2
Yürüyüş Dergisi 481. Sayısı Çıktı
* Her Anı Eylem Olan 80 Saatlik Dişe Diş Direniş!
* Emperyalizmin ve Oligarşinin Teslimiyet Dayatmasına Halkın Savaşını Büyüterek Cevap Vereceğiz!
BİZ KAZANACAĞIZ!
* DİSK Önünde Oya Baydak 33 Gündür Direniyor
* Sarıyer Belediye İşçileri Direnişin 87. Açlık Grevinin 24. Gününde
* İşçiler… Sendikalar, İşçilerindir!
İşyerlerinde İşçi Komitelerini, İşçi Meclislerini Kuralım!
Patron Sendikacılığını Tarihe Gömelim…
(Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız: http://yuruyus.biz/pdf/pdf/481.pdf
Yürüyüş Susturulamaz!
Katilleri, Hırsızları, Halkın Ekmeğine Göz Koyanları, Çocuklarımızı Katledenleri Yazan Yürüyüş Dergisi Susturulamaz!
Biz Halkız! Ne bizi tüketebilir, ne de sesimizi kısabilirsiniz! Susmayacağız!
Yürüyüşe sahip çıkıyorum, Yürüyüş okuyorum diyelim, Yürüyüş okutalım.
Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44
Haftalık Dergi / Sayı: 481
9 Ağustos 2015
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
İÇİNDEKİLER:
* İstiyoruz Yapacağız: Yeni direniş ve barikatlarla, yeni değer ve geleneklerle savaşı büyütüp, halklaştıracağız!
Anadolu isyanlarından, Kızıldere’den bu yana direniş bizim geleneğimizdir. Tarihimiz boyunca, mücadelenin kitleselleşmesi ve kitlelerin yığınlar halinde faşizmin karşısına dikilmesine özel önem verdik. Ülkemizin dört bir yanında, emekçi ve yoksul halkımızın yaşadığı şehir ve kasabalarda, mahallelerde polis ve jandarma saldırılarına, katliamlarına, baskı ve zulmüne karşı yüzlerce kez kitlesel barikat direnişleri örgütledik.
Faşizmin katlettiği, kaybettiği yoldaşlarımızın cenazelerini almak ve geleneklerimizle tören yapabilmek için, toplu mezarlara gömdüklerinin kemiklerini bulmak için, işkencede katlettiklerinin, kaybettiklerinin hesabını sormak için halkla birlikte yüzlerce kez direndik, direniyoruz.
* Kocamustafapaşa halkı, devrimcilerle el ele taş, sopa, benzin, molotof saatlerce çatıştı…
Devrimci hareketin gelişiminde kilometre taşlarından biri olan Kocamustafapaşa Direnişi; kadroların, sokak çatışmalarında pişmeye başladığı, kitleyle bütünleştiği, savaşmayı ve savaştırmayı öğrenip, öğrettikleri bir okuldur.
1 Aralık 1975 tarihinde, İDMMA’da okuyan Cezmi Yılmaz ve Halit Pelitözü adlı iki devrimci faşistler tarafından katledildi. Devrimci gençlik saldırıya ilk tepkisini aynı gün Galatasaray Mühendisliğini işgal ederek gösterdi. Asıl öfke, ertesi gün, 2 Aralık’ta cenaze töreninde patlayacaktı. Hemen tüm okullardan binlerce insan ertesi gün Kocamustafapaşa’daydı. Böylesi kalabalık 12 Mart’tan sonra görülmüş değildi.
* Uzlaşmazlığımızın kaynağı iktidar iddiamızdır
Emperyalizmin ve Oligarşinin Teslimiyet Dayatmasına
Halkın Savaşını Büyüterek Cevap Vereceğiz!
BİZ KAZANACAĞIZ!
Feda ruhuyla bir direniş sergilendi. Katletmenin serbest olduğu ancak cenazemize sahip çıkmanın, geleneklerimize uygun olarak kaldırmanın yasak olduğu bir ülkede, faşizm koşullarında nasıl direnilmesi gerektiği bir kez daha gösterildi.
Hiç kuşkusuz halkımız bu direnişten de öğrenecektir. Sonraki ayaklanma ve direnişlerin dinamiği olacaktır bu direniş.
Bu direniş bir savaş çağrısıdır. Bu direniş düşmanın “katletme özgürlüğüne” karşı kendi meşruluğumuzu, direnme hakkımızı savunmaktır.
* DHKC: Günay Özarslan yoldaşımızın hesabını sorduk soracağız!
AKP faşizmi tüm halka savaş açmıştır.
Sırtını dünya halklarının katili Amerika’ya yaslayıp faşist terörle tüm halkı sindirmek istiyor…
Bu ülkede halkı ve vatanı için canını feda eden Cepheliler var olduğu sürece bunu asla başaramayacaklardır.
Bunun için Amerika ve işbirlikçi AKP, Cephelileri imha ederek halkı sindirmek için önlerindeki engeli kaldırmak istiyorlar…
* Öğrettikleri ile savaşı büyütüyoruz
O’NUNLA büyüdük, sağlamlaştık,
O’NUNLA yürüdük devrime,
O’NUN önderliğinde kıskanılacak, imrenilecek, yıkılmayan bir örgüt olduk.
O’NUN önderliği altında, ideolojik netliğimizi koruduk, sağlamlaştırdık.
Ahlakta, kültürde, ideolojide, düşüncede, pratikte, halka, devrime, kendine güvende devrimle karşı-devrim arasında kalın çizgiler çektik.
En büyük güç, en büyük silah buydu.
Bugün fiziken aramızda olmasa da yarattığı değer ve geleneklerle, bize bıraktıklarıyla hep yanımızda, içimizde ve önümüzde olacak.
O’NSUZ AMA O’NUNLA sürdüreceğiz devrim yürüyüşümüzü.
AND OLSUN Kİ, orak-çekiçli bayrağımızla
O’NUN gösterdiği yoldan zafere ulaşacağız.
* Halkın esnaflarını örgütleyelim!
Halkımızın önemli bir kesimini oluşturan esnaflarımız da diğer emekçi halk kesimleri gibi düzenin ekonomik baskısı altında birçok sorun yaşamaktadır… Esnafların da diğer emekçi kesimler gibi örgütlenmeye, dayanışmaya ihtiyaçları vardır…
* Adalet Yoksa Adalet Savaşçıları Vardır: Meşruluğumuzun temeli tarihsel ve siyasal haklılığımızdadır
Hukuk, hakim sınıfın “yasa” haline getirilmiş iradesidir. Bu iradeyi tanıyıp tanımamak, düzenin sömürüsünü kabul edip etmemekle özdeştir.
Yasalara karşı verilen mücadele meşruluğumuzun bilincinde olmakla özdeştir.
Meşruluk, temelini adaletsizlik üzerine kurar. Adalet yoksa meşruluk vardır.
Meşruluğumuzun temeli tarihsel ve siyasal haklılığımızdadır.
* AKP’nin cenazemizi engellemesine tavır almazlar!
KESK: “Gazi Mahallesi’nde çatışmalar var orada güvenliğimiz yok gelemeyiz.”
AKP’nin cenazemizi engellemesine tavır almazlar! Fakat AKP’ye “Akil Adam” olurlar! Devrimcilerin Kanıyla, Canıyla Kurulan Sendikalarımızı Uzlaşmacı, Teslimiyetçi Politikaların Aleti Yapamazsınız!
Cenazenin bulunduğu Gazi Cemevi polisin ablukası altında.
ÇHD’li avukatlar DİSK, KESK, TTB gibi kurumları cenazeyi kaldırmak için polisin terörüne karşı direnen Halk Cephesi’ne destek vermeye çağırıyor.
KESK yönetiminin verdiği cevap emek örgütleri adına utanç verici… Sol adına çürümenin geldiği en son noktadır…
KESK yönetiminin verdiği cevap şöyle: “Gazi Mahallesi’nde çatışmalar var orada güvenliğimiz yok gelemeyiz.”
* Her anı eylem olan 80 saatlik direniş…
Bu arada Okmeydanı da hemen sesli çağrı örgütlemişti ve mahalleyi dolaşarak şehidimizin olduğunu herkesi Adli Tıp’a çağırdığımızı anlatıyordu. Günay’ın bir vasiyeti var mı bilmiyorduk ancak yine de hazırlıklı olalım diye Gazi Mezarlığı’nda mezar yerimizi kazıp çevirelim hazır beklesin dedik. Bu sefer Mezarlıklar Müdürlüğü’ne hiç başvuru yapmayalım fiili olarak gömelim dedik.
* Günay Özarslan Ölümsüzdür!
Bekleyin halk düşmanları
Günay Günay çıkıp karşınıza
Dokunacağız hayatın tetiğine
Ve artık
Günay’ın düştüğü yerden
Çoğalarak aydınlatacağız zamanı…
* Anadolu Cephesi: Faşizme karşı savaşmak, daha inisiyatifli ve halkın içinde olmakla mümkündür
Bulunduğumuz her yerde “örgüt benim” diyerek hareket etmeliyiz.
Boşluk bırakmamalıyız. Her konuda söyleyecek bir sözümüz olmalı. Bizim bıraktığımız boşlukları düzen doldurur.
Kadro her şeydir; devrimi örgütleyecek, halkı savaşa katacak olan kadrolardır. Bu görevimizin bilincinde olmalıyız.
İktidar iddiasıyla hareket edersek, halk için-devrim için-Cephe için düşüncesiyle hareket edersek olaylara yerinde ve zamanında müdahale edebiliriz.
Halkı savaştırmanın, savaşı büyütmenin yolu halka giderek olur.
Kitle çalışması yapmalı, halka gitmeliyiz.
* Asıl terörist; emperyalizm ve işbirlikçi AKP’dir
AKP faşizmi, yüzündeki “demokrasi”, “hukuk devleti”, “hukukun üstünlüğü” maskelerini atıp gerçek yüzünü daha da pervasızlaşarak göstermeye devam ediyor. Binlerce kişinin gözaltına alınması, Günay Özarslan’ın katledilmesi ve cenazesine yönelik polis terörü bunun göstergesidir.
Devrimcilerin “canlı bomba”, “aranan teröristler” vb. denilerek teşhir edilmesi asıl olarak emperyalizmin politikası olup Türkiye faşizminin de her dönem kullandığı bir yöntemdir. Suruç ve Günay Özarslan’ın katledilmesi, devrimci örgütleri sindirme, devrimcileri imha kararı alan Amerikan operasyonunun bir parçasıdır.
* TAYAD’lı Aileler: Günay Özarslan Ölümsüzdür!
Günay Özarslan bizim evladımızdı. Bir devrimciydi. Devrimci olduğu için defalarca gözaltına alındı, işkencelerden geçti. Tutsaklıklar yaşadı. Ama bunların hiçbiri Günay’ımızı inandığı değerlerden vazgeçiremedi. Ve düşmana son sözü “TESLİM OLMAYACAĞIM!” oldu. Ve düşman onu katletti. Günay mezarının Gazi’de olmasını vasiyet etmişti. Ancak düşman cenazesinin Gazi’ye defnedilmesini engellemeye kalktı.
* Sol’un Köşe Taşları: Dil beynin aynasıdır
Birgün’ün Beyni de Dili de Burjuvaziye Aittir!
Soruyoruz Birgün’cülere Günay Özarslan’ın katledilmesi bu “ORTAYA KARIŞIK”ların nesi oluyor acaba?
