8
19 Nisan Çarşamba
Bu gün direnmek kadar güzel bir şey daha vardı, gençliğin umudu Gençlik Federasyonu, bunca adaletsizlik karşısında halka umut olan Halkın Hukuk Bürosu avukatları ve Adalet Okulu Derneği vardı.
Burjuva ideolojisine karşı cepheden mücadele eden, halk için devrimci basın Yürüyüş Dergisi ve Boran Yayıncılık emekçileri vardı.
Tüm yozlaştırma ve gerileştirme politikalarına rağmen faşizme karşı direnmenin devrimci olduğunu bilen ve kararlı adımlarla gelen liseli gençlerimiz vardı.
“Ben ne yapabilirim ki? “deyip bir kenarda beklemek yerine, eşini dostunu 30.güne davet eden, ev işlerini hızlıca toplayıp, çocuğunu ailesine bırakarak direnişe koşan kadınlarımız vardı.
Direniş alanına gecikmemek için ” 10 dakikalık yolu 2 dakikada geldim” diyen emekçilerimiz vardı.
Direnişi polis tacizine rağmen ilk günden beri takip eden basın emekçileri vardı.
Haklılığımızı bu kez daha kitlesel haykırdık. Hak talebim halkın taleplerinden ayrı değildir, bu yüzden tek başına iken dahi hiç yalnız değildim.
Direniş ateşini yakan Ankara-Yüksel direnişçilerine, kararlılıkla devam ettiren Malatya direnişçilerine, Aydın’a ,Düzce’ye, Bodrum’a selam olsun!
Selam olsun süresiz açlık grevi ile faşizmi yenenlere!
19 Nisan ÇarşambaBu gün direnmek kadar güzel bir şey daha vardı, gençliğin umudu Gençlik Federasyonu, bunca adaletsizlik karşısında halka umut olan Halkın Hukuk Bürosu avukatları ve Adalet Okulu Derneği vardı.
Burjuva ideolojisine karşı cepheden mücadele eden, halk için devrimci basın Yürüyüş Dergisi ve Boran Yayıncılık emekçileri vardı.
Tüm yozlaştırma ve gerileştirme politikalarına rağmen faşizme karşı direnmenin devrimci olduğunu bilen ve kararlı adımlarla gelen liseli gençlerimiz vardı.
“Ben ne yapabilirim ki? “deyip bir kenarda beklemek yerine, eşini dostunu 30.güne davet eden, ev işlerini hızlıca toplayıp, çocuğunu ailesine bırakarak direnişe koşan kadınlarımız vardı.
Direniş alanına gecikmemek için ” 10 dakikalık yolu 2 dakikada geldim” diyen emekçilerimiz vardı.
Direnişi polis tacizine rağmen ilk günden beri takip eden basın emekçileri vardı.
Haklılığımızı bu kez daha kitlesel haykırdık. Hak talebim halkın taleplerinden ayrı değildir, bu yüzden tek başına iken dahi hiç yalnız değildim.
Direniş ateşini yakan Ankara-Yüksel direnişçilerine, kararlılıkla devam ettiren Malatya direnişçilerine, Aydın’a ,Düzce’ye, Bodrum’a selam olsun!
Selam olsun süresiz açlık grevi ile faşizmi yenenlere!
20 Nisan Perşembe
Direnişimin 31.Günü
Cevahir meydanına varıp önlüğümü giymemle birlikte bardaktan boşalırcasına bir yağmur başladı. Islanmış zemine rahatça yapıştı ozalitim, ne rüzgâr tanıdı bir daha ne dolu.
Koştururken istemeyerek basanların ayak izleri bile iz bırakmıyordu.
Yazı tahtamı kuramadım, elimde şemsiyemle Ankara’da devam eden açlık grevini ve illerdeki direnişleri haykırdım.
Tanıdık bir yüz tebessümle yaklaştı, gözlerindeki ışıltıdan da olabilir bana tanıdık gelmesi. Yoksa 20’li yaşlarda bir genç ne kadar benzeyebilir çocukluğuna?
İlk öğrencilerimden,Mardin’den.Ne mutlu bana…
Öğrencilerimden destek almak ne kadar güzelse öğrencilerden destek almak da bir o kadar güzel. Direnişimin 30.gününde bir gül bırakıp hızlıca uzaklaşmak isteyen iki lise öğrencisi. Teşekkür etmek için beklettiğimde polis korkusu olduğunu anladım. Okul çıkışlarında direnişimi görüyorlarmış.
Bir diğeri kimseye fark ettirmemeye çalışarak “Abla polis müdahale edebilir, kendi aralarında konuşurlarken duydum.” diye haber veriyor. Sanki hepsine emek vermişim gibi bir yakınlık var aramızda. Direniş ile gençlerin yakınlığı aslında.
Yağmura rağmen durup sohbet edenler oluyor. Elinde bir çerez paketi ile gelip, ‘Direnmeye devam edin, direnişiniz bir şekilde duyuluyor’ diyerek çerezleri kabul etmemi istiyor biri.
‘Kolay gelsin’ deyip gittikten bir süre sonra geri dönüyor bir amca, düşünüp de nedenini bulmuş, geri dönerek, “evde hanımla da konuştuk, bu ihraçların nedeni okul müdürleri imiş şerefsizler sizin hakkınızda bilgi veriyor, ispiyonluyorlar sizi. Kendinden olmayanı attırıyorlarmış’.
Amcamız gibi herkese ayan ,AKP kendinden olmayanı cezalandırıyor.
Biz milyonlarız, AKP tekellerin partisidir, emekçinin değil.
Şu yağan doluya rağmen durup da ‘kolay gelsin’ diyen halkımız şahittir, biz kazanacağız
Direnişimin 31.Günü
Cevahir meydanına varıp önlüğümü giymemle birlikte bardaktan boşalırcasına bir yağmur başladı. Islanmış zemine rahatça yapıştı ozalitim, ne rüzgâr tanıdı bir daha ne dolu.
Koştururken istemeyerek basanların ayak izleri bile iz bırakmıyordu.
Yazı tahtamı kuramadım, elimde şemsiyemle Ankara’da devam eden açlık grevini ve illerdeki direnişleri haykırdım.
Tanıdık bir yüz tebessümle yaklaştı, gözlerindeki ışıltıdan da olabilir bana tanıdık gelmesi. Yoksa 20’li yaşlarda bir genç ne kadar benzeyebilir çocukluğuna?
İlk öğrencilerimden,Mardin’den.Ne mutlu bana…
Öğrencilerimden destek almak ne kadar güzelse öğrencilerden destek almak da bir o kadar güzel. Direnişimin 30.gününde bir gül bırakıp hızlıca uzaklaşmak isteyen iki lise öğrencisi. Teşekkür etmek için beklettiğimde polis korkusu olduğunu anladım. Okul çıkışlarında direnişimi görüyorlarmış.
Bir diğeri kimseye fark ettirmemeye çalışarak “Abla polis müdahale edebilir, kendi aralarında konuşurlarken duydum.” diye haber veriyor. Sanki hepsine emek vermişim gibi bir yakınlık var aramızda. Direniş ile gençlerin yakınlığı aslında.
Yağmura rağmen durup sohbet edenler oluyor. Elinde bir çerez paketi ile gelip, ‘Direnmeye devam edin, direnişiniz bir şekilde duyuluyor’ diyerek çerezleri kabul etmemi istiyor biri.
‘Kolay gelsin’ deyip gittikten bir süre sonra geri dönüyor bir amca, düşünüp de nedenini bulmuş, geri dönerek, “evde hanımla da konuştuk, bu ihraçların nedeni okul müdürleri imiş şerefsizler sizin hakkınızda bilgi veriyor, ispiyonluyorlar sizi. Kendinden olmayanı attırıyorlarmış’.
Amcamız gibi herkese ayan ,AKP kendinden olmayanı cezalandırıyor.
Biz milyonlarız, AKP tekellerin partisidir, emekçinin değil.
Şu yağan doluya rağmen durup da ‘kolay gelsin’ diyen halkımız şahittir, biz kazanacağız