Home açıklamalarSemih’ten Yoldaşı Nuriye’ye

Semih’ten Yoldaşı Nuriye’ye

by halkinkutuphanesi
0 comments
“Kuş cıvıltıları duyuluyor mu hala? Göçüp gitmeden son bir kez selamlaşalım ve selam yollayayım eşime ve tüm dostlara; tabi Nuriye Ablama”
YİRMİ ALTI EYLÜL İKİ BİN ON YEDİ GECESİ… ZEBANİLERİN BASKINI
KANATLANDIKÇA GÜÇLENİYOR
Duyuyorsun sesimi. Biliyorum, taa içinde hissediyorsundur sana seslenişlerimi. Yol arkadaşım Nuriye Ablam, alıyorum haberlerini; ne kadar da ağrıların vardır şimdi, kendimden biliyorum, uykusuz gecelerin ve sızlanmaların oluyordur belki.
Hayır, hayır sözlerim bileklerini kesip intihar edip ölümünü beklerken kalemine davranan Beşir Fuad’ın yazdığı son söz: ‘kan aktıkça sızlıyor’ dramatikliğinde olmayacak. Hiç kimse yakınıp, sıkıldığımı duymayacak.
Evet, kanatıyorlar yaramızı; ağrıtıyorlar ağrımızı. Lâkin güçleniyor yüreğim, kanatlanıyor ve kanatlandıkça ekmeğimize yaklaşıyoruz, kanatlandıkça güçleniyor direnişimiz.
Soğuk, üşüyorum. Çok soğuk, üşüyorum. Kemiklerime hatta iliklerime kadar üşüyorum. Anne! Bir kat daha örter misin üzerimi? Anne! Isıtır mısın beni? Küçükken nasıl da ısıtırdın bir yolunu bulup. Fazla battaniye kaldı mı, ayaklarıma sıcak su mu koysak? Anne, aç pencereyi içerisi havalansın. Dışarıdan ne kadar soğuk gelirse gelsin şimdi üşüdüğümden fazla üşüyemem ya. Aç pencereyi, kuş cıvıltıları duyuluyor mu hala? Onlar bu diyarlardan göçüp gitmeden son bir kez selâmlaşalım ve selam yollayayım eşime ve tüm dostlara; tabi Nuriye Ablama. Kuşlara son vedamda bir türkü düştü aklıma:
‘Mapushane çeşmesi gülüm yandan akıyor
Hasret bir ince sızı ciğerimi yakıyor
Mapushane avlusunda ihtiyar bir dut
Bir dalı penecereme biri sana bakıyor
Mapushane duvarında
Bir çift güvercin
Bugün efkarlıyım
Yarime haber verin’
Yine uykusuz bir gece, yatakta sarıp sarmalanmışım, hücremin penceresinden sızan dışarıdaki kuru ayazın sesi kulaklarımda…
Saat 01.30 suları… Hastane koridorlarında olağandışı bir hareketlilik var ve demir kapıların gürültüyle açıldığını duyuyorum. Kalkıyorum ve hücremin kasındaki küçük pencereden neler olduğunu anlamak için koridora bakıyorum. Önce ürkek ve mürtet ayaklarıyla hastane başhekimi giriyor dış kapıdan ardından diğer sağlıkçılar ve ardından gardiyanlar, jandarmalar koridoru dolduruyorlar…
Nuriye ablanın hücresinin kapısını açıyorlar…
Annemi uyandırıp zorla müdahaleye geldiklerini söyleyip üzerimi giyinip hazırlıklarımı yapıyorum ve kendimi banyoya kilitliyorum. Bizi yaşayan ölü haline getirmeye gelin zebanilere karşı bütün gücümle nasıl direnilir göstermeliyim…
Dışarıdan çığlık ve slogan sesleri geliyor, dayanamayıp banyodan çıkıp kapıyı tekmeliyor ve slogan atmaya başlıyorum. Annem de bana katılıyor.
Kapının penceresinden hemşirenin serum ayağını taşıdığını gördüğümde, zebaniler, işkenceciler diyerek tepki gösteriyorum…
Nuriye Abla’nın olduğu kısımda sesler kesildi. Sanırım sıra bende…
Annemle sarılıyor ve vedalaşıyoruz. Kendimi yeniden banyoya kilitleyip bekliyorum…
Zorla müdahale, ölümdür. Zorla müdahale, işkencedir. Zorla müdahale, sakat kalmaktır. Zorla müdahale, anılarını, bildiklerini ve sevdiklerini unutmaktır… Bizim hakkımızda gaddarca hükümler verenlerin dillerinde son zamanlarda ‘onlar bize emanet, biz onların yaşamalarını istiyoruz’ söylemleri dillendiriliyordu. Ne kadarda komik. Bizim nasıl yaşayacağımıza ve öleceğimize dahi onlar karar veriyorlar. Esasen amaçları bizi yaşayan ölü yapmak istiyorlar. Zararsız, düşüncesiz, hareketsiz ölüler yaratmak onların işine geliyor. Zorla müdahalenin bizi fiili ölüme götürmesi de yüksek bir ihtimal tabi. Biz açlık grevine kendi irademizle başladık ve kendi irademizle bitiririz, aksi yönde hareket etmek insan onuruna ve iradesine saygısızlık ve hakarettir…
Belki düşündüğüm son kişiler, son anılar, kısacası sonlar olacak şu an bu banyoda akılıma gelenler. Belki de en son düşündüklerim, her şeyi unutsam da. unutmadıklarım olarak aklımda kacaklar her şeye rağmen. Sevdiklerim, halkım, vatanım ve bütün insanlık, kendinize has bakın deme zamanı yaklaşıyor sanırım…
Bir hayli zaman geçti, annem son zebanide gittikten sonra, hepsi gitti, diye haber verdi. Dışarı çıktım ve pencereyi açıp yapılan işkenceyi tüm evrene
Bir hayli zaman geçti, annem son zebanide gittikten sonra, hepsi gitti, diye haber verdi. Dışarı çıktım ve pencereyi açıp yapılan işkenceyi tüm evrene haykırdım. Bağırdım, çağırdım, slogan attım, nefesim kesilene, gücüm tamamen tükenene kadar. ‘Nuriye abla biz kazanacağız!’ diyerek haykırdım giden ambulansın arkasından.
Yüreğimi sökmeye çalışıyorlar. Yüreğimin bir yarısını koparmaya çalışıyorlar. Acı çekmiyorum, öfkeliyim. Artık üşümüyorum, içim titremiyor, direnme isteğim daha da harlandı. Yüreğimi artık hiçbir şey soğutamaz. Yeryüzü tanrılarına ve onların zebanilerine olan kinimi artık hiçbir şey azaltamaz. Bekliyorum, bekliyorum… Çok soğuk ama üşümüyorum sadece günler boyu, sabaha kadar, gelmekte olanı bekliyorum.
Fırsatım olsun, son tekme ve sıkılı yumruğumla, aklımda ve dilimdeki son sloganımla, hazırım, kıyafetlerim üstümde yarın bayrammış gibi, direnmek için bekliyorum.
NOT: Olayın ayrıntısını daha sonra yazacağım.
YAŞASIN AÇLIK GREVİ DİRENİŞİMİZ!
EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
Kendine has bak ve bu geceyi unutma…

Semih

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode