Home BlogKamu Emekçileri Cephesi Açıklaması: Balıkesir’den, Hatice Öğretmene Destek…

Kamu Emekçileri Cephesi Açıklaması: Balıkesir’den, Hatice Öğretmene Destek…

by halkinkutuphanesi
0 comments
Balıkesir Ayvalık ilçesinin sokaklarında 4 Haziran’dan itibaren Hatice Yüksel’in işine tekrar sahip olmak için yaptığı direnişi gösteren stickerlar var. Zaten çoğu insanın bu hukuksuzluktan haberdar olduğunu, konuştuğumuz kişilerden öğrendik. Bir bölümü de sokaklardaki ağaç ve direklerden gördüklerini, dağıtılan bildirilerden haberdar olduklarını, imza için gittiğimiz işyerlerinde ve açtığımız imza masasındaki sohbetlerde belirttiler.

19 Haziran 2015 saat 18.00’de bir basın açıklaması yapacağımızı ve peşine imza masası açacağımızı duyurduk. Saat 17.35’te masa hazırlıklarını yapmaya başladığımızda, masanın kenarlarına astığımız yazıları okuyanlar, Eskişehir Valiliği’nin bu hukuksuzluğuna tahammül edemiyorlardı, bir an önce imza atmak istiyorlardı. İmza böylece saatinden önce başladı. Basın metninin okunması sırasında duyanlar imza için masaya geliyorlardı. Böyle bir ortamda başlayan basın metninin okunması, 35 kilometre yakınımızdaki Selda öğretmenin intiharının ve sorumlularına da değinilmesi duygusallığı artırsa da, Hatice Öğretmen’in 3 gündür aç olduğunu bilenlerin ve yeni öğrenenlerin yüz ifadelerindeki kızgınlıkları bizleri de heyecanlandırdı.
Basın açıklamasına HDP, EMEP, Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi destek verdi. Açıklamaya 20 kişi katıldı. İmza masası 2 saat açık kaldı, 82 imza toplandı. Memurlar, emekliler, işsizler, öğrenciler bu hukuksuzluğun giderilmesi için imza verdiler. Kamu Emekçileri Cephesi bildirileri dağıtıldı.
Okunan basın metni…
BASINA ve HALKIMIZA
Eskişehir’de Eğitim-Sen üyesi  İngilizce Öğretmeni Hatice Yüksel, katıldığı basın açıklamasıyla ilgili disiplin soruşturması gerekçe gösterilerek açığa alındı. Yüksel’in 3 Nisan’da katıldığı basın açıklamasında, Eğitim-Sen üyesi öğretmenlerin Gezi direnişi ve Ali İsmail Korkmaz’la ilgili davanın duruşmalarına katılmakla suçlanarak gözaltına alınması protesto ediliyordu. Yüksel de bu basın açıklamasında gözaltına alındı, bir gün tutulduktan sonra savcılıkça serbest bırakıldı. Ertesi gün de gözaltına alınan Eğitim-Sen üyesi öğretmenler serbest kaldı. Çalıştığı Beylikova ilçesinde tek Eğitim-Sen üyesi olan Hatice Yüksel öncesinde baskılara maruz kalmış ancak boyun eğmemiştir. Sendikasının aldığı grev kararını uygulaması sonucu kendisini kaymakamın “Bu ilçede böyle şeyler olmaz, dışlanırsın” diyerek, şube müdürü tarafından da “Nöbet eylemi yaparsan okulda çay içmenizi yasaklarım” diyerek tehdit edildiğini biliyoruz.
Yolsuzluk yapanlar, hırsızlık yapanlar, tacizciler katiller görevlerine devam ederken tehditlere boyun eğmeyen, yasal hakkını kullanan Hatice öğretmen görevinden uzaklaştırıldı. Yüksel işine geri dönebilmek için Eskişehir Valiliğine itirazda bulundu. Avukat Alper Can Aykaç aracılığı ile Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün görevden uzaklaştırma talebini kabul eden Valilik kararına itiraz edildi.
Yalnızca 2911 sayılı Kanuna muhalefetten gözaltına alınan Yüksel’e yöneltilen suç isnatları ifade ve toplanma özgürlüğüne aykırı olduğu gibi, söz konusu idari ve/veya adli soruşturmaların içeriği de görevini yapmasını etkileyecek bir husus oluşturmadığı için görevden uzaklaştırma tedbirinin geri alınması ve görevine derhal iade edilmesi istenmiş sonuç alınamamıştır.
Bunun üzerine Hatice Yüksel açığa alınmasından iki hafta sonra bir imza kampanyası başlattı. 24 Nisanda başlayan bu kampanya ile toplanan yaklaşık 1700 imza 8 Mayısta bir heyet aracılığı ile vali yardımcısı ile görüşülerek valiliğe verildi. Yine Bir sonuç alınamadı. Eskişehir ve birçok ilde kampanya 72 gündür devam ediyor, imzalar gönderiliyor, basın açıklamaları yapılıyor.
Hatice öğretmen haklı talebini 23 gün önce çadır eylemine dönüştürdü. Neredeyse Eskişehir’in tamamı haberdar oldu, halkın desteği gittikçe arttı. Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde de bizler Hatice öğretmenin arkadaşları olarak imza topluyoruz, basın açıklamaları yapıyoruz. Toplanan imzaları Eskişehir Valiliği’ne gönderiyoruz. 
Halen Hatice öğretmen görevine başlatılmadı. 3 gün önce de sesini duyurabilmek, işine öğrencilerine kavuşmak için açlık grevine başladı. Bizler Hatice öğretmenin haklı talebini destekliyoruz, hemen görevine iade edilmesini istiyoruz.
Tarafsız kalan, sessiz kalan sendikalara, kişilere bir kez daha Fakir Baykurt’un sözünü hatırlatmak istiyoruz. ’’DEVLETİN VE EĞİTİMİN YÖNETİCİLERİ BİZİM TARAFSIZ KALMAMIZI İSTİYORLAR. KURTLA KUZUNUN ADİL OLMAYAN MÜCADELESİNDE TARAFSIZ KALMAK, GÜÇSÜZ KUZUNUN KARŞISINDAKİ GÜÇLÜ KURDU GÜÇLENDİRMEK DEMEKTİR. … TARAFSIZLIK ÇAĞDAŞ AYDININ, ÇAĞDAŞ EĞİTİMCİNİN ŞİARI OLAMAZ. ÇAĞDAŞ AYDIN ÇAĞDAŞ EĞİTİMCİ HALKIN VE HAKKIN TARAFINDADIR. BU HER ZAMAN BÖYLE OLACAKTIR.’’ 
Hatice öğretmenin direnişi 16 Haziran’da açlık grevine dönüştü. Hatice öğretmen sadece kendisi için değil, kamu emekçilerine yönelik baskı ve sindirme politikasına karşı da direniyor. Hatice öğretmen direnmediği noktada bu baskıların sadece kendi ile sınırlı kalmayacağının farkında. Keza yine Eskişehir’de Nuriye Gülmen, Erhun Yalçın, Ayşegül Ersoy bu baskıları yaşayanlardan sadece birkaç kişi. Eğer buna dur demek için mücadele edilmezse bu kadarla da kalmayacak. Demokratik her talebimizin karşılığı, soruşturma, sürgün, açığa alınma ve nihayetinde de işten atılma olacak.
Biz bir arkadaşımız için gerekirse dünyayı ayağa kaldırırız, Hepimiz bulunduğumuz yerde Hatice Yükselleşiriz, Zulmün karşısında boyun eğmeyeceğim diyen Nuriye Gülmenleriz… Elimiz hep birbirimizin omzunda. Biz birbirimizin bir parçasıyız.
Hatice arkadaşımız gün gün açlık greviyle direnirken biz de onun sesi soluğuyuz… Hatice Yüksel Eskişehir’de direniş mevzisinde sesimizi sesine daha güçlü katmamızı bekliyor. Herkesin mutlaka yapabileceği şeyler vardır. Yapabildiklerimizi birleştirdiğimizde büyük bir güç doğar.
Burada İki gün önce hemen yanıbaşımızda Burhaniye de intihar eden atanamayan öğretmen Selda Koşan ın durumuna da değinmek istiyoruz. Konu ile ilgili Ataması Yapılmayan Öğretmenler Meclisi (AYÖP) tarafından yapılan açıklamayı özet olarak aktarmak istedik.
Burhaniye ilçesinde, ataması yapılmadığı için bir süredir vekil öğretmenlik yapan İngilizce öğretmeni Selma Koşan’ın intihar haberini aldık. Beşinci katta evinin çatısından atlayan 34 yaşındaki Selma öğretmen yaşamını kaybetti. Alınan habere göre Selma öğretmen uzun zamandır çalışmadığı girdiği bunalım nedeniyle psikolojik tedavi görüyordu.
Şimdi biz bu olaya nedenlerini, gelinen noktayı sorgulamadan intihar mı diyelim. Ataması yapılmayan 300 bin öğretmen her geçen gün mutsuzluğa, işsizliğe, açlığa, intihara sürükleniyor.
Yoksa kolay değildir bir insanın canına kıyması. Her tehlikeli durumda sakınır, savunuruz kendimizi. Bu bazen içgüdüsel olarak yapılan bir savunma bazen de bilinçli bir korunma duygusudur. Ne acılar çekeriz, hastalanırız hep derman arar dururuz değil mi. Düşünün işte üniversite mezunu bir öğretmeni intihara kadar sürükleyecek neden nedir? Özellikle son 15 yıldır ataması yapılmayan öğretmenler meslekleri dışında yapacakları bir iş hayata tutunacakları ufak da olsa bir şey bulamadıklarından intiharı seçiyorlar. Bugüne kadar 40’dan fazla ataması yapılmayan öğretmenlerin intiharının nedeni benzer nedenler olarak ortaya çıkmıştır. Artık belli bir yaşa gelmiş insanlar anne babalarının eline bakarak yaşamak istememiştir. Bunların yanı sıra öğretmenlik değil de başka iş yapmak zorunda kalıp iş kazasına kurban giden öğretmenler de mevcuttur.
KPSS sınavına sayılı günler kala öğretmenlerin yarış atı gibi koşturulup adeta dalga geçildiği, öğretmenlik onurunun zedelendiği, psikolojik baskı altında tutulduğu gün gibi açıktır. KPSS nedeniyle adeta yaşayan ölü haline getirilmeleri tek başına onlara bağlanamaz. Bu kadar öğretmenin atamasının yapılmaması tamamen eğitim politikalarının ticarileştirilmesiyle ilgilidir. Bunu gizlemeye çalışan haramizadeler ‘’çalışın kazanın’’, ‘’KPSS’yi kazanamadınızsa yeterli değilsiniz’’ ‘’ ihtiyaç fazla ama 20 puan alanı da mı atayalım çocuklarımıza haksızlık olur(maliye bakanı) onları düşünüyoruz’’ diyen ama 80 bin ücretli öğretmeni çalıştıranlar aklımızla dalga geçmeye çalışmaktadırlar.
Tüm ataması yapılmayan öğretmenlerimize sesleniyoruz. Bu düzen beyler düzeni bizlerse köle yapılmaya çalışılanlarız. Bu nedenle atanmamak, işsiz kalmak ne bizim beceriksizliğimiz ne de yetersizliğimizdendir. Bizim atamamızın yapılmamasının sorumlusu devlet politikasıdır. Bu politikalara tek başımıza karşı durmamız tabiî ki zordur. Gelin birbirimize güç verelim.
Bizleri intihara sürükleyenlere, güvencesiz bırakanlara teslim olmayalım. Pes etmeyelim. Biz 300 bini aşan kişiyiz. Bir birleşirsek tüm sorunlarımızı çözebiliriz, var olan gücümüzü ışığımızı açığa çıkarabiliriz. O zaman gücümüz birliğimizdedir. Birliğimiz umudumuz olsun. IŞIĞIMIZ SÖNMESİN, GÜCÜMÜZ TÜKENMESİN.
Sonuç olarak, şimdiye kadar görünen ölüm nedeni intihar olan Selma öğretmen’in ve diğerlerinin katili eğitim politikalarını belirleyen iktidarlardır.
Tüm ataması yapılmayan öğretmenlerimize sesleniyoruz. Hiçbir koşulda intihara seçmeyelim… Selma Koşan İngilizce öğretmeniydi. Tıpkı Hatice Yüksel gibi… Hatice Yüksel de 7 yıldır İngilizce öğretmeni. Sırf bir basın açıklamasına katıldı diye açığa alındı. Ama o intiharı değil direnmeyi seçti ve Eskişehir Adalar’da şu an açlık grevi yaparak hakkını arıyor, öğrencilerine ve mesleğine kavuşmak istiyor. 
İki İngilizce öğretmeni ve farklı iki tercih… Direnme, hakkını arama kararlılığı bize daha çok umut verir, güç verir… Umutsuzluğa değil birbirimize kenetlenelim ve Selma öğretmenlerimizi asla unutmayalım. Ne onları ne de Onları intihara götüren nedenlerini…
HATİCE ÖĞRETMEN DERHAL GÖREVİNE İADE EDİLSİN!
TÜM ÖĞRETMENLERİMİZİN KOŞULSUZ ATANMASI HAKTIR. KOŞULSUZ ATAMA İSTİYORUZ!
ÖĞRETMENLER İNTİHAR ETMESİN YARINLARA ÇOCUKLARA UMUT OLSUN!

KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ



Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode