8
Uluslararası Sempozyumun İkinci Günü Sona Erdi
Anti-Emperyalist Cephe tarafından Yunanistan’ın başkenti Atina’da gerçekleştirilen Uluslararası Sempozyumun ikinci günü sona erdi.
Sempozyumun ikinci günü toplam dört oturum gerçekleşti. İlk oturum 12.15’te başladı. İlk oturumun konusu emperyalizmin uyuşturucu politikasıydı.
Oturum öncesi 2009’dan beri yapılan Eyüp Baş Uluslararası Emperyalist Saldırganlığa Karşı Halkların Birliği Sempozyumlarının görüntülerinin yer aldığı kısa video izlendi. Ardından ikinci günün açılış konuşması yapıldı.
İlk konuşma Halk Cephesi adına Hazal Seçer tarafından yapıldı. Halk Cephesinin konuşmasında emperyalizmin halkları teslim alma saldırılarından biri olduğu vurgulandı uyuşturucunun. Yozlaşmanın tanımı yapılarak toplum üzerindeki etkisine değinildi. Emperyalizmin uyuşturucuyu nasıl kullandığının tarihteki örnekleri anlatıldı. Ancak emperyalizmin bu saldırılarına karşı dünyanın her yerinde aynı sonuçları alamadı emperyalizm. Cezayir Kurtuluş Ordusunun yozlaşmaya karşı savaş açması buna örnek olarak verildi. Yozlaştırma politikasına karşı mücadelenin bağımsızlık mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği, bu örgütlü saldırıya karşı ancak örgütlü mücadeleyle sonuç alınacağı ifade edildi. Uyuşturucunun kullanımıyla ilgili dünyadan ve Türkiye’den örnekler verildi. Mafya devlet ilişkileri anlatıldı. Buna karşı devrimcilerin verdiği mücadeleye değinildi. Yeni sömürge bir ülkede iktidar iddiası taşıyan devrimci bir örgütün uyuşturucuya karşı savaşması gerektiğine vurgu yapıldı. Bu mücadelenin bedellerle yürütüldüğü, ödenen bedellere rağmen halkın yozlaştırılmasına izin verilemeyeceği, bu mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğini belirterek konuşma bitirildi.
İkinci konuşma Yunanistan’dan Rigas Tzanelis tarafından yapıldı. Özellikle Eksarheia bölgesindeki uyuşturucu sorunundan bahsedildi. Mahallenin politik yapısı anlatılarak, ülkedeki siyasi mücadelenin baskı altına alınması için 80’li yıllardan beri örgütlü olarak uyuşturucunun yaygınlaştırıldığı belirtildi. 2008’deki ayaklanmanın ardından ise çetelerin arttığı, bölgenin siyasi karakterinin değiştiği anlatıldı. Tüm bunlara karşı yapılan mücadele anlatıldı. Türkiye’yle ortak noktaların olduğu, kapitalizmin halkların mücadelesini bastırma çabasının burada da aynı olduğu, dayanışmanın yükseltilmesiyle kazanmanın mümkün olduğu anlatılarak konuşma bitirildi.
Ardından Meksika’dan MERI adına katılan Pamela Sanchez’in konuşmasına geçildi. Uluslararası Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Komitesi üyesi konuşmacı, Lenin ve Mao’nun emperyalizm tanımlarından bahsederek, “onlar ne yaparsa yapsın biz korkmuyoruz” dedi. ABD’nin Latin Amerika üzerindeki saldırılarından bahsedilen konuşmada Meksika ordusunun hükümeti tanımadığını, doğrudan ABD’den talimat aldığını belirtti. Grup Yorum’un Meksika’ya gelişinin engellenmesinden bahsederek mücadele edenlere karşı uluslararası bir kampanya oluştuğunu, kendilerinin de bunu teşhir ettiklerini anlattı. Meksika’nın uyuşturucu konusunda oldukça karışık bir yer olduğu, çetelerin her türlü suçu işlediği, hükümetin bu çeteleri desteklediği, uyuşturucuya karşı savaş açtığını ilan eden hükümetin aslında halka karşı savaş açtığı ifade edildi. Anti-Emperyalist Cepheyi örgütleyecek kapasitemizin olduğunu belirterek; “Doğru yolu gösterin, kılavuz olun ve dünya halklarını yönetin. Bunun için dünyadaki Komünist Partileri doğru bir ideolojiyle yeniden örgütleyeceğimize inanıyoruz” diyerek konuşmasını bitirdi.
İlk oturum böylece sona erdi.
İkinci oturumunu konusu dünya devrimleri ve sosyalizmdi.
İkinci oturumda ilk konuşmacı Nepal Komünist Partisi temsilcisi Manik Lama idi. Ülkesinde verilen mücadeleyi anlattı konuşmasında. Ancak gelinen aşamada Partiyi böldüklerini ve hükümette KP’li başbakan ve bakanların olduğunu, onların kendilerini “terörist” ilan ettiklerini, gerçek devrimcileri tutukladıklarını anlattı. Silahsız devrim olmayacağını, parlamento yoluşla devrimin gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti. Bunun Marksist Leninist ilkelerle uyuşmadığını belirterek birlik olma çağrısı yaptı.
Bu bölümde de Halk Cephesi adına konuşma yapıldı. Anıl Sayar yaptığı konuşmada Lenin’in sosyalizmin gerçekleşebileceğini kanıtladığını, son yüzyılın devrimler çağı olduğunu ifade etti. Ekim devriminin Türkiye halkları için öneminden bahsedildi. Kurtuluş Savaşına Sovyetlerin yaptığı yardımlarla emperyalistlere karşı savaşımızı kazandığımız ifade edildi. Alman faşizmine karşı da en büyük mücadeleyi Sovyetlerin verdiği anlatıldı. Dünya devrim örneklerinden bahsedildi ve sosyalizmin halklara sunduğu olanakların hiçbir kapitalist devlet tarafından sunulamayacağı anlatıldı.
Azerbaycan Komünist Partisi temsilcisi Kamala İbrahimova yaptığı konuşmada Sovyetler deneyimini anlattı. Sosyalizmin insana verdiği önemi verdiği örneklerle ortaya koydu. Doğumdan itibaren sağlık, eğitim, çalışma, gelişim koşullarının nasıl oluşturulduğunu örneklerle ifade etti. Halk Milislerinin düzeni sağladığını, rüşvetin söz konusu olmadığını, her şeyin halk için olduğunu anlattı.
İkinci oturum bu konuşmayla sona erdi.
Üçüncü oturumda açlık grevleri ve ölüm oruçları, Türkiye’de süren direnişler konuşuldu. İlk olarak Türkiye’de süren ölüm oruçlarını anlatan kısa video izlendi. Ardından Halk Cephesi adına Ali Ercan Gökoğlu ilk konuşmayı yaptı.
Gökoğlu, 24 ülke devrimcilerinin bir araya gelmesinin önemini vurgulayarak başladı konuşmasına. Devrimci Hareketin direndiğini, umudu büyüdüğünü anlattı. Direnme hakkına dair bilgiler verdi. 2015’ten bu yana direnişlere değindi. AKP’nin OHAL ile halka yönelik saldırısını büyüttüğünü anlattı. Sürdürülen direnişlere tek tek değindi. Konuşma sırasında Yüksel Direnişinden Nuriye Gülmen’le görüntülü bağlantı kuruldu. Gülmen Yüksel Direnişini ve Açlık Grevlerini anlattı konuşmasında. Ardından Mustafa Koçak’ın ablası Sevgi ile görüntülü bağlantı kuruldu. Sevgi konuşmasında Mustafa’nın direnişinden bahsetti, medyanın sessizliğini anlattı ve kendilerinin Mustafa’yı zulmün elinden alana kadar direnişlerini sürdüreceğini ifade etti. Bu görüşmenin ardından Helin Bölek’in annesi Aygül Bilgi ile görüntülü görüşme yapılmaya çalışıldı, ancak teknik nedenlerle gerçekleştirilemedi bu görüşme. Daha sonra direnişini zaferle sonuçlandıran Devrimci İşçi Mahir Kılıç’la sesli bağlantı kuruldu. Mahir, Sevgi ve Gülmen’in konuşmaları sempozyuma katılanlar tarafından coşkuyla karşılandı.
Halk Cephesi adına yapılan konuşmadan sonra Grup Yorum üyesi Sena Erkoç’un konuşmasına geçildi. Sena ölüm orucu direnişini ve taleplerini anlattı. Direnişi hep birlikte büyütmek için her yerde konser vermek istediklerini anlattı.
Grup Yorum’un ardından Grup Yorum’la Dayanışma Komitesinden Güngör Erdoğdu’nun konuşması vardı. Bu konuşmada Avrupa’da Grup Yorum’la dayanışma adına yapılan çalışmalar anlatıldı. Dayanışmaya katılma çağrısı yapıldı ve direnişlerin zaferinin hepimizin zaferi olacağı vurgulanarak konuşma bitirildi.
Ardından Halk Cephesi adına Burak Ağarmış söz aldı. Ağarmış konuşmasında 19 Aralık gününün, tüm dünyada direnişlerde ve saldırılarda ölümsüzleşen politik tutsakları anma günü olmasını önerdi. Emperyalizmin hapishaneler politikası ve devrimci tutsakların buna karşı direnişleri üzerine konuşan Ağarmış, hapishanelerde uzlaşan devrimci örgütlerin silah bırakma yolunda ilerlediklerini örnekleriyle anlattı. Türkiye’de faşizmin tutsaklara yönelik saldırıları ve buna karşı yapılan direnişleri anlattı. Adaletsizliğe karşı ölüm orucunda olan Grup Yorum üyelerine ve Mustafa Koçak’a destek için bir günlük açlık grevi yapma çağrısıyla konuşmasını sonlandırdı.
Halk Cephesinin ardından İrlanda’dan katılan Steven Murney Sarodah’ın konuşması başladı. Hapishanelerin ağır koşulları ve devletin baskı ve keyfi tutuklamalarından bahsetti. İçeride ve dışarıda Cumhuriyetçilere karşı ağır baskıların olduğunu belirtti. İrlandalı Cumhuriyetçi tutsakların mücadelesi ve devrimci düşüncelerinin hükümet için bir tehdit olduğunu anlattı. Eylemlerine ve dayanışmalarına devam edeceklerini ifade ederek bitirdi konuşmasını.
Londra’dan Political prisoners network’tan katılımcı yaptığı konuşmada baskı yaratan bir düzene karşı siyasi tutsaklarla dayanışmayı sınıfsal mücadelenin bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. Londra’daki siyasi tutsaklar için eylemler yaptıklarını belirterek Mumy Abu Jamal’ın durumu hakkında bilgilendirme yaptı.
Bu konuşmanın ardından verilen kısa aradan sonra dördüncü ve son oturum başladı. Dördüncü oturumda ilk konuşmayı Filistin’den katılan FHKC temsilcisi yaptı. Konuşmasında Filistin halkıyla dayanışması için Anti-Emperyalist Cephe’ye teşekkür etti. Amerikan elçiliğinin Kudüs’e taşınması ve Filistinli örgütlerin tüm dünyada kara listeye konulmasına dair konuştu. Tüm dünyadaki devrimci örgütlerle görüştüklerini ve dayanışmamızı daha da güçlendirmemiz gerektiğini belirtti.
Filistinli konuşmacının ardından Hollanda’dan katılan Thomas Hofland (Samidoun Netherlands – Revolutionaire Eenheid) bir konuşma yaptı. Yine Filistin halkıyla ve tutsaklarıyla dayanışma üzerine konuştu.
Ardından Lübnan’dan Khiam Center (Rehabilitasyon Merkezi) adına Muhammad Safa’nın konuşmasına geçildi. Safa konuşmasında İsrail hapishanelerinde şu anda 6,500 Filistinli tutsağın olduğunu belirtti. Lübnan’dan kaçırılarak Türkiye’de 6 ay boyunca işkence gören ve tutuklanan Ayten Öztürk yoldaşı selamladı. Devrimci avukatları, direnen Grup Yorum üyelerini ve özgür tutsakları selamladı. İsrail’e karşı süren direnişin iş – ekmek için verilen direnişten ayrı tutulamayacağını belirtti. Lübnan’daki hükümetin işbirlikçi olduğunu, şu anki ayaklanmanın da işbirlikçi hükümete karşı olduğunu belirtti.
Bulgaristan adına yapılan konuşmada ise proletarya, enternasyonalizm ve Anti-Emperyalist Cepheden bahsedildi. Anti-Emperyalist Cephenin önemine vurgu yapıldı.
Filipinler’den Ulusal Demokratik Cephe adına yapılan konuşma kısa bir video gösterimi ile başladı. Ona karşı mücadele edebilmek için çağımız emperyalizminin tartışılması gerektiğini belirtti. Filipinler’de emperyalizmin saldırılarını, kültürlerini, tarihlerini yok etmeye çalıştıklarını anlattı. Genel olarak Filipinler’deki devrimci mücadele ve tarihi anlatıldı. Kurtuluşun sosyalizmde olduğu vurgulandı. Ulusal Demokratik Cephenin devrim stratejisine değinilen konuşmada, kendilerini proletarya enternasyonalistleri olarak gördüklerini ve ML temelinde ideolojik kardeşlik ve Anti-Emperyalist Cephe taraftarı olduklarını ifade etti.
İrlanda’dan Sinn Fein Poblacthach adına Diarmuid Mac Dubugulais tarafından yapılan konuşmada, İrlanda’nın yüzyıllardır işgal altında olduğunu ve hala direnmeye devam ettiğini anlattı. Orada yaşayan halkların terörist olmadığını, asıl teröristlerin topraklarını işgal eden İngiliz devletinin olduğunu söyledi.
Yine İrlanda’dan June Kelly (indipendent researcher global issue) yaptığı konuşmada emperyalistlerin sağlık sistemini tekelinde tutarak halkların sağlığını bozduğunu anlattı. İlaç tekellerinin sömürüsüne değindi.
Peru’dan MOVADEF adına katılan Nora Alva Alfano konuşmasına dayanışma duygu ve düşüncelerini bütün Türkiyeli devrimcilerle paylaştığını belirterek başladı. Anti-Emperyalist Cephenin emperyalizmi yıkacak olan proletarya örgütünün kurulmasına katkı sunması gerektiğini söyledi. ABD emperyalizminin üçüncü dünya savaşına hazırlandığını, proletaryanın da hazırlanması gerektiğini ve ABD’nin dünya halklarının en büyük düşmanı olduğunu belirtti. Bir tutsağın en büyük silahının bedeni olduğunu, kendilerinin de açlık grevi yaptıklarını ve tecriti kırmayı başardıklarını anlattı. Her ülkenin devriminin kendi özgün koşullarına göre olacağını ifade etti.
Hollanda’dan FLPS/RE adına katılan Yasmin Ahmed ölüm orucu direnişçileriyle dayanışma içinde olduklarını, birlikte kampanyaları ortaklaştırıp dünya çapında yayabileceğimizi ifade etti.
Oturumun, günün ve sempozyumun son konuşmasını ise Halk Cephesi adına Harika Kızılkaya yaptı. Kızılkaya konuşmasında Devrimci Hareketin tarihini anlattı. Bir halk hareketi, bir savaş örgütü, Marksist Leninist bir hareket olduğunu belirtti. Devrim stratejilerinin temel noktalarını anlattı ve tüm alanlarda örgütlendiğini anlattı. Süren direnişlere değinerek Halk Cephesi bileşeni kurum ve örgütlenmeleri ve faaliyetlerini kısaca anlattı. Faşizmin örgütlü halkı kendine en büyük düşman olarak gördüğü için saldırılarının merkezine Halk Cephesini koyduklarını belirtti. Türkiye’de son yıllarda büyüyen adaletsizliklere değindi. Tüm bu saldırıların bugüne kadar sürdürdüğümüz savaşımızın devamı olduğunu belirtti. Emperyalizmin ya teslim olacaksın ya öleceksin saldırılarına karşı teslim olmaktansa ölmeyi tercih ettiğimizi anlattı Mahirleri örnek vererek. Düşüncelerimizle yaşamaya devam edeceğiz, bizi yok edemediler, ideolojimizi yok edemediler dedi. Temel politikalarımızdan birinin de dünya halklarının, onların temsilcisi devrimci örgütlerin emperyalizme ve faşizme karşı savaşını büyütmek olduğunu belirterek, bunun için enternasyonal toplantılar, sempozyumlar, çalışmalar yapıldığını ifade etti. Bu çerçevede örgütlediğimiz sempozyumumuza katıldıkları için konuklara teşekkür etti. Bu ilişkileri yarattığımız için mutlu olduğumu ve bu ilişkilerin kalıcı olmasını umduğumuzu belirtti. Marksizm Leninizm’in öldüğünü söyleyenlere, biz savaştığımız sürece bizimle yaşayacağını; emperyalizme karşı sürdürdüğümüz savaşımızla, emperyalizmin celladı olduğumuzda göstereceğiz dedi. Ve konuşmasını “Savaşarak kazanacağız. Tek yol devrim, tek kurtuluş sosyalizm” diyerek bitirdi…
Konuşmaların ardından gün, Pazar günü yapılacak F Tipi Film gösterimi ve Grup Yorum konseri çağrısıyla sona erdi…











