9
* SEÇİMLER HALKIN HİÇBİR SORUNUNU ÇÖZEMEZ!
* ÇARE SEÇİM DEĞİL, DEVRİM!
* GRUP YORUM’UN YENİKAPI KONSERİ DE YASAKLANDI!
* Grup Yorum 30 Yıldır Yasak Duvarlarını Yıka Yıka İlerliyor!
(Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız: http://yuruyus.info/pdf/pdf/472.pdf)
Yürüyüş Susturulamaz!
Katilleri, Hırsızları, Halkın Ekmeğine Göz Koyanları, Çocuklarımızı Katledenleri Yazan Yürüyüş Dergisi Susturulamaz!
Biz Halkız! Ne bizi tüketebilir, ne de sesimizi kısabilirsiniz! Susmayacağız!
Yürüyüşe sahip çıkıyorum, Yürüyüş okuyorum diyelim, Yürüyüş okutalım.
Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44
Haftalık Dergi / Sayı: 472
7 Haziran 2015
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
www.yuruyus.com
İÇİNDEKİLER:
* İstiyoruz Yapacağız: Bir alanda, bir birimde nasıl örgütleniriz?-1
Tüm ilişkilerimizi değerlendirerek bulunduğumuz birimi ev ev, işyeri işyeri taramayı planlamalı ve örgütlenme çabamızın daha başından itibaren bunu ısrarla hayata geçirmeliyiz. Örneğin bu taramanın bir parçası olarak bu hafta şu sokaktaki beş eve dergi götürüp okumalarını önereceğiz, sonraki hafta şu on evi diye somut belirlemelerimiz olmalı ve genç-yaşlı tüm insanlarımızı bu iş içinde de görevlendirmeliyiz.
* Seçimler halkın hiçbir sorununu çözemez! Çözüm; seçim değil, devrimdir!
1- Adalet Yok! Hiçbir düzen partisi Adaleti sağlayamaz! Çünkü; bu düzen adaletsizlik üzerine kurulmuştur!
2- İşsizlik, açlık, yoksulluk var! Hiçbir düzen partisi işsizlik, açlık, yoksul sorununu çözemez! Çünkü bu düzen sömürü yağma ve talan düzenidir!
3- Hiçbir düzen partisi Kürt sorununu çözemez! Çünkü Kürt Sorunu Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı sorunudur… İnkar, imha, asimilasyon ve uzlaşmacılıkla Kürt sorunu çözülmez!
4- Demokrasi Yok Faşizm var! Hiçbir düzen partisi demokrasi getiremez! Çünkü Bağımsızlık Olmadan Demokrasi Olmaz!
5- Hırsızlık, kumar, uyuşturucu, fuhuş ve yozlaşma bu düzenin pislikleridir! Hiçbir düzen partisi yozlaşmayı bitiremez…
* Katilleri, hırsızları, halkın ekmeğine göz koyanları, çocuklarımızı katledenleri yazan Yürüyüş Dergisi susturulamaz!
Baskınların size kazandırdığı tek şey, halkta oluşan ne kadar aciz olduğunuz imajının pekişmesidir. Bürolarımızı, yaşadığımız mahallelerimizi gece baskınlarıyla kaldırdığınız helikopterlerle rahatsız ederek, devrimcileri gözaltına alarak yıldırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Katilleri, hırsızları, yalancıları, çocuk katillerini yazmaktan geri kalacağımızı mı sanıyorsunuz? Eğer öyle bir düşünceniz varsa 18 Ocak’ta dergimizi bastığınızı ve başlıklarımızda yola gelmeyeceğiz cevabıyla yeni sayılar çıkardığımızı hatırlatırız. Bu hukuksuzluğa derhal son verin.
* Bu ülkede adalet yok! Adalet halkın ellerinde, adaleti biz sağlayacağız!
Adalet talebimizi aylardır mahkeme salonlarında, meydanlarda haykırıyoruz. Avrupa’nın en büyük adalet saraylarına sahibiz. Ama bu saraylarda adalet halk için değil, katiller ve çeteler için var. Hakimlerin ve savcıların; katilleri, tecavüzcü sapıkları, çeteleri savunduğu serbest bıraktığı, halka saldırıyı meşru gördüğü bir adalet var bu ülkede.
Evet bu ülkede adalet var. Ama halk için değil, çeteler, hırsızlar, katiller, talancılar, işbirlikçiler için adalet var. Hukuk onlar için var. Adalet sarayları onlar için yapıldı.
* Adalet Yoksa Adalet Savaşçıları Vardır! Adalet Nerede? Adalet Halkın Elinde Neden Halkın Adaleti?
Katillerden hesap sorulacak denildiği ve hesap sorulduğu zaman bundan kimsenin tereddüdü olmaz. Düşmanın valisi bile halktan hayatını kaybeden insanların olduğu bir eylem sonrası “bunu Cephe yapmamıştır” onun böyle bir anlayışı yoktur diyorsa halkın adaletinin doğruluğu tartışılamaz. Bilinir ki, hesap mahşere kalmayacak denildiği zaman yeni şehitler pahasına da olsa adaletin kılıcı çekilecektir.
* Grup Yorum’un Yenikapı konseri de yasaklandı! Gazi Konseri 30, Kartal Konseri 35, Okmeydanı Konseri 7 bin kişi… Grup Yorum 30 Yıldır Yasak Duvarlarını Yıka Yıka İlerliyor!
AKP iktidarı Grup Yorum’u yasaklamaya, yasaklarla, baskılarla engellemeye çalışsa da, 30 yıldır bu topraklarda umudun türkülerini yapan Grup Yorum, “yasaklar onların olsun meydanlar bizimdir, türküler bizimdir” diyerek konserlerini düzenliyor. 31 Mayıs Pazar günü de Okmeydanı Sibel Yalçın Direniş Parkı’nda İstanbul’daki üçüncü konserini yaptı…
* Halkın Hukuk Bürosu: Hasan Ferit Gedik duruşmasına dair dava avukatlarının izlenimleri
Adalet saraylarında en ufak bir adalet kırıntısı yoktur, hiç olmadı, olamaz, biz bunu biliyoruz. Ancak hakkımız olan adil yargılanma hakkının uygulanması için de mücadele etmeye devam edeceğiz. Hepinizi 13 Temmuz’daki davayı izlemeye çağırıyoruz.
* Direnen Nefa işçisi Erkan Munar kazanacak, biz kazanacağız!
* DHKC: Duyun görün; “sübyancı olma hakkı” deyip, ahlaksızlığı nedeniyle; kendi mahkemelerinin kapılarına kadar düşen, ahlaksızlığı tescilli Gülay Göktürk, bize ahlak dersi veriyor!
Gülay Göktürk bizi ahlaksızlıkla suçluyor… Duyun, görün kendini ahlak temsilcisi ilan etmiş Gülay Göktürk’ün ahlaksızlığı mahkemelere kadar düşmüştür.
Gülay Göktürk öyle ahlaksız bir kadındır ki… Yaptığı bir röportajda çocuk pornografisini savunmuştur.
Yazdığı iki yazısında da “sübyancı olma hakkı” deyip; “Çocuklara zarar vermedikleri sürece sübyancı olma haklarını savunduğunu” yazmıştır.
* Devrimci İşçi Hareketi: Metal İşçilerinin Direnişi Politikalarımızın Doğruluğunu Göstermiştir
İşçi meclislerinde örgütlenelim!
Doğrudan işçilerin kendilerinin örgütledikleri; her aşamasında söz ve karar sahibi oldukları bir taban örgütlenmesini hayata geçirdiler…
Devrimci bir önderliğin olmaması direnişin uzun soluklu olmamasını; daha ileri bir kararlılığın ortaya çıkmamasını dolayısıyla da tüm haklar alınana kadar her tür bedelin göze alındığı, hak kazanımlarının ileri noktada olduğu bir sonucu getirmemiştir.
Ancak direniş gösterdi ki bu işçiler tüm bu politikalara örgütlenmelere açıktır.
* CHP, Sarıyer Belediyesi İşçilerini Polise İhbar Etti! Kapısının Önündeki İşçileri Polisle Kovmaya Çalışıyor!
CHP sol maske takmış burjuvazinin partisidir, diyoruz. Bu teorik söylemin pratikte de doğru olduğunu bir kez daha gördük. Sarıyer Belediyesi, işçilerin gözünün yaşına bakmadan 16 işçiyi işinden çıkardı. İşçiler maruz kaldıkları bu emek düşmanı uygulamaya eylemleriyle, basın açıklamalarıyla, direnişle karşılık verdiler. CHP, işçilerin yaptığı tüm bu eylemlere gözlerini kapadı. Nasıl egemenler maaşlarının artmasını isteyen taşeron işçilerine “nankörler” diyorsa, CHP’deki burjuvalar da hayatları ve aileleri için çalışmak zorunda olan işçileri rahatlıkla işinden çıkarıyorlar.
* Hayatın Öğrettikleri: 2003 Uçmakdere Gençlik Kampı’ndan
Bu kamp her yönden kendimizi yenilediğimiz, dönüştüğümüz bir kamp olmuştu. Ben içki sorunu yaşayan, zaman zaman içen biriydim. Trakyalı olmamı da içkiyi meşrulaştırmak için gerekçe gösteriyordum… Azaltmaya ve bırakmaya çalışıyordum lakin arkadaşlarımızın halen bana karşı bu konuda güvensizlikleri vardı. Zira düzen alışkanlıkları çabuk kazanılıp, zor bırakılır. Devrimci alışkanlıklar zor kazanılır düzenin sürekli baskısı altında kolay bırakılırdı. Bundan dolayı sorumlu arkadaşlar benden kampta içmeyeceğime dair söz almışlardı.
Düzenin yüklediği, “içki içmeden yaşanmaz”, “içki içmeden eğlenilmez, tatil yapılmaz” yoz anlayışına karşı bir zaferdi aynı zamanda kampımız.
* 11 Soruda: Savaş!
Savaş nedir?
“Savaş politikaların başka araçlarla sürdürülmesidir.”(Clausewitz)
“Savaş siyasetin devamıdır. Bu anlamda savaş siyasettir ve savaşın kendisi siyasi bir eylemdir, eski zamanlardan bu yana siyasi nitelik taşımayan tek bir savaş görülmemiştir.” (Mao)
Tarih boyunca yaşanan tüm savaşlarda politik bir nitelik vardır. Hangi görünümde yapılıyor olursa olsun tüm savaşlar temelde sınıf savaşıdır. “Bölgesel savaşlar”, “dünya savaşları”, “din savaşları”, “mezhep savaşları” olarak adlandırılan tüm savaşlar, sınıfsal çelişkilerin, iktidar kavgalarının doğrudan veya dolaylı sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
* TAYAD’lı Aileler: Her işimizi ısrar ve emekle büyütelim!
Ülkemizde devrim mücadelesini tutsak ve şehit ailelerinin mücadelesinden bağımsız olarak ele alamayız…
Her tarihsel direnişte, her süreçte, her önemli saldırının püskürtülmesi döneminde tutsak ve şehit ailelerinin mücadelesinin önemli bir yeri vardır.
Çünkü ülkemiz gerçeği budur. Mücadele her zaman şehitlikler ve tutsaklıklarla yol almıştır. Dolayısıyla da tutsak ve şehit ailelerinin mücadelesi de aynı şekilde büyümüş, gelişmiştir.
Öyle ki şehit ve tutsak aileleri mücadelemiz, dünya devrim tarihinin en görkemli ve en kararlı bölümlerinde yerini almıştır.
* Kurtlarla koyunlar dost olmaz! Uzlaşma Müzakerelerine Katılan FARC Komutanı Roman Ruiz Kolombiya Devleti Tarafından Katledildi!
Masalımız kurtlarla koyunların asla dost olamayacağını anlatıyor; Biz kıssadan hisseyi kendimize çıkartacak olursak; ezenlerle ezilenler, halk düşmanlarıyla halklar asla dost olamaz diyoruz.
Yapılan barış görüşmeleri, barış anlaşmaları asla gerçek bir barış olamaz… Uzlaşmaz çelişkileri olan karşıt sınıfların yaptıkları anlaşmalar; iki tarafın da yararına olan bir anlaşma olamaz… Yapılan bir anlaşma varsa eğer, bu güçlü olanın iradesinin zayıf olan tarafa kabul ettirilmesinden başka bir şey değildir…
Kurtlarla koyunların barışı, koyunların tümden tedbiri bırakıp gaflet ve rehavete girdiği zamana kadar sürer.
* Gençlik Federasyonu’ndan: Berkin Elvan heykelini kırarak, korkularınızdan kurtulamazsınız!
Berkin Elvan’ın hesabını vermekten kaçamayacaksınız!
31 Mayıs günü Halk Ayaklanması’nın 2. yıldönümünde Kadıköy’de Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda bulunan Berkin Elvan heykeline saldırılmış, heykel kırılmıştır. Bu halk düşmanı alçakça saldırıyı ancak AKP beslemeleri yapabilir.
Berkin’i bu halkın zihninden silemezsiniz. Berkin komada kaldığı 269 gün boyunca olsun cenazesindeki milyonlar ile olsun bu halkın bağrına gömülmüştür. Cenazesine katılan milyonlar tek ses olup hesabının sorulacağını ve sahiplenildiğini haykırdı.
* Ülkemizde Gençlik: Tutsak düşen Dev-Gençliler onurumuzdur
Tutsak Dev-Gençlileri yalnız bırakmayacağız!
Nice kuşatmaları yararak geldik bugünlere. Nice bedeller ödedik… Hep Dev-Gençli olmanın bilinci ile hareket etmiştir Dev-Gençliler.
Bugün de aynı bilinç ve sorumluluklarla hareket ettikleri için bu bedelleri ödemekteyiz. 15 -16 yaşında arkadaşlarımız faşizm tarafından tutsak edilmiştir. Faşizmin hapishanelerinde hiçbir dönem eksik olmadık. Düşman hiçbir dönem “bunlar 14-15 yaşında çocuktur” demedi…
Yaşlarımız küçük de olsa hep onları korkutacak kadar yüreklerimiz büyük oldu.
* Ülkemizde Gençlik: Tutsak Dev-Gençlileri yalnız bırakmayacağız! Liseli Dev-Gençliler, tutsak Dev-Gençliler için çadır açtı!
* Liseliyiz Biz: Gençlik kimin ise gelecek onundur! AKP faşizminin baskı ve tutuklamalarına karşı; liseli gençlik mücadelesini büyütelim!
Ülkemizde haksızlığa karşı ilk öfkeli ses çoğunlukla gençlik kitlelerinden gelmiştir. Genç kitleler büyük bir değiştrici potansiyele sahiptir. Egemen sınıflar da ülkemiz gençliğinin bu potansiyelini gördüğü için tarihi boyunca gençliği türlü yollarla susturmaya, pasifleştirmeye, apolitikleştirmeye çalışmıştır. Yıllarca denediler her türlü uzman yöntemi kullandılar.
Ama olmadı. Halk çocukları onları şaşırttı. Yıllarca şiddetle, yozlaştırmayla bilinçli eğitim politikalarıyla teslim almaya çalıştıkları halk çocukları onların tüm planlarını alt üst etti, etmeye devam ediyor.
* Liseliyiz Biz: Berkin’in Vurulduğu Yerde Berkin’in Gözleriyle
Değerlerimizi ve berkini yüreğimizden, aklımızdan, gözlerimizden çıkarmaya kimsenin gücü yetmez. Bizler Liseli Dev-Gençlileriz AKP’nin saldırıları mücadelemizi engellemekten çok öfkemizi bilemiştir. Berkin’in vurulduğu günden itibaren Berkin’e söz verdik, onu asla unutturmayacak ve adalet kavgamızı zafere taşıyacağız!
16 Haziran’da bu öfke ve coşkuyla berkinin vurulduğu yerde adalete susayan yüreklerimiz hep birlikte çarpacak.
* Anadolu Cephesi: Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!
Devrimimizi öncelikle kendimizden başlatmalıyız. Kendisini örgütleyemeyen bir devrimci, başka hiç kimseyi örgütleyemez. Kendisini yönetebilen, kendi iradesi üzerinde hakimiyeti olan bir devrimci, kitleleri örgütlemenin ilk adımını gerçekleştiriyor demektir. Ardından, bulunduğumuz alanda, devrimi gerçekleştirmeliyiz. Yani alanımızı örgütlemeliyiz.
Örgüt ise; Komite, Toplantı, Program, Eğitim ve Yayın demektir.
* Bizim Mahalleden: Oligarşinin Meclisi, Emperyalizmin ve İşbirlikçilerinin Çıkarları İçin Vardır! Halk meclislerinde örgütlenelim!
Halk Meclisleri halkın öz örgütlenmeleridir. Halkın kendi sorunları etrafında bir araya gelerek, tartışacağı, çözümler bulacağı, kararlar alacağı yerlerdir.
Halk neden bir araya gelmeye ihtiyaç duyar?
En temel ihtiyaçları bile karşılanmıyor, açlık, yoksulluk ve işsizlikle uğraşıyor, hırsızlık, uyuşturucu, kumar, fuhuş evlerinin içine kadar giriyorsa ve devlet bu sorunları çözmüyorsa, her insan, kendisiyle aynı sorunları yaşayanlarla bir araya gelir ve çözümler bulmaya çalışır, tartışır, kararlar alır.
* Yeni-sömürgecilik, emperyalizm ve işbirlikçilerinin vatanımızı soymasıdır!
2. Paylaşım Savaşı sonrasında gerçekleşen devrimlerle birlikte dünya topraklarının ve pazarının üçte biri emperyalistlerin denetimi dışına çıktı. Savaşın sonuçları ve ortaya çıkan olgular emperyalistlere yeni sömürgecilik yöntemini geliştirdi.
Sömürge; “Bir ülkenin kendi sınırları dışında işgal ve idare ettiği, ekonomik, siyasi ve askeri olarak yönetimi altına aldığı ülke.”
Sömürgeleştirilen ülke açısından bakıldığında da sömürge şöyle tanımlanıyor: “Bağımsızlığını kaybetmiş ve başka bir ülkenin malı olmuş ülke.”
* Kamu Emekçileri Cephesi: Hatice Yüksel ve Nuriye Gülmen tüm kamu emekçileri için direniyor!
Çadırımız Tüm Direnenleri, Adaletsizlik Karşısında Boyun Eğmeyenleri Temsil Ediyor
Bir süredir Eskişehir’de imza kampanyası, basın açıklaması gibi faaliyetlerle hakkını arayan Hatice Yüksel, direnişine çadır eylemiyle devam ediyor.
* Avrupa’da Yürüyüş: Direnen ve kazanan, yoldaşımız Gülaferit Ünsal oldu!
* Avrupa’da Biz: Vatanını kendi kaderine terk edenler vatansever olamaz! Vatan bir insanın bütün benliğidir! -1
Doyduğun yer midir yoksa doğduğun yer midir vatan? Bu klasik soru Avrupa’da yaşayan gençlerimiz için pek de geçerli değildir aslında. Diyelim ki geçerli olsun. Doyduğun yerden bir şekilde vazgeçersin, ekmeğini taştan da olsa çıkaracağın bir diyar bulursun, peki vatan, onu değiştirebilir misin? Onu yok sayabilir misin? Beynin saysa kalbin sayabilir mi? Olmaz yani doyduğun yer vatan olamaz.
* Yitirdiklerimiz…
“Böyle bir ülkede herkesin mücadele etmesi gerektiği, bunlardan birinin de ben olmam gerektiğini düşündüğüm ve bundan sonra da hiçbir şey olmamış gibi yaşamayacağım için, mücadele etmem gerekliliğine inandığım için örgütlü mücadelenin içine girdim.” Metin Keskin
* Öğretmenimiz:
Tek tek kişilerin kararlılığı veya kararsızlığı değildir burada söz konusu olan. Siyasal bir kararlılıktır. Herhangi bir aşamada, bir noktaya kadar kararlılık gösteren kişiler veya gruplar her zaman çıkabilir. Ancak devrim iddiasına, iktidar hedefine sahip olanlar, ancak bu kavgada halka ve kendi gücüne güvenenler, sonuna kadar kararlı olabilirler.



