Home ankaraDirenişçi Mehmet Dersulu’nun Günlüklerinden 2:İşkencenin Vahşete Dönüşü

Direnişçi Mehmet Dersulu’nun Günlüklerinden 2:İşkencenin Vahşete Dönüşü

by halkinkutuphanesi
0 comments

İşkencenin Vahşete Dönüşü
“Zalimin zulmü varsa, direniş mutlaka olacaktır. Haksızlığa karşı çıkmak insanın onurudur.” İnce Memed Adaletsizliğe karşı onurumuzla direnmeye devam ediyoruz. Adaletsizliğe, haksızlığa, yoksulluğa, açlığa karşı direniş olurda, bunları yaratan sistemin baskısı, işkencesi eksik kalır mı? Kalmıyor elbette. Haklı olan sesimizi halkımıza duyurmayı engellemek için baskının, şiddetin, işkencenin her türlüsünü deniyorlar. En temel demokratik hakkımız olan açıklamaya bile tahammülleri olmadığı için ikinci cümlemizi söyler söylemez saldırı başlıyor. Gözaltına alınırken daha doğrusu kaçırılırken (çünkü gözaltı işlemi yapılmıyor) bizlere direnme diyorlar. Direniyoruz. Elbette direneceğiz. Her gün günde iki defa maruz kaldığımız saldırılar karşısında sesimizi yarım dakika da olsa daha fazla duyurabilmek için direniyoruz. Direnirken de her defasında işkenceye maruz kalıyoruz.
484. gün öğlen açıklamasında yine direndik yine işkenceye uğradık. O günkü işkence öncekilerden çok daha farklıydı. Tek kelimeyle ifade edecek olursam o günkü işkence tam bir “vahşet” e dönüştürüldü. İki üç polis beni sürükleyip gözaltı aracına götürürken arkadan başka bir polis ya da çevik (o anda göremiyordum) sürekli tekmeler atıyordu. Sesimi çok kısa bir süreliğine daha fazla duyurabilmek için direndim. Araca atılmadan önce çevik kuvvet amirinin “getirin kelepçe takın” diye bağırdığını duyuyordum. Araca atıldıktan sonra siviller ve çevikler tekmeler atmaya devam ediyorlardı. Aracın içindeyken iki sivil araca binip tekmeler atıp sürükleyerek araçtan indirdiler. Araçtaki arkadaşlar müdahale edemesinler diye de kapıyı kapattılar. İşkencenin vahşete dönüştüğü an o andı işte.
Yüz üstü yere yatırıp tekmelemeye devam ettiler. Bir polis ayaklarımın üstüne oturmuş, başka bir polis sırtıma çökmüş, diğeri diziyle boynumu, sıradaki işkenceci eliyle başımı yere bastırıyordu. Diğer işkenceciler de boş buldukları yerlerden denk getirdikleri yere vahşice tekmeler sallıyorlardı. Nefes almakta o kadar zorlanıyordum ki slogan atmakta fazlasıyla zorluk çekiyordum.
İşkence insanlık suçudur ve adaletsizliğe karşı duran insan onuru işkenceyi elbette yenecek. Daha önce de çok işkenceye maruz kaldım ama ilk defa böyle bir vahşetle karşılaştım. Öyle ki ilk defa slogan atmaya nefesim yetmedi ve ilk defa acıdan “çığlıklar” attım. Ters kelepçe takıldıktan sonra araca atıldım. Araçta başım o kadar ağrıyordu ki acıdan hiçbir şeyi göremiyordum. Vahşete dönüştürülen işkenceye sessiz kalmayan bir destekçimizi de gözaltına aldı işkenceci polisler. Gözaltı aracında baş dönmesi mide bulantısı hastaneye kadar sürdü. Suçlarını bastırmak için işkenceci sivil ve çeviklerde hastaneye akın etmişlerdi. Hastanede beni yalnız bırakmayan direniş dostlarına bir kez daha teşekkür ediyorum.
Hastanede tomografi, röntgen vs. üç saat kaldıktan sonra hastaneden ayrıldık. Günün özeti başımın beş farklı yerinde şişlikler, iki bacağımın farklı yerlerinde yaralar, el bileğimde ağrı ve tabi ki adaletsizliğe, işkencelerine karşı haklılığımızdan aldığımız güçle büyüyen öfkem… Bu vahşeti izleyipte dayanamayan ve ertesi günü gelip öğlen açıklamasına katılıp destek olan iki direniş dostu beni çok mutlu etti ve halkımıza olan güvenimizin boş olmadığı bir defa daha kanıtlanmış oldu.
Bu zulüm, bu vahşet, bu işkence karşısında sendikalarımız sessizliğe gömülmeye devam mı ederler bilmiyorum ama duyarlı halkımızın sessiz kalmayıp desteğe gelmesinden ve haklılığımızdan aldığımız güçle adalet çığlığımız, direnişimiz devam edecek…
Öğretmen Mehmet Dersulu


Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode