Home BlogÖzgür Gündem Gazetesine Cevabimizdir!

Özgür Gündem Gazetesine Cevabimizdir!

by halkinkutuphanesi
0 comments
11.07.2015
GERÇEKLERİ GÖRMEME TAVRINIZDAN VAZGEÇMELİSİNİZ. HABERCİLİK YAPACAKSANIZ DA HER İKİ TARAFIN DÜŞÜNCELERİNİ ALDIKTAN SONRA HABER YAPMAYI ÖĞRENMELİSİNİZ.
YOKSA YAPTIĞINIZ HABERDEKİ GİBİ PATRONLARI KORUR DURUMA DÜŞERSİNİZ YA DA PATRONLARI KORUMA  TAVRI ŞEKLİNDEKİ GERÇEK YÜZÜNÜZ ORTAYA ÇIKAR.
Gazetenizin 11 Temmuz 2015 tarihinde yayınlanan  “DİSK’in kapısına bir garip kilit” başlıklı haberinizi; okuduk.

Genel İş Sendikasında çay ve temizlik işleri yaparken Sendika Genel Merkezi tarafından işten çıkartılan Oya Baydak doğal olarak bunu kabul etmedi ve direnişe başladı. Daha direnişin 1. günü dolmuşken DİSK Yönetiminin Osmanlı oyunlarıyla, personeli erkenden gönderip kapıyı kilitlemesi sonucu DİSK’in önünde, fuhuş pazarının ortasında kalınca doğal olarak o da DİSK’i patron sendikacılarına kapattı. Elbette işçilerin giremediği DİSK’e patron sendikacıları hiç giremez.
Ama siz DİH’in (Devrimci İşçi Hareketinin) oda talebininin haberini yaparak fındık kadar beyninizle eylemi karalamaya, başka misyonlar biçmeye çalışmışsınız.
DİSK için söylediğimizi sizin içinde söylüyoruz.
AYIP! Bu bağlantıyı kurmayı nasıl başardınız. Ne demek isityorsunuz şimdi?
DİH oda istedi diye Oya Baydak’ın işten atılması haklı mı oluyor?
PEKİ BU HABERİ YAPARKEN OYA BAYDAK YA DA DİH’E SORDUNUZ MU? Sormadan habercilik yapmayı nereye sığdırıyorsunuz?
Baştan söyleyelim, çabalarınız ve koruma kaygınız boşa. Patron sendikacıları o kadar kirlenmişler ki cila tutmazlar.
Biz devrimciyiz. Her şeye böyle bakarız. Sendikalar işçilerin örgütü olup işçilerin haklarını korumaları ve yeni haklar kazanmaları gerekirken bırakın yeni haklar kazanmayı, işçileri toplu sözleşme masalarında satıyorlar. Izmir’de 1500 işçiyi taşerona geçirdiler. BELTAŞ’ta 230 işçiyi taşerona sattılar. Şişli işçilerinin mücadelesi önünde engel olup belediye başkanının yanında yer aldılar. Kendi bölge başkanlarının kapılarının önünde yaptığı açlık grevini seyrettiler. Şişli işçilerinin açlık grevini seyrettiler. Izmir’de işçiler bu nedenle patron sendikacılarını dövdü. 1 Mayıs’ta devrimciler ve halk faşizme karşı çatışırken bunlar bırakıp kaçtılar. Her sene anmasını yaptıkları sendikalarının kurucusu Kemal Türkler ve Abdullah Baştürk’ün resimlerini kadın ve erkek tuvaletleinin kapılarının arasına asacak kadar değersizler. Sanki asacak başka yer yok. Eğer yerleri yoksa biz o resimleri asacak yer buluruz. Devrimcileri faşizmin mahkemelerine ihbar edecek kadar da alçaklar. Devrimcileri illegal örgüt üyesi diye faşizmin mahkemelerine ihbar eden muhbirleri savunmak size mi kaldı? AYIPTIR AYIP…
Şimdi de bir emekçiyi işten attılar. Neden? Düzenin yasalarına sığınıp “tazminatlarını da veriyorlar ya” mı diyeceksiniz? Bizim yasalarımıza göre Emek kutsaldır. Iş ve ücret onurdur. Işçi ancak muhbirlik ve işbirlikçilik yapıyorsa, hırsızlık yapıyorsa, ahlaksızlık yapıyorsa işten çıkartılabilir. Bunun dışında ‘tazminatı öderim, işten atarım’ düşüncesi patronlara aittir ve bizim kabul etmediğimiz bir düşüncedir. Direnişlerimizi de bu temelde yaparız. Şimdi soruyoruz, Oya Baydak ahlaksızlık mı yaptı? Hırsızlık mı yaptı? Işbirlikçilik mi yaptı? Hangisini yaptı? Biz söyleyelim, hiçbirini yapmadı. Ama asla affedilemez bir şeyi yaptı; patron sendikacılarını eleştirdi. Eğer Oya Baydak’a sorsaydınız atılmasının gerçek nedenini öğrenirdiniz. Üstelik DİSK yönetimi tam patron beyniyle düşündüklerini açıklamaları ile göstermişlerdir. Örneğin sorunun kendilerini ilgilendirmediğini, Genel-İş’in sorunu olduğunu söylemişlerdir. Peki DİSK’i ne ilgilendirir? Işten atılan işçilerin patronu ‘bu sizi ilgilendirmez, şu sendikayı ilgilendirir’ derse ne diyecekler. Örneğin şovlar yaptıkları Soma’da patron ‘burada Türk metal örgütlü, sizi ilgilendiren bir şey yok’ derse ne diyecekler? Bizim için işçilerin işten atılması Demokrasi sorunudur ve kimin işten attığının hiç önemi yoktur.
Bu vesile ile şunu da sormak isteriz; DİSK Yönetim Kururluna yaptığımız başvuruyu biz basına dağıtmadık. Siz nereden aldınız? Korumaya çalıştığınız kişiler mi verdi? Peki onlardan aldınız neden muhatabına Oya Baydak ve DİH’e sormadınız?
Geçmişte çokça faşizmin saldırılarına uğradınız, aleyhinize yalan haberler yapıldı. Bunu kınadınız. Heryerde bunu teşhir ettiniz. Ne oldu, şimdi de siz yapıyorsunuz? Bu mücadelede binlerce şehitler verdiniz, bunun için miydi? Yalan haber yapabilme hakkı için!
Bunun için yaptığınız ayıptır diyoruz. DİH’in DİSK’e yaptığı başvuruyla Oya Baydak’ın eyleminin ne ilgisi var? Oya Baydak gerçekte atılmadı da DİH bir atılma mı uydurdu? Yoksa Oya Baydak direnmek istemiyordu ama DİH hain(!) emellerine Oya Baydak’ı alet edip direnmeye mi zorladı?
Tekrar soruyoruz ve cevap bekliyoruz; bu ilişkiyi nasıl kurdunuz? Halka bunu açıklamak zorundasınız. Aksi takdirde ağzı olan konuşuyor durumuna düşersiniz. Devrrimciler söylenen her şeyin iyi tartılarak söylenmesi gerektiğine inanır. Ağzımıza ilk geleni söylemeyiz. Düşünürüz.
Kaldı ki Genel – İş ve DİSK’in işçilerini işten atmasının kendilerinin varlık nedenlerini ortadan kaldırdığını düşünüyoruz. Bir ihtimali düşünelim; örneğin bir belediye işçilerini işten çıkarttı ve DİSK direnişe başladı. Belediye başkanı ne der? “Sen de işçini işten attın beni iyi anlarsın” demez mi? Yoksa belediye başkanı şöyle mi der; “DİH bizden oda istemedi bu durumda bizim işçileri işten atmamız haksız!…” Yani siz yaptığınız haberle işçilerin işten atılmasının DİH’in oda isteyip istememesine göre haklı ya da haksız olduğunu söylüyorsunuz. DİH oda istiyorsa direniş haksız, oda istemiyorsa haklı. Bu sizin içine düştüğünüz komik durumdur. Bundan çıkın.
Gazeteciliğin temel kuralıdır; haber 5N1K ilkesiyle yapılır. Yani soru sorulur, neden, ne zaman, nerede,nasıl, kim? Bu soruların cevabı bizi ve sizi gerçeğe götürür.
Başlamışken bir kaç sözde oda talebiyle ilgili söyleyelim: DİH bugüne kadar onlarca direnişe önderlik etmiş ve kazanmıştır. DİH işçilere karşı sorumludur. Patronlara, patron sendikacılarına karşı değil!
Bir kaç DİH’li binlerce üyesi olan sendikaların hayal bile edemediği direnişler yaratmış ve bugün işçi sınıfına umut ve örnek olmuştur. Unutmayın işçiler artık sendika yöneticilerine karşı da direniyor. Metal işçileri son örmektir. Izmirde belediye işçilerinin korumaya çalıştığınız sendikacıları dövmesi örnektir. Ama DİH’in bir yere de ihtiyacı vardır. Elbette bu ihtiyacı karşılamak DİSK’in görevidir. Tanesi 80 – 90 bin lira olan makam ototmobilleri alana, işçiler asgari ücret alırken binlerce lira maaş alana kadar DİH’in ekonomik açıdan sözü bile edilmeyecek talebini tartışma konusu yapmaya çalışmak tarihin mahkum ettiği bir şeydir. Unutmayın tarih hep böyle yazılmayacak. Devrimden sonra tarih tekrar yazılacak… O zaman o makam arabaları da tekrar ele alınacak.

5N 1K kuralını bir kez daha hatırlatarak sözlerimizi bitirmek istiyoruz. Unutmayın gerçek inatçı ve güçlüdür. Direnen kazanır, direnmeyen çürür…

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode