Home direnişlerHasta Tutsaklara Keyfi Dayatmalar ve Tedavi Hakkının Gaspı Devam Ediyor

Hasta Tutsaklara Keyfi Dayatmalar ve Tedavi Hakkının Gaspı Devam Ediyor

by halkinkutuphanesi
0 comments

 

Hasta Tutsaklara Keyfi Dayatmalar ve Tedavi Hakkının Gaspı Devam Ediyor… (Hasan Karapınar’ın Mektubu)

 

Faşizmin 6 Şubat Çağlayan eylemi sonrası devrimcilere yönelik komplolarla birçok devrimci ve demokrat tutuklanmıştı. Aralarında hastalıklarının tedavi aşamasında olan Hasan Karapınar da uğradığı adaletsizliği ve keyfiliği TAYAD’lı Aileler aracılığı ile halkımızla ve demokratik kamuoyuyla paylaştı.

TAYAD’ın kurumsal sayfalarından 31 Mart’ta yayınlanan Hasan Karapınar’ın mektubu şu şekildedir:

Hasta Özgür Tutsak Hasan Karapınar Mektubunda Anlatıyor:

 

Merhaba;

Selam ve sevgilerimi yolluyorum.

Nasılsınız?

Bizler canavar gibiyiz.

Biliyorsunuz yollardan kaçırılarak yasal zorbalıkla tutuklandık. Eskiden kurulan komplolarda sahte de olsa delil olurdu, ama bugün biz sadece ihtimaller üzerine tutuklandık. Nasıl Pınarlardan akan suyun akması engellenemezse, halkın adalete olan özlemi de engellenemez.

Bizlerin Anadolu’nun dört bir yanına sürgün-sevk edilmesi de bu gerçeği değiştirmez. Sürgün-sevkler, tecrit politikasının bir parçası ve tutsağı teslim almak için yapılan bir dayatma. Çünkü sürgünlerle tutsağın çevresinden, ailesinden uzak yerlere götürecek, direnişle kazandığı hakları gasp ederek özünde irademizi kırmak, bizi teslim almak istiyorlar. Ama bugün kuyular yapılan sürgünlerde Özgür Tutsaklar yeni gelenekler yaratarak ağırlaştırılmış tecridi parçalıyor. Ve geleceği daha güçlü örüyoruz.

Bugün sohbete gelmemin bir nedeni de tecrit politikasının bir parçası olan hasta tutsaklarla ilgili; 1605 sayısı artık sembolik olarak hasta tutsakları simgeliyor. Son iki yılda dört duvar arasında 94 tutsağın tedavisinin engellenmesi sonucu katledildiğini gazetelerde okuduk. Bugün de hasta tutsak İsmet Çardak’ın tahliye olmasından 15 gün sonra (14 Mart’ta) öldüğünü okuduk. Öfkemizi tahmin edersiniz. Oysa İnfaz Kanunu’nun 16’ıncı maddesi olan “İnfaz Erteleme Maddesi” uygulansa İsmet Çardak ve katledilen tüm tutsaklar aramızda olurdu. Ama tecrit politikasının bir parçası olarak eğer ‘iyi mahkûm’ değilsen bugün hakların gibi tedavi hakkın da gasp ediliyor ve sana ya teslim olmak ya da ölüm dayatılıyor.

Bugün bunları birebir yaşıyorum. Sürgün-sevkle sadece ailemden, arkadaşlarımdan tecrit edilmedim. Aynı zamanda tedavimin yapıldığı hastaneden de uzaklaştırıldım. İstanbul’da olan Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Kocaeli il sınırı dışında olduğu için o hastaneye sevk yapılamıyor. Burada tedavim için sevk edildiğim şehir hastanesinde ise doktorun bir dayatması ile karşı karşıya kaldım. Hematoloji bölümü uzmanı Beytullah Hoca, kelepçeli tedavi dayatıyor, 3 yıldır tedavimi yapan ve takip eden uzmanların istediği her şeyi yok sayıyor. Ve ısrarlarım sonucu kelepçe çıkarıldıktan sonra derdimi anlatabildim. Kan tahlili istedi ve sonuçlar için getirmeyin diyerek tedavinin akıbetini göstermiş oldu. Söylediğim hiçbir şeyi dinlemeyen, kendini dayatan bir anlayışla yaklaştı.

Bugün (18 Mart) sonuç için hastaneye götürüldüm. Uzman Doktor Beytullah, 30 dakika kapısında bekletti, kimse olmamasına rağmen. Sonra girdik “rapor yazıyorum, şu gelse de zamanım yok” diye söylendi. Kelepçenin çıkarılmasını istedim, “geçin oturun önce, işim var” dedi. Biz otururken sağlıkçı gardiyana; “demir eksiği var, 6 ay sonraya randevu verdim” dedi.

Yani ayrıntı sormama izin vermeden sırf kelepçe çıkarmamak için hastalığımla ilgili bilgiyi bana değil, görevliye verdi. Sorduğumda cevap vermedi, 3 aylık gözlemi niye 6 aya çıkardığını bilmiyorum.

İlginç olan Silivri’de de revirde yapılan kan tahlilinden sonra (3 yıl önce) “sende demir eksikliği var” diyerek doktor espri yaparak gülmüştü. Burada aynı yaklaşım var. Hasta tutsakların tedavisinin engellenmesi her aşamada oluyor.

Ercan Kartal’ın ameliyatı doktor olmadığı için, İhsan Cibelik’in ameliyatı doktorun “terörist ameliyatı yapmam” dediği için olmuyor. Burada da doktorun istediğini yapmadığım için tedavim hakkında bilgi vermiyor.

Tabi ki biz bunlara teslim olmayacağız, tedavi hakkımızı kullanacağız.

Kendinize iyi bakın, görüşürüz.

Kandıra 2 No’lu F Tipi Hapishanesi

Hasan KARAPINAR

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode