Home BlogHalkın Hukuk Bürosu Açıklama

Halkın Hukuk Bürosu Açıklama

by halkinkutuphanesi
0 comments
Açıklama No: 423                                                                                            
Tarih: 07.04.2015
İstanbul Emniyet Müdürlüğünde İşkenceler Artarak Devam Ediyor
İnsanlık Onuru İşkenceye Yenecek!
31 Mart 2015 tarihinde Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın, Berkin Elvan’ın katillerinin açıklanması talebiyle rehin alınması, iki eylemci ile savcının öldürülmesiyle sonuçlanan olay, siyasi iktidarın işkenceci yüzündeki perdeyi çekip almışa benziyor.  Demokrasi oyunuyla yönetilen ülkemizde artık bu oyun oynama devri kapanmış faşizm tüm acımasızlığıyla hükmünü sürdürüyor.

Adli tıp önünde cenazelerin alınması için bekleyen ve sadece pankart açmaktan ötürü yasadışı örgüt üyesi olmak gerekçesiyle müvekkillerimizden dördü tutuklandı.
Yine DHKP/C’ye yönelik yapıldığı iddia edilen demokratik kitle örgütlerine yapılan baskınlarında Sıla Abalay ismindeki 16 yaşındaki lise öğrencisi müvekkilimiz de silahlı örgüt üyesi olduğu iddiası ile tutuklandı. Sıla Abalay, Dilan Mollaahmetoğlu, Zeynep Cansu Tatar, Eylem Yücel Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulmaktadırlar.  Müvekkillerimizle yaptığımız görüşmelerde bize anlattıklarını basınla ve halkımızla paylaşmayı bir görev biliyoruz.      
Sıla Abalay yaşı küçük olduğu için müşahade denilen bir hücrede tek başına tutuluyor, talebine rağmen aynı davadan tutuklu bulunan ve birlikte kalmak istediği tutsaklarla birarada kalmasına izin verilmiyor. Sıla bu nedenle Emniyet Müdürlüğünde haksız gözaltında bulunduğu için başladığı açlık grevine devam ediyor. Onaltı yaşında tutuklanan Sıla, kendisine hangi hukuki ve fiili gerekçeyle söylendiği bilinmez bir şekilde, Elif Sultan Kalsen kastedilerek “Elif ablanı otuz yedi kez kurşunladık. Sen de mi aynı şekilde ölmek istiyorsun” denilerek katledilmekle tehdit edildiğini anlatmıştır.
Adli Tıp önünden haksız yere gözaltına alınan diğer kadın müvekkillerimiz, iç çamaşırlarına varana kadar aşağılama ve utandırma kastıyla ve erkek polislerin olduğu bir ortamda onur kırıcı bir şekilde “aranmışlar” , elleri arkadan kelepçeli ve yere yatırılmış vaziyette tutulmuşlar üzerlerine polisler oturmuştur.
İşkence fiziki ve psikolojik olarak, sistemli bir biçimde sürdürülmüştür. Müvekkillerimizin anlatımlarına göre; sürekli bir biçimde döverek, “polis güven verir” “polis huzur verendir” şeklinde slogan attırmaya, bayrak öptürtmeye, özür dilettirmeye, müvekkillerimizin tanıdığı, sevdiği değer verdiği insanlara küfür ettirtmeye çalışmışlardır.
Emniyet Müdürlükleri elbette her zaman işkence merkezleri olageldi, işkence gerek psikolojik olarak, gerek ideolojik propaganda yöntemleri devreye sokularak hep sürdü. Ancak yukarıda anlattığımız ve benzeri işkence uygulamaları, doksanlı yıllar denilen işkence kayıp ve katliamlarla anılan yıllarda sonuç alınamadığı için bir ölçüde terkedilen yöntemlerdir. AKP iktidarı ise o kadar çaresizleşmiş, acizleşmiştir ki sonuç alınamadığı kendi deneyleriyle sabit olan fiziki işkencelere yeniden aynı şiddetiyle başvurmaya başlamıştır.
Uyarıyoruz! İşkence insanlık suçudur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı yoktur! İnsanlık işkencelerinize teslim olmayacak!
HALKIN HUKUK BÜROSU
Gürsel Mahallesi Kumlu Sokak No: 13/10 Kâğıthane/ İSTANBUL

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode