2
7 Ekim
Bir Kez Daha Düşmanımızın Kim Olduğunu Net Bir Şekilde Gördük
Dün sabah Suriye’den Lübnan’a geçmeden önce otelde kahvaltımızı yapıp daha sonra bir değerlendirme yapıp, otelden Beyrut’a doğru yola çıktık. Hepimiz Suriye’den gittiğimiz için üzülüyorduk tabi. 4 günümüzde çok hızlı geçti, daha yeterince Suriye’yi görmemiştik. Halkı tanımıyorduk. Bundan dolayı hepimiz üzgün ama bir o kadar da mutluyduk. Çünkü gelip görebildiğimiz içinde çok şanslıydık. Yolda tekrar Suriye’deki gördüklerimizi, duyduklarımızı düşündüğümde tekrar emperyalizmden nefret ettik, tekrar düşmanımızın kim olduğunu net bir şekilde gördük. Buydu emperyalizm kendi çıkarı için yapmayacağı bir şey yoktur; çıkarları için milyonlarca insanın ölümüne, koca koca şehirlerin yıkılmasına sebep olacak kadar pervasızdır. Yolculuğumuz uzun bir yolculuktu. Pasaport kontrollerinden geçtikten sonra Lübnan topraklarına tekrar ayak bastık. Yorgun bir şekilde eve vardık. Hep birlikte akşam bir yerde yemek yemeğe gitmek istedik ama aşure bayramından dolayı her yerde güvenliği sıkı bir şekilde almışlardı bundan dolayı bizde çıkamadık. Ve akşamımızı evde geçirmek zorunda kaldık. Herkes yorgun olduğu için erken yatıldı.
Dün sabah Suriye’den Lübnan’a geçmeden önce otelde kahvaltımızı yapıp daha sonra bir değerlendirme yapıp, otelden Beyrut’a doğru yola çıktık. Hepimiz Suriye’den gittiğimiz için üzülüyorduk tabi. 4 günümüzde çok hızlı geçti, daha yeterince Suriye’yi görmemiştik. Halkı tanımıyorduk. Bundan dolayı hepimiz üzgün ama bir o kadar da mutluyduk. Çünkü gelip görebildiğimiz içinde çok şanslıydık. Yolda tekrar Suriye’deki gördüklerimizi, duyduklarımızı düşündüğümde tekrar emperyalizmden nefret ettik, tekrar düşmanımızın kim olduğunu net bir şekilde gördük. Buydu emperyalizm kendi çıkarı için yapmayacağı bir şey yoktur; çıkarları için milyonlarca insanın ölümüne, koca koca şehirlerin yıkılmasına sebep olacak kadar pervasızdır. Yolculuğumuz uzun bir yolculuktu. Pasaport kontrollerinden geçtikten sonra Lübnan topraklarına tekrar ayak bastık. Yorgun bir şekilde eve vardık. Hep birlikte akşam bir yerde yemek yemeğe gitmek istedik ama aşure bayramından dolayı her yerde güvenliği sıkı bir şekilde almışlardı bundan dolayı bizde çıkamadık. Ve akşamımızı evde geçirmek zorunda kaldık. Herkes yorgun olduğu için erken yatıldı.
8 Ekim günü erken Hizbullah’tan Arap – İslam Ülkeleri İşleri sorumlusu Şeyh Hasan İzzettin ile görüşmemiz vardı. Kahvaltımızı yaptıktan sonra çıktık yola. Saat 09.30 gibi görüşmemiz başladı. Kendisi ilk önce Hizbullah’ın hedeflerini, mücadele biçimini ve kazandıkları zaferi anlattı. Dünyanın hangi ülkesinden olursa olsun; ezilen, haksızlığa uğrayan, adalet isteyen tüm dünya halklarının yanında olduklarını ve kendileri için önemli olanın insanlık olduğunu belirtti. Daha sonra Anti-Emperyalist Cephe, Halk Cephesi, Grup Yorum, Yunanistan’dan arkadaşlar ve İtalya’dan arkadaşlar kısa birer konuşma yaptı ve sorularını sordu. İtalya’dan gelen arkadaş kısa teşekkür konuşmasından sonra iki soru sordu. Sorularından biri; Lübnan’ın şimdiki siyasi durumu nedir? İkinci sorusu ise, Avrupa’da ırkçı ve faşist örgütlenmelerin yoğun saldırıları karşısında hep birlikte neler yapabileceğimiz üzerineydi… Şeyh Hasan İzzettin Lübnan’ın durumunu: Hizbullah’ın içinde olduğu 8 Mart Örgütleri ile içinde el-Mustakbel Lideri Saad Hariri’nin örgütünün de olduğu 14 Mart Hareketinin ülkede farklı iki görüşü temsil ettiklerini. 8 Mart ittifakının direnişi temsil ettiğini, 14 Mart ittifakının ise başta Suudi Arabistan tarafından desteklenen örgütlerden oluştuğunu söyledi. Ülkede cumhurbaşkanı olmadığını, yakında seçimlerin yapılacağını ama henüz tarihinin belli olmadığını söyledi. Avrupa’daki ırkçı saldırılara karşı da paneller, açıklamalar yapılabileceğini söyledi. Suriye Halk Cephesi sözcüsünün Halep’in durumuyla ilgili sorduğu soruya ise; Halep en fazla bir ay içerisinde işbirlikçilerden temizlenecek cevabını verdi. Soruları cevapladıktan sonra 2 saat süren görüşme sona erdi. Eve tekrar geri döndük. Biraz evde kaldıktan sonra Beyrut’a küçük bir gezi yaptık. Küçük bir kermes vardı orayı gezdik daha sonra sahil kenarına gidip orda bir kahve içtik. Kahvelerimizi de içtikten sonra hep birlikte yemek yiyip tekrar eve geri döndük. Eve geldiğimizde saat geç olmuştu, herkes yatacağı odaya geçti.
9 Ekim
Bu sabah saat 08.00’de bindik arabaya ve yola çıktık. Bugün Hizbullah’ın İsrail’e karşı savaştığı cepheye gittik. Bu cephe insanların gelip nasıl savaştıklarını görmesi için müzeye dönüştürülmüş. Müzenin ismi Mlita… Bu müzede bütün silah o savaşta kullandıkları silahlar mevcut… Müzede genel olarak Lübnan’ın 2000’de İsrail işgalinden kurtarıldıktan sonra ve 2006’da İsrail’e karşı kazanılan zaferle ilgili görsellerden oluşuyor. Müze’de savaş anı o dönem kullanılan silahlarla, cephedeki konumlanış maketlerle anlatılmış. Mlita’ya varmadan önce yol boyu hem kendi bayraklarını ve şehitlerin fotoğraflarını kocaman asmışlar. Müzeye giriş bedava. Orda bize oradaki her şeyi anlatacak olan biri eşlik etti ve İngilizce her şeyi bize anlattı. İlk önce bir sinema salonuna girdik. Burada kısa o müzeyi yani savaştıkları cepheyi ve savaşı gösterdiler. Bu kısa filmden sonra başladık müzeyi gezmeye. İlk gördüklerimiz İsrail’in tankları ve silahları bunları kendileri savaş esnasında bırakıp kaçmışlar. Bunları gördükten sonra bu sefer Hizbullah’ın savaştığı yere geçtik. Bu savaşı çok güzel canlandırmışlar. Ormanlığın içinde nerde ne varsa öyle yerleştirmişler silahları. Asker maketler koymuşlar canlandırmak için. Bir yerde nöbet tutan askerler var, bir yerde silah taşıyan asker var, bir yerlerde sağlık yerleri. Bu sağlık malzemeler gerçekten savaşta kullandıkları eşyalar. Bu müzenin güzel yanı da bu, senin dolaştığın yerlerde bizzat İsrail’e karşı savaşılıp bir zafer kazanıldı. Aslında İsrail’i destekleyen emperyalizmi de düşündüğümüzde Emperyalizme karşı kazanılan bir zafer… Bunları gördükten sonra bir tünele vardık. Bu tünel orda askerler tarafından bizzat yapılmış olan bir tünel. 250 metrelik tüneli 3 ayda yapmışlar bunu da savaş devam ederken yapmışlar. Tünel düz bir hat izlemiyor; yaklaşık bir iki metre ilerledikten sonraya sağa ya da sola bir kıvrımı var… Bunu yapmalarının sebebi oraya bomba atılması halinde tünelin tamamına zarar vermemesi… Tünel bir insan boyunda; ilerlerken ilk başta duvarlara camekanlı bölüme yerleştirilmiş ve o zaman kullanılan silahlar, eşyalar göze çarpıyor. Biraz ilerledikten sonra komutan odası; odada bilgisayar, telsiz, masa, sandalye, harita… gibi eşyalar var… Sonra namaz odası… kısacası yaşam imkanlarının tümü var. Bunun dışında daha kısa bir tünel daha var. O tünelin sonunda iyice kamufle edilmiş ve siyonist İsrail’i hedef alan uzun menzilli bir silah yerleştirilmiş. Anlattıklarına göre bu silah işgalci İsrail’lileri çıldırtmış. Çünkü sürekli bu silahın bombardımanına maruz kaldıkları halde silahın yerini tespit edememişler… Bu tünelden sonra sergilenen silahlarını gösterip anlattı bize. Daha sonra kapalı bir yere girdik. Burada hep İsrail’in silahları var. Bu silahları onlar savaşta bırakıp kaçmışlar. En çok göze çarpan şey, yerin altında (yani ayaklarının altında) bir cam içinde işgalci İsrail askerlerinin silahlarının olması. Bunu insanlar üstüne bassınlar diye yapmışlar. Her zaman onları böyle ayaklarımızın altında alacağımızı ve ezeceğimizin mesajı… Bunu da bitirdikten sonra müzeyi böylece bitirdik. Minibüs ve arabamıza bindik ve Filistin sınırına doğru yola çıktık. Bir saat kadar yol gittikten sonra Filistin sınırına vardık. İşgal altındaki Filistin hemen karşı tarafta… Aslında Filistin toprakları ama gördüğümüz evlerin içinde hep işgalci İsrailliler oturuyor. İşgal altındaki topraklardı yani. Bu çok acı olduğu kadar öfkeyi büyütüyordu da… Sözde Filistin’e bakıyorsun ama bir tane Filistinli göremiyorsun. Burada biraz kaldıktan sonra İran parkına gittik. Bu parkı İran, Lübnan’ın İsrail’e karşı 2006 zaferinden sonra Lübnan’a hediye ediyor. Bu parktan Filistin’in büyük bir kısmını görüyorsun. Burada yemeğimizi yedik. Yedikten sonra tekrar eve doğru yola çıktık. Birkaç saat süren yolculuktan sora eve vardık. Akşam hep birlikte Hizbullah’ın 2006 zaferini anlatan bir video ile Halk Cephesinin tanıtım videosunu izledik. Böylece Lübnan’da son günümüzde bitirmiş olduk. Yarın hepimiz Türkiye’ye geçiyoruz.
Bu sabah saat 08.00’de bindik arabaya ve yola çıktık. Bugün Hizbullah’ın İsrail’e karşı savaştığı cepheye gittik. Bu cephe insanların gelip nasıl savaştıklarını görmesi için müzeye dönüştürülmüş. Müzenin ismi Mlita… Bu müzede bütün silah o savaşta kullandıkları silahlar mevcut… Müzede genel olarak Lübnan’ın 2000’de İsrail işgalinden kurtarıldıktan sonra ve 2006’da İsrail’e karşı kazanılan zaferle ilgili görsellerden oluşuyor. Müze’de savaş anı o dönem kullanılan silahlarla, cephedeki konumlanış maketlerle anlatılmış. Mlita’ya varmadan önce yol boyu hem kendi bayraklarını ve şehitlerin fotoğraflarını kocaman asmışlar. Müzeye giriş bedava. Orda bize oradaki her şeyi anlatacak olan biri eşlik etti ve İngilizce her şeyi bize anlattı. İlk önce bir sinema salonuna girdik. Burada kısa o müzeyi yani savaştıkları cepheyi ve savaşı gösterdiler. Bu kısa filmden sonra başladık müzeyi gezmeye. İlk gördüklerimiz İsrail’in tankları ve silahları bunları kendileri savaş esnasında bırakıp kaçmışlar. Bunları gördükten sonra bu sefer Hizbullah’ın savaştığı yere geçtik. Bu savaşı çok güzel canlandırmışlar. Ormanlığın içinde nerde ne varsa öyle yerleştirmişler silahları. Asker maketler koymuşlar canlandırmak için. Bir yerde nöbet tutan askerler var, bir yerde silah taşıyan asker var, bir yerlerde sağlık yerleri. Bu sağlık malzemeler gerçekten savaşta kullandıkları eşyalar. Bu müzenin güzel yanı da bu, senin dolaştığın yerlerde bizzat İsrail’e karşı savaşılıp bir zafer kazanıldı. Aslında İsrail’i destekleyen emperyalizmi de düşündüğümüzde Emperyalizme karşı kazanılan bir zafer… Bunları gördükten sonra bir tünele vardık. Bu tünel orda askerler tarafından bizzat yapılmış olan bir tünel. 250 metrelik tüneli 3 ayda yapmışlar bunu da savaş devam ederken yapmışlar. Tünel düz bir hat izlemiyor; yaklaşık bir iki metre ilerledikten sonraya sağa ya da sola bir kıvrımı var… Bunu yapmalarının sebebi oraya bomba atılması halinde tünelin tamamına zarar vermemesi… Tünel bir insan boyunda; ilerlerken ilk başta duvarlara camekanlı bölüme yerleştirilmiş ve o zaman kullanılan silahlar, eşyalar göze çarpıyor. Biraz ilerledikten sonra komutan odası; odada bilgisayar, telsiz, masa, sandalye, harita… gibi eşyalar var… Sonra namaz odası… kısacası yaşam imkanlarının tümü var. Bunun dışında daha kısa bir tünel daha var. O tünelin sonunda iyice kamufle edilmiş ve siyonist İsrail’i hedef alan uzun menzilli bir silah yerleştirilmiş. Anlattıklarına göre bu silah işgalci İsrail’lileri çıldırtmış. Çünkü sürekli bu silahın bombardımanına maruz kaldıkları halde silahın yerini tespit edememişler… Bu tünelden sonra sergilenen silahlarını gösterip anlattı bize. Daha sonra kapalı bir yere girdik. Burada hep İsrail’in silahları var. Bu silahları onlar savaşta bırakıp kaçmışlar. En çok göze çarpan şey, yerin altında (yani ayaklarının altında) bir cam içinde işgalci İsrail askerlerinin silahlarının olması. Bunu insanlar üstüne bassınlar diye yapmışlar. Her zaman onları böyle ayaklarımızın altında alacağımızı ve ezeceğimizin mesajı… Bunu da bitirdikten sonra müzeyi böylece bitirdik. Minibüs ve arabamıza bindik ve Filistin sınırına doğru yola çıktık. Bir saat kadar yol gittikten sonra Filistin sınırına vardık. İşgal altındaki Filistin hemen karşı tarafta… Aslında Filistin toprakları ama gördüğümüz evlerin içinde hep işgalci İsrailliler oturuyor. İşgal altındaki topraklardı yani. Bu çok acı olduğu kadar öfkeyi büyütüyordu da… Sözde Filistin’e bakıyorsun ama bir tane Filistinli göremiyorsun. Burada biraz kaldıktan sonra İran parkına gittik. Bu parkı İran, Lübnan’ın İsrail’e karşı 2006 zaferinden sonra Lübnan’a hediye ediyor. Bu parktan Filistin’in büyük bir kısmını görüyorsun. Burada yemeğimizi yedik. Yedikten sonra tekrar eve doğru yola çıktık. Birkaç saat süren yolculuktan sora eve vardık. Akşam hep birlikte Hizbullah’ın 2006 zaferini anlatan bir video ile Halk Cephesinin tanıtım videosunu izledik. Böylece Lübnan’da son günümüzde bitirmiş olduk. Yarın hepimiz Türkiye’ye geçiyoruz.



