
Kitap Adı: 25 Yıllık Direnişçi Devrimci Zehra Kurtay’ın Paris’te Direnişi Ve Zaferi
Yazar Adı:
Yayınevi: Boran Yayınevi
Basım Tarihi: Temmuuz 2026
Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız
Halkın Kütüphanesi İçin Tıklayınız
Bu kitabın yazarı
ömrüyle direnişe öncülük eden Zehra Kurtay’dır.
Direnişin derlemesini yapanlar ise
yoldaşlarıdır…
ÖNSÖZ
Dev-Gençli Zehra Kurtay, 33 yıllık devrimci ve 25 yıllık direnişçi. 25 yıl sonra yeniden bedenini açlığa yatırır çok heyecanlıdır. Açlık grevine başlarken bir çocuğun heyecanı vardır içinde. Açlığı nasıl geçireceğine dair bir bilinmezlikle birleşen bu heyecanı şöyle anlatıyor: “Her gün kendi beynimi, bilincimi, kalbimi ve duygularımı yeniden, yeniden tanıdım.
Kerpiç evimiz dediğimiz çadırımızı okul olarak görüp öğrenmeye, öğrenip yeniden şekillenmeye, yeni bir insan olmaya şartlandım. 219 gün boyunca açlık temelli şekillenen okul, evet, hepimizi yeniden yarattı, eski ile yeninin savaş alanı oldu, bu savaş alanı insan örgütledi.
Çadırdan alnımızın akıyla çıkmak temel düşünce biçimimdi. Emperyalizme karşı dik durabilmek için, ülkemiz soluna, direniş nasıl olurmuş göstermek için, yabancılara direnmeyi öğretmek için, pusulam hep doğru ne, nasıl daha iyi yaparım düşüncesi oldu.
Temizliğimizden estetiğimize, misafir karşılamamızdan ikramlarımıza, insanların karşısında canlı durmaya kendimizi şartlandırmaktan mütevazı olmaya, insanları dinlemekten sorunlarına çözüm bulmaya her şeye özen gösterdik, dikkat ettik. Çadırda görev alan her arkadaşımıza bunları aşılamaya çalıştık. Böyle düşünmek, böyle davranmak, böyle davranılması için emek harcamak beni besledi, büyüttü, olgunlaştırdı. Eskisi gibi düşünmeyi yasakladım kendime. Bu nedenle beyin yeniyle düşünmeyi öğrendi.
Halk ve emek, iki kutsal kavram… Her şeyi var eden, her şeyi yaratan, en kudretli iki kavram…Bu direniş, her ne kadar biliyoruz saysak da kendimizi, bu iki kavram sıfırdan öğretti. Halkın içine çadırımızla girdik, bizi tanıdılar, emek vererek yakınımızda tutmayı başardık ve emekle çadırın birer emekçisi oldu pek çok insan. Emekle çok geniş bir çevreye ulaştık.
Yoldaşlık duygum daha da güçlendi, Nezif ile başlamak isterim bu konuya. Nezif ile aynı açlığı paylaşmak, ağır hastalığına rağmen çadırın bir direnişçisi olma talebi gün, gün duyguda, düşüncede, kalpte ve beyindeki yakınlaşma ve bütünleşme beni o kadar güçlendirdi ki, tarifi gerçekten çok güç. Bir yanım Nezif oldu, bir gözüm Nezif, bir elim o. Direnişçi olmasıyla yeni bir değer yarattı canım yoldaşım. O tarifi zor kriz anlarında çektiği acıyı alayım bende kalsın, ben çekeyim dedim binlerce defa. Bu anlamda
Nezif, başı dik bir şekilde başladı, başı dik bir şekilde bitirdi. Genç yoldaşlarımız da öyle, emekle, sevgiyle ve sahiplenmeyle yoldaşlık sevgimizi büyüttük, doğru için çarpışmayı öğrendik. Çadır hepimizin yeniden doğurtan bir ebe oldu.
Çok mutluyum, emperyalizme karşı ilk zaferimizi kazandık, şimdi sıra ikinci zaferimizde.
Emperyalizme karşı içimde taşan öfkem direnişle birleşti, politikleşti, emperyalizme karşı bir silaha dönüştü. Ve gerçekten 219 günün 219 günü hep bu öfkeyle, hep yenme arzusuyla, hep bir adım öne geçme isteğiyle, hep daha fazla ne yapabiliriz, direnişimizi daha iyi daha nasıl anlatabiliriz, bu haydutları daha nasıl teşhir edebiliriz düşüncesiyleydim. Direnişe kilitlendim, zafere kilitlendim, çadırımızın bekasına kilitlendim, çevre ilişkilerimizi örgütlü ilişkilere dönüştürmeye kilitlendim. Direnişin halkla bütünleşmesi her derdimizin dermanı oldu. Bizi eğitti-öğretti.
Paris’in göbeğine kurduğumuz çadırımızla, Fransa tarihinde bir ilk yaratarak, emperyalizme karşı çok açık bir savaş yürüttük. Her gün emperyalizmin suçlarını, adaletsizliğini ve olanca meşruluğumuzla devrimciliğimizi her gelene anlattık.
Mahkeme tarafından çok güçlü bir karar elde etmemiz, mahkemeyi bu kararı aldırmaya zorlamamız, bu kararlarla oturum hakkımız için de elimizin güçlenecek ve yolumuzun açılacak olacak olması, çevre ilişkilerimizin direnişimize olan inancını artırdı. Ancak direnildiği takdirde sonuç alınabileceğini gösterdi. Fransa’ya da geri adım attırabilineceğini kavrattı ve Türkiyeli Devrimcilerin Fransa solu gibi bir protesto hareketi olmaktan çok öte, emperyalizme karşı olan mücadelesini bu direnişle gösterdi.”
Bu kitabımız direnişi tırnaklarıyla ören, direnerek etrafını örgütleyen ve sonuç olarak hak ettiği zaferi kazanan Zehra Kurtay’a armağan ediyoruz. Ve bu direnişte öncelikle yanında direnen yoldaşı Nezif Eski ve direnişte emeği geçen herkese…
Boran Yayınevi