6
Açlığa ancak açlar son verebilir.
Mahir Kılıç yaşamını sürdürebilmek için çalışmak zorunda, bu sorumluluk işçilerin iktidarı olan sosyalizmde devletin sorumluluğunda.
Kapitalizmde ise bu patronların kar-zarar hesabı ve iki dudağının arasında. İsçilerin örgütlü gücü olarak adlandırılan sendikalar devrimciler etkili değil ise işçilere karşı patronlardan daha acımasızdırlar. Çünkü patronların yaptıkları sınıf çıkarlarının gereğidir, lakin sendikalar emekçiden yana gözüküp patronların çıkarlarının savunucusudurlar. Onun için sendikaların başına çöreklenmişlere “patron sendikacıları” tabiri kullanılmaktadır.
Mahir Kılıç CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Ankara merkez binasının önünde açlık grevinde. (58. gün- direnişin ise 92. günü.)
O binada olan herkes bu direnişi görüyor. Mecliste işçilerin, çalışanların haklarını savunuyoruz diyenlerin yalanı o bir kişi sayesinde yerle bir oluyor.
Yalan kalabalık, yalan, güçlü gibi gözüküyor, yalanın medyası var. Ama gerçek olan Mahir’in işinin elinden alınması. Kendisinin ve ailesinin açlığa mahkum edilmiş olması. Mahir direnmezse gidip rica minnet ‘iş’ dilense belki ona iş de verirlerdi. Onları asıl rahatsız eden örgütlü olmak, hak aramak.
Burjuva basın (AKP basını) CHP aleyhine sürekli haber yapar. Ama şunu göremezsiniz; “CHP bir işçiyi sendikal faaliyetlerden dolayı işten attı, kıdem ihbar tazminatlarını ödemiyor ve açlığa mahkum ediyor. Çünkü; AKP, CHP sınıfsal olarak aynı zemindedirler, sendikası ise sınıf düşmanlarıyla işbirliği içindedir.
Zenginler meclisiyle, halka karşı çıkarttıkları yasalarıyla, kolluk gücüyle çıkarlarını savunurlar.
Bizler de Halk Meclisleri, Direniş Meclisleri, komiteler ya da Mahir gibi Türkan Albayrak gibi,
Kezban Ana gibi tek tek direnerek ya da direnenlere destek olarak gücümüzü büyütelim.
Örgütlenelim.
Herkes bulunduğu yerde Mahir için bir şeyler yapabilir.
İsviçre’de bir Halk Cepheli Mahir Kılıç için 5-7 Kasım tarihleri arasında üç günlük destek açlık grevi yaptı.
İsviçre Halk Cephesi


