Tabi ki bu beni çok sinirlendirdi. 64 gündür ortalıkta olmayan, görmezden gelen sendikam işin reklam kısmında biz olalım, asıl emek harcayan insanlar geride kalsın diye şart koşuyor bana. Yaklaşık 15 dakika boyunca buna neden izin vermeyeceğimi, bana şart koyabilecek bir konumda olmadıklarını, sendikayı nasıl da devrimci tarzdan ayırıp bir yazıya dahi 2 ayda cevap verecek kadar bürokratik bir hale getirdiklerini, her konuda açıklama yapan sendikanın kendi üyesi konusunda bir açıklama yapmadığını anlattım. Peki biz şubeyle görüşelim, zaten ilk duruşmada bitmez, sonrakilerine geliriz gibi geçiştirmelerle telefonu kapattık. Öğleden sonra da Eğitim-Sen’li kadın arkadaşlar ziyaretime geldi. Uzun uzun sohbet ettik. Bugün akşam yemeğimizi, benim geçen dönem aynı okulda birlikte çalıştığım bir arkadaşımla annesi hazırladı. Bu arkadaş bizim okulda ücretli öğretmen olarak görev yapıyordu ve biz onunla birlikte Ataması Yapılmayan Öğretmenlerin Ankara’daki eylemine gitmiştik. Yolda giderken annesi beni aramış ve endişelerini dile getirmiş ve beni bir güzel tembihlemişti. Ve bugün de muazzam bir akşam yemeği hazırlamış, direniş çadırıma geldi ve hep birlikte yemek yedik. Dün bir mitinge gitmenin riskli olduğunu düşünen bu teyzem bugün direnişime destek vermeye geldi. Direniş sadece beni değil buna şahitlik eden insanları da dönüştürüyor belli ki. Akşam da arkadaşlarım buradaydı. Yine. Çadır artık buluşma noktası haline geldi diyebilirim. Zaten evde oturmak konusunda pek de başarılı olmayan arkadaşlarım, canları sıkıldığında soluğu burada aldıklarından kimsenin kimseyi aramasına gerek kalmadan buluşmuş oluyoruz. Herkes o kadar alıştı ki, kazandıktan sonra herkesin sosyal yaşantısında bir eksiklik olacak diye düşünüyorum.
Hatice Yüksel’in Çadır Günlüğü… Açığa Alınmamın 64. Günü… Çadır Direnişimin 15. Günü…
7
Bu sabah fark ettiğim önemli bir mesele oldu, nöbetçi arkadaşlarım çok ama çok kabalar. Bir insana uyanınca “Günaydın, iyi uyuyabildin mi?” gibi şeyler söylenir benim bildiğim. Ama bizimkiler “Ne kadar çirkin görünüyorsun, sabah sana yarım saat bakmamak lazım” gibi son derece motive edici sözlerle uyandırıyorlar beni ki ne kadar memnun oluyorum anlatamam. Neyse ki güzel havada keyifli bir kahvaltıdan sonra arkadaşın evden getirdiği ses sistemi sayesinde Grup Yorum’un yeni albümünü tekrar tekrar dinleyerek motivasyonumu geri sağladım. Öğlen Eğitim-Sen Genel Başkanı aradı, yarın görülecek duruşmaya şube katılsın, açıklama yapsın ama siz yapmayın, pankart açmayın diyor. En azından ima etmeye çalışıyor.
