
Avrupa Parlamentosu’nda 1 Haziran’da yeni bir yasa kabul edildi.
‘Düzensiz göç ile mücadele ‘ için kabul edilen yasa, halklar için Avrupa’yı bir hapishaneye çevirme projesinin resmileşmesi anlamına geliyor.
Bu sayede 1951 Cenevre Sözleşmesi de, fiili olarak işlemez hale getirilmiş oluyor.
Avrupa’ya gelen göçmenler, yakalandıkları anda iltica bile etmelerine izin verilmeden anlaşmaya varılan ülkelerde kurulacak olan ve ‘Geri dönüş merkezleri’ olarak adlandırılan alanlara yerleştirilecek.
12 Haziran günü, bugün yürürlüğe giren yasaya göre;
– İltica hakkı ortadan kaldırılacak,
– Mülteciler, anlaşılan ülkelerdeki Geri Gönderme Merkezleri’nde tutuklu statüsünde kalacak ve hareket etmelerine izin verilmeyecek,
– Polise geniş yetki tanınarak, polisin ev baskınlarıyla göçmen avına çıkması güvence altına alınacak,
– Çocuklu aileler dahi bu merkezlere konulabilecek,
– Merkezlerde tutulan göçmenlerin gözaltı süreleri 6 aydan başlayarak 2 yıla kadar uzayabilecek…
Temelini bu maddelerin oluşturduğu bu yeni yasa, maddelerden de anlaşılacağı üzere, emperyalizmin halklara yönelik saldırısının çok üst bir seviyeye çıktığının göstergesi.
Avrupa Emperyalizmi o kadar haydut ki, mülteciler için en temel yasa olan iltica etme yasasını bile yürürlükten kaldırıyor.
Ve Avrupa Emperyalizmi tüm bu halk düşmanı yasalarını Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu denilen kurumları aracılığıyla yürürlüğe sokuyor.
Avrupa Parlamentosu, Avrupa Emperyalizminin halklara yönelik saldırılarının karargahlarından sadece biridir.
Nazi artığı faşist şeflerin direktifleriyle hazırlanan tüm ırkçı ve halk düşmanı projeler, adı Avrupa Parlamentosu denilen bu saldırı karargahlarında karar altına alınıp yürürlüğe sokuluyor.
Halkların yaşadığı tüm acıların, tüm yoksulluğun ve talanın sorumlusu olan emperyalistler, kendilerinin yarattığı göç ve mültecilik sorununu bu şekilde, bu pervasızlıkla kendisi için yeni bir saldırı aracına dönüştürüyor.
Bu durumda biz ne yapacağız;
Yoksul dünya halklarının direnmekten başka yolu yok.
Emperyalizmin bu pervasızlığı bizlerin örgütsüzlüğünden ve karşısında bir güç görmemesinden kaynaklanıyor.
Karşısında bir direniş görmemesinden kaynaklanıyor.
Biz yoksul dünya halkları,
Sarı Avrupa’nın kara kafalı yabancıları, aşağılanan, onuru ayaklar altına alınan ve uluslararası hakların dahi kullanılmasına izin verilmeyen mülteciler olarak örgütlenmekten ve bu haydutlara karşı direnmekten başka çıkar yolumuz yok.
Tek bir kişinin direnişi dahi, emperyalizmin bu yasalarını işlemez hale getirecektir.
Biz Paris Direniş Çadırı olarak,
Bu yasayı kabul etmiyoruz,
Bu yasayı tanımıyoruz…
Bu yasaya karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyoruz.
Bu amaçla tüm mültecilere çağrımızdır;
GELİN, BİRLEŞELİM VE MÜCADELE EDELİM.
12 Haziran 2026
Paris Direniş Çadırı