“Bizim gibi ülkelerde, demokratik mücadele devrimci mücadeleyi içermek zorundadır. Bir sorunlar ve çelişkiler yumağı olan ülkemizde, çelişkilerin keskinleştiği ve çatışmaların açıktan savaş biçimine dönüştüğü bir ortamda, bu alanı devrimci çalışmadan soyutlayarak ele almak, sınıf mücadelesi gerçeğine göz yummaktır.” Kamu Emekçileri Cephesi demokratik mücadeleyi hiçbir zaman devrim mücadelesinden ayrı ele almamıştır… Attığımız her adımın, yaptığımız her eylemin özünde devrim iddiamız vardı. Bu iddiamız bizi reformizmden, oportünizmden ayıran temel yandır. Kamu emekçilerinin mücadelesinde bir dönüm noktası olan 90’lı yıllarda “Sadaka Değil; Emeğimizin Karşılığını İstiyoruz” diye başlayan, sonra grevli toplu sözleşmeli sendika istemesine dönüşen eylemlerin özünde de aynı bakış açısı vardır. O gün de aynı bugün gibi devrimci memurlar her türlü bedel ödemeyi göze alarak eylemlere başlamışlar ve fiili olarak sendikaları kazanmışlardı. O gün reformistler ise, her zamanki tarihsel misyonlarını oynayarak sessiz sakin bir şekilde bekliyorlar, devrimci memurların eylemlerini küçümsüyorlardı ve dudak büküyorlardı. Bugün de Kamu Emekçileri Cephesi OHAL tarafından gasp edilen haklarını geri istemek için adım adım Ankara’ya yürürken reformistler, oportünistler, Kürt milliyetçileri, yani hepsinin içinde olduğu KESK uyku halindedir… İşten el çektirilen on binlerce kamu emekçilerinin neredeyse tamamına yakını kendi üyeleri olmasına rağmen uyumaya devam ediyorlar… OHAL uygulamaları altında geçen süreci basın açıklamaları ile “sessiz sedasız” bir şekilde atlatmaya çalışıyorlar. Zaman zaman da bir yere koyamayacağımız açıklamalar yapıyorlar.
Sabah planladığımız saatte kalktık. Akşamdan döviz yazmak için hazırladığımız malzemelere dövizlerimizi yazıp kahvaltımızı yaptıktan sonra, Gebze çarşı içinden dövizlerimizle ajitasyon ve sloganlarımızla E-5’e doğru yürüyüşümüzü sürdürdük. Polis yine her adımda peşimizdeydi ama herhangi bir müdahalede bulunmadı. Dövizlerimiz, sloganlarımız, ajitasyonlarımız hatta önlüklerimiz halkın ilgisini çekiyor meraklı gözlerle bizi izliyorlardı. Yalnızca bir kişinin sataşması olmuştu. Onun dışında yürüyüşümüzün Gebze bölümünü çok olumlu bir şekilde tamamlamıştık. Gebze çıkışından sonra yürüyüşümüze E-5 yolundan Kocaeli istikametine doğru yine değişen polis ekipleri ve araçlarının takip ve tacizi eşliğinde devam ettik.
Sonuç olarak; OHAL koşullarında anlı şanlı partilerin, binlerce üyesi olan sendikaların sokağa çıkmaya korktuğu bir ortamda, bir hafta boyunca baskılara, defalarca gözaltı saldırısına maruz kalmasına rağmen kanın tere karıştığı, kan ter içinde yapılan çok önemli bir eylemdi.


