
Tutsak Grup Yorum üyesi Rıdvan Akbaş’ın, kendisi gibi tutuklu olan sanatçı Pablo Hasel’e yazdığı mektubu paylaşıyoruz.
Sevgili Pablo merhaba,
Bir kaç gün önce geride bıraktığımız 1 Mayıs’ın coşkusuyla sıkıca kucaklıyorum seni.
Sana Türkiye’nin Tekirdağ’ından, F Tipi denen bir tecrit hapishanesinden yazıyorum. En fazla 3’er kişi kalınabilinen hücrelerden oluşuyor burası. Benim dışımda 9 yoldaşım daha var burada. Hepsinin sana sevgi ve selamlarını gönderiyorum.
Sevgili Pablo, ben de senin gibi bir devrimci sanatçıyım. Grup Yorum emekçisiyim. Perküsyon yapıyorum. Grup Yorum’u biliyorsun zaten. İstanbul’daki İdil Kültür Merkezi’miz son 10 yılda yaklaşık 30 kere polis tarafından basılmıştır. Yüzlerce kez gözaltına alınıp defalarca tutuklanmıştır her üyemiz. Ben de onlardan biriyim. Yedi yıldır grup üyesiyim dört kere tutuklandım. Ve yedi yılın dördü hapishanede geçti. Amaç belli Yorum’u yok etmek.
Halklarımızın hafızasından silmek. 40 yıl önce kurduk bu grubu. Ben kırk yaşında bile değilim. Yani benden önce vardı. Benden sonra da olacak. Ülkemde faşizme karşı demokrasi mücadelesi oldukça Yorum’da var olacak. Tarihimiz boyunca bizi yok etmek isteyen sayısız iktidar geldi geçti. Şimdi pek çoğu hatırlanmıyor bile. Fakat biz ağır baskılara ve sansüre rağmen her yerde, her koşulda yaratmaya, üretmeyi sürdürebiliyoruz. Şarkılarımız milyonlar tarafından dinleniyor, söyleniyor. Ezgilerimiz hayat kavgasının, sınıf mücadelesinin sürdüğü her alanda yankılanıyor. En son 21 arkadaşım tutsaktı. 1 Mayıs öncesinde İdil Kültür Merkezi yine basıldı. Gözaltına alınan yoldaşlarımız vardı. Tutuklananlar oldu mu, adları ne, daha öğrenemedim.
Sana takip ettiğini, fikir sahibi olduğunu düşündüğüm halde uzun uzun Yorum’u anlattım. Ama seni sormadım. Kusura bakma. Nasılsın? Sağlığın nasıl?
Almanya’da mektup yazan bir arkadaşım seni ziyaret etmiş. Adı Şükriye. Hatırlamışsındır. O senden uzun uzun bahsetmişti. Orada besteler yaptığını da yazmıştı. Tahliye olduktan sonra albüm çıkartmayı planlıyormuşsun. Umarım o günler çok uzak olmaz ve ben de bestelerini dinleyebilirim.
Ben de senin gibi şiirler yazıyorum. Daha çok arkadaşlarıma seslendiğim şiirler. Tutsaklarımızın direnişleri, gelişmeleri.
Örreğin Gazze ve İran’daki direniş. Üretim çoşkumu anlatmaya çalıştığım kısa kısa şiirler. Senin işlediğin konuları merak ettim.
Roman yazdığını da öğrenmiştim. Devam ediyor mu?
Bitirebildin mi?
Kaldığın hapishanede arkadaşlık yapabileceğin başka bir tutsak olmadığını öğrenmiştim. Bu durum hale sürüyor mu? Tecrit böyle bir şey. Bizi kuyularda, güneşten, havadan seni kalabalıklar içinde ama arkadaşın olmadan tecrit ediyorlar. Amaç aynı bize boyun eğdirmek. Devrimci ozanımız Nazim Hikmet’in deyişi ile “Bize şarkılarımızı söyletmiyorlar…” Çünkü onlar güçlü birer silah. Onunla donanımlıyız. Ve nerede olursak olalım biz bir aileyiz. O nedenle orada yalnız değilsin Pablo. Kendine iyi bak. Tekrar görüşmek üzere.
Hoşça Kal
Rıdvan Akbaş
Tekirdağ, 05.05.2026, Salı