Home açıklamalarHalkın Hukuk Bürosu Açıklama

Halkın Hukuk Bürosu Açıklama

by halkinkutuphanesi
0 comments
AÇIKLAMA NO: 503                                                                       
14.10.2016                            
ADALET BAKANLIĞINA ZORUNLU CEVAP:
ÇÜNKÜ ADALET BAKANLIĞI YALAN SÖYLÜYOR!
HAPİSHANELERDE İŞKENCE VAR!
Silivri 9 No’lu F Tipi hapishanesinde kadın tutsaklara uygulanan işkence ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı’nın 14.10.2016 tarihinde yapmış olduğu açıklamayı okuduk.
Bakırköy Hapishanesi’nden Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesi’ne işkence ile sürülen müvekkillerimiz sürgün edildikleri 2 Ağustos 2016 tarihinden bu yana halen bulundukları Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesinde sistematik işkence görmektedir.
Hapishane idaresinin işkence yapmasının nedeni, tutsakların hak talep etmesidir. Adalet Bakanlığı OHAL’den önce yayınlamış olduğu gizli genelgelerle, tutsakların temel yaşam eşyalarını (kova, leğen, çamaşır ipi vb.) ellerinden almış, kitaplarını yasaklamış, dergilerini vermemeye başlamış ve tutsaklar üzerinde baskılarını gün be gün arttırmıştır. Adalet Bakanlığı’nın bu haksız politikalarını kabul etmeyen tutsaklar 10 Temmuz tarihinden bu yana protesto eylemleri yapmaktadır.  Tutsaklar Adalet Bakanlığı’nın bu politikalarını kapı döverek, slogan atarak, oturma eylemi yaparak ve hücrelerini yakarak protesto etmektedir.
Adalet Bakanlığı bu protestoyu ve direnişi, dinlemek ve anlamaya çalışıp çözüm üretmek yerine tutsakların seslerini bastırmaya çalışmaktadır. Çünkü uygulanan politikalar haksızdır. Sistematik olarak uygulanan işkence de bu protestolarla birlikte merkezi bir talimatla başlamıştır.  Hapishanelerde açık ve sistematik işkence vardır. Silivri 9 No’lu F Tipi hapishanesi bu işkencelerin merkezi haline gelmiştir. Daha önce raporlaştırdığımız ve suç duyurusunda bulunduğumuz birçok örnek vardır. Müvekkillerimizin ailelerinin birebir tanıklıkları vardır. En önemlisi tutsakların ailelerinin ve avukatlarının birebir gözlemleridir.
Gerçek bu olmasına karşın Adalet Bakanlığı açıklamasında utanmadan şöyle demektedir:  “özellikle bir terör örgütüne mensup bayan tutuklular”  Buradan Adalet Bakanlığı’nın gerçek düşüncesini anlayabiliyoruz, örgüt üyesi olan tutuklulara işkence yapmak onların nazarında meşrudur.  Yine aynı açıklamanın bir başka yerinde ise: “erkek infaz koruma memurlarından destek alınmak ve orantılı güç kullanılmak suretiyle odalarına alınarak kapının kapatılması sağlanmıştır” denilmektedir. Orantılı güç görece bir kavramdır ve bunu uyguladıklarını söyleyenler için tutsakların kolunu bacağını ezmek, kırmak, adam yaralamak orantılı güçtür. Sorulduğunda Adalet Bakanlığı nasıl bir orantılı güç kullanıldığını tarif edebilecek midir? Sanmıyoruz. Yine yalan ve demagoji ile üzerini örtmeye çalışacak ve işkenceye ortak olacaktır kanımızca. 
Açıklama şöyle devam etmektedir: “Havalandırma bahçesinde bulunan güvenlik kamerasından olayların kayıt altına alındığı, infaz koruma memurlarınca, tutuklulara fiziksel bir müdahale olmaksızın bahçe kapısının kapatılması için azami gayret gösterildiği, adı geçen tutuklulara tacizde bulunulmadığı ve zor kullanma yetkisinin sınırlarının aşılmadığı, göğüs bölgelerinden ya da vücudun tacize açık olan hiçbir bölgesine temasta bulunulduğu iddialarının tamamen gerçek dışı ve asılsız olduğu tespit edilmiştir”.
Soruyoruz, “Fiziksel bir müdahale olmaksızın” ve  “zor kullanma yetkisi aşılmadan” yapılan bu “orantılı müdahale” nasıl olmuştur, müvekkilin üzerindeki ciddi izler nasıl bırakılmıştır? “Orantılı müdahale” sonucunda müvekkilimiz Kübra Sünnetçinin parmağına atel takılmıştır.
Bizim tanıklığımız ve gözlemlerimiz bir yana, bütün bu iddiaların gerçek dışı olduğunu iddia eden Adalet Bakanlığı sadece 4 gün içerisinde nasıl bir araştırma yaparak bu sonuca varmıştır? Gerçekte hapishane idaresi hakkında soruşturma yürütülmüş ya da soruşturma bu kadar kısa zamanda tamamlanabilmiş midir? Hızla harekete geçilip işkence gördüğünü söyleyen Sevcan Adıgüzel’in ve diğer tutsakların fiziki durumu gözlemlenmiş ve anlatımları bizzat dinlenmiş midir? 4 günlük kısa sürede, Adalet Bakanlığı hangi araştırma ve soruşturmayı sonlandırmış ve iddiaların gerçekdışı olduğu sonucuna varmıştır? Adalet Bakanlığı’nın vardığı kesin hüküm hangi delil ve bilgilere dayanmaktadır?
Adalet Bakanlığı hem ilk incelemede bu tespitleri yaptığını söylemektedir hem de açıklamada kesin bir sonuca varmaktadır. Bakanlığa göre hapishanede böyle bir olay yaşanmamıştır. Bu Sevcan Adıgüzel’in, annesinin-babasının ve avukatlarının yalanıdır, iftirasıdır.
Açıklamada tutsakların amacı Adalet Bakanlığı’nca şöyle özetlenmektedir : “Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan terör örgütü mensubu bazı kadın tutukluların, taciz ve erkek şiddeti gibi asılsız iddialarda bulunarak kurum idaresini baskı altına almayı ve örgütsel propaganda yapmayı amaçladıkları değerlendirilmektedir.”  Bakanlık hem bunları söylemektedir hem de hapishane idaresi yönünden Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir soruşturma yürütüldüğünü söylemektedir. Pekâlâ, Bakanlık, örgüt üyelerinin propaganda amacıyla söyledikleri “yalanlar” hakkında hangi gerekçeyle “soruşturma” başlatmıştır. Olmayan ve kurumu karalama amacı taşıdığı söylenen fiiller niçin soruşturma nedeni yapılmıştır? Bu nasıl bir çelişkidir? Soruşturma başlatıldıysa şayet, herhangi bir sonuca varılmadan nasıl kesin bir yargıya varılmıştır?
Ayrıca eklemek gerekir ki ilgili açıklamanın yayınladığı gün, yine Silivri Kapalı Hapishanesi’nde bir işkence olayı daha yaşanmıştır. Müvekkilimiz Aysu Baykal ailesine telefonda, “havalandırmadan çıkmadığı gerekçesiyle ters kelepçelenip, kasıklarına tekmelerle vurulduğunu, ameliyat edilen böbreklerinin tekmelendiğini” söylemiştir. Adalet Bakanlığı’nın işkence yoktur açıklaması yaptığı gün hayat ve gerçekler bir kez daha Bakanlığın yüzüne çarpmıştır.
Adalet Bakanlığı yalan söylemektedir. Silivri Kapalı Hapishanesi işkencehanedir, Guantanamo’dur. Söylendiği gibi bu hapishanede işkence yoksa TBMM İşkence Komisyonu neden hapishanelerin ziyaret edilmemesine dair karar almıştır? Adalet Bakanlığı neden korkmaktadır, işkencenin açığa çıkmasından mı? Peki, neden Adalet Bakanlığı bir heyet oluşturup, hapishanelerde inceleme yaptırmamaktadır? Çünkü Adalet Bakanlığı işkenceyi meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Açıklama yapılarak Silivri Kapalı Hapishanesi idaresinin korunmasının nedeni budur,  gerçeklerin gizlenmesidir. Açıklamanın amacı gerçekleri ortaya çıkarmak değil, hapishane idaresini korumak, gerçekleri gizlemektir. Adalet Bakanlığı işkenceyi yok saymıştır, bundan güç alan hapishane idaresi de aynı gün Aysu Baykal’a işkence yapmıştır. 
Adalet Bakanlığının iddiaları yalanlaması soyuttur, delile veya hiçbir maddi temele dayanmamaktadır.
Resmi kayıtlara göre 171 kişinin işkencede katledilmesinden mahkeme kararıyla sorumlu Kenan Evren’de işkenceyi hiçbir zaman kabul etmemiştir. İşkence yapmak ve insan öldürmek için kontrgerilla örgütü kuran Mehmet Ağar işkenceyi hiçbir zaman kabul etmemiştir.  Ancak unutulmamalıdır yalanlamak kimseyi aklamamıştır aklamayacaktır.
Hapishanede yapılan işkenceyi gizlemeye çalışan Adalet Bakanlığı açıklamasında gerçekleri halka ulaştırmaya çalışan gazetecileri “asılsız iddiaların gündeme getirilmesinin gazetecilik etik ve ahlak ilkeleri ile bağdaşmadığını vurgulamak isteriz.”  diyerek tehdit etmektedir. Hangisi gazetecilik etiğidir;  işkence yapmak ve bu işkenceyi halktan gizlemek mi? Yoksa her türlü baskıya rağmen gerçekleri halka ulaştırmak mı? Cevap açıktır.
İşkence iddialarının yalan olduğunu iddia eden Adalet Bakanlığı’nı bağımsız bir heyet kurmaya çağırıyoruz. Bizim de içinde bulunduğumuz bir heyet ile Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesi’ne gitmeyi ve incelemelerde bulunmayı istiyoruz. Bu incelemeler sırasında kameraların hazır bulunmasını ve işkence yapılıp yapılmadığının araştırılıp kayda geçmesini istiyoruz. Biz hazırız hiçbir kaygımız çekincemiz yok, çünkü işkence ve tecrit gerçeğini biz yaşıyoruz, biliyoruz. Peki ya siz, işkencenin ortaya çıkmasına ve neden işkence yapıldığını açıklamaya hazır mısınız?
İşkencenin sistematik hale gelmesini engellemek için duyarlı tüm kamuoyunu bu meselenin takipçisi olmaya ve bir heyet kurularak inceleme yapılmasını sağlamaya çağırıyoruz.
ADALET BAKANLIĞI GERÇEKLERİN ÜZERİNİ ÖRTMEYE, İŞKENCEYİ HALKA KABULLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR! İZİN VERMEYECEĞİZ!
İŞKENCE YOKSA ADALET BAKANLIĞI BUNU KANITLAMALIDIR!
İNSANLIK ONURU İŞKENCEYİ YENECEK!
İŞKENCECİLER HALKA HESAP VERECEK!
HALKIN HUKUK BÜROSU

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode