalar yapmak zorunda kalmanızın sebebi budur. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın haklı ve meşru bir talep etrafında direnen onurlu ve kararlı evlatlarımızın direnişi son sözü söyleyecektir. Yol yakınken bu yalan, inkâr ve yok sayma politikasından vaz geçin. Haklı ve meşru talepleri uygulamaya başlayın.
TAYAD’LI AİLELER

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode