9
YALANLAR VE GERÇEKLER
30 Mayıs Salı günü çalışmalarımızı yürüttüğümüz İdil Kültür Merkezi’ne polis tarafından baskın yapıldı. Basında “Okmeydanı’nda Terör Operasyonu” diye geçen bu baskının ardından arkadaşlarımız gözaltına alındılar ve 6 gündür gözaltındalar…
Ne oldu bu operasyonda? Bu sorunun cevabını ve de asıl gerçekleri basından okuyamazsınız. İşte gerçekler…
YALAN 1: Terör örgütü operasyonu değil, kültür merkezi talanı…
Operasyonla hemen aynı anda basında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin Okmeydanı’nda helikopter destekli büyük bir terör operasyonu yaptığı bilgisi geçti. Arka arkaya düşen haberlerde özel hareket timlerinin destek verdiği operasyonda itfaiye ekiplerinin yardımıyla belirlenen adreslere baskın yapıldığı, çok sayıda şüphelinin gözaltına alındığı, suç unsurlarının da toplandığı haberleri yazıldı, çizildi. Bu dev operasyonda polis, şüphelileri yakalayıp delilleri toplayarak üstün başarı madalyası almaya da hak kazandı! Elbette habercilikte jet hızına yetişemediğimiz basın da yaptığı haberlerle polisten geri kalmadı.
Oysa kültür merkezimize gelen polis ne arama kararı bildirerek ne de içeride ne yapıldığına bakmadan adeta talana gelmiştir. Operasyon sonrası yayınlanan görüntüler asıl terörün ne olduğunu gözler önüne seriyor. Arkadaşlarımız işkencelerle gözaltına alınmıştır, kültür merkezimizin duvarları, camları parçalanmıştır. Kafemizde oturan öğrencimiz sorgusuz sualsiz gözaltına alınmıştır. Enstrümanlarımız kırılmış, çalınmış, ayakkabılarımız yakılmış, eşyalarımız paramparça edilmiş ve kitaplarımız yerlere atılarak üzerinde tepinilmiştir. Masa, sandalye, dolap, fırın, bilgisayar… herşey paramparça edilmiştir. Terör budur. Ağza alınmayacak küfür ve hakarette polisler birbiriyle yarışmıştır.
İçinde tiyatro, sinema, fotoğraf, müzik çalışması yapılan bir kuruma ellerde silah, helikopter, zırhlı araçlarla gelerek kurum terörize edilmeye çalışılmıştır.
Ve bunu ilk kez yapmıyorlar. Bu yalanları da artık kimse yutmuyor.
Yalan 2: Örgütsel dokuman değil, devrimci sanat eserleri…
Haberlerde dikkati çeken bir diğer yan da “suç unsurlarının” toplanmış olmasıydı. Bu ne hız… Adeta çalınırcasına torbalara doldurulan şeyler nasıl hemen suç unsuru oldu. Kim inceledi, hangi bilirkişi orda hazır bulunup bunların birer suç unsuru olduğu kanaatine vardı. Kitapları nasıl hemen okudunuz, CD’lere nasıl hemen baktınız, bilgisayarlarımızı nasıl hemen incelediniz… Daha geçen baskında çekice, sahne kıyafetlerimize, gaz maskesine, kitaplarımıza, bayilerde satılan dergilere el koyduğunda da aynı şeyi söylemişti polis. Örgütsel doküman… Bir şey bulamayınca her şey suç unsuru… Şarkılarımız, şiirlerimiz, fotoğraflarımız… Faşizmin gerçeklerini ortaya serer. Defalarca kez gördüler, görecekler… Alnımız ak, başımız diktir.
YALAN 3: Suç unsurları toplanmadı, alenen enstrümanlarımız çalındı.
Kasım ayında yapılan baskında paramparça edilen enstrümanlarımız göstermişti faşizmin gerçek yüzünü, sanata düşmanlıklarını. Bu defa başka bir yöntem denenmiştir. İki bağlama ve bir gitarımız hırsız polislerce çalınmıştır. BU hırsızlıkla ilgili suç duyurusunda bulunacağız. Biz enstrümansız da söyleriz ama onların hırsızlığı kanıtlıdır. Tüm mahalle halkı görmüştür enstrümanlarımızın nasıl çalındığını. Hırsızlar…
YALAN 4: Gözaltına alınanlar zanlı değil, Grup Yorum üyeleridir. El konulanlar örgütsel doküman değil, enstrümanlarımız ve sanat emeğimizdir.
Daha üç ay önce hakim karşısında sanatımızı, Yorum’u ve kültür faaliyetlerimizi, devrimci sanat geleneğini savunduk. Kim olduğumuz, ne yaptığımız aşikardır. Halkımızdan gizli kapaklı iş çevirmiyoruz. Evet, direnenleri destekliyoruz. Bundan da gurur duyuyoruz. Bundan mı korkuyorlar. Korkuları büyüyecek maalesef, çünkü sadece biz değil tüm halklar direnenlerin yanında. Gözaltına alınan hiçbir arkadaşımız hakkında yakalama kararı yoktur. Ki olsa da bu bir kurumun bu şekilde baskına uğramasına sebep değildir. Bu baskın hukuksuzdur. Yasadışıdır.
Bir önceki baskında arama kararı dahi çıkarmamış fakat örgüt üyesi yakalama ve suç unsurlarına ulaşma gerekçesiyle kültür merkezimizi talan etmiş ve o anda orda bulunan herkesi gözaltına almıştı. Silah ve mühimmat aradığını gerekçe göstermişti. Bu gerekçeyle girip Yorum elemanlarını almış ve mühimmat diye çekiç ve gaz maskesine ve kıyafetlerimize el koymuştu.
Şimdi de polisin nasıl bir gerekçe uydurduğunu öğreneceğiz. Yine silah ve örgüt üyesi bulmaya geldiler. Yine o anda kim varsa herkesi gözaltına alıp gittiler ve yine silah bulamadılar, enstrümanlarımızı çaldılar.
YALAN 5: Uygulama gözaltı değil, işkence ile adam kaçırma…
Arkadaşlarımız işkence ile yaka paça kaçırılmışlardır. Avukatlarımızın onlardan aldığı bilgilere bakın: “Çokça sözlü ve fiziksel saldırıya maruz kalmışlar. Çoğu, bir gözaltında ilk defa bu kadar çok saldırıyla karşılaştığını söylüyor. Hakaretler, cinsel içerikli sözler, ahlaktan yoksun karakterdeki insanların toplanmış olduğu bir ekip düşünün…
Dilan Poyraz’ın bir kaç yerden saçı dibinden koparılmış, tutam tutam. Araç içinde baygınlık geçirmiş, kulak zarı patlamış, atılan sloganları, konuşulanları duymayacak vaziyette. Nezaretteyken gittiği doktor kontrolünde doktor, duyma kaybı olduğunu, yüksek sesle müzik dinlemekten olduğunu söylemiş. Burnunda küçük bir kırık varmış, tedavi için geç demiş, kendi kendine kaynayabilir demiş.
Dilan Ekin’in beli ağrıyor.
Sultan Gökçek’in kafasına çok vurmuşlar, başı çok ağrıyor. Yüzü şişmiş durumda, kafasına aldığı darbelerden ötürü…
Bergün Varan’ın kafasının tepesi önden arkaya doğru uzun bir açıklık var. Yaklaşık 3 cm eninde, 10 cm uzunluğunda. Saçları çekilerek kökünden koparılmış. Ancak morali çok iyi.
Özgür’ün sağ gözü morarmış.
Genel şikayetler; ters kelepçeden dolayı elde hissizlik olması. Genel olarak kafaya darbe almışlar.
İşte basının yazmadığı gerçekler… İşte terör…
YALAN 6: Arama değil, yağma ve talan…
Terör operasyonu kapsamında “arama” yapıldığı söyleniyor. Neyi aradıkları meçhul ama bunun sadece bir arama olmadığı kesin… İşte “dev operasyon”un ardından kültür merkezimizin hali:
-3 bağlama, 1 gitar çalınmış. (Tespit edebildiğimiz)
-Yan flüt, yapışkan kovasının içine batırılmış. Flütün bir parçası çalınmış.
-Vesikalık fotoğraflarımız yapıştırıcıya bulanmış.
-Fırınımız kırılmış, devrilmiş, camı parçalanmış.
-Elektrik süpürgesinin sapı çalınmış.
-2 dolabın kapağı kırılmış.
-Bir odanın duvarı balyozla parçalanmış.
-Kıyafetlerimiz yere atılıp üzerine diş macunu ve ağız temizleme suyu dökülmüş. Bir kısmı duşa atılmış.
-Banyo dolabı parçalanmış.
-Kitaplığımız ve ayakkabılık parçalanmış.
-10 çift ayakkabı yanmış.
-2 odanın camları kırılmış.
-Demir korkuluklarımız akrep denen zırhlı araçla sökülmüş.
-Komşularımızla ortak alanımız olan, binanın merdiven boşluğu delinmiş.
-Klimalarımız parçalanmış.
-Şarkı sözlerimizin, akortlarımızın yazılı olduğu defterler paramparça edilmiş.
-Dergilerimizin üzerine boya dökülmüş.
-Hapishanelerden gelen mektuplar yırtılmış ve yerlere atılıp üzerine basılmış.
-Mutfak ve banyo eşyaları parçalanmış.
-En az 7 tablet, 2 bilgisayar, 4 tane cep telefonu çalınmış.
İşte “arama” denilen yalanın arkasında bu var.
YALAN 7: Yoğun güvenlik önlemi değil, korkutma ve gözdağı…
Kültür merkezimize yapılan baskında onlarca araç kullanılmış ve çok sayıda polis yeralmıştır. Bunların asla bir “güvenlik önlemi” olmadığını biliyoruz. Kimi kimden koruyorlar? Biz o mahallede yıllardır yaşıyoruz. Mahalle sakinlerimizden duruma tepki gösterenlere gbt yapmaları, azarlamaları, silah doğrultarak evlerine gitmelerini söylemeleri asıl güvenliği halka karşı kendilerine aldığını göstermiştir.
İşte bir baskının ardından basında okuyamayacağınız gerçekler… Şimdi arkadaşlarımız 6 gündür gözaltındalar. Ve bugünden itibaren uzun gözaltı süresine karşı su ve şeker almayı da kesmiş durumdalar.
Bu yalanlar, baskınlar nafile. Kanunsuz ve hukuksuz, insanlık dışı bu “örgüt operasyonları” ile halkımızı kandıramazlar.
Asıl amaçları direnen halkın direniş damarlarını yok etmeye çalışmaktır. Devrimci sanatın büyümesine tahammül edemeyen iktidar çareyi sürekli baskınlarda arıyor. Ama nafile…
Bu yalanlarla da kazanamayacaklar… Gerçekleri halkımız biliyor. Ne yanlarına aldıkları masabaşı basın ne de arkalarına aldıkları iktidar… Hiçbirisi devrimci sanatımızın halkımızın gönlünde ve beyninde yarattığı gücü yok edemez. Devrimci sanat karşısında güçsüz ve acizler. Bu nedenle bu kadar saldırganlar. Ne yaparlarsa yapsınlar bu sesi yüzyıllardır susturamadılar. Ve susturamayacaklar…
Gözaltındaki arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!
Grup Yorum Halktır Susturulamaz!
Grup Yorum
