Home BlogHasan Ferit Gedik Duruşmasına Dair Dava Avukatlarının İzlenimleri

Hasan Ferit Gedik Duruşmasına Dair Dava Avukatlarının İzlenimleri

by halkinkutuphanesi
0 comments
Hasan Ferit Gedik davası henüz başlamadan çetelerin hamisi polis Anadolu Adliyesi ve çevresine konuşlandı. Davayı sahiplenmek için adliye bahçesine gelenler savcılığın emri olduğu gerekçesiyle içeri alınmadı. İçeriye girmeye çalışanlar, her celse olduğu gibi polisin olanca gücüyle yoğun gaz altında bırakıldı ve işkence ile gözaltına alındı.

25.05.2013 günü döve söve gözaltına alınan 31 kişi hiçbir şey olmamış gibi 26.05.2013 günü savcılıktan serbest bırakıldı. Oysa Ne gaz ne cop ne de TOMA silebilir hafızalardan ve yüreklerden katledilmiş bir evladı bir kardeşi bir yoldaşı..

 Hasan Ferit Gedik’in annesi, babası, kardeşi ve dedesi tüm saldırılara, sanıkların pişkinliklerine rağmen dik duruyor pes etmiyor,  duruşmaları yakından takip ediyor biran olsun adliyeden uzaklaşmıyorlardı. Hasan Ferit’in dedesi Mustafa Meray Celse arasında davayı sahiplenmeye gelenlerin yanına adliyenin bahçesine gittiğinde yine gaza maruz kalıp fazlaca etkilenerek hastaneye kaldırıldı. Keyfi bir şekilde ve işkence edilerek gözaltına alan polisi  durdurmak istediğinde yine saldırıya uğradı.
Gerek duruşma salonuna gerekse de adliye bahçesine basının da alınmayarak yayın yasağı uygulanmış olması duruşmada yaşananların dışarıya sızmaması için özel olarak alınmış bir önlemdi. Zira -çete-polis ikilisinin suçlarını gizlenmek zorunda idi ve tabii ki yine tüm bunlar “devletin bekası için”di…
Ve duruşma başladı. Öncelikle mağdur ve tanıklar dinlendi.
Mağdur müştekiGökhan Aktaş’ın çeteler tarafından vurularak başına aldığı kurşundan dolayı aldığı ağır hasardan dolayı rahatsızlıkları devam etmekteydi uzun süre havasız olan mahkeme salonunda dahi duramayacak durumda idi. Gökhan Aktaş kendisini vuranların Şahin Eren ve Zafer Turhan olduklarını söyledi.
ESP üyesi kişiler kendilerini yaralayanları teşhis edebilecekken bir önceki celse tahliye edilenler o sırada mahkemeye getirilmediği için teşhis işlemi de yapılmadı.
Mağdur müşteki tanıklardan Şafak Aykan Şimşek mahkemeyi tanımadığını güvenmediğini, mahkemelerin adalet dağıtmadığını düşündüğü için mahkemeye katılma talebinin olmadığını söyledi.
Sanıklar kendilerine söz verilse de verilmese de her aşamada konuştular. Sık sık mahkemeye olan sonsuz güvenlerini, adalete ve mahkemeye sonsuz sevgi saygı ve güvenlerini ifade etmeyi unutmadılar… bakın onlar sizin adaletinize güvenmiyor oysa biz güveniyoruz o halde bizi serbest bırakın diye yalvarıyorlardı.
Öğle arasından sonra müşteki vekilleri sanıklara sorularını sormaya başladı. Sanıklardan Necdet Polat soruları cevaplandırmayı kabul etmiş ve soruları cevaplarken Mesut Turhan sürekli bir biçimde Necdet Polat’a “cevap verme cevap verme” demek suretiyle müdahalede bulundu, müşteki avukatlarının uyarılarına rağmen mahkeme heyeti bu durumu görmezden gelmiştir. Müşteki vekilinin doğrudan yönelttiği sorular devam ederken adeta sanıkları kurtarmış onlara “bir sanığın tuvaleti geldi” diye müşteki avukatlarının kesintisiz soru sorma hakkı engellenerek duruşma başlayalı 15 dakika bile olmamışken duruşmaya yarım saat ara verildi. Bu ara Mesut Turhan ve diğerleri rahatlıkla görüşebilsin, aralarında soruları müzakere etsin cevap verip vermeyeceklerine karar versinler diye verilmiş bir lütuf gibiydi. Zira sorular gelmeye başladıkça sanıklar ters köşe olmuş, moralleri bozulmaya başlamıştı, biraz kendilerini toparlasalar fena olmazdı(!)
Bunun üzerine müşteki avukatları tepki gösterdi ve bu aranın gerekçesini sordu; bu sorulardan rahatsız olan hakim“Bana mı saldıracaksınız” dedi.“Sizin adaletinize güvenmiyoruz nasıl bir yargılamadır bu” diye tepkilerini gösteren avukatlara hakim sanıklara bile göstermediği şekilde ters tepkiler verdi ve de vermiş olduğu usulsüz hukuksuz karardan dönmedi.
Gerek Yakup Dalkılıç, gerek Doğuken Çep, gerek Şahin Eren gerekse de Aytekin Turan gibi sanıklardan her biri sorgulama esnasında lakayıt tavırları, ukela ve saygısız cevaplarıyla yine olağan hallerindeydi. Gerek müşteki avukatlarına gerek mahkemeye saygısızlıkları her hareketinden belli olan sanıklara, hakarete varan cevaplarına rağmen mahkeme tarafından en ufak bir uyarı dahi yapılmadı. Sorulan sorulara cevaplardan bir tanesi “5 silah mı ne 5 silahı yok 15 silah hah hah ha” benzeri bir ifade idi… Sanıkların mahkemede değil de kahvedeymişçesine rahat ve laçka halleri herhalde “ çok temiz çok namuslu çok masum” olmalarındandı(!)
Yine terbiyesizliklerinden ödün vermeyen sanıklardan Aytekin Turan oturduğu yerden mağdur ve tanık Gökhan Aktaş’a tehdit içeren el hareketleri yaptı. Bunun üzerine tepki gösteren yüreği yanan analara bile saygısı olmayan çeteci sanıklar onlara da hakaretler savurdu. Ne yavrusunu kaybeden bir ananın, ne de yavrusunu kaybetmekle burun buruna gelen ananın acısını anlayabilirlerdi onlar, onlar insanlıktan nasibini alamamış eli kanlı katillerdi çünkü!
Duruşma akşam saat 20.00’a kadar sürdü ama değişen hiçbir şey yok. Adaletin sağlayıcısı, dağıtıcısı, aracısı olmayan mahkemeler maddi gerçeği açığa çıkarmada da maalesef hiçbir ilerleme kat etmediler. Zira geçen celse tahliye edilen Göksel Kesici ile Murat Keskin savcı tutuklama talep ettiği halde tekrar tutuklanmadı,  her celse olduğu gibi birer ikişer sessizce tahliyeler devam etti ve bu sefer de Necdet Polat tahliye edildi. Ve sorgulamalar bitmeden  duruşma 13 temmuz tarihine ertelendi..

Adalet saraylarında en ufak bir adalet kırıntısı yoktur, hiç olmadı, olamaz, biz bunu biliyoruz. Ancak hakkımız olan adil yargılanma hakkının uygulanması için de mücadele etmeye devam edeceğiz. Hepinizi 13 Temmuz’da ki davayı izlemeye çağırıyoruz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode