27 Aralık 2020 günü, uzun süredir tartışılan asgari ücret miktarı belirlendi. Ve halk 2 bin 825 TL’ye
mahkûm edildi.
Hükümet, tekelci burjuvazi ve işbirlikçi sendikalar asgari ücret için bir araya geldi; oturdular, tartışır,
kavga eder gibi yapıp, önceden belirledikleri rakamları en son açıkladılar. Masadan herkes memnun
ayrıldı.
Öncelikle söylemek gerekirse; asgari ücret kavramı insanlık onuru açısından kabul edilemez. Dünya
üzerindeki tüm güzellikleri yaratan işçi sınıfı, asgari yani en düşük ücret ile çalıştırılıyor. Neye göre
asgari? Tabi ki de ölmeyecek ölçüde beslenebilmesine göre. Asgari ücretin ortaya çıkış sebebi
‘devletçe belirlenen miktarın altında işçi çalıştırmayı engellemek’ de olsa, bu hiç böyle uygulanmadı.
Asgari ücret burjuvaları dizginlemek yerine, işçileri en asgari miktara mahkûm etti. Yıllar bunu
değiştirmedi ve bu hala böyle. Asgari ücret değil insanca yaşamaya uygun bir ücrettir bizim talebimiz
ve bunun mücadelesini veririz.
2020’nin AKP faşizmiyle yönetilen ülkemizde ise asgari ücret denilen rakam daha düne kadar açlık
sınırının altındaydı (Asgari ücret 2 bin 324 lira, açlık sınırı 2 bin 430 lira civarıydı). Asgari ücrete yapılan
500 liralık zam asgari ücreti açlık sınırının üzerine çıkarmış gibi görünse de enflasyon verileri öyle
söylemiyor. 500 lira bugünün enflasyonunun ücrete yansımış hali. Yani değişen bir şey olmadı. Halkın
alım gücü değişmedi. Aksine yükselen enflasyon bir yıl boyunca zamlanması bile hayal olan asgari
ücreti iyice eritecek ve halk düne göre daha fazla açlığı yaşayacak.
Bir yıl içerisinde 500 lira gibi büyük gibi görünen rakamı zam ile verecek kadar çaresiz haldedir
AKP. Çünkü memleketin her karışı satılırken burjuvazi iyice semirdi. Artık iş kontrolden çıkınca da
Türkiye ekonomisi, Türk lirasının değeri iki paralık oldu. Tam anlamıyla dışa bağımlılığı yaşadığımız
bugünlerde domatesin kilosu 10, soğanın 3, ekmeğin tanesi 2 lira. Zamlanmayan hiçbir gıda maddesi
yok. Elektrik, doğalgaz, su, ulaşım, iletişim… Hepsi hiç olmadığı kadar pahalı. Yani eskiden çok gibi
görünen 500 lira, değer kaybederek artık zam görüşmelerinde tartışılır oldu.
AKP’nin bakanları ve burjuvalar halkla alay eder gibi rakamlar üzerine konuşuyor. AKP’nin Aile ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk 1200 liralık türbanıyla ‘Türkiye’de yoksulluğun, özellikle
aşırı yoksulluğun ortadan kalktığını söylüyor. Asgari ücret görüşmelerinde burjuvazinin temsilcileri
‘orta büyüklükteki işletmeler için asgari ücretin yüksek olması işletmecileri zarara sokar’ diyor.
Ekonomiyi harabeye çevirenler şimdi de orta işletmeleri düşünüyor. İşte yalanı nasıl söyleyeceğini
şaşıran burjuvazi ve onun faşist partisinin halleri.
Yaşadığımız durumun sorumluları başta ABD emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalist güçler ve
onların sadık köpeği olan Faşist AKP’dir. Açlığımız yoksulluğumuz onlardandır. Bizden çalınanlar
doğrudan emperyalistlerin ve Tekelci burjuvazinin cebine akmaktadır. Cengiz Holding’in 422 milyon
liralık vergi borcunun silinmesi bunun en basit göstergesidir.
Bu yüzden, hakkımız 2 bin 825 lira değil kocaman bir dünyadır. Bizi mahkum ettikleri açlığı onlara
karşı mücadele nedenine çevirelim. İşçi Meclislerinde örgütlenelim.
DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ
