8
Dev-Genç 48. yılını Küçük Armutlu mahallesindeki Tepe Meydanı’nda kutlayacak.
Türkiye’deki sol hareketler arasında en köklü olanlardan biri de tartışmasız Dev-Genç. Son yıllarda kurumlarına çok sayıda operasyon yapılmasına rağmen hala mücadelelerini sürdürüyorlar. Son yapılan polis operasyonu sonrasında kurumları darmadağın edilmesine karşın onlar bu şenliği düzenlemekte oldukça ısrarlı görünüyor. Biz de 48 yıllık mücadele hayatlarına birçok şeyi sığdıran Dev-Genç ile yapacakları şenlik ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.
Muhabir: Dev-Genç 48 Yıldır Bu Ülkede Mücadele Veriyor. Tarihinizi Ve Mücadelenizin Amacını Kısaca Özetler Misiniz?
– Dev-Gençli: Sizin de dediğiniz gibi Dev-Genç Türkiye devrim mücadelesinde anti-bilimsel, anti-demokratik, paralı eğitime karşı mücadele eden bir gençlik hareketidir. Yalnızca gençlik hareketi olarak kalmayıp, ülkedeki zamlara, emperyalist işgale, sömürücülere karşı mücadele eden bir harekete dönüşmüştür. Dev-Genç bugünün Pir Sultan’ı, Börklüce’si, Karayılan’ıdır. Yani bugün emperyalizme karşı verilen mücadelenin sınıf savaşçısıdır.
Muhabir: Bu sene Dev-Genç olarak 48. yılınızı kutlayacaktınız. Sizinle öncelikli olarak bu konuya dair bir röportaj yapacaktık. Ama derneğinize bir operasyon daha düzenlendi ve dernek binanız neredeyse kullanılmaz hale getirildi. Son zamanlarda da bu operasyonlar ve yıkımları çokça yaşadınız. Sizce neden bu kadar çok baskı altındasınız?
– Dev-Gençli: Biraz önce de söylediğimiz gibi Dev-Genç bugün emperyalizme karşı verilen sınıf savaşının yılmaz-yorulmaz savaşçısıdır. Ve bugün emperyalizm dünya halklarını teslim alabilmek için ezilen halkların öncüsü olan, onların önünde her zaman siper olan bir hareketi de baskılarla, baskınlarla vb. saldırılarla teslim almaya, kendi politikalarını dayatmaya çalışıyor. Evet, 8 ay içerisinde kurumumuza 8 kere baskın oldu. Onlarca kişi gözaltına alındı, işkence gördü ve tutuklandı. Dernek binamız her baskından sonra bir harabeye çevrildi. Faşizmin saldırılarını her türlü boyutuyla gördük. Tuvaletlere çimento dökülmesinden tutun kadınların özel eşyalarının üzerine yapılan ahlaksızlıklara kadar birçok şeye tanık olduk. Bunlar bizi yıldırmak yerine daha da sınıf kinimizi arttırdı, mücadeleye ve mücadele etmenin zorunluluğuna bizi daha da inandırdı. Defalarca kez dernek binamızda asılı olan pankartları sökmeye sanki savaşa gelirmiş gibi onlarca zırhlı araçla ve itfaiyelerle geliyorlardı. Biz de her defasında bunu direnişle karşıladık. Boya dolu şişeler, her baskın sonrasında oluşan molozlar bizim silahımız oluyordu. Yani bir metrelik pankartı sökmek için bile en az bir saat uğraşıyorlardı.
Muhabir: Bu artan baskılara karşı nasıl bir politika izleyeceksiniz?
– Dev-Gençli: Direniş, tarihsel ve siyasal olarak bir zorunluluktur. Geçmişte ne yaptıysak şimdi de aynısını yapacağımızı, yani direnişi örgütleyeceğimizi, bu baskıları da, AKP faşizmini de tarihe gömeceğimizi ilan ediyoruz. 2016 yılında düzenlenen Eyüp Baş Uluslararası Emperyalist Saldırganlığa Karşı düzenlediğimiz sempozyumda bir konuğumuz bize şöyle bir soru yöneltmişti: “Büyük aileniz her açıklamasında sizden, yani Dev-Genç’ten övgüyle bahsediyor. Peki siz bu misyonun altını doldurabiliyor musunuz?” O zaman verilen cevap da şu şekildeydi: “Bizler Dev-Genç’liler olarak bu misyonun farkındayız. Üzerimize düşeni fazlasıyla yapıyoruz.” Evet, biz bu misyonun dağlarda Aysun, Bünyamin; şehirlerde Sıla, Bilgehan olup altını dolduruyoruz. Üniversitelerden liselere, yoksul gecekondu mahallelerinde yaşayan gençlere kadar ülkemizin tüm gençliğini emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçisi olan faşizmin saldırılarına karşı koruyacak; onları faşizme ve emperyalizme karşı savaştıracağız. Bu bizim, kendimize biçtiğimiz misyondur.
Muhabir: Şenliğinizi nerede düzenleyeceksiniz? Nasıl bir planlama yaptınız?
–Dev-Gençli: Şenliğimizi Küçük Armutlu mahallesindeki Tepe Meydanı’nda yapacağız. Şenlik için çalışan arkadaşlarımız son baskında gözaltına alındı ve tutuklandı. Biz de bu şenliği bir namus ve onur meselesi bildik. Biraz önce de söylediğimiz gibi biz tarihsel ve siyasal olarak misyonumuzun farkındayız ve bu misyonun altını dolduracak bir şenlik düzenleyeceğiz. Çalışma yürüttüğümüz mahallelerde, üniversite ve liselerde bunun çağrısını yaptık. Tamamını kendimizin örgütlediği çocuk korosu, Dev-Genç korosu ile bu şenliğimizi yapacağız. Halaylar çekecek ve bize tarihimizin en acı sürecini yaşayacağımızı söyleyenlere karşı Dev-Genç marşını haykıracağız.
Muhabir: Geçen sene de yapmak istediğiniz şenlik engellenmiş, polis saldırısı yaşanmış ve çatışmalar çıkmıştı. Bu seneki şenliğinize yönelik bir saldırı gerçekleşeceğini düşünüyor musunuz? Saldırı olursa cevabınız nasıl olacak?
– Dev-Gençli: Faşizmin olduğu bir ülkede şimdi basın açıklaması yapmak, en basitinden hak aramak bile suçtur. Geçtiğimiz sene düzenlenen 4.Sanat Festivali’nden sonra bir köşe yazarı yazmış olduğu yazısında şöyle diyordu: “Gün aşırı saldırılara da uğrasalar, kurumları da basılsa, yöneticileri sokaktan kaçırılsa da bunlar festivallerini, şenliklerini her zaman yapıyorlar.” Bu söylenenler, bizi dört gözle izleyen halkımızın düşüncesidir aslında. Bu sene de saldırı olursa geçen seneki gibi direnecek, mahallemizde AKP’nin katil polislerinin terör estirmesine izin vermeyeceğiz. Burası Küçük Armutlu Mahallesi. Burası bizlere Hüsnü İşerilerin, Şenay Gülsümanların, Dev-Gençli yoldaşımız Zeynep Arıkan Gülbağ komutanımızın mirasıdır. Bu mahalle direnişimizi de saldırıları da kaldırabilecek bir mahalledir. Ayrıca bu mahalledeki yıkım tehdidine karşı da halka can olacak bir şenlik olacaktır.
Muhabir: Bildiğiniz gibi Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, işlerini geri istedikleri için girdikleri açlık grevinde 250 günü geride bıraktılar. Onlar için siz de sürekli çalışma yürütüyorsunuz. Sizce talepleri kabul edilecek mi? Kabul edilmesi için halkın ne yapması gerekir?
– Dev-Gençli: Taleplerin kabul edilmesi onların ve bizim zaferi kazanmamız demektir. Biz bu zaferi zaten öğretmenlerimizin direnişinin haklaşması, halkı savaştırmasıyla zaten kazandık. Nuriye ve Semih hocanın taleplerinin kabul edilebilir olmasına rağmen AKP faşizmi onlardan öç almaya çalışıyor. Onların OHAL sürecinde başlattıkları direnişin zaferle sonuçlanması demek, AKP faşizminin defalarca yaşadığı siyasi yenilgiyi bir kez daha tatması demektir. Biz de üzerimize düşeni yapıyoruz. Kitle çalışmaları, otobüs konuşmaları, duvar yazılamaları ile direnişi en sağır kulaklara bile duyurmaya çalışıyoruz. Onlar için yapılan binlerce eylemde bizim de payımız var. Ve biz 48 yıllık tarihimiz boyunca neyin yakasına yapıştıysak onu koparıp aldık. Bunu da alacağız. Nuriye ve Semih öğretmenlerimizin işlerini almaları için mücadeleyi daha da yükselteceğiz.
#48yıldırsürenkavga
#48yıldırsürenkavga
