2
16.04.2017 Pazar
Saat – 08.00
Büyük şemsiyemizin altındayız. Kemal Amca günlüğünü yazıyor. Özüm ve Ramazan bugünün pazar günü olması dolayısıyla kalabalık olacağını hesaplayıp oturma yerlerimizi gözden geçiriyorlar. Hava şimdiden çok sıcak.
Saat 08.22
Bugün hava çok güzel, Dersim’in en güzel Pazar günlerinden biri diyebilirim. Tabii ki bizler yine böyle güzel bir havada Seyit Rıza Park’ında, yerimizde ben, Özlem Abla, Kemal Amca oturuyoruz. Ramazan’ı eve gönderdim, ufak bir masa alıp gelecek, bir stant açıp dayanışma amaçlı tutsak ürünlerinden satacağız. Bugün referandum var, oyunu kullanan Seyit Rıza’ya gelir diye düşünüyoruz.
Saat – 10.08
Biz dün Hüsnü Yıldız’dan bahsettik, bol bol kulağını çınlattık, beş dakika önce kendisi geldi. Sıcak ve duygulu bir karşılaşma oldu, ne de olsa Hüsnü Yıldız. Kardeşi Ali Yıldız için Dersim’de ölüm orucuna yatan ilk direnişçimiz ve şu anda şimdi direnen Kemal Amca’yla sohbet ediyorlar.
Saat – 11.26
Günümüz Hüsnü Yıldız’ın iki günlük destek açlık grevi için direnişimize gelmesiyle yoğunlaşmıştı. Kemal Amca’yla bol bol sohbet ettikten sonra ellerinde karanfillerle gelerek direniş meydanımıza da kattığı yoğunluğu resimledik hep beraber.
Kerim Hoca’mız ve yine ihraç edilmiş bir diğer hocamız da var aramızda. Kerim Hoca, Hüsnü Yıldız ile bu konuda muhabbet ediyor.
Bu arada ağaç altında bir sigara molası vermişken, yakalanıyorum Özlem Abla’nın kamerasına.
Saat – 12.50
Güneş yakıyor ve biz kalabalık ziyaretçi gruplarımızla sohbetlerimizi sürdürüyoruz. Stant açtık bugün. Tutsaklarımızın hapishanede el emeği, göz nuruyla yaparak gönderdikleri bilezikleri, mektup kâğıtlarını, şiir panolarını, kolyeleri, tespihleri kırmızı örtülü masamızın üzerine hep beraber özenle yerleştirdik. Özüm arkadaşımız hem stanttan satış yapıyor, hem de bildiri dağıtıyor. Tutsaklarımız Kemal Amca’nın açlık grevi direnişine maddi katkıda bulunmak yani dayanışma amacıyla göndermiş yaptıkları elişlerini. Biz de masamızı bu doğrultuda isimlendirdik, ”dayanışma masası” dedik.
Bütün Özgür Tutsaklarımıza SELAM OLSUN!
Saat – 13.10
Frankfurt’tan Yusuf arkadaş Dersim Pertek’den bizi ziyarete gelmiş gelmiş, Muhabbet ederken Özlem Abla’yı Grup Yorum’un Almanya konserinden hatırladı, arkadaşımız Özüm’le de akraba oldukları ortaya çıktı. Muhabbetler edildi, anılar tazelendi.
Çocuklar cıvıl cıvıllar bu güzel havada Seyit Rıza Meydanı’nda. Koşturuyorlar doya doya ve heykelin etrafında dönerek oynarken Özüm ağabeyleriyle şakalaşıyorlar, masamıza gelip şekerleri görüyorlar ve biz de küçük dostlarımıza şeker ikram ediyoruz..
Saat – 14.30
Standımız açık, hava güzel, ziyaretçilerimiz oturmuş sohbet ediyorlar. Sarıgazi’den arkadaşımız Ramazan da bildiri dağıtıyor. Gazi’deki cenazelerin buraya gelip gelmeyeceği, gelirse ne zaman geleceği konusu pek açık değil. İnternet ve gazetelere bakıyoruz. Hem üzgün, hem öfkeliyiz boşu boşuna yaşamlarını yitirmiş gençlerimiz için.
Saat – 15.55
Biraz ortadan kaybolmaya gelmiyor, sağolsun arkadaşlar her fırsatı değerlendiriyor. Şöyle ki; geldiğimde koca bir torba dolusu şeker gördüm ve elbette bunlar nereden çıktı diye sordum. Özlem Abla hediye getirildiğini söyledi. Açtık şekerlerden bir kısmını, tattık, muhabbet ettik ve sordum; ‘peki bunun haberini yaptınız mı?”. Özüm’le Özlem Abla birbirlerine bakarak gülmeye başladılar. Tam; ”ben yokken haber yapmıyorsunuz” diye söylenmeye başlıyordum ki, meğer şekerler hediye değilmiş, Özlem Abla almış, kızarım diye, benden korkularına hediye demişler. Ben de hediye getirilmesini haber yapın deyince ‘nasıl haber yapacağız bunu’ diye birbirlerine bakıp başlamışlar gülmeye. Ya, böyle işte… Ben de güldüm tabii.
Kemal Amca’nın değişik şekerler yemesi iyi fikirdi elbette, Hüsnü Yıldız da aynı şeyi söyledi. Özlem Abla; ”ee, şekerleri hala haber yapalım mı?” deyince de, ”yapın ama benim iyi olmuş değişik şekerler aldığınız” dediğimi de yazın dedim. Güldük…
Saat – 16.45
Hafif yağmur çiseledi. Standımızı kaldırdık, hala çok ziyaretçimiz var, büyük şemsiyemizin altında oturuyoruz hep beraber.
Saat – 18.10
Günümüzü tamamladık. Öğrendiğimize göre Gazi’de cenazelere ve katılanlara saldırılar oluyormuş…
Akşamımıza öfke düşüyor!








