Home dersimDersim Direniş Günlüğü

Dersim Direniş Günlüğü

by halkinkutuphanesi
0 comments

Kemal Amca’nın Açlık Grevi Direnişi’nin 55. Günü

19.Nisan.2017 – Perşembe
Saat – 08.35
Hava yağmurlu olacak demişlerdi dün. Dersim bu… Tahminleri boşa çıkarttı, pırıl pırıl yakıcı bir güneşle başlıyoruz günümüze. Ramazan arkadaşımız elbette bizden önce gelmiş ve hazırlamış direniş yerimizi, sağolsun. Kemal Amca’yı yerine alıyoruz, limonunu evde içememişti, hemen bir limon sıkıp tuzla karıştırıyoruz, içiyor. Bugün 55. Günü açlık grevinde. Bu kaçıncı limon diye düşünüyorum bir an. Tansiyonunu ölçtükten sonra oturuyoruz hep beraber. İstanbul Gençlikten Ayhan arkadaşımız, Didem ve Ceren de katılıyor büyük şemsiyemizin altındaki sohbetimize. Şemsiye bu sefer güneşten korunmak için, yağıştan değil.
Saat – 10.40
Şehit ailelerimizden, şehidimiz Aysun Saban’ın babası İbrahim Abi’miz bizimle olacak bugün ve Kemal Amca’nın bütün cenazeleri alabilmesi için avukatımız Didem’e kendi payına düşen sorumluluğunu yerine getirerek vekalet verecek. İbrahim Saban’ın da Kemal Amca gibi daha önce ağabeyi ve şimdi de kızı olmak üzere iki şehidi var halkın özgürlük savaşına verdiği; ağabeyini daha Aysun doğmadan şehit vermiş. Kemal Amca İbrahim Abi’mizle merhabalaşırken;  şehitlerimize asla ağlamayacağımızı, onlarla onur duyacağımızı ve sahip çıkacağımızı söylüyor, iki baba sohbet etmeye başlıyorlar.
Saat – 11.20
Sezai Abi’miz… Her işin yolunda gitmesi için çabalayan, 19 tansiyonu ile sürekli koşturan, Kemal Amca’nın bir dediğini iki etmeyen Sezai Abi’mizle beraber bugün direnişe destek olmak için gelecek olan misafirlerimize yatak, yorgan, yastık alışverişi yaptık, şekerlerimiz bitmişti, şeker aldık. Bizim Ramazan’la birlikte başladığımız bir haftalık destek açlık grevimizin yarın son günü ve Sezai Abi’miz bizden devralarak bir aylığına destek açlık grevine başlayacak.
Kemal Amca’ya dün tutsaklarımızdan mektup gelmişti. Kemal Amca’mız, direnişteki gününü bitirdikten sonra evimize gittiğimizde hiç ihmal etmeden, düzenli olarak tutsaklarımıza mektup yazıyor. Tutsaklarımız da Kemal Amca’ya yazıyor, armağanlar gönderiyor ve desteklerini eksik etmiyorlar. Biraz evvel bir mektup daha gönderdik Kemal Amca’mızdan tutsaklarımıza. Bu satırları yazarken Haklıyız Kazanacağız’ı dinliyoruz Grup Yorum’dan.
Evet; HAKLIYIZ
Evet; KAZANACAĞIZ
Saat – 12.17
Bugün çok yoğun çalışılıyor yine. Ceren, Didem ve Eda Kemal Amca’ya açlık grevi direnişinin kaçıncı günde olduğunu yazacağı çok güzel bir pano hazırladılar.
Tamer Gürtaş dayımız yanımızda. Mimarlarımızdan Uğur arkadaşımız da geldi. Güler abla da ziyaretçilerimizden. Kayıplardan, faili meçhullerden söz ettik sohbetimizde.
‘’Gidin, katil olun! diyorlar çocuklarımıza, elindeki koskoca orduyu sevk ediyor ve cinayet işletiyor.’’ diyor Frankfurt’ta yaşayan aslen Dersim’li olan Muttalip isimli ziyaretçimiz. Mazlumlardan, Cevahirlerden söz ediyoruz. Din adına işlenen cinayetler, gündeme, Grup Yorum dinliyoruz konuşurken.
Saat – 13.00
Kemal Amca oturduğu yerden dövizlerinden birinin kaydığını görüyor. Daha evvel yazdık mı bilmiyorum, Kemal Amca, içerisinde günlüğünün bulunduğu torbasını ve her gün tarihini kendi elleriyle güncellediği dövizlerini kimseye bırakmaz. Kendisi taşır torbasını, kendisi yazar dövizine açlık grevindeki kaçıncı günü olduğunu ve dövizlerin her zaman aynı yerlerinde olup olmadığını titizlikle kontrol eder gün boyu.
Ben günlüğümüzü yazarken İbrahim Abi’miz geliyor yanıma. Bugün, geldiğinden beri gözleri buğulu İbrahim Abi’mizin. Uzun süredir bastırarak yaşadığı acıları, Kemal Amca’mızın direnci karşısında çözülüveriyor sanki. Aysun’un amcasının yani ağabeyinin resmini gösteriyor sohbete başlarken. Güneşin parlaklığından gölgeye kaçıyoruz resimlere bakabilmek için. Aysun’un resimlerine gidiyoruz albümde. ‘’Güzeldi’’ diyor, ‘’çok güzelmiş’’ diyorum. Aysun’un yüzündeki kararlılığı görüyoruz. ‘’Annesinin tarafına çekmiş’’, ama Aysun hep dedesi gibi yeşil gözleri olsun istermiş, bunu hatırlayarak gülüyor İbrahim Abi. Bu sırada avukatımız Didem geliyor. İbrahim Abi şehitlerimizin Kemal Amca tarafından sahiplenilmesine dair vekâlet verecek kendi adına. Şehitlerimize sahip çıkmak üzere sürdürülen çalışmalar tüm hızıyla sürecek.
Bünyamin Hoca geldi her zamanki gibi. Birçok başka ziyaretçimiz de var yanımızda. Hava biraz serinledi, Ramazan ve Ayhan sıcacık çay yaptılar hepimize, oturuyoruz büyük şemsiyemizin altında.
Birden bire, son cümlemi yazmıştım ki bir hareketlilik oldu. Başımı kaldırdığımda büyük şemsiyemiz yoktu yerinde. Sert bir rüzgâr ters çevirerek, almış götürmüş arka bahçeye fırlatmış koskoca şemsiyemizi. Büyük şemsiyemiz tepe taklak ağacın üzerinde takılmış duruyor. Şaşkınlık sonrası hep birlikte seferber olundu, Ayhan ağaca tırmandı, Sezai Abi’miz parmaklıkların üzerine çıktı, Ramazan şemsiyenin çadır tarafıyla boğuştu, Uğur ve diğer arkadaşlar da yardımcı oldular ve büyük şemsiyemiz elbirliği ile kurtarıldı. Bu telaşın arasında ben de fotoğraf ve video çekimiyle katıldım çalışmalara. Kemal Baba’mız da rüzgârla düşen dövizlerini düzelttikten sonra sakince oturduk yerlerimize, olayı konuşmaya başladık bile.
Saat – 14.20
Avukatımız Didem ve İbrahim Abi’miz savcılıktan döndüler. Dersim’de düşürülen helikopter nedeniyle adliyede işler çok yoğun olduğundan savcıyla görüşememişler ama görüşülene kadar her gün savcılığa gidilecek.
İbrahim Abi yanımda yine, Aysun’un çok sevdiği yeşil gözleriyle babasının bir resmini daha bulmuş, göstermek istemiş. Oturmasını söylüyorum yorulmaması için. ‘’Ben yorulmam, her gün ayakta çalışmaya alışkınım, çöpçüyüm ben’’ diyor ve albümden bir resmini seçerek gösteriyor; ‘’Burada bak, süpürgem de var’’ diyor. Sonra bir diğer resmi açıyor, bu resimde sadece portakallar var, bir diğerinde de sadece kavunlar; ‘’Pazarcılık da yapıyorum ben.’’ Diyor. Ticarette iyi para olduğundan konuşuyoruz.  ‘’Aysun da gelirdi pazara benimle. Hatta bir anım var, hiç unutmam. Bir gün yine pazarda kavun satıyorum. Kavunlar tatsız çıktı, satılmıyor. Gittim, iki tatlı kavun aldım. Kestim koydum tezgâha, müşterilere tattırıyorum ve tatsız kavunlarım satılmaya başlıyor. Aysun gördü ve dedi ki; ‘’Baba, sen sosyalistsin, devrimcisin, ne yapıyorsun?’’ ve gitti, bıraktı gitti. Hiç unutmam bunu.
Saat – 14.54
Kemal Baba limonunu kendisi almış, sıkmış, tuzunu koyarken gördüm. Bugün biraz geç içecekti, sabah geç içmişti çünkü limonunu. Unutmuş olduğumuzu düşünmüş olacak ki kendisi hazırlamış, bu da sağlığı konusunda dikkatli olduğunun göstergesi. 55. Gün bugün, zaman ilerledikçe Kemal Amca’nın sağlığı konusunda çok daha dikkatli olmak zorundayız. Çadır kurmamıza izin verilmediğinden, Kemal Amca’nın gün boyu dinlenebilmek için biraz olsun uzanabilme şansı yok. Birazdan tansiyonunu ölçeceğiz. Bünyamin Hoca yine aramızda. Özlem Hoca diye bir arkadaşı da bir meslektaşlarının kızı olan Rosa ile birlikte geliyor, Rosa ellerinde gülleriyle oturuyor yanımıza, isminin anlamının da gül olduğunu söyleyerek başlıyoruz sohbetimize ve Grup Yorum dinliyoruz.
Sezai Abi’miz bugün de televizyonla uğraşıyor. Evde antenle ilgili bir sorun var, bakalım hallolacak mı? Sezai Abi’miz dün Kemal Baba’ya bir radyo aldı. Akşam evde Eda, ben ve Kemal Amca duygusal bir sohbetten sonra türküler dinledik Kemal Baba’nın radyosundan.
Saat – 15.08
Yol dar, iki yanına hatta önüne ve ortasına park edilmiş arabalarla darlaşmış bir yol. Meydanın hemen ortasından geçen bu yoldan sola sapak var. Bir akrep geliyor sapak istikametine doğru. Ve önce ’bohöö bohöö’ kornasıyla sonra da canhıraş sirenleriyle sabırsızca önündeki kamyonetin derhal çekilmesini emrediyor. Kamyonetin çekilebileceği, akrebe yol verebileceği hiçbir yeri yok. Kim o akrebi kullanıyorsa, o da görüyor bunu. Ama fark etmiyor, canhıraş sireniyle korkutarak ikazına devam ediyor. Küçük bir şey değil bu, faşizmin etkili metotlarından sadece bir tanesi. Kontrolünü ve küstahlığını hatırlatmak zorunda hisseder kendini faşizm, her fırsatta.
Sezai Abi’miz geldi, Kemal Baba’nın televizyonu ne yazık ki olmamış. Apartman yöneticisi ile çözülmesi gereken bir anten sorunumuz var ve yöneticiyi bulmak mümkün olmamış.
An itibarı ile, Eda hepimize Yürüyüş Dergisinden Kemal Baba için yazılmış çok güzel bir yazıyı okuyor. Çıt çıkartmadan dinliyoruz ve duygulanıyoruz.
YAZIYI OKUMAK İSTEYENLER İÇİN LİNK (SAYFA 8-9):
https://t.co/bxqApXVgGf
Saat – 15.30
Küçük arkadaşımız İdil geldi yine annesiyle. Sezai Abi’mizin şeker düşmanı dediği kadar var. Birlikte şeker yedik, şekerleri düzenledik.
Saat – 16.50
Avukatımız Didem ve öğrenci arkadaşımız Ceren biraz evvel veda ederek ayrıldılar aramızdan. Yarın İzmir avukatlarımızdan Aycan arkadaşımıza merhaba diyeceğimizi öğreniyoruz. Geldiklerinden beri, bir dakikalarını dahi boşa harcamamaya özen göstererek koşuşturan Didem ve Ceren arkadaşlarımızı çok özleyeceğiz.
Saat – 19.00
Ayhan geldi ve toplanmak üzere olduğumuzu haber verdi. Ben günlüğümüzü yazarken de ziyaretler devam etmiş, beş kişilik bir grup halinde üniversite öğrencileri gelmiş. Yarına hazırlanmak üzere evlerimize gideceğiz birazdan…

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode