Home Blog1 MAYIS'TA TAKSİM'DEYİZ

1 MAYIS'TA TAKSİM'DEYİZ

by halkinkutuphanesi
0 comments
HAKSIZ VE GAYRI MEŞRU DEVLET DAYATMALARINI KABUL ETMİYORUZ!
 1 MAYIS’TA TAKSİM’DEYİZ!
2015 yılı 1 Mayıs’ına günler kala, devletin İstanbul’da Taksim Meydanı’nı kapatarak 1 Mayıs’ı fiilen yasaklama isteğini bir kez daha görüyoruz. 2010, 2011 ve 2012 yıllarında 1 Mayıs Taksim’de sorunsuz şekilde kutlanmasına rağmen, dönemin başbakanının talimatı ile 1 Mayıs 2013 tarihinden itibaren Taksim Meydanı ve çevresinde yapılan tüm toplantı ve gösterilere devlet güçleri tarafından müdahale edilmiş, binlerce insanın mağdur olacağı şekilde Taksim’in her köşesi adeta işkence haneye çevrilmiştir.

Yaşanan hak ihlallerine ve devletin baskıcı uygulamalarına karşı biriken öfke sonucu, Haziran Direnişi tarih sahnesindeki yerini almış ve Taksim’de toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklayan devlet güçleri, meydanı, adeta direnişçilere bırakmak zorunda kalmıştır.

 Arkasındaki tarihsel yaşanmışlığı görmezden gelerek, tarihsel öneme sahip bir meydanı 1 Mayıs’a kapatmak, topluma karşı gayrı meşru bir dayatma olduğu gibi, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin yasaklanması nedeni ile uluslar arası hukuka, anayasaya ve kanunlara açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
 2911 sayılı Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 3. maddesine göre, “Herkes, önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” Anayasa’nın 26. maddesine göre, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir”, Anayasa’nın 34. maddesine göre ise, “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”
 Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 11. maddesinde, herkesin barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir.
 Devleti temsil eden idareciler, geçmişte olduğu gibi bugün de, 1 Mayıs’ı yasaklamak, 1 Mayıs’ta işleyecekleri suçlara kılıf yaratmak için, uzantılı oldukları medya kuruluşları vasıtasıyla “provokasyon” “haberleri” ile algı yaratmaya devam etmektedir. 1 Mayıs 2008 tarihindeki devlet dayatması ve polis saldırısına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde verilen 27.11.2012 tarihli kararda, devlet tarafından ileri sürülen istihbari iddiaların ispat edilemediği ifade edilerek, eylem yapmak isteyenlerin istedikleri yerde eylem yapmalarının da ifade ve gösteri özgürlüğünün bir parçası olduğu, siyasi iktidar ve yöneticilerin görevi, gösteri hakkını kullandırmak iken, sırf bu mitingi engellemek için sendika yöneticileri hakkında suçlamalarda bulunmanın hakkın ihlali olduğu, polis memurlarının kuvvet kullanmak suretiyle yaptığı müdahalenin orantısız olduğu, Türkiye’de biber gazı kullanımın usulsüz olduğu ve Taksim’in işçiler için sembolik anlamı olduğu belirtilmiştir.
 Ayrıca, 2014 1 Mayıs’ı için Taksim’e çağrı yapan DİSK, KESK, TMMOB ve TTB yöneticileri hakkında “Halkı Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşüne Kışkırtma” suçlamasıyla açılan davanın sonucunda, ilgili mahkeme tarafından verilen beraat kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi metnine taraf olan ülkelerin yargı mercileri de dahil olmak üzere bütün yetkili merciler tarafından uyulması koşulu bulunduğu; iç hukukta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve içtihat hukuku ile çelişen herhangi bir düzenleme karşısında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine öncelik tanımak veya yetkilerini kullanırken ilgili mevzuatı sözleşme sistemine uygun şekilde yorumlamak zorunluluğunun olduğu, kaldı ki; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2008 yılı 1 Mayıs kutlamaları ile yapılan başvuru sonunda 27/11/2012 tarihli DİSK ve KESK Türkiye davasında verilen karardan da anlaşılacağı üzere; sanıkların katılım çağrılarının Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında kaldığı açıkça ifade edilmiştir.
Bu durumda, önceden izin almaksızın, istenildiği yerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak kanun ve uluslararası sözleşmeler tarafından tanınmış temel bir hak olduğu gibi, 1 Mayıs’ı idarece belirlenen mekanlara hapsederek keyfi gerekçelerle yasaklamak, türlü akıl almaz uygulamalarla şehri yarı açık ceza evine dönüştürmek, açıkça topluma karşı işlenmiş bir insanlık suçudur.
ÇHD İstanbul Şubesi olarak, tüm devlet şiddetine karşı, ezilen ve hakkını arayan tüm toplum kesimleri ile birlikte 1 Mayıs’ta, Taksim’de, 1 Mayıs Meydanı’nda olacağımızı, cübbemizin ayrıcalığı iddiasının aksine, meşruluğumuzu ve gücümüzü direnen toplum kesimlerinden alarak, geçmişte olduğu gibi, bu 1 Mayıs’ta da polis merkezlerinde, hastanelerde, adliyelerde ve devlet şiddetinin olduğu her yerde direnenlerin yanında olacağımızı bir kez daha ilan ediyor, bu vesileyle, tüm üye ve meslektaşlarımızı, Taksim’e çağırıyoruz. Saygılarımızla.

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode