8
Ankara Yüksel Caddesinde Direnen Kamu Emekçilerinden Semih Özakça’nın Güncesini Yayınlıyoruz…
Direnişimizin 118. Gününden Notlar
11.30-13.30 saatleri arasında kendi iş yerinin önünde her pazartesi eylem başlatan sağlık emekçisi olan ve eylemimizin her aşamasında bize destek olan Mahmut Konuk’un eylemine katıldık. Eyleme birçok yazar da katılmıştı. Mahmut Abi kendine yapılan haksızlık karşısında oturup beklemeyi değil, direnmeyi seçmiştir ve diğer emekçilerin direnmesinin elzem olduğunu belirtmiştir. Bu yönüyle daha direnmeyi bir zorunluluk olarak görmeyen bütün emekçilere çağrı yapıyorum: ‘Haksızlıklara karşı mücadele isteği duyulmalı; Mahmut Konuk olunmalı.’
Bu gün alanda 1400’ e yakın açlık grevi bildirimizi destekçilerimizle birlikte dağıttık. Alana gelen birçok kimse pullama çalışmaları yapmak için gönüllü oldu ve çalışmaların sonucunda 600 pul, 10 afiş asıldı, 100 bildiri dağıtıldı. Herkes açlık grevi hazırlıklarında bize yardım etmekte istekli olduğundan işlerimiz bir hayli kolaylaşıyor. Birçok kişinin desteğini almak işlerimizi kolaylaştırmanın yanında, direnişimize güç katıyor; soluk oluyor.
Acun Abla’nın harika kapanış konuşmasında işimizi, ekmeğimizi elimizden alan iktidara söylediği şu sözler çok hoşuma gitti ve herkes tarafından çok beğenildi: ‘Bizlerin sofrasında hiç kuş sütü yoktu. Bizim çocuklarımızın karnı hiç doymadı. Kıtlık içinde yaşadık hep. Siz bizim ekmeğimizden ne istediniz. Bizlerin ekmeğini aldınız da ülke mi kurtuldu. Yediniz, yediniz doymadınız. Daha da yiyin patlayıncaya kadar yiyin.’
Konuşmada binlerce emekçiyi işten atan, eylem yapanlara işkence yaparak saldıran, Yüksel Caddesinde 118 gün eylem yapanların işlerini geri vermeyen, işlerini geri vermediği için emekçilerin süresiz açlık grevine girmesine neden olan ‘Alman Faşizmi’ de kınandı.
Açlık grevine girmeden önce yapacağımız çalışmalardan birisi de civardaki iş yerlerini gezip bilgilendirme yapmak ve iş yeri sahipleri ve çalışanlarının destek olmalarını isteyerek ihtiyaçlarımızın karşılanması için katkıda bulunmalarını istemekti. Birçok iş yeri büyük bir istekle, seve, seve her konuda destek olacaklarını belirtti. Diğerleri de küçük taleplerimizi karşılayacaklarını söylediler, üç esnaf hariç. Birincisi, tamamen ilgisiz bir şekilde söylediklerimi dinledi ve bir şey demedi. Ben de ‘oldu’ diyip mekandan ayrıldım. İkincisi, açlık grevinin bize zarar vereceğini düşündüğü için doğru bulmadığını söyledi ancak ben açıklama yapıyorken sırtını dönüp içeriye gitti. Üçüncüsü, çok ilgisiz görünüyordu. Ben de, ‘24 saat caddede olacağız tuvaletinizi ihtiyaç duyarsak kullanabilir miyiz?’ dediğimde aldığım cevap ‘Yerimiz zaten çok küçük ve kalabalık olduğunda sorun olur.’ dedi. Anladım deyip buradan da ayrıldım. Nuriye Abla, bugün akşam iş yeri gezilerine başlarken rahatsızlandı ve dinlenmeye çekildi. Umarım doktora gittiğimizde ciddi bir şey çıkmaz diye umut ediyorum.
Not: Bugün İstanbul’ da Cevahir alışveriş merkezi önünde kamu emekçilerinin yeni bir direnişi başladı. Oturma eylemi yapılırken işinden atılan öğretmen Nazife Onay gözaltına alındı. Yarın savcılığa çıkarılacağını öğrendiğimiz arkadaşımızın yanındayız.
Yazımı Tevfik Fikret’in bir şiiriyle bitirmek istiyorum.
Bu sofracık, efendiler – ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor – bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini…
Kendinize has bakın… Semih