Ayıptır, ayıp. Birazcık saygılı olun.
15 kurşunla bir kadın devrimci katlediliyor. “Ortaya karışık”mış. Nasıl yaşıyorsan öyle düşünürsün, nasıl düşünüyorsan öyle konuşursun. Dil beynin ve yaşamın aynasıdır.
Sözde “sol”da duruyor. Logosunda “halkın gazetesi” olduğu yazıyor. YALAN!
* Düzen Çürütür Devrim Temizler: Yozlaşmaya karşı mücadele, devrim ve karşı devrim mücadelesidir
Elli milyondan fazla insanın yoksulluk, on milyondan fazla insanın açlık sınırının altında yaşamak zorunda bırakıldığı, milyonlarca insanın işsiz olduğu, her gün en az üç işçinin kaza adı altında öldürüldüğü, onlarca işçinin yaralanıp sakat kaldığı, emperyalizmin dayatmalarıyla tarımın bitirildiği, derelerinin HES’lerle kurutulduğu adaletsiz bir ülkede yaşıyoruz. Oligarşi yönetemiyor ve halk da bu şekilde yönetilmek istemiyor.
* 10 Soruda: Halk milisi olmak
Milis sadece silah kuşanan kişidir diye bir şey yoktur. Haberleşme, bilgi edinme (istihbarat), ulaşım, lojistik vb. yönleriyle de değerlendirilebilir.
Yaşı ilerlemiş anneler-babalar da, dedeler de milis örgütlenmemizde görev alabilirler, almalıdırlar. Çünkü evlerini açacak, haber taşıyacak vb. birçok anlamda yardım sağlayabileceklerdir.
Gerekli özen ve emekle, eğitimle: ahlaki değerlerini tüketmiş, şüpheli, sözünde durmayan, uyuşturucu, alkol vb. yozlaşmada kendini düzene teslim etmiş olanların dışında HERKES milis olabilir.
* Halkların Katili Amerika: Yeni sömürge bir ülkede iktidarlar emperyalistlerin çıkarlarının temsilcisidir
Emperyalizm, ülkemizde kendini ormana saklamış yırtıcı hayvanlar gibi gizliyor. Bir çalı dibinden, bir ağacın tepesinden bir anda atlayıp ortaya çıkacakmış da dört bir yanımızı parça parça edecekmiş hissi yaratıyor adeta. Ülkemizdeki yeraltı-yerüstü zenginliklerimizi gizlenerek, aynı yırtıcı hayvanlar gibi doğamızı, emeğimizi parça parça yağmalıyor, yerli işbirlikçileri, çanak yalayıcılarıyla birlikte sömürüyor.
Mahir Çayan’ın dediği gibi; “Kendi vatanımızda köle bir halk haline getirildik.”
* Kamu Emekçileri Cephesi: KESK toplu sözleşmelere bildik oyalamalarla başladı!
Yiğidi öldür, hakkını yeme demişler. Bizde öyle yapalım ve KESK’in hakkını teslim edelim. Bu sene bir farklılık yaptı ve “hükümetin geçici olması nedeniyle toplu sözleşme görüşmelerinin sonbahara bırakılmasını” talep etti. Hükümet geçiciymiş! Bu seneye kadar kalıcı hükümetlerle masaya oturdunuz da ne değişti? Emekçilerin lehine ne kazandınız o masalarda?
* Röportaj: DİSK’teki mafya sendikacılarına karşı direnen Oya Baydak
DİSK/Genel-İş yönetimi tarafından işten atılan Oya Baydak’ın mafya sendikacılarına karşı 33 gündür direniyor. Oya Baydak ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.
“DİSK/GENEL-İŞ yöneticileri işçinin değil patronların çıkarlarını korumaktadırlar! Koltuklarını kaybetmemek için patronların kölesi olmuşlar…”
* Devrimci İşçi Hareketi: Zafer direnenlerin olacak!
İŞÇİLER… Sendikalar İşçilerindir! İşyerlerinde İşçi Komitelerini İşçi Meclislerini Kuralım! Patron Sendikacılığını Tarihe Gömelim…
İki yılı aşkın süredir bir direniş sürüyor İstanbul’da. Direnişin sürdürüldüğü yer Sarıyer Belediyesi. Direnenler belediyenin park ve bahçeler işçileri. Maaşlarının zamanında ve düzenli yatması talebiyle başladılar mücadeleye. Sömürü öyle hale gelmiş ki ülkemizde maaşını zamanında alabilmek hatta maaş alabilmek için bile mücadele etmek gerekiyor artık. Sonrasında yol, yemek ve mesai haklarının ödenmesini de kapsadı talepleri.
* KESK, TTB, TMMOB’a cevap; Önce demokrat olmayı öğrenin!
TARAF OLMAK BİLE EN AZINDAN İKİ TARAFI DA DİNLEMEYİ GEREKTİRİR
Direnen İşçileri, Devrimcileri Dinlemeden Yaptığınız Açıklama Sizin Açınızdan Kara Bir Lekedir. Çünkü Açıklamanızda Söylediğiniz Her Şeyin Sorumluluğunu Üstlenmiş Oldunuz.
“DİSK’in kapısına kilit vurulması, yöneticilerinin tehdit edilmesi, hak arama mücadelesi olamaz” başlıklı açıklamanızı okuduk. Açıklamanızın bütününe, her satırına tek tek cevap vereceğiz.
* “Çağdaş sendikacılık”tan “MGK sendikacılığı”na…
12 Eylül sonrası pek de fazla zaman geçmeden işçi sınıfı yeniden mücadele alanlarına çıktı. 1986’da başlayan kıpırdanmalar, 1987-88-89’larda ivme kazandı. Bunlarda genel olarak öncülük TÜRK-İŞ’teydi. DİSK yöneticilerinin bu eylemlerde hiç bir etkisi de katılımı da yoktu. Hepsi birer tezgah açıp iş-güç sahibi rahat yaşamlarını sürdürme telaşındadır. TÜRK-İŞ ise DİSK’in kapatılmasıyla bünyesinde toplanan, devrimci-demokrat işçilerin baskısı altındaydı. Mücadeleyi yükseltmek için canla başla, sabırla çalışan yine devrimci işçilerdi.
* “Davan davamızdır Oya Abla”
Oya Baydak direnişinin 27. gününde… 27 gün boyunca kendini bu direnişte yalnız bırakmayan işçileri işyerlerinde ziyaret ederek direnişini, patron sendikacılarını ve çözüm yolunu anlatıyor. Direniş kazanıncaya, patron sendikacıları işçilere hesap verinceye kadar kapı kapı, işyeri işyeri gezip linççi Amerikancı-patron sendikacısı DİSK-GENEL İŞ yönetimini teşhir etmeye devam edeceğiz.
DİSK’in kağıt üzerindeki birliktelikleri varsa, Oya Baydak’ın da direnişini destekleyen yüzlerce işçi arkadaşı var. İşte o işçilerden biri patron sendikacılığına karşı Oya Baydak’ın işe geri dönme mücadelesini “ davan davamızdır Oya abla” diyerek destekliyor. İşte bu yüzden Oya Baydak kazanacak, patron sendikacıları defolup gidecekler.
* Kürdistan’da Tek Yol Devrim: Teslimiyete kilitlenen milliyetçiliğin hiçbir tutarlılığı yoktur!
Kürt küçük burjuva milliyetçiliği gelinen noktada kendi mücadelesini savunamayacak bir noktaya gelmiştir. Teslimiyetçi ve uzlaşmacı anlayış o kadar içlerine işlemiştir ki bir dedikleri bir dediklerini tutmuyor… Emperyalizm ve oligarşiye karşı hemen hemen tüm dirayet noktalarını yitirmiş durumdadırlar… Düzene yerleşmek temel anlayışları haline gelmiştir…
Hal böyle olunca da yapılan eylemlerini dahi savunamıyorlar. Daha ötesi yaptıkları için özür dilemeye hazır tutum sergiliyorlar. Bu arada Kürt halkının yaşadıkları ise arada kaynamaktadır. Öyle ya, Kürt halkının canının bir kıymeti yoktur…
* Hayatın Öğrettikleri: Biz halkız her yerdeyiz!
Polisin bunca terör estirdiği günlerde arabayla yolda giderken arkamdan polis arabası anonsu geldi. “Sağa geç” diyordu. Sağa geçtim. Sol tarafımdan ard arda polis araçları geçmeye başladı. Bir iki üç dört… Peş peşe geçiyorlardı.
Sonra yanımdan lüks Mercedes’inin içinde Tayyip geçti. Üstelik de camı açıktı. Gülesim geldi. Her tarafta onca terör estiriyorlar, halka yapmadıkları zulmü bırakmıyorlar. Ama dönüp dolaşıp dibimizden geçiyorlar. Üstelik de farkında değiller!..
* Adalet İstiyoruz Alacağız!
Elif, Şafak, Bahtiyar, Günay Olup Adaleti Biz Sağlayacağız!
Mahallelerde adalet arayışı için yapılan faaliyetler devam ediyor. Yapılan çalışmalarda halkın adalete olan özlemini bir kere daha gördük. Bu devrimci faaliyetlerimizden bazıları;
* Duydun mu, Steve açlığının 37. Gününde
1 Ağustos’ta yapılan açıklamada “Eyüp Baş Sempozyumlarının sessiz emekçisi Steve, uluslararası devrimci mücadeleden duyulan korku sonucu tutuklandı ve hapishanede kitap, mektup, dergi ve gazete alması üzerindeki engelleri kaldırmak için açlık grevine başladı. Bugün ise hapishanede açlık grevini bırakması yönünde baskılara maruz kalıyor.
Tüm bu saldırılara karşı yolladığımız mektup ve kitaplarımızla tecriti yenelim. Halk güçlerinin zaferlerine bir yenisini daha eklemek için Steve’e destek verelim! Enternasyonal devrimci Steve’e bir kitap da sen yolla!” denildi.
* Halka Karşı Savaşa, Halkın Savaşını Büyüterek Cevap Verelim!
* Avrupa’da Yürüyüş: Steve için adalet istiyoruz talebimizi duymayan kalmayacak!
* Yitirdiklerimiz…
Gerilla çalıştığı bölgeyi ve halkı çok iyi bilmeli… Eğer bunları bilmezse çok yaşamaz. Kendini ve halkını çok sevmiyordur…”
Baki Erdoğan
* Sanatçılar ve halk birlikte festival örgütlüyor!
İzmir’in Dikili ilçesine bağlı Bademli Köyü’nün doğal güzellikleri para babalarının iştahını kabartıyor. Çeşitli yöntemlerle ele geçirmeye çalışıyorlar. Bir çevre katliamı tehlikesi ile karşı karşıya Bademli. Bütün bu güzelliklerine rağmen köyün halkı yoksul. Ne zeytincilikten ne de balıkçılıktan geçimlerini sağlayamıyorlar. Köy halkının kurduğu Bademli Kültür Sanat ve Gelişim Derneği, köyde bir bilinç yaratmayı, tehlikelere karşı dikkat çekmeyi ve sorunlarına ilişkin çözümler üretmeyi hedefliyor.
* Öğretmenimiz
Emperyalizmin ve oligarşinin saldırıları karşısında çoğu zaman tek kaldık. Ama doğruları savunurken yalnız olmaktan korkmadık, tek başımıza kalsak da direndik, doğrularımızı savunduk.



