Home BlogHalkın Hukuk Bürosu Açıklama NO: 434 Tarih:04.07.2015

Halkın Hukuk Bürosu Açıklama NO: 434 Tarih:04.07.2015

by halkinkutuphanesi
0 comments
F TİPİNDEN DAHA “F” VAR MI?
ISLAH ETMENİN BİR BAŞKA DENEMESİ; SİLİVRİ HAPİSHANESİ
Silivri hapishaneler kampüsunde bu güne kadar yapılan son hapishane olmasının yanında ileri derecede tecrit uygulamaları bakımından da diğerlerinden ayrılan bir hapishane var.
Hapishane personelinin kendi arasında “9 no’lu” ya da F tipi dedikleri bu kampüsün ayrık duran dev binasında yalnızca “kapalı” diye yazıyor. Adına kapalı hapishane dedikleri bu hapishane Adalet Bakanlığının kendi tanımına göre BTOK (Belirli Bir Tipi Olmayan) Kapalı Ceza İnfaz Kurumuniteliğinde. Yani bir çeşit pilot hapishane.

Yanlızca belli tipte olmaması sebebiyle değil aynı zamanda bulundurduğu tutukluların niteliği sebebiyle de belli bir tipi yok. Adını ilk önce iktidarın paralel yapı olarak tabir edip geçmiş dönemde iç çelişkileri sebebiyle tasfiye ettiği polis ve yargı mensubu kişilerin bu hapishaneye getirilmesi ile birlikte duyurdu. Daha sonra bölge hapishanelerinden getirilen ve yasadışı silahlı örgüt davalarından yargılanan kişiler bu hapishaneye kapatıldı. Bunun üzerine polisler yaygarayı bastılar bizi örgütçülerle yan yana koyuyorlar çünkü bizi öldürmek istiyorlar diye. Bu tür tutukluların gerçekten de bugüne kadar kapatıldığı herkesten farklı hapishaneler olduğuysa bir gerçek.  Daha önce memurların kapalı tutulduğu bir hapishane olan Paşakapısı hapishanesini iktidar kavgası ilerledikçe yerini tecrit hapishanesine yani Siliviri L Tiplerine bıraktı. Derinleşen çelişkinin en son geldiği nokta ise özel bir tip tecrit uygulanan Silivri hapishanesi oldu.
Devrimcilerin yeri ise her daim insanlık dışı uygulamaların en fazla yaşandığı yerde hazırdı. Devrimciler bizi tutuklatıp hapis yatıran işkence yapan bu polislere aynı yere koymalarının hikmeti nedir diye düşünseler de yollarına baktılar. Nerede olursa olsun devrimcilerin doğruları vardır. Ölçüleri vardır. İnsanlık onuruna saldırının olduğu yerde yasa tüzük yönetmelik emir talimat dinlemezler. Onlar ilkeleri ve kurallarıyla birlikte şaşmaz bir ölçü olan insanlık onurunu direnerek korumaya devam ederler.
29.06.2015 Pazartesi günü Silivri Hapishanesi kampusunun bu tecrit hapishanesine gittiğimiz zaman aklımızda bu gerçek vardı. Müvekkillerimiz bizi çağırmışlardı demek ki insanlık onuruna saldırı vardı.
Müvekkillerimizin aileleri bize iki aydan beri görüş yapamadıklarını söylüyorlardı. Ve şimdi telefon yasakları da başlamıştı.
“TRETMAN diyorlar işte buna” diye anlatmaya başlıyoruz onlara. Hapishanede tutuklu bulunan siyasi tutsağa O’nu düşüncelerinden vazgeçirmek için uyguladıkları bir yöntemdir. Derler ki; hapishaneye uyum sağlar da bizi memnun edersen seni bazı haklardan yararlandırırız. Daha çok havalandırmaya çıkarsın. Hapishanede dolaşmana izin veririz. Sevdiklerinle telefonda görüşebilirsin. Spor yaparsın. Hapishanede ne imkan var ise hepsinden yararlanırsın. Üstelik senin iyi halli olduğunu bildirir bu hapishaneden erken tahliye olmanın da önünü açarız. Ama ilk ve tek şartımız bize uyum sağla.
Bir siyasi tutsak için hapishaneye uyum sağlamak ne demektir bilir misiniz? Siz bir başka düzenin özlemini kurar o başka dünya için yeni insan için mücadele ederken hapishane nizamına uyum göstermek ne demektir?
Hapishane der ki “yatış kalkış saatini ben belirlerim, kiminle konuşacağını ne kadar konuşacağını ben belirlerim, ne okuyacağını ne izleyeceğini ben belirlerim. Seni 24 saat izleyip rapor edeceğim. Sen bir hastasın, siyasi düşüncelerin seni hasta etmiş seni tedavi edeceğim bunun için sürekli izlemem lazım. Rapor etmem lazım”
Siyasi tutsak da der ki “HAYIR ben ıslah edilemem. Beni düşüncelerimden vazgeçirmeye çalışıyorsunuz. Beni zaten yasal ve kazanılmış olan haklarımdan yoksun ederek bana şantaj yapıyorsunuz. Düşüncelerim ve insanlık onuru söz konusu oluğu zaman hiçbir kolaylık ve rahatlık istemem. Gerekirse ölürüm ama insanlık onurunu çiğnetmem düşüncelerimden vazgeçmem”
Gerçekten de siyasi tutsak bu uğurda ailesinden sevdiklerinden uzak, kitapsız habersiz havalandırmasız yaşamayı göze alır. Hatta öyle zaman olur ki işkencecilere mihnet edecek hiçbir şey bırakmaz; Alın size ömür der.  Onursuz yaşamaktansa açlıktan ölmeyi tercih ettiğini göstermek için bedenini açlığa yatırır. İnsanlık onurunu bu kadar değerli kılan hiç kimse yoktur.  Dünyanın çivisi oradadır işte; sımsıkı çakılı durmaktadır.
Geçtiğimiz hafta Silivri hapishanesi sloganlarla inliyordu. Her hücrede zulme isyan vardı; bunun sebebi neydi birkaç gün sonra ziyarete gittiğimiz zaman  müvekkillerimizden öğrendik;
Aylık aramaya asker geldi. Bu şekilde aramayı kabul etmeyeceğimizi, askerin nezaret edebileceğini, ancak aramanın gardiyanlar tarafından yapılması gerektiğini söyledik. Bunun üzerine 60-70 gardiyan hücreye girdi.  Bizi zorla havalandırmaya çıkardı işkence ile ellerimizi ve ayaklarımızı çapraz şekilde ters kelepçeledi.  Bu halde bizi sürükleyerek süngerli odaya götürdüler. Orada da kelepçelerimizi çıkarmadılar. Yaklaşık 1 saat sonra bizi aynı şekilde hücreye geri getirdiler ve kelepçelerimizi hücreye getirdiklerinde çıkardılar. Bize işkence talimatını aramada hazır olan 2. Müdürlerden kısa boylu esmer biri verdi”
“ Aramaya geldiklerinde Cafer görüşteydi. Hücrede yaşananlar sırasında orada değildi. Buna rağmen görüş bittikten sonra onu da aynı şekilde kelepçeleyerek işkencelerle süngerli odaya attılar. Biz 8 kişiydik 4 erli gruplar halinde iki süngerli odaya attılar.”
“İki haftadır telefon hakkımız engelleniyordu. Sebebi maktu form olan telefonla görüşme dilekçesindeki “arz ederim” kelimelerini çiziyor olmaz. Biz çizdiğimiz için tartışma çıkıyor ve telefon hakkımız gasp ediliyordu. Biz de suç duyurusunda bulunduk. Bunun üzerine sorunu görüşmek üzere 1. Müdür hücreye geldi ve ne yaptığınızı bana da gösterin dedi. Bizde arz ederiz yazısını çizdik ve bunu yapıyoruz dedik.  O da bir şey değilmiş dedi ve gitti. Aynı gün (Çarşamba günü 24.6.2015) öğleden sonra arama bahanesi ile bize işkence yaptılar. Bizde bize yapılanları protesto etmek için Perşembe günü 1 günlük açlık grevi yaptık”
“Hepimizde gerek kelepçe izlerinden, gerekse de yaptıkları işkencelerden yaralar oluştu. Aynı gün tek tek revire çıkıp işkenceyi raporlattırdık”
“Bize işkence yapılırken başta PKK tutsakları olmak üzere diğer hücrelerde bulunan bütünsiyasi tutsaklar bunu protesto emek için kapı dövüp slogan attılar. Deyim yerinde ise hapishane inledi”
Hapishane idaresi özel hayatın gizliliğini ihlal edip kameralarla sizin yaşamınızı izlemeye başladığında,
Ayağa kaldırıp sizden sayım vermenizi istediğinde,
Postallarıyla girip en kaba haliyle sizi itip kakmaya başladığında, insanlık onuru yaralanır. Bunun tek ilacı vardır; DİRENMEK.
Siz rıza göstermezseniz zorla kimse insan onurunuza dokunamaz. Belki zorla ellerinizi kollarınızı bağlar size fiziki işkence yapar ama insanlık onurunuza dokunamaz. Çünkü siz rıza göstermemişsinizdir.
İşkenceci de sizin teslim olmadığınızı bilir. Amacına ulaşamamıştır. Size ceza verir ama başaramamıştır.
Ama her hafta çocuğunuzla ya da annenizle telefonda konuşmak uğruna, iyi hal raporu almak uğruna düşüncenize,  kişiliğinize yönelen saldırılara rıza gösterirseniz o zaman her hafta sevdiklerinizle konuşur belki erken tahliye de olursunuz. Ama insan onurunuz yara alır ve siz giderek buna alışırsınız.
İşkenceci amacına ulaşmıştır. Hapishaneden çıkan insan hapishaneye giren insan değildir artık.
Son sözümüz Silivri’nin belirli bir tipi olmayan hapishanesinin idarecilerine;
Size bu akılları veren ağababalarınıza sorunuz;
Bu yöntemlerle ıslah ettikleriniz bu hapishaneden çıkınca ne yaptı?
Bu yöntemlerinize direnerek bu hapishaneden çıkanlar ne yaptı?
Silivri’de kulaklarınızda çınlayan o ses ne diyordu;
İNSANLIK ONURU İŞKENCEYİ YENECEK!
HALKIN HUKUK BÜROSU
HALKIN HUKUK BÜROSU
Gürsel Mah. Kumlu Sok. No:13/10
Kâğıthane/İSTANBUL
Tel/Faks 0212 296 31 59

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode