9
Açlıktan ölen iki buçuk yaşındaki Kübra’nın haberini bu sabah, bir önceki günün güncesini yazarken okumuştum. İçim doldu taştı haberi okuyunca. Onun yarattığı öfkeyle çıktım anıtın önüne.
Bana destek olmak isteyen DGB’den bir arkadaş da vardı. Çevik getirmişler, yine saniyeler içinde saldırdılar. Ters kelepçe yaptılar, aracın içine attılar ikimizi de. Kelepçelerimizi çıkardık, bu kez de “üstünüzde kesici alet var” diye tutturdular. Sanki ilk kez kelepçe çıkaran birini görüyorlar. Günün sorusu buydu: “O kelepçeleri nasıl çıkardınız?” İnsan aklıyla dalga geçtiklerini düşünüyorum bazen.
Hastanede üst araması yapmaya kalktılar. Hastane çıkışı yine kelepçe takmaya çalıştılar. Hakimlere, savcılara bile kelepçe takıyorlarmış, rutin bir uygulamaymış, takmak zorundalarmış vs. “İşimi istiyorum” diyen birini utanmadan, işkence yaparak gözaltına alıyorlar, sonra bir de gözaltı rutini uygulamaya çalışıyorlar. Rutinlerini de, gözaltılarını da tanımıyorum. Suç işleyen onlar, kendilerine taksınlar kelepçelerini.
İlk gözaltı muayenesini yapan doktor yeminine sadık, gerçek bir hekimdi. Yirmi dakika boyunca muayene etti beni. Vücumdaki bütün işkence izlerini ayrıntısıyla yazdı. Meslek onurunu koruyan, işini hakkıyla yapan hekimler de var bu memlekette. Var olsunlar!
Bugün çok taze bir umutla da çıktım oturma eylemine. Sevgili dostlarım Esra ve Semih Özakça da direnme kararı almışlar. Mardin’in Mazıdağ ilçesinde sınıf öğretmenliği yaparken KHK’yla açığa alındılar. Semih daha sonra 29 Ekim KHK’sıyla işten atıldı. Bugünkü açıklamalarında demişler: “Sizi açlıkla terbiye ederiz, diyorlar. Reddediyoruz! Biz evrensel, bilimsel doğrularla öğretmenlik yaptık, yapacağız. Sizin terbiye ettiklerinizden olmayacağız. Biz kendi sandalyemizden asla kalkmayacağız!” Ne denir böylesine?
Sadece “terbiye olmuyoruz”, “reddediyoruz” demek için bile direnmeli! “Biz haklıyız!” demek için, “buradayız” demek için, teslim olmamak, onurumuzu korumak için direnmeli.
Bu memleket bizim, hiçbir yere gitmiyoruz. İşlerimiz bizim, öyle kolay elimizden alamayacaksınız. Öğrencilerimiz bizim, bizi onlardan koparamayacaksınız. Direniş büyüyor, büyüyecek. Kamu emekçileri bu adaletsizliğe boyun eğmeyecek.
Yarın yine saat 13:30’da anıtın önünde olacağım. Beklerim.
