7
Süleyman Soylu Çok Sevinme, Halkın Kabaran Öfkesinden Korkmaya Devam Et
İdil Kültür Merkezi’ne 25 Şubat 2019 tarihinde gece saatlerinde yapılan baskın sonrasında orada bulunan Grup Yorum üyeleri Sultan Gökçek, İbrahim Gökçek, Betül Varan, Şair Ümit İlter, Halkın Mühendisi Barış Yüksel, Halkın Avukatı Barkın Timtik, devrimci Sadık Eroğlu gözaltına alındı. Baskından önce AKP polisi mahalleyi ablukaya aldı. Basının ifade ettiği dille “İdil Kültür Merkezine çıkartma” yaptılar. Emniyet gözaltın sonrası her zaman yaptığının aksine hiçbir açıklama yapmadı. Kimlerin gözaltına alındığını Süleyman Soylu açıkladıktan sonra İstanbul Valiliğinden açıklama geldi. Emniyet Müdürlüğü kamerasından alınan kolaj görüntüler de açıklamalardan sonra basına servis edildi ve basın Emniyet Müdürlüğünün hazırladığı haber paketini olduğu gibi yayınlamaya başladı.
Faşizm basını kullanarak gerçekleri tersyüz etmeye çalışır. Gerçekleri olduğu gibi değil, çarpıtarak verir. Halkın nasıl düşünmelerini istiyorlarsa haberlerde bilgi de ona göre sunulur.
Haberlerde 5 N 1 K yoktur. Eksikliği tamamlamak gerekir.
Kimdir Gözaltına alınan kişiler:
Halkın en onurlu, en direngen, en umutlu, en coşkulu evlatlarıdır. Halk için yaşıyor, halk için üretiyor, halk için direniyorlar. Halkın öncüleri, halkı sevmenin ustasıdırlar. Grup Yorum, baskılara, saldırılara rağmen besteler yaparak AKP iktidarına cevap vermeye çalışıyor.
Ümit İlter, onu şiirlerinden, Emperyalizme karşı öfkesinden, halkına ve yoldaşlarına karşı sevgisinden, devrimci kimliğinden, tecrit zulmüne karşı 24 yıllık direnişinden tanırsınız.
Halkın Mühendisi Barış Yüksel, faşizmin sakat bıraktığı Ferhat Gerçek’e yürüteç yapmış, bilgisini ve yeteneğini halkın yararına nasıl kullanabilirim diye çırpınan mühendistir.
Halkın avukatı Barkın Timtik, işkenceye karşı mücadele etti bu nedenle gözaltına her alınışında polisler tarafından özel olarak işkence gördü, Berkin’in, Nuriye ve Semih’in, Dilek Doğan, Yılmaz Öztürk’ün avukatlığın yaptı, gecekondu sokaklarında halkın barınma sorunlarına yardım etmeye çalıştı.
Gözaltına alanlar ise, halka zulüm ve baskıyı türlü çeşitlerde uygulayan, iktidarlarını korumak için yapamayacakları hiçbir faaliyet, söylemeyecekleri yalan olmayan kişilerdir. Açlıkla, zulümle, yalanla yönetiyorlar. Ülkenin yer altı kaynaklarını daha fazla talan ederek, AB ve ABD emperyalizmine ülkeyi peşkeş çekerek yaşanan krizi çözmeye, atlatmaya çalışıyorlar.
Faşizm en ağır krizlerinin birini yaşıyor, seçim gündemi ile gerçekleri gizlemeye çalışıyorlar.
Merkez medya kesintisiz bir biçimde onların yaptığı açıklamaları, mitinglerini yayınlıyor.
Tayyip Erdoğan, damat Berat Erdoğan ve Süleyman Soylu ekranlardan inmiyorlar.
Halkın öfkesi kabarıyor, farkındalar. Bu nedenle her türlü eylem gözlerini korkutuyor. İki kişinin yaptığı eyleme onlarca sivil, toma, akrep gönderiyorlar. Dilek Feneri uçurmak isteyen avukatları gözaltına alıyorlar. Endişeliler, iki kişilik bir eylemin her an binlere ulaşacağından, dilek feneri ile başlayan eylemin onların iktidarını sarsacak eylemlere dönüşmesinden korkuyorlar. Uyuyan dev her an uyanıp korkularını gerçeğe dönüştürebilir diye korkuyorlar.
Saldırganlıkları, yalanları, durmadan konuşmaları, soluksuz çırpınışları bu nedenledir.
FAŞİZM VARSA FAŞİZME KARŞI MÜCADELE OLACAKTIR.
Faşizm herkesi terörist ilan ediyor, soruşturmalar açıyor, gözaltılar yapıyor, delile ihtiyaç duymadan ağır cezalarla insanları hapishaneye gönderiyor. Hukuk dedikleri kavramları istedikleri gibi değiştirip çıkarlarına uygun hale getiriyorlar. Geriye halka bıraktıkları seçenek teslim olmak ve razı gelmektir.
Teslimiyet insanlığı çürütür, direnmemek umutsuzluğu ve çaresizliği büyütür.
Devrimciler, halkın avukatları, halkın mühendisleri, halkın sanatçıları direniyor, AKP iktidarına teslim olmuyorlar. Teslim olmak AKP zulmünü meşru görmektir, teslim olmak çürümeyi kabul etmektir.
AKP mücadele edecek alanları kapatıyor, halk için yaşamayı, halk için çalışmayı, halkla birlikte üretmeyi, halkla birlikte sorunlara çözüm bulmayı engellemeye çalışıyorsa devrimciler de kendi yollarını bulacaklardır. Gizli yaşamak tercih değil zorunluluktur, bu zorunluluğu AKP dayatmıştır. AKP’nin sunduğu tek seçenek teslimiyettir. Devrimciler teslimiyeti ret ediyor, her koşulda direnmeye, her koşulda üretmeye, her koşul da halkın öncüsü, halkın umudu olmaya devam ediyorlar. Bu nedenle suçlanamazlar, bu nedenle haksız gösterilemezler.
Devrimciler faşizme karşı nasıl mücadele edileceğinin örneğini gösteriyorlar bizlere.
Devrimci Sanatçılar, Devrimci Avukatlar, Devrimci Mimar Mühendisler Onurumuzdur.
Gözaltılar, Baskılar Bizi Yıldıramaz!
Halkız Haklıyız Kazanacağız!
Devrimci İşçi Hareketi
