9
Açıklama No: 504 Tarih: 17.10.2016
HALKIN HUKUK BÜROSUNA YÖNELİK SALDIRILAR MEŞRULUK BİLİNCİMİZİ KÖRELTMEYE YÖNELİKTİR.
HALKIN AVUKATLIĞINI AHLAKİ, KÜLTÜREL İDEOLOJİK SİYASİ SALDIRILARINIZ ALTINDA SÜRDÜRMEYE DEVAM ETTİK EDECEĞİZ.
FAŞİZM YIKILANA İNSAN ONURUNA UYGUN BİR SİSTEM İNŞA EDİLENE KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK
Büromuz kurulduğu 1989 yılından beri halkın, hak ve özgürlük mücadelesi verenlerin safında demokrasi ve adalet mücadelesini sürdürmüş ve 27 yıllık tarihinde içinde ölüm de olmak üzere sayısız bedel ödeyerek bu günlere gelmiştir.
Bu bedeller, mücadele ettiğimiz sistemin karakteri ve bu sisteme karşı cepheden yürüttüğümüz uzlaşmaz mücadele ile ilgilidir. Sadece son birkaç ay içinde teşhir ettiğimiz işkence vakası, takip ettiğimiz gözaltı sayısı, savunduğumuz hak ve özgürlük mücadelesi değerlendirildiğinde neden bu saldırıların muhatabı olduğumuz kendiliğinden anlaşılır.
Bakın sadece son bir haftanın dökümünü veriyoruz;
– 10 Ekim 2016 Pazartesi günü Silivri Hapishanesi’nde işkenceye uğradığı bilgisi verilen Sevcan ADIGÜZEL ve Kübra SÜNNETÇİ hakkında verilen bilgileri paylaştık.
– 11 Ekim 2016 Salı günü yani olayın hemen ertesi gününde hapishaneye giderek, sözkonusu bilginin gerçekliğini araştırdık. İşkenceye uğrayan müvekkillerimizden ve arkadaşlarından olay anlatımlarını dinledik.. Yine aynı gün Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’ne giderek sosyal medyada işkence ile kafasının kırıldığına dair bilgilerin paylaşıldığı Ali Osman Köse ile görüştük, yaşadığı işkenceyi kendisinden dinledik.
– 12 Ekim 2016 Çarşamba günü, durumu derli toplu bir biçimde anlatan ve Adalet Bakanlığı’na sorumluluğunu hatırlatan, işkencelerin cezasız kalmayacağını ifade eden bir açıklama yayınladık. Sevcan Adıgüzel’e iğne batırılarak, memeleri sıkılarak yapılan işkenceyi; Kübra Sünnetçi’nin kolundaki şişme ve ağrıyı, bunun nedeninin kırık olabileceğini anlattık.
– Aynı gün Armutlu’da evinin içinde özel harekât polisi Yüksel MOĞULTAY’ın tek kurşunuyla katledilen Dilek DOĞAN’ın katilinin yargılandığı davanın duruşmasındaydık. Görüntülerin kesildiği ve delillerin yok edilmeye çalışıldığını tespit ettik ve bu bilgileri basınla paylaştık. Anahaber bültenlerinde, gazete manşetlerinde paylaştığımız bu bilgiler yer aldı.
– Aynı gün 12 Ekim 2016 Çarşamba, günü Maltepe Çocuk Hapishanesi’nde tutuklu bulundurulan müvekkilimiz Hakan İnci’nin sayımda ayağa kalkmadığı gerekçesiyle işkenceye uğradığı, bu nedenle tekli hücreye konulduğu buna karşılık müvekkilimizin de açlık grevine başladığını öğrendik. Öğrenir öğrenmez Maltepe Çocuk Hapishanesi’ne giderek hapishane idaresiyle görüştük ve müvekkilimizin uğradığı işkencelerin son bulması için girişimde bulunduk. İşkenceyi önlemek isteyen meslektaşımız Günay DAĞ, aynı işkencelere maruz kaldı.
– Yaşanan bu durumları teşhir eden ve işkenceyle, dava tehdidiyle, tutuklamayla, gözaltlılarla bizi yıldıramayacaklarını kaleme alan bir açıklama yayınladık.
– Aynı gün mensubu olduğumuz Çağdaş Hukukçular Derneğine üye meslektaşlarımız, durumu teşhir eden ve işkenceyi mahkûm eden yazılı açıklamalar yayınladılar. Baro yönetim kurulundan üç avukat ve ÇHD İstanbul şubesi üye ve yöneticilerinin olduğu on kadar avukat meslektaşımız akşamın geç saatleri olmasına rağmen Maltepe Hapishanesine giderek hapishane idaresiyle ve Hakan İnci’yle görüştüler.
– 13 Ekim 2016 Perşembe günü, Kartal Adliyesi’nde bu saldırıyla ilgili basın açıklaması ve suç duyurusu yapıldı. Durum protesto edildi. Yine aynı saatlerde Ankara adliyesi önünde, meslektaşlarımız kitlesel basın açıklamaları yaptılar.
– 14 Ekim 2016 Cuma günü, Maltepe Hapishanesi önünde işkenceyi protesto ve oturma eylemi yapıldı. ÇHD Gaziantep ve Bursa Şubeleri de benzer basın açıklamaları organize ettiler. Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu da açıklama yaparak meslektaşımıza yönelik saldırıları kınadılar.
– Adalet Bakanlığı bu derece teşhir olmuş avukata işkence vakası karşısında ilgililer hakkında soruşturma açıldığını duyurdu. Ancak dört duvar arasında yaşanan ve bizim teşhir ettiğimiz işkenceleri inkâr etme yoluna gitti. İnkâr ederken bile suçlarını ele veren gerçekdışı açıklamalar yaptı. Adalet Bakanlığı’nın bu açıklamalarına da yazılı olarak cevap verdik. İşkenceyi yaptıkları bu açıklamalarla meşrulaştırdıklarını ilan ettik.
– 14 Ekim 2016 Cuma günü, Silivri Hapishanesi’ nden müvekkillerimiz aileleriyle yaptıkları telefon görüşmesinde saldırıya uğradıklarını ve yapılan işkenceleri anlatmak istemişler, bu nedenle telefon görüşmeleri kesilmiştir. Bu durumun öğrenilmesi üzerine aynı gün meslektaşımız Silivri Kapalı Hapishanesi’ne gitmiş, saatler süren uğraşlar sonucu kasığına tekme atılarak, kanama yaşamasına yol açılan Müvekkilimiz Aysu Baykal’ın durumu ile ilgili bilgi edinilebilmiştir. Hapishaneden hücre arkadaşının verdiği bilgiye göre kanaması hala devam etmekteyken, müvekkilimiz Aysu Baykal hastaneden hapishaneye geri gönderilmiştir.
– Aysu Baykal nakil yoluyla kazandığı tek böbrekle yaşayan hasta bir tutsaktır. Bu nedenle kanama yaşaması hayatını kaybetmesine yol açıp geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilecektir. Bu nedenle durumu teşhir eden bilgiler paylaştık. Bu konu üzerinde bu kadar hassasiyetle durmak zorunda oluşumuz onurlu yaşam hakkını koruma sorumluluğumuz nedeniyledir.
– 15 Ekim 2016 Cumartesi günü, Aysu Baykal’ın annesinin Ankara’dan gelişiyle beraber, durum Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Derneğince (TAYAD), Galatasaray Lisesi önünde yapılan basın açıklamasıyla teşhir edilmiş, basın açıklaması sonrası büromuzdan üç avukat ve anne, Aysu BAYKAL hakkında bilgi almak için Silivri Hapishanesine gitmiştir. Aysu Baykal hükümlü statüsündedir ve bu nedenle tutuklu statüsünde bulunan hücre arkadaşından bilgi alınmak istenmiş ancak, saat 22.00 de hapishaneye giriş yapmadınız bahanesiyle yasadışı bir biçimde tutuklu statüsündeki müvekkilimizle görüşme yapmamız engellenmiştir.
– Meslektaşlarımız saat 22.00’dan önce görüş kabul mahallinde olduklarını, öyle olmasa bile bu sınırlamanın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu belirtmişlerdir. Ancak verilen cevap değişmemiş, gardiyanlar, kanuna aykırı emir veren başsavcının talimatına uyduklarını söylemişler, saat 24.00 dan dan sonra da bekleme salonunda bekleyemeyecekleri kendilerine söylenmiştir. Avukatlarımız ise avukatlık yapma haklarının gasp edildiğini, hak gaspının başladığı yerde direnme hakkının doğacağını belirterek, kendi ayaklarıyla ayrılmayacaklarını, hukuk dışı uygulamalara direneceklerini söylemişler, 24.00’ dan sonra da jandarma marifetiyle yerlerde sürüklenerek hapishane kampüsünün dışına atılmışlardır. Bu müdahale sonrası Av. Oya Aslan’ın sol gözünde ve kollarında, Barkın Timtik’in kollarında morluk ve ağrılar mevcuttur.
– 16 Ekim 2016 tarihinde Av. Günay Dağ ve ÇHD Genel Merkez yöneticisi Av. Güray DAĞ, Aysu Baykal’ın durumunu netleştirmek için yeniden Silivri 9 No’lu Kapalı hapishanesine gitmişlerdir. Aysu Baykal’ın tutuklu durumdaki hücre arkadaşı ile görüşmek için, bir buçuk saat boyunca tartışma yürütmüşler, Av. Günay DAĞ görüştürülmeyeceği şeklindeki cevap üzerine, kayıt işlemlerinin yapıldığı banko üzerine çıkıp oturarak durumu protesto etmiştir. Bu protestolar üzerine müvekkilimizle görüşme yapması mümkün olmuştur.
– 16 Ekim 2016 günü Ankara Barosu Genel Kurulu’nda bizzat işkencelere katılıp işkence talimatları veren savcı eskisi Nuh Mete YÜKSEL, avukat kitlelerine kimliği açıklanarak teşhir ve protesto edilmiştir.
Yine bu hafta boyunca haklar ve özgürlükler ve adalet için halktan yana bir baro isteğiyle bildiri dağıtımlarımız, avukatlarla sohbetler, basın açıklamaları, büro ziyaretlerimiz sürmüş, mesleki faaliyetlerimiz de devam etmiştir.
Yukarıda sadece geçtiğimiz bir hafta içinde basına ve halka yansımaları olan faaliyetlerimiz, devlet görevlilerin işlediği suçların teşhir ve engellenmesi çalışmalarımızın bir bölümünü paylaştık.
Uzun gözaltı sürelerini savcılık katında oturma eylemi yaparak protesto eden avukatlar da biziz.
İşkenceyi, avukat yasaklarını ağzını, gözlerini kollarını bağlayarak alkış ve sloganlarla protesto ederek adliye koridorlarını inleten de biziz.
İşte bu nedenle yasadışı örgüt üyeliği suçlamasıyla davaların sanıkları, terörle mücadele albümlerinin teşhis nesnesi, gizli tanıkların ağızlarına sakız yapılıyoruz.
İşte bu nedenle, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Siyasi şube polisleri, müvekkillerimizin gözaltına alındığına dair bilgi paylaşımları yaptığımız tvetter hesabımıza Üstlenme 1- üstlenme 2 şeklinde başlıklar vererek “terör örgütünün fikir ve ideolojisi doğrultusunda sosyal paylaşım sitesi olan www.twitter.com isimli internet sitesinde Halkın Hukuk Bürosu kullanıcı adı ile yayın yapan kullanıcı hesabında yapılmış paylaşımda …. isimli şahısların gözaltında olduğuna dair yayın yapılmaktadır “ biçiminde sorular yöneltilmektedir.
Daha önce cemaatin polislerince hedef haline getirilen ve 18 Ocak 2013 tarihinde kapıları kırılarak saldırıya uğrayan büromuz ve 14 ay boyunca tutsak edilen büro avukatlarımız yine aynı saldırı tehdidi altındadır. Biz hep bu tehditler altında sürdürdük faaliyetlerimizi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Siyasi şube polisleri, büromuzu, avukatlık faaliyetimizi kriminalize etmeye çalışmakta, meşru mücadele sınırlarımızı daraltmaya zorlamakta, kendi kendimize sınırlar çekmemiz için sıkıştırmaktadır. Bu ayakoyunlarını, yıldırma politikalarını iyi tanıyoruz. Şaşırmıyoruz ama tüm halkımızın devrimci demokratların bilmesini istiyoruz ki; insanlık tarihinin öğrettiği tarihsel ve siyasal haklılık bilincinin verdiği meşrulukla direnmeye, haklar ve özgürlükler, adalet mücadelesini büyütmek için adımlarımızı hızlandırmaya devam edeceğiz.
BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!
İŞKENCE İNSANLIK SUÇUDUR, İŞKENCELERE SON!
DEVRİMCİ TUTSAKLAR ONURUMUZDUR!
HALKIN ADALET VE HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİNİ BÜYÜTECEĞİZ!
HALKIN HUKUK BÜROSU
Gürsel Mah. Çevik Sok. No:13/10
Kâğıthane/İSTANBUL
Tel/Faks 0212 296 31 59
halkinhukuk@gmail.com
