3
MEZAR HAKKI DÜNYA HALKLARININ ORTAK GELENEĞİDİR!
ÖLÜLERİMİZE İŞKENCE, İNFAZLAR, KAYIPLAR BÜYÜYEN KORKULARININ KANITIDIR!
Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
Anadolu’yum ben,
Tanıyor musun?
Sayısız katliamlar gördü dünya tarihi, yeni sömürge olan ülkemizin toprakları da bundan en kanlı payını aldı. İnsanlarımız işkence tezgâhlarında öldü, cenazelerimiz tankların arkasında sürüklendi, ölülerimize bile işkence yapıldı, analarımızın ölü bedeni gözümüzün önünde soğudu sokaklarda. Patlamaya hazır volkanlar gibi bekliyor toplu mezarlar… Analar kapılarını kilitlemiyor hala; olurda oğulları bir gece gelir diye. Bir mezar istiyorlar çiçekler ekip dualar edebilmek için…
Yüzyıllar önce tragedyalara konu olmuş mezar hakkı. Babalarının vasiyetine göre Etokles ve Polineikes Thebai’yi dönem dönem yönetecektir. Ancak Etokles buna uymaz yönetimi devretmez, kardeşini sürer. Polineikes Argos ordusuyla şehrin kapısına gelir hakkını ister; ama iki kardeşte ölür. Tahta geçen Kreon’a göre Polineikes vatan hainidir Etokles kahramanlara layık bir törenle gömülmeli, Polineikes vatana ihanetten mahkûm edilmeli ve gömülmeden cesedi kurtlar kuşlar tarafından parçalanacak şekilde bırakılmalıdır. Halk tedirgin olur geleneklerinin çiğnenmesini istememektedirler: ama korkularından bir şey diyemezler. Sophocles’in tragedyası Antigone’nin ölümü göze alarak kardeşini gömmek için verdiği haksızlığa karşı savaşımını anlatır.
Yunan tragedyalarına göre her ölünün mezar hakkı vardır; çünkü savaşçı öldürdüğü düşmanın bedenine saygı duymuyorsa savaşı kaybetmiştir, ölüye saygı savaşı kazanmaya eşdeğerdir. Bazı kültürlerde toprağa gömülmeyen ölünün cennete gitme şansı yoktur. Anadolu kültürü de bunun çeşitli örnekleriyle dolu. Halk geleneğinin kopmaz bir parçasıdır, kültürümüzün toprağa kök saldığı yerlerdir mezarlarımız…
Anayasaya ve İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre de bu hak korunuyor gözüküyor. Mezar hakkı yalnızca ahlakın değil hukuk ve insanlığında geleceği, dünya halklarının ortak geleneği. İnsanların birbirlerinin dilini bilmediği en kanlı savaşlarda bile ölüleri almak için savaşa ara verilir: çünkü her kültürün farklı şekillerde de olsa ortak değeridir mezar hakkı.
Ölüye işkence yapmak, cenazeleri vermemek, kaybetmek neyin parçasıdır peki? Devletin kendi yasalarına göre bile öldürme hakkı yoktur, insan yaşamı kutsaldır. Kendi yasalarını bile hiçe sayanlar katliam ve infaz geleneğini hangi kültürden alıyor? Katletmek amacıyla özel silahlı birliklerle evlerimize giren maskeli adamlar, kimyasal silahlarla dağlarımızı bombalamak hangi yasanın buyruğu? Emperyalizmin ve sömürü düzenin, işbirlikçilerinin beslendiği tek manevi kaynak korkudur. Tükenmeyen, halktan beslenen ve candan cana devam eden ideolojimizden korkuyorlar… Öyle bir korku ki ölülerimizden, mezarlarımızdan, törenlerimizden, anmalarımızdan bile ölesiye korkuyorlar…
Tarih korkakları hatırlamaz. Kökü halka dayanmayan her şey yok olmaya mahkûm. Gece boyunca işkence edip, haftalarca darağacında bıraktığınız Sovyet kahramanı Zoya diğer adıyla Tanya’nın karlar üzerindeki fotoğrafı zihnimizden yok olmayacak: “Siz şimdi beni asıyorsunuz; ama yalnız değilim. Biz iki yüz milyon insanız, hepimizi asamazsınız” diye seslendi Tanya darağacından, haklıydı. Yıllar sonra başka bir savaşçı Arjantin doğumlu Haydee Tamara aldı bayrağı aynı Tanya kod adıyla, çıktı Bolivya dağlarına özgürlük için, adalet için. Bolivyalı askerler tarafından pusuya düşürülüp katledildi, yıllarca bulunamadı onun bedeni de. Che’yi katledenler korkudan ne yapacaklarını bilemediler ellerinden korktular. 30 yıl sonra bulundu komutanın elleri kesik bedeni, bir süre sonra da Tanya’nın. Che’nin elleri hala sömürgecilerin sırtında, 31 yıl sonra Tanya’nın mezarı komutanı Che’nin yanında. Tanya’nın annesi kızının küllerinin bulunduğu vazoyu öperken fısıldıyor “birgün kızımı gömeceğimi biliyordum” Küba halkı Arjantin dağlarında savaşan Bolivyalı Tamara’yı Kübalı Savaşçılar’la birlikte bağrına bastı. Katiller tarihin sayfalarına gömüldü…
Emperyalistler ve işbirlikçileri istedikleri kadar denesinler tarih göstermiştir ki halk geleneklerini, hele de dünya halklarının ortak değeri haline gelen mezar hakkını nice bedeller ödeyerek örmüştür, nice bedeller ödeyerek koruyacaktır.
ANTİGONE’DEN TANYA’YA, TANYA’DAN AND DAĞLARINA, AND DAĞLARINDAN DAĞLARIMIZA ADALET ARAYIŞI SÜRECEK. MEZAR HAKKI ORTAK MİRASIMIZDIR, NİCE BEDELLERLE KAZANILDI, NİCE BEDELLERLE KORUNACAKTIR!
KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ
