12
Dillerimiz Ayrı da Olsa Acımız, Öfkemiz Ortak
Yüreklerimiz Her bir Kıtadan Birlikte Atar!
Katliamlar Karşısında Anti-emperyalist Cepheyi Büyüterek Direneceğiz!
12 Ekim 2016
Sabah erken kalkıp yola koyulduk. Antep Amed arası 3,5-4 saat…
Amed’e girerken tüm araçları çeviren akrepleri, özel hareket polislerini görünce, hepimiz daha çok hissettik Kürdistan’da olduğumuzu. Antep’teki patlamayı konuştuğumuz ailelerin anlatımları aklımızda… Bir katliam bölgesine daha giriyoruz… Şehir merkezine gelince Av. Behiç Aşçı bizleri karşıladı. İlk görüşmemize yarım saat var, çaylarımızı içeceğiz sohbet edebileceğimiz bir yere oturuyoruz. Behiç Abi bize önce Sur direnişini, 150 gerillanın 108 gün süren direnişi ve karşısında devletin deniz kuvvetleri dışındaki tüm teşkilatlarını seferber etmesine rağmen içine düştüğü yenilgiyi anlattı. Sur’un şimdi bir tarafı beton bloklarla kapatılmış, yıkılmış. Bir tarafı umursamaz turistik eşya satan hanlar hamamlar… Yani karşımızda tüm çelişkileriyle duran bir Amed…
Baroya gittiğimizde adalet okulu öğrencileriyle tanıştık beklerken… Her yerde Tahir Elçi’nin resimleri var, gelen heyete daha ayrıntılı anlatıyoruz Tahir Elçi’yi.
Yeni seçilen Baro başkanı ve Mezopotamya Hukukçular birliğinden Serhat Karaşıh bize sokağa çıkma yasağında yaşanan hak gasplarını anlattı. Sur’daki evlerin {ea7591739b6353df47e17b3996a6afa9d982ebb2e879a27f867b6fb65d99b46a}80’inin kamulaştırıldığını anlattılar. Sokağa çıkma yasaklarıyla halkın göçe zorlandığını söylediler. Antiemperyalist Cephe Heyetindekilerin Avrupalı olmasından hareketle de Avrupa devletlerinin AKP karşısında durmadığından yakındılar… Heyetteki İtalyanlar ise Tayyip Erdoğan’ın 6.000 teröristin öldürüldüğü söyleminin İtalya başkanı tarafından alkışlandığını, katliamların karşısında yalnızca halkların durabileceğini vurguladı.
Daha sonra DTK’yı ziyaret ettik. Buradaki görüşmelerimizde ziyaretimizin onlara güç verdiğini belirttiler. 2 Gün içinde yüzlerce üyelerinin gözaltına alındığını vurguladılar. Buradaki ziyaretimizin asıl amacı katliamlar karşısında dayanışmayı büyütmek olmasına rağen antiemperyalist cephe heyetinin AB tarzı bir örgütlenme gibi algılanıp, DTK’lıların Avrupa devletlerinden daha çok destek beklediklerini söylemeleri üzerine bu kez de Yunan dostlarımız devlet düzeyindeki söylemlerin hem kendi halkına hem de Kürt halkına propaganda amaçlı olduğunu, SYRIZA’nın da Tayyip Erdoğan ile Kürt halkına yapılan katliam konusunda herhangi bir etkisinin olmadığını, emperyalistlerin karakterinin asla değişmeyeceğini anlattılar.
Ardından Bağlar ilçesindeki esnafları ziyaret ettik. 1 hafta süren sokağa çıkma yasağı ve polisin yaptığı katliamları anlattılar. Tarihi geçmiş gazlar, “teknik arıza” bahanesiyle güpegündüz katledilen insanlar, PKK militanı olduğu gerekçesiyle oracıkta katledilen köylüler… Amed’de yaşananların en somut halini biz esnaflardan, mahallenin insanlarından, ters çevrilmiş boya kutularının üzerinde otururken dinledik. Katliamın yarattığı izler çok derin, ama öfkeden hesap sormadan çok Avrupa’dan yardım beklenmesi, katliamı birebir yaşayan bir halkın hala Avrupa ve BM emperyalistlerinden Tayyip Erdoğan’a baskı yapılmasını beklemeye itilmesi bu halka yapılabilecek en büyük haksızlık…
En son Amed Halkın Hukuk Bürosuna geçtik. Herkeste yorgunluğun üzerine eve gelmiş olmanın mutluluğu… Behiç Abi de bizlere Halkın Hukuk Bürosunun neden özellikle Bağlar’da kurulduğunu ve Adalet Okulunu anlattı. Yemeğin ardından Adalet öğrencileriyle sohbet başladı. Sur direnişi, Amed’deki katliam sebebiyle Kürdistan’da bulunmamıza rağmen gençlerin bir kısmı heyettekilerle daha çok Rojova ve Kobane üzerine, dünyada savaşan tek anti-emperyalist örgütün PKK olduğunu kabul ettirme üzerine konuşmaya gelmişti. Daha sonra Behiç Abinin haklı uyarısıyla gençler kendi yaşadıklarını anlatmaya başladılar.
12 Ekim akşamı uçakla İstanbul’a geçtik…
13 Ekim
Aynı gün içinde iki şehir değiştirdiğimiz bu sıkıştırılmış ziyaretlerin en sonunda Gazi’deydik. Gazi’de önce 7 Eyüp Baş Sempozyumuna ev sahipliği yapan Hasan Ferit Gedik Uyuşturucu ile Savaş ve Kurtuluş Merkezindeydik. Burada bize Gazi üzerinde yoğunlaşan saldırıları ve egemenlerin ortadan kaldırmaya çalıştığı değerlerin önemini anlattılar. Uyuşturucu emperyalizmin en büyük yozlaştırma silahı… Bu sorunla nasıl savaştığımızı, halkla kurduğumuz bağları anlattı Hasan Ferit çalışanları… Buradan ayrılırken Hasan Ferit çalışanları, bugün katliam karargâhına çevirmeye çalıştıkları binalarından asla vazgeçmediklerini, ancak alacağımız güne kadar da kendi alternatiflerini yaratacaklarını anlattılar. Anti-emperyalist Cephe heyeti ise ülkelerine döndüklerinde orayı geri almamız için kendilerinin de savaşacakları sözünü verdiler.
Hasan Ferit çalışanları ve aileleriyle yaptığımız toplantının ardından yıkılan yerleri tek tek gezdik. Halk Meclisini, çay bahçesini ve taksi durağını ziyaret ettik. Halk Meclisinin çalışma biçimini, yıkımla çalışmalarının durdurulamayacağını anlattık.
Yenilen yemeğin ve Amed için yenilen tatlının ardından Gazi mezarlığını ziyarete gittik. Dayıyı ve diğer şehitlerimizi ziyaret ettik.
Mezar ziyaretinin ardından ise Çayan mahallesine ve TAYAD’a gittik. Gittiğimiz her yerde tarihimiz ve değerlerimizi anlattık. Tarihimizden, şehitlerimizden aldığımız güçle emperyalizme karşı Anti-Emperyalist mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz!
