1
PKK’nın bir zamanlar Marksist-Leninist olduğu ise tam bir uydurmadır. Evet tam bir uydurmadır, aldatmacadır. PKK hiçbir zaman Marksist-Leninist olduğunu söylememiştir. Kurulduğu günden itibaren PKK milliyetçidir. Sovyetlerin varlığı nedeniyle bayraklarında orak çekiç vardı. Ancak bu sadece göstermelikti. Yine bunu en iyi bilenlerden birisi Hüsnü Mahalli’dir. Çünkü Ortadoğu’daki tüm örgütleri en iyi bilenlerin başında gelir. Ve özellikle PKK’yı çok iyi bilir.
HÜSNÜ MAHALLİ KÖŞE YAZILARINDA SOL VE MARKSİST-LENİNİST DEĞERLERE SALDIRMAKTAN VAZGEÇMELİDİR.
25 Ocak – 29 Ocak tarihleri arasında Korkusuz Gazetesi’nde ve Sözcü Gazetesi internet sitesinde Hüsnü Mahalli’nin, “Fırat’ın Doğusunda Ne Var?” başlıklı yazıları yayınlandı.
27 ve 29 Ocak tarihlerinde yazdığı iki yazıda da sol değerlere saldırmıştır. Bilerek ya da bilmeyerek hiç kimsenin sola saldırmasına izin vermeyeceğiz. Hüsnü Mahalli’nin ise bilmeden hata yaptığını düşünmüyoruz. Çünkü okuyan araştıran bir gazetecidir. Çünkü Ortadoğu’nun siyasi örgütlerini en iyi bilenlerin başında gelmektedir.
İlk alıntı; 27 Ocak Sözcü – Hüsnü Mahalli; “Haziran 2015 seçimlerinden sonra ülke içinde Barış Süreci son bulunca Ankara Salih Müslim’le olan ilişkisini sonlandırdı ve PYD/YPG’yi düşman ilan etti. Ama artık geç kalmıştı. Ankara’dan umudunu kesen PYD Kobani direnişiyle elde ettiği prestijle Batılı ülkelerin gözdesi olmuş ve sınırsız yardım almaya başlamıştı. Bu ilgi ve sonrasında desteği iyi değerlendiren PYD kısa bir sonra Rojova yani Batı Kürdistan gerçeğini herkese kabul ettirdi. Solcular bile ‘emperyalist ülkelerin desteğiyle kurulacak Marksist Leninist bir PYD/PKK oluşumunu’ sorgulamadı.”
İkinci alıntı; 29 Ocak Sözcü – Hüsü Mahalli; “Ve bir zamanların Marksist-Leninist PKK /PYD militanları Amerikan bayrağının gölgesinde ‘Biji Trump’ diye bağırıyorlar. Bu işte bir gariplik var ama burası Ortadoğu. Yok birbirimizden farkımız.”
Hüsnü Mahalli solun temel değerlerine saldırmıştır. Anti-Emperyalizm solun en temel değeridir. Ve ülkemizde solcuların “Rojova Devrimi”ni sorgulamadığı yalandır. Emperyalistlerin desteğiyle kurulacak bir oluşumu sorgulamadığını söylemek, solu karalamaktır. Kendisine sol diyen bazı örgütler destek verdi. Ama her kendisine sol diyen, sol mudur? Her kendisine Marksist diyen Marksist midir? Hayır böyle değildir, bunu en iyi Hüsnü Mahalli bilir, bilmelidir. Çünkü araştırıyor, özelikle Ortadoğu’yu araştırıyor. Ama bu ifadeleri bilinçli olarak kullanıyor Hüsnü Mahalli. Devrimci olmayabilirsiniz, Solcu olmayabilirsiniz, Marksist Leninist olmayabilirsiniz, ama eğer tutarlı bir araştırmacı gazeteci olma iddianız varsa o zaman kavramları da doğru kullanmalısınız. Gerçek Sol ile, sahte solun ayrımını yapmalısınız.
Suriye saldırısına karşı, Irak işgaline karşı dünyada en tutarlı çizgiyi gösteren sol hareket ülkemizdedir. Ve en güçlü kampanyaları hayata geçirmiştir. Suriye konusunda ülkemizdeki en tutarlı çizgiyi Halk Cephesi göstermiştir. Doğrudan, açıktan Esad’ı desteklemiştir. Halk Cephesi’nin öncülüğünde kurulan uluslararası birçok örgütü birleştiren Anti Emperyalist Cephe Suriye’ye gitmek için Lübnan’a gitti. Halkın Hukuk Bürosu avukatları yine Suriye’ye gitmişlerdi. Ve Avukat Selçuk Kozağaçlı Suriye’deyken hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Suriye’de saldırıların en yoğunlaştığı dönemde, Şam kuşatma altındayken Grup Yorum Suriye’ye giderek konser verdi. Basında, köşe yazılarında tüm iktidarın hışmını üzerine çekti. Kürt Milliyetçi hareket tüm saldırılarını Grup Yorum’a yöneltti. Tüm bu politikalarından dolayı en başta Kürt Milliyetçilerinin doğrudan hedefi haline geldi. Grup Yorum’un sahnesi basıldı, enstrümanları kırıldı. İktidar, Kürt Milliyetçileri bir ağız olup Grup Yorum’a linç saldırıları yaptılar. Grup Yorum “Kobane’de yaşananlar devrim değildir” açıklaması nedeniyle yine yoğun saldırılara uğradı. Van konseri bizzat Kürt Milliyetçilerinin tehditleri yüzünden yapılamadı. Hatta o dönem Salih Müslim bile Grup Yorum’a linç saldırısına katılanlar arasındaydı. Ayrıca Ahmet Hakan gibi birçok köşe yazarı Grup Yorum’a saldırılarda bulunmuştu.
Tüm bu saldırılara rağmen tutarlı çizgisinden vazgeçmedi. Hüsnü Mahalli’nin bunları bilmemesi mümkün değildir. Anti Emperyalist Cephe’nin bir toplantısına konuşmacı olarak katılmıştı. Görüşlerini de doğrudan dinlemişti. Ayrıca Suriye konusunda ülkemizde neredeyse en deneyimli insanların başında gelmektedir. Bu yanıyla da Halk Cephesi’nin emperyalizme karşı mücadelesini unutarak, solu karalamasını kabul edilemez.
Evet emperyalistlerin himayesinde bir oluşuma katılan tasfiyeci, teslimiyetçi bir sol vardır. Ama bunlar tasfiyeci ve teslimiyetçi soldur. Bu ayrımı koyması gerekirdi. Hem tüm solu karalıyor, hem ülkemizde Suriye saldırısına karşı kavga eden Halk Cephesi’ni tamamen yok sayıyor, görmezden geliyor. Hatta diğer sol ile aynı kefeye koymuş oluyor. Bu nedenle söyledikleri yanlıştır. Ahlaklı bir gazetecinin yapmaması gerekir.
Hüsnü Mahalli kavramları doğu kullanmalıdır. Hele kendisine araştırmacı, gazeteci diyorsa. Ortadoğu uzmanı oldunu idda ediyorsa bilmelidir. Kavramları doğru kullanmalıdır. Sol “Biji Obama”ya ses çıkardı. Hem de en güçlü sesleri çıkardı. Göğüs göğüse kavga etmeye devam ediyor, bedelini de ödedi ödüyor.
Ses çıkarmayan, Amerikan bayrağı altında solculuk oynayanlar sol değildir. En başta bunun adını koymak gerekir. Tasfiyeci sol, teslimiyetçi sol, sol değildir. Örgütlerinin başında, Marksist Lesininist Komünist yazması bir şeyi değiştirmez.
Lenin’den bugüne kadar devrimci solun en temel mücadelesi emperyalizme karşıdır. Emperyalizmle uzlaşanlar da dönek solculardır. Yani onlar SOL değildir.
Hüsnü Mahalli neden kavramları doğru kullanmıyor? Bunun nedeni emperyalizmle uzlaşma dışında başka bir çözüm yolu düşünemediği içindir. AKP iktidarıyla Esad anlaşırsa, her şeyi unutur. Esad emperyalizmle uzlaşırsa Hüsnü Mahalli yine her şeyi unutur.
Marksist Leninistler ise, Suriye halkının tek kurtuluşunun örgütlenmekten geçtiğini söyler. Örgütlenerek Sosyalizm için mücadele ederek kurtuluşa ulaşabilir. Komşu halklarla, dünya halklarıyla dayanışma içinde özgürlüğüne kavuşabilir. Ancak Hüsnü Mahalli’nin ufku bu kadar geniş değildir. Bu nedenle emperyalizmle uzlaşarak, Türkiye oligarşisiyle uzlaşarak çözüm düşünüyor. Sola karşı bu pervasız üslubunun nedeni de buradan kaynaklanıyor.
Sonuç olarak, dünyanın en onurlu değerlerini savunan sola karşı dil uzatılmasına izin vermeyeceğiz. Faşizme karşı en kararlı direnişi gösteren, Avrupa’yı Nazi faşizminden kurtaran sola dil uzatılmasına izin vermeyeceğiz.
Emperyalizme karşı dünya halklarının birliği için canını feda eden sola karşı dil uzatılmasına izin vermeyeceğiz.
